Dıriims Kam Turu

Nerden hatırlıyorum

Nerden hatırlıyorum

Girdim internete…
Buldum iyi mi.

Dreams come true
Hayaldi gerçek oldu

Disneyland yahu…
Disneyland’ın sloganı bu!

Muazzam hayal gücüyle hayali dünyalar yaratan Walt Disney kurmuştu. Bizde de, sanırım o nedenle procelerini anlatırken “çizgi film” oynatıyor Başbakanımız… Cuk oturmuş doğrusu.

Disneyland’da dile ne dilersen, Alaaddin’in Sihirli Lambası varsa… Bizde ampul yok mu?

Onda Miki Mouse var.
Bizde miki filmi var.
Kaset kaset yayınlanıyor.
Tıkla mouse’unla, izle.

Toy Story mesela.
Oyuncak hikâyesi…
Bagajdan dağıtılıyor.

Robin Hood desen…
Makarna bulgur, doyuyorsun, kömürle ısınıyorsun, e avanta iftar da var, daha ne istiyorsun, Pollyanna gibi geçinip gidiyorsun.

Dikkatli bakarsan…
Pinokyo da var aslında.
Hani şu yalan söylediği zaman burnu uzayan, ipleri başkasının elinde olan kukla!

Aç televizyonu…
Muppet Show orda.
Atatürkçüleri Notre Dame’ın Kamburu ilan eden… Kendi kendilerini konuk alıp, kendi kendilerini tasdikleyenler “yeşil” kurbağa Kermit değil de, kimdir Allah aşkına?

Kulak ver Başbakan’a…
Bağırır hep meydanlarda…
“CHP’nin yaptığı çirkin.”
“MHP’nin tavrı çirkin.”
“BDP’nin sözleri çirkin.”
Nedir bu?
Güzel ve Çirkin.

Aslan Kral, Roger Rabbit, Donald Duck, Cinderella, hepsi Disney’in çevirdiği filmler… Peki ya, Temel Reis, Garfield, Bugs Bunny ve Kırmızı Başlıklı Kız? Onlar Disney’in değil… Zaten o nedenle, Başsavcı’nın evinde çevrilen filmde suçüstü yakalanıp, gözaltına alındılar.

101 Dalmaçyalı ise, değerli ağabeyim Bekir Coşkun yüzünden yasaklandı maalesef… Malum, çocuklar seyredip özenirse, maazallah, köpekleriyle yatarlar.

Diyeceksiniz ki, hepsi iyi güzel de, Alice Harikalar Diyarı nerede?

Kayseri’de… Büyükşehir Belediye Başkanı bizzat açıkladı, “Anadolu Harikalar Diyarı” procesi üzerinde çalışıyor… “Kayseri’de böyle bi mekânın eksikliğini hissettik” diyor.

Disneyland’a gelince…
Onu da Anadolu Ajansı müjdeledi, bi tane Ankara’ya, bi tane İstanbul’a kuruluyor. Haber aynen şöyle: “İsteyen define arayacak, isteyen şatolarda şövalyelerle yemek yiyecek, isteyen denizaltıyla okyanusun dibini keşfedecek, isteyen uzay gemisine binip Ay’a seyahat edecek.”

Gözün ay’dın yani.

En az üç.
Hedef iki bin yirmi üç.
Üç boyutlu gözlüğü de taktın mıydı, tamamdır bu iş, hayırlısıyla oldun süper güç.

?

Hokus pokus…

Seçmen sayısı 10 milyon arttı.
Velev