Anlaşıldığı üzere insan bir süre duvara tırmanınca bişiyler gayet loaded olup bir hayli de yaşlanarak dışarıya çıkıyor!.

(wooopssss!)
Ulan bu araştımacıların da hiç işi gücü yok valla ya.
Deniz kenarına yakın oturanların cinsel isteklerinin daha fazla olduğu açıklandı.
25 Şubat 2006 10:32Deniz kenarına yakın oturanların cinsel istekleri daha fazla. Denizden yayılan koku ile deniz görüntüsü beyni etkileyerek akla cinselliği getiriyor. Araştırmacılar, cinsel isteksizlik yaşayanların sahilde düzenli olarak yürümesini öneriyor.
Bizim Türk milleti zaten her hafta sonunda seks yaptığı için kimse takmaz o sırada bu araştırmaları. Zaten biz Türk milleti olarak seks yapmadan yaşayamayız da… Dünyanın neresinde olsak olalım, biz Türkler her yerde şeyimizi düşünürüz zaten (di mi len amerika/almanya).
Microsoft yine bir yerlerinden USB sürücüsü dağıtıyor. Elinizi çabuk tutup formu doldurun çünkü kaynaklar sınırlı diyorlar (ama gizli kaynaklara göre ellerinde 1 milyar adet bile olabilirmişmiş: reklam bütçesi ne de olsa). Aslında sayfanın altında minik bir notta bu teklifin sadece amerika içinde geçerli olduğunu yazmış adamlar ama anlamadım o zaman niye ülke seçeneği koymuşlar..
Her neyse, bu adrese gidip kendinize de bir tane beleş USB zımbırtıdan kapın derim (soldaki resimde gözüken zımbırtıdan yani). Formu şöyle doğru doldurabilirsiniz:
Soru 1: How many ways are there to obtain a full Microsoft® Windows® Desktop license?
Cevap 1: 2
Soru 2: Volume License Agreements cover Windows Desktop operating system upgrades only.
Cevap 2: True
Soru 3: OEM operating system licenses are non-transferable.
Cevap 3: True
Soru 4: The most cost-effective way to acquire an initial, full underlying Windows Desktop license is preinstalled.
Cevap 4: True
Açlığın lüzumu yok: kelle başı bir tane dağıtıyorlarmış işte. Sanırım 6 hafta içinde beleş USB diskim gelecek. Oh ne güzel. Vermediğimiz lisans paralarını çıkartıyoruz kıyısından köşesinden…
Yine çoktan seçmeli(!) bir test arenasından çıktık. İşte sonuçlar ve gizli saklı gerçekler:
Curvy and NaughtyRaw score: 81% Big Breasts, 50% Big Ass, 40% Cute!
Thanks for taking the T and A and C test! Based on your selections, the results are clear: you show an attraction to larger breasts, larger asses, and sexier composures than others who’ve taken the test.
Note that you like women overall curvier than average.
My third variable, “cuteness” is a mostly objective measure of how innocent a given model looked. It’s determined by a combination of a lot of factors: lack of dark eye makeup, facial expression, posture, etc. If you scored high on that variable, you are either really nice OR you’re into deflowering teens. If you scored low, you are attracted to raunchier, sexier, women. In your case, your lower than average score suggests you appreciate a sexier, naughtier look. Kudos!
Recommended Celebrities: Supermodel Laetitia Casta and Actress Angelina Jolie.
My test tracked 3 variables How you compared to other people your age and gender:
You scored higher than 94% on tit-size
You scored higher than 55% on ass-size
You scored higher than 9% on cuteness Link: The Tits, Ass, and Cuteness Test written by chicken_pot_pie on Ok Cupid.
Eyvah afişe olduk!..
Türkiye’deki seksüel yaşamı kızlar şöyle yada erkekler böyle diyerek sadece tek cins üzerinden yorumlamak zor.
Nasil türk erkekleri öküz doğru olmasına rağmen, o erkeklerle öküzlükte yarışacak kadınların da sayıca çok olduğunu bize söyluyorsa, türk kızları soğuk gibi bir yakıştırma da aynı şekilde erkeklerin bu frijitleri nasıl yarattığını da ortaya koyuyordur.
Bu tarz şeyler anlatılınca aklıma hep şöyle bir diyalog gelir:
Erkek 1: Abi dün kızlaydık…
Erkek 2: N’aptınız?
