15-02-2010 12:18:16 » İzzy Fıkra bölümüne yazdı.
Rahibin kilise bahçesinde bir kümesi vardır. Bir gün horoz ortadan kaybolur. Horozu bulması, ya da yeni bir horoz alması gerek. Ayinden sonra cemaatine sorar:
Bütün erkekler ayağa kalkar..
- Hayır onu demedim, horozu gören var mı?..
Bütün kadınlar ayağa kalkar..
- Hayır efendim, yani ben başkalarının horozunu kim gördü demek istiyorum..
Kadınların yarısı ayağa kalkar.. Rahip iyice kızar..
- Allah, Allah!.. Ne laf anlamaz insanlarsınız. Benim horozumu kim gördü yahu?..
Bütün rahibeler ayağa kalkar..
Burası
14-02-2010 12:19:51 » İzzy Fıkra bölümüne yazdı.
Bizim Ahmet lokantada otururken içeri çok güzel bir hanım gelmiş, tek başına bir masaya oturmuş. Ahmet hemen hanımın yanına gitmiş, birlikte yemek yemeyi önermiş; sonra da masaya çökmüş.
Hanıma hemen sormuş:
- Ne iş yapıyorsunuz?
- Akademisyenim. Erkeklerin cinsel güçleri üzerine araştırma yapıyorum!
Ahmet bir iki yutkunmuÅŸ ama bozuntuya vermemiÅŸ:
- Peki ne çıktı araştırmalarınızın sonucunda?
- AÅŸağı yukarı iki yıl çalıştım… Sonunda gördüm ki, kadını en çok mutlu eden erkeklerin başında İtalyan’lar geliyor…Sonra da İran’lılar! Bu arada, benim adım Canan, sizin adınız nedir?
Ahmet hemen cevabı yapıştırmış:
Burası
10-02-2010 14:17:57 » İzzy Fıkra bölümüne yazdı.
BektaÅŸi’nin birine konuk gelecekmiÅŸ. BektaÅŸi konuÄŸu nasıl ağırlar… Elde yok, avuçta yok.. Mahçup olmak da istemiyor… KomÅŸusu yahudi’nin bir sürü keçisi var… Keçilerin birini çaktırmadan alıp kesiyor… Ama çaktırmadığını sanan kendisi… Yahudi, aÄŸacın arkasından gözlermiÅŸ durumu… Diyor ki kendi kendine, “ÅŸimdi kadıya gitsem, kadı müslüman, o müslüman, ben yahudi… Davayı kazanamam. Hadi kazandım, bektaÅŸi’nin nesi var ki, ondan alıp bana versin… Biz artık tanrı’nın huzurunda hesaplaşırız… Yıllar geçiyor. Yahudi tanrı’nın huzurunda davacı oluyor bektaÅŸi’den… Mahkeme kuruluyor..:
- Tanrı: Sen Yahudi kulumun keçisini kesmiÅŸsin…
- BektaÅŸi: Kesmedim…
- Yahudi: Ben gözlerimle gördüm..
- BektaÅŸi: Allahım… Bir mahkemede bir adam hem ÅŸahit, hem davacı olamaz.
- Tanrı: Haklısın ama, ben her ÅŸeyi görürüm. Ben de gördüm, kestiÄŸini…
- BektaÅŸi: Allahım, aynı mahkemede, hem ÅŸahit, hem hakim olunmaz…
- Tanrı: Gene haklısın, o zaman getirin keçiyi, ona soralım…
- BektaÅŸi: Ne?!. Keçi burada mı?!. Ver onu o zaman bu yahudi’ye, bitsin bu dava…
Burası
04-02-2010 15:20:59 » İzzy Fıkra bölümüne yazdı.
Tabura yeni bir komutan gelmiş ve askerleri toplayarak bir konuşma yapacağını belirtmiş. Bütün askerler toplanmışlar ve komutan başlamış konuşmaya:
- Bugün tanışmak için sizleri buraya topladım. Benim adım Ahmet, soyadım Kırç. Tekrar ediyorum, Kırç. Arada R var. Sakın ola diliniz sürçmesin çok fena yaparım. Herkes iyice ezberlesin hata istemem!
Askerler dağılmışlar ve herkes “arada R var, arada R var” diye içinden ezbere koyulmuÅŸ. Komutan ise bu konuda ne kadar hassas olduÄŸunu göstermek için saÄŸda solda gördüğü askere soruyormuÅŸ:
- Sen…
- Emredin komutanım!
- Soyadım ne benim?!
- Kırç komutanım.
- Aferin! İşinin başına!
Komutan böyle böyle hergün bir kaç kere soyadını soruyor ancak kimse şaşırmıyormuş. Laz ise bu konuda çok sancılıymış. Ya birgün piyango kendisine çıkarsa ve şaşırırsa diye daralıp dururmuş.
