Zombilerin Gecesi

Giriş ve Sonuç: Çok Dikkat

Bu hafta ekonomi ve finansal sistemde yaşananlar kürede dev bir satış dalgasını ya da katasrofik vaka olasılığını artırdı. Bu olasılıklar hala en fazla %50 civarında, ama çok dikkat etmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz. Bir ya da bir kaç ay sürecek bir ayı pazarı tüm küreyi etkisi altına alabilir. Bu senaryo ışığında Türkiye’ye stres testi uyguladığımızda, politikada yönetim eksikliğinin en büyük sorun olduğunu, ardından küresel kredi pazarının tıkanmasının finans dışı sektöre vereceği hasarı görüyorum. Bu hasar TL’de devaluasyon olarak yansıyarak tüm ekonomi ve piyasaları vurabilir. Döviz ve döviz cinsinden Euro‐tahviller ve altın cazip gözüküyor.

Zombi Bankalar

Yeni bir tsunamiden korkuyorum, çünkü küresel finansal sistemin sorunları bir buçuk yıllık çabalara rağmen halledilemiyor, artmaya devam ediyor. Artık kamu malın olan Citibank’a yeni sermaye enjeksiyonu yapılacak, ama uzmanlar yeterli olmayacağı görüşünde. Halen en sağlam dev olarak algılanan HSBC bile sermaye artırımına giderken, Doğu Avrupa artık sadece Batı Avrupa’nın merhametiyle ayakta duruyor. Bir fon yönetim şirketinin yakında ortak para birimi Euro’nun dağılabileceği haberinin yankı yaratması bile yatırımcıların ne denli panik içinde olduğunun göstergesi.

Finansal sistemin içinde bulunduğu kritik durum bir yandan hisseler vasıtası ile borsaların performansını, öte yandan kurumların düşen kredi notları ve daralan likiditesi nedeniyle kredi koşullarını etkiliyor. Bu hafta Endonezya 10 yıllık vadede ancak %11’den borçlanabildi. Yavaştan açılan özel şirket tahvil pazarı yeniden kapanabilir. Bunlara bağlı olarak bankaların kredi verirken her gün biraz daha dikkatli olduğunu ve “evlerine döndüklerini” görüyoruz. Bu unsurlar da ekonomik krizi derinleştiren bir ters etkileşim yaratıyor.

Ekonomik Kriz Derinleşiyor

ABD yılın son çeyreğinde %6.2 daraldı. Japonya’da ihracat yıllık %50 civarında daralıyor. Nereden bakarsanız bakın, küre 1970 petrol şoklarından bu yana, belki de 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana görmediği bir daralma içinde. Bu süreçte ise dünyanın geleneksel motoru ABD tüketicisi hem ciddi bir servet kaybı yaşıyor, hem de işsizlik süratle artıyor. Asya ve Latin Amerika ihracat da yapamıyor. Bankacılık sistemi kilitli, GOP’ların cari fazla ve rezervleri hızla eriyor. Bu derinlikte bir resesyonun artık 2009 yılında bitmeyeceği çok kesin. 2010 yılında ne olacak sorusuna da cevap aranırken, finansal sistem de hiçbir iyileşme olmaması büyük eksi. Ekonomik krizin beklenenden çok daha derin ve uzun süreceği algılaması da tsunami beklentisinin ikinci nedeni.

Altın ve Oynaklık

Altın bu hafta değer kaybetti, ama trend olarak değer kazanıyor. Niçin, bence sebebi basit. Artık birçok yatırımcı finansal sistemde güvenilir bir menkul kıymet türü kalmadığını düşünürken parasının değerini korumak için altına kaçıyor.

ABD doları da değer kazanıyor, çünkü ABD’nin durumu göreceli olarak Japonya ve AB’ye göre iyi. Ama, ülkenin şu ana kadar harcama ve finansal sistemi kurtarma taahhütleri 10 trilyon dolara yaklaştı. Bu yıl bütçe açığı GSYIH’nın %12’sini bulabilir. Bir noktada, ABD getiri eğrisi deflasyona rağmen hızla yükselebilir, ya da dolarda çok sert bir satış gelebilir. Bu ani yön değişimi de tsunamiden korkmak için üçüncü neden.

Zombi Ülkeler ve Vaka Riski

Elden geldiğince diğer GOP’larla ilgili raporları inceliyorum. Mesela Latvia batık. Venezuela Arjantin, Romanya, Bulgaristan, Kazakistan ve Rusya hızla F/X rezervi ve bütçe dışı birikmişlerini kullanarak ayakta kalıyor. Kredi not indirimi veya ödemeler dengesi sorunlarından kaynaklanan bir kriz, ya da para biriminden kaçış dönüp dolaşıp bir küresel panik yaratabilir ve bizi vurabilir. Bu da tsunamiden korkmam için son neden.