Erkek 1: N’apalım, oturduk öyle, vermedi orospu!.
Erkek 2: Vay harbi orospuymuş ha, siktirsin…
Şu da alternatifi. Sadece kızı değiştirelim, erkekler aynı kalsın:
Erkek 1: Abi acaip yorgunum.
Erkek 2: Hayırdır lan?
Erkek 1: Abi kız manyak çıktı…
Erkek 2: Vay motormuş ha, ilk geceden hem de!.
Sonuçta kızların verseler de, vermeseler de orospu ilan edildikleri bir toplumuz. Oh ne güzel.
Vicdani retçiler için çözüm aranıyor diye bir haber çıktı:
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, “Askerliğini yapanla yapmayan arasında eşitlik sağlanması için bir alternatif getireceğiz” dedi.Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, vicdani retçilerle ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararının ardından bir düzenleme yapılmaya çalışıldığını söyledi.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Vecdi Gönül, vicdani ret konusunda AİHM’in düzenlemesine atıfta bulundu. Gönül, “Biliyorsunuz dövizli askerlik konusunda da böyle yaptık. 38 yaşına kadar hakkı olduğu halde başvuru yapmayanlara daha fazla ödeme yapma zorunluluğu getirdik” dedi.
Bakan Gönül, “Burada da bir müeyyidelendirme yapmak zorundayız. Yani bir kamu hizmeti olabilir, başka birşey olabilir ama askerlik yapanla yapmayan arasındaki eşitliği sağlamak için düzenleme yapılacak, çalışmalar devam ediyor” diye konuştu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, vicdani retçi Osman Murat Ülke’nin açtığı davayı geçtiğimiz Ocak ayında sonuçlandırmış, askerlik yapmak istemeyen bir kişiye zorla askerlik yaptırdığı gerekçesiyle, Türkiye’yi mahkum etmişti. Mahkeme, bu konuda yeni bir yasal düzenleme gerektiğini kaydetmişti.
N’aapsak n’eetsek acaba?. Biraz sabredip duruma göre birşeyler yaparız..
Bu ara tüm viking ailesi durup durup düşünüyor Bülent Abi ne haltlar karıştırıyor. Anladığım kadarıyla Abi herkesi bloke etmiş durumda, ilginç bir olay bulduğunda da blokeyi kaldırıp mesajları ardı ardına millete dayıyor…
Gelelim bu mesajın iade-i ziyaretine. Bülent Abi boş durur mu? 10 yıllık master planı bir anda gerçeğe dönüştürmüş durumda. Habertürk ‘teki bir yazıyı gönderdi bana. Bakalım yazıda Bülen Abi ‘nin olayına ışık tutacak bir olay, bir vukuat var mı?
Güvenli Seks Yapın ve İz Bırakmayın… Yakalandığınızda Daima İnkar Edin. Erkekler ve Kadınlar İçin Yakalanmadan Aldatmanın 39 Altın Kuralı!
- Cep telefonu ile gelen (ya da sizin yazdığınız) mesajları anında silin. Yazılı belge bırakmaktan daha kötü bir şey olamaz.
- Sevgiliniz telefon ettiğinde eşiniz yanınızdaysa, hemen (ama fazla telaşa da kapılmadan) “Yanlış numara” diye kapatın. Son arayan numarayı da anında telefondan silmeyi unutmayın.
- Cep telefonunuzu ortalık yerde bırakmayın. Siz banyodayken veya mutfakta iş yaparken telefonunuz çalabilir ya da mesaj gelebilir. Eşinizin telefonunuza bakması çok doğal değil mi?
- Mümkünse eşinizin numarasını bilmediği bir cep telefonu daha satın alın. Faturasız hat olsun.
- Sevgilinizi eşinizden uzak tutun. Asla bir araya gelmemeleri, hiçbir şekilde karşılaşmamaları gerekir.
- Güvenli seks yapın ve iz bırakmayın. Bill Clinton’ın yaşadıkları size ders olsun.
- Sevgilinizden ayrılmak istediğiniz zaman bunu çok diplomatik bir şekilde yapın. Asla damarına basmayın, canını acıtmayın ki intikam almaya kalkmasın!
- Sevgilinize asla vaatlerde bulunmayın ki beklentisi olmasın.