Nihayet birgün tören esnasında komutan aniden arkasına dönmüş ve Laz’ı iÅŸaret ederek:
Laz heyecandan konuşamıyor, nutku tutulmuş. Yaprak gibi sallanmaya başlamış. Komutan gayet sinirli:
- Sana söylüyorum, cevap ver, asabımı bozma!
Hemen arkasındaki arkadaşı bakmış Laz’in başı belaya girecek hemen fısıldamış:
- Arada R var, arada R var…
Bunun üzerine Laz cevap vermiş:
Burası
03-02-2010 19:14:10 » İzzy Fıkra bölümüne yazdı.
Adamın biri gazetede gördüğü seçkin bir şirketin iş ilanına başvurur ve kısa bir süre sonra da görüşmeye çağırılır.
Görüşme olumlu geçer ve prensipte anlaşıldıktan sonra çalışma koşullarına gelindiğinde müstakbel patronuyla aralarındaki konuşma şöyle gelişir.
- Beyefendi bilmeniz gereken bir mevzu var ki, ben 5 bin dolardan aşağı bir ücretle çalışmam.
- Aman efendim dert ettiÄŸiniz ÅŸeye bakın. Biz zaten 7′500 dolardan aÅŸağı maaÅŸ vermiyoruz kimseye..
- Harika! ancak bir mevzu daha var ki bana tahsis edeceğiniz araba iyi bir araba olmalı üstelik son model.. Zira başka türlü çalışamam..
- Hah hah haa hiç merak etmeyin biz zaten bütün Çalışanlarımıza jip veriyoruz.üstelik Chrysler..
Adam gittikçe hem sevinmeye hem de endişelenmeye başlar, ama böyle bir fırsatta ele geçmez deyip devam eder konuşmasını sürdürmeye..
- Peki yalnız çalıştığım ortam stresli olursa ben verimli olamam.. Bu nedenle sadece benim için çalışacak bir hizmetli ve bir de özel asistan ile yardımcı istiyorum..
Müstakbel patron aynı rahatlıkla cevap verir..:
- Bu konuyu da düşünmeyin efendim zaten ÅŸirketimizin bir reviri bu revirde istihdam edilmiÅŸ her bir çalışan için özel hizmet verecek masözlerimiz var…
Adam artık iyice afallamıştır ve dayanamayıp sorar:
- Şaka yapıyorsunuz herhalde?!
Patron cevap verir:
- Ama önce siz başlattınız..
Burası
19-01-2010 02:19:03 » İzzy Fıkra bölümüne yazdı.
New York’ta bir bankanın önünde son model Rolls Royce otomobilinden inen adam, hızlı adımlarla bankaya girdi ve önüne çıkan ilk görevliye, bireysel kredi için baÅŸvuruda bulunmak istediÄŸini söyledi. Görevli onu, müşteri temsilcisine götürdü. Adam, çok acele bir iÅŸ için Avrupa’ya gitmek zorunda olduÄŸunu ve bu nedenle bir hafta vadeli beÅŸ bin dolar krediye gereksinim duyduÄŸunu söyledi. Müşteri temsilcisi kısa bir araÅŸtırma yaptıktan sonra:
- Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engeliniz yok. Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz. Bu nedenle, söz konusu krediyi verebilmemiz için karşılığında sizden bir teminat almak zorundayız.
Adam cebinden Rolls Royce’un anahtarını çıkardı, bankanın müşteri temsilcisine uzattı:
- Çok acelem var, uçaÄŸa yetiÅŸeceÄŸim. Kapıdaki Rolls Royce’umu teminat olarak alabilirsiniz.
Kredi işlemleri çok hızlı bir bicimde tamamlandı. Banka Rolls Royce otomobili bankanın garajına çektiler, adama da beş bin dolar krediyi verdiler. Müşteri temsilcisi, kişisel merakını gidermek için bir hafta boyunca özel bir araştırma yaptı ve bankalarının bu yeni müşterisinin çok büyük bir iş adamı ve çok büyük bir servet sahibi olduğunu öğrendi. Bir hafta sonra adam yeniden gelip, borcunun anaparası beş bin dolarla, bir haftalık faizi dokuz buçuk doları ödedikten sonra, müşteri temsilcisi bir türlü yenemediği merakının dürtüsüyle sordu:
- Sizin çok büyük bir iş adamı ve çok büyük bir servetin sahibi olduğunuzu öğrendim. Yalnızca kişisel merakımdan soruyorum. Lütfen söyler misiniz, sizin için çok küçük bir miktar olan beş bin dolarlık krediye neden gereksinim duydunuz?
Adam hafifçe gülümsedi:
- Siz de bana lütfen söyler misiniz? Böyle lüks bir otomobili, New York’ta hangi kapalı garaja, bir hafta boyunca dokuz buçuk dolara bırakabilirsiniz?