Türkiye’ye Stres Testi: Politik Belirsizlik

Şimdi, eğer bu kötü senaryo gerçekleşirse, Türkiye ne kadar direnç gösterebilir, bir bakalım.
Artılarımız var, inkar etmiyorum.

En başta, cari açığın hızla daralması ve enflasyonda düşüşün süreceği algılamasının TCMB ve tüm aktörler arasında paylaşılması geliyor. Para politikası daha bir süre ekonomiyi desteklemek için kullanılacak.

Ama, iki tane de çok büyük sorunumuz var. Birincisi yalnız hükümet değil, tüm Ankara’nın gözü seçimden başka bir şey görmüyor. Ankara hala paketlerle ve IMF olmadan ülkeyi bu krizden kurtaracağı düşüncesinde. Eğer dışardan şok gelirse, Ankara yanlış tedbir alabilir, veya tedbirleri seçimler sonrasına geciktirerek zararın artmasına neden olabilir. Bununla bağlantılı bir senaryo, Ankara’nın yardıma ihtiyacı olduğunu kavradığı günlerde, IMF’nin diğer “hastaları” ile meşgul olup zamanında bize yardıma yetişmeyecek olması.

İkincisi ise, cari açıktaki hızlı daralmaya karşın biz bu sene dış finansman gereksinimi hala 15‐25 milyar dolar arasında hesaplıyoruz. Eğer dışarda kredi pazarları tırmanırsa, aşağıda piyasalar bölümünde anlatacağım habis senaryolar ile karşı karşıya kalırız. En son Ödemeler Dengesi verilerinde zaten tüm geleneksel finansman kalemlerinde gözle görülür daralmalar var. Ödemeler dengesinin “net hata ve noksandan” gelen 12 milyar dolar kurtarıyor. Bunun kaynağı yerlilerin yastık altındaki dövizi bozdurmaları veya Servet Affı olabilir. Ama, yastık altında kaç milyar var? Ayrıca, EĞER TL’nin UZUN SÜRE zayıf kalacağı algılaması yayılırsa, kimse doları bozdurur mu? Servet Affı da zaten siz bu satırları okurken bitti. Belki uzatılabilir, ama tekrar ediyorum: Şirketini kurtaramayacağını anlayan patron, bir de yurtdışındaki parasını heba etmez.

Piyasalar: Zombi’lerin İntikamı

Bence, %50 olasılıkla önümüzdeki bir ay içinde süresi haftalarla ölçülecek 2006 baharı, ya da 2007 Ağustosu türü dev bir şok yiyecek piyasalar. Bunların nedenlerini yukarıda saydım. Ayrıca, hedge fund’lara yeni itfalar gelmesi ve bankaların “korumacılık” nedeniyle başka ülkelere kredi vermek istememesi veya vermemeye zorlanması da bize özgün riskler. Alternatif olarak, mesela Geithner planı çalışmaya başlayacak, konut pazarından aniden iyimser veriler gelecek ve bir ralli yaşayacağız. Bu görüşü asla göz ardı etmiyorum. Birçok uzman da F/K’ların düşük olduğunu iddia ediyor. Ama üstüne bahse girecek kadar kuvvetli olduğunu sanmıyorum. Ama, Wall Street bir %20 daha sopa yerse, o zaman çok olumlu olabilirim.

Negatif tür şoklar yaklaşıyorsa, şu göstergeler çok mühim olur:

  • VIX ve diğer tüm oynaklık göstergeleri aniden yukarı sıçrar.
  • Büyük bir banka veya ülkenin batmakta olduğu söylentileri yayılır.
  • Altındaki fiyat artışlarının devamı tehlike işaretidir.

Şokun bize yansıması muhtemelen kredi pazarlarının yeniden kitlenmesi ve finans dışı kurumların dış kredilerinin döndürülememesi kanalıyla olacak. Bu durumda, şirket iflasları artacak ki, bu Borsa’yı vurur, çünkü batan şirketlerin bir kısmı kotedir. İkincisi, tüm bankaların kötü aktifleri artacağı için İMKB‐100 ikinci bir darbe yer.

Daha önemlisi, spot piyasada birçok ayrı kaynaktan döviz alım talebi gelir. 4‐6 hafta sürecek bir çalkantıda TL’nin sepete karşı %10‐30 arası değer kaybı olası.

Böyle bir ortama yaklaştığımızda derhal dövize geçeceğiz. Başka hiçbir şey kurtarmaz.

Çalkantıdan sonra TL güçlenip, ülke riski düşeceği için 3‐15 yıllık Euro‐tahvilleri de iyi yatırım olur. Altın her türlü riskten korkanlar için güvenli liman. Mevduat vadesinin kısaltın, ama repodan kaçmayın.

Leave a Comment