- Yakalandığınızda daima inkâr edin, her şekilde inkâr edin. İhaneti kabul etmek işleri daha da zorlaştırmaktan başka bir işe yaramaz.
- Sevgilinizi; eşinizin, arkadaşlarının, akrabalarının ya da ‘muhbirlik’ yapabilecek kişilerin gittiği ya da gidebileceği yerlere götürmeyin. Mümkün oldukça gözlerden uzak yerlerde buluşun.
- Sevgilinizle umuma açık yerlerde buluştuğunuzda sevgi gösterilerinden kaçının. Elini tutmayın, sarılmayın, aynı çatalla yemek yemeyin. Yoksa ‘iş konuşuyorduk’ yalanının arkasına sığınamazsınız.
- Arabanızın kilometre göstergesinde uzun mesafeler olmasın. Gerekirse araba kiralayın ama ödemeyi nakit yapın.
- Sevgilinize pahalı hediyeler almayın, para yardımında bulunmayın. Aşırı harcamaların hesabını eşinize vermekte zorlanabilirsiniz.
- Sevgilinizi asla evinize getirmeyin, getirirseniz, küveti, yastıkları bile temizleyin.
- Sevgilinizin ismini cep telefonunuza ya da başka bir rehbere sakın kaydetmeyin. Aklınızda tutun.
- E-mail veya internet üzerinden aldatıyorsanız, e-mail mesajlarınıza ve girdiğiniz adreslerin iz bırakmamasına dikkat edin. Tüm e-mail’lerinizi silmeyin. Bu da şüphe çeker.
- Sevgiliniz ve eşinizin benzer parfümleri kullanmasını sağlayın.
- Ofisinizde, arabanızda, mutlaka yedek gömlek, iç çamaşırı, bluz vs. bulundurun.
- Yanınızda prezervatif, doğum kontrol hapı taşımayın.
- İnternet sohbetlerinde ‘cash’ sorunu çok can yakmıştır dikkatli olun.
- Cep telefonlarınıza ayrıntılı fatura istemeyin; faturalarınızı tercihen ofise ya da güvenli bir adrese isteyin.
- Buluşmak için tercihen kır otelleri gibi yerleri kullanın. Aslında en doğrusu otele gitmemek, çünkü bu arkada kayıt bırakmak demektir.
- Etrafınıza kesinlikle çapkınlık öyküleri anlatmayın. Çünkü söyleme dostuna söyler dostuna prensibi her zaman işler.
- Eşinize alışılmadık ilgi gösterilerinde bulunmaya kalkmayın.
- Özel günler için çift mesai yapmanız gerekecektir, hem cinsel performansınızı hem cüzdanınızı hazır tutun.
- Sevgilinize tercihen farklı kişilik özellikleri ile yaklaşın, yani aslında balık seviyorsanız kırmızı etten hoşlandığınızı söyleyin, böylece başka zamanlarda da karşılaşma riskinizi en aza indirmiş olursunuz.
- İsimleri sakın karıştırmayın.
- Aşık olmamaya bakın, aşık olmanız en büyük falsonuzdur.
- “Bozacının şahidi şıracıdır” prensibini hatırlayın ve çapkınlıklarını güvendiğiniz bir arkadaşınızın nezareti altında ya da birlikte gerçekleştirin.
- Vücudunuzda asla iz bıraktırmayın.
- Eşinize karşı cinsel performans ritminizi bozmayın.
- Artık her yer güvenlik kamerası dolu, dikkatli dolaşın.
- Tek gecelik ilişkiler en iyisidir. Kimlik bilgisi ve telefon vermeyin.
- Eğer ilişkiye girecekseniz evli olduğunuzu mutlaka söyleyin. Böylece olası rezaletleri engellemiş olursunuz.
- Sevgilinizi işyerinizden bulmaya kalkmayın, iş rekabeti özel hayatın sırlarını da kapsar.
- Sevgilinizle çılgın aktivitelerden uzak durun, yaralanma ya da hasar durumunda açıklayamazsınız.
- Sevgilinizin yakınları ve arkadaşlarından uzak durun.
- Erkekseniz kadınlardan ders almaya bakın, kadınlar asla yakalanmaz.