Not: Para kazanmak sadece çalışma ve hırsla olmaz, zeka da gerekir…
Burası
18-01-2010 09:45:34 » İzzy Fıkra bölümüne yazdı.
The day after his wife disappeared in a kayaking accident, an Anchorage man answered his door to find two grim-faced Alaska State Troopers.
“We’re sorry Mr. Wilkens, but we have some information about your wife,” said one trooper…
“Tell me! Did you find her?” Wilkens shouted.
The troopers looked at each other.
One said, “We have some bad news, some good news, and some really great news. Which do you want to hear first?”
Fearing the worst, an ashen Mr. Wilkens said, “Give me the bad news first.”
The trooper said, “I’m sorry to tell you, sir, but this morning we found your wife’s body in Kachemak Bay.”
“Oh my God!” exclaimed Wilkens. Swallowing hard, he asked, “What’s the good news?”
The trooper continued, “When we pulled her up, she had 12 twenty-five pound king crabs and 6 good-size Dungeness crabs clinging to her and we feel you are entitled to a share in the catch.”
Stunned, ! Mr. Wilkens demanded, “If that’s the good news, what’s the great news?”
The trooper said, “We’re going to pull her up again tomorrow.”
Burası
10-01-2010 10:48:41 » İzzy Fıkra bölümüne yazdı.
Küçük kasabanın birinde, bir caminin tam karşısında arazisi olan adam, arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış. İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler, ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine nasıl bir iş yeri açacağına da yasal olarak karşı çıkamamışlar. Tüm cemaatin tek yapabildiği şey, imamın öncülüğünde bu genelev için hergün beddua etmekten öteye geçememiş. İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala, her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu genelev yerle bir olmuş. Caminin cemaati bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti saklamaya gerek görmemişler, ancak genelev sahibi adam, cami imamının ve cemaatin direk veya indirek olarak bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile camiye karşı tazminat davası açmış. Cami imamı ve cemaat, savcılığa verdikleri savunmalarında bu konuda herhangi bir şekilde sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler, Bu olayın kendi dualarından dolayı meydana gelmiş olabileceği iddiasını da kabul etmemişler. Gerekli tüm belgeler tamamlanıp mahkemeye günü geldiğinde hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve taraflara dönüp:
- Bu konuda nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum.
demiÅŸ.
- ….Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak ortada tuhaf bir durum var. Taraflardan birisi duanın gücüne inanan bir genelev sahibi, diÄŸeri ise duanın gücüne kesinlikle inanmayan bir imam ve cemaati!..
Burası
09-01-2010 23:26:36 » İzzy Fıkra bölümüne yazdı.
İki adam Akmerkez ‘de eÅŸlerini kaybetmiÅŸ, hararetle arıyorlarmış. Ortada koÅŸuÅŸturup dururlarken birbirlerine çarpmışlar.
demeye kalkışmış birisi…
- Kardeş kusura bakma, karımı arıyorum.
- Sen de benim gibi karını mı kaybettin? Ben de arıyorum…
İçlerinden birinin aklına bir fikir gelmiş..
- ArkadaÅŸ, madem ikimizde karılarımızı arıyoruz, karılarımızın tiplerini birbirimize tarif edelim. Ayrı ayrı yerlerde aramaya baÅŸlayalım, eÄŸer rastlarsak saat 4 ‘te McDonalds ‘ın önüne gitmesini söyleriz..
Diğer ada tamam demiş ve tarif etmeye başlamış..
- Karım sarışın, mavi gözlü, 1.75 boyunda, 60 kg ağırlığında, topuklu beyaz ayakkabı ve kırmızı bir mini elbise giyiyor.. Seninki?
- Siktiret benimkini, seninkini arayalım!!!
Burası
25-12-2009 23:02:30 » İzzy Fıkra bölümüne yazdı.
Odanın birine 1 kadın, 1 ütü ve 1 gömlek koymuşlar. 5 dakika içinde gömleği ütüleyip, kadınla beraber olan kişi kazanacakmış. Japon almış ütüyü eline, gömleği bir güzel ütülemiş. Kadına sıra gelince süre bitmiş. Çıkışta:
- Bizde prensip budur, önce iÅŸ gelir…
Fransız girmiş ve hemen kadına saldırmış. Ütüye sıra gelince süre bitmiş. Çıkışta:
- Bizde prensip budur, önce aÅŸk gelir…
Türk girmiş. Girer girmez vermiş kadına ütüyle gömlegi, o ütülerken işini bitirmiş ve kazanmış. Çıkışta:
- Bizde prensip budur, çalışanı üterler…
Burası
« Önceki yazıtlar Next Page » Next Page »