- Sevgilinizi hamile bırakmayın, sevgilinizden hamile kalırsanız (kadınsanız) eşinizden kalmış gibi yapın. Ya da kürtaj için en uygun zamanı bulun. (İş seyahati veya sabah erken; böylece dinlenmeye vaktiniz olur)
Arzu ERDOĞAN / TEMPO
Ulan şu olayın da bi zevki vardı, onu da elimizden alıp gittiler işte..
Bugün matematik bilen çöpçü de, simitçi de işini diğerlerinden daha iyi yapar diyen bir mail geldi. Açtım baktım, içinden şöyle bir destansı öykü çıktı:
Ankaralı SimitçiSon bir yıldır öğle yemeklerini dışarıda yemek durumunda kaldığımızdan, işyerinden iki ağabeyimle Tunalı civarlarında yemeğimizi yiyip, öğleden sonrası için de Tunalı Pasajı ‘nın karşısındaki köşeden simit alıyoruz. Birkaç gündür tezgahın başka birisi tarafından işletildiğini fark etmiştim. Dün de bu sefer simidi ben alacağım diyerek tezgaha gittiğimde, simitçi ortalıkta görünmüyordu. Ben de her tezgahın başında simitçi olmadığında, Türklerin yaptığı refleks ile tezgahın camını açıp, parayı koyup, iki tane simit alacaktım. Öyle de yaptım: tezgahın sürgülü camını açtım, 1 YTL ‘yi rafa koydum. Tam simitleri alacaktım ki, orada üstüne el yazısıyla bir şeyler yazılmış, kağıtları gördüm. Meraklı olmam sebebiyle yahu bu da nedir, ne yazmış bu adam acaba, bir bakayım dedim:
8:10 – 2
8:15 – 1
8.21 – 1
8.22 – 2
…
..
.Anlayacağınız bu listede öğleye kadar hangi dakikada kaç simit satıldığı yazıyordu. Sonra bu listenin altına:
13:55 – 2yazıp, ne yazdığıma dikkat etsin diye de 2 ‘nin üzerine bir de yıldız koyup, simitleri aldım. Veritabanı tutmaya bayılırım. “Adamdaki bilince bak, veritabanı tutuyor!” dedim. Ama emin değildim. Belki de belediye böyle bir şeyler istemiştir dedim. bugün aynı simitçiye yine uğradım, bu sefer oradaydı. Nasılsın, iyi misin, sohbetinden sonra ise şöyle bir muhabbet geçti:
– 13:55 simitlerini toplama ekledin mi?
– Abi sen miydin o?
– Neden böyle bir liste tutuyorsun? Belediye mi istiyor?
– Yok abi, ben 15 gün önce aldım bu tezgahın işletmesini, henüz müşterinin yabancısıyım. Bunları dakika dakika yazıyorum. Hangi saatlerde müşteri yığılıyorsa, ona göre sıcak simit getireceğim. O gün sabahın simidi akşama kaldı, utandım valla müşteriden.İçimden simitçinin ellerine sarılıp öpmek geldi.
Yaa işte böyle.. İster CRM (Customer Related Management) diyin, ister PR (Public Relation), isterseniz de Market Research… Ben simitçinin yaptığı işten kendime mesaj çıkarmazsam ölürdüm. Ne mi çıkardım?. Yoo, o kadar uzun boylu değil: her şeyi de yazacak değilim!. Herkesin mesajı kendine…
Artık her simit aldığımda aklıma veritabancı simitçi gelecek. Zeka, işine saygı, kar arttırma bilinci… Hepsinin sonucunda yaratılan gerçek katma değer ve farklılaşarak rakiplerinden ayrılma…
Bunları öğretmek için yıllarca insanları yüksek ücretli okullarda okutuyorlar. Sonuç veritabancı simitçinin yanından bile geçemeyecek olanlar bakın her yerde yüksek maaşlar alıp, endam gösteriyorlar.
Valla ilginç bir yazı. Sonuna bile katılmamak elde değil ki. O kadar çok salak adam var ki piyasada paraya boğulmuş. Excell ile tablolama yapıp rakamları hesap makinasıyla toplayanlar yine akıllı sayılıyor, daha kötüleri de var. Hepsi de cimrilikleri ile daha fazla para kazanabileceğini zannedip kendi kendilerine mastürbasyon yapıyorlar. Birşey vermeden hiçbir halt kazanamayacağını bilmeyenlerin kafasına düşsün koca koca saksılar. It takes money to earn money, o kadar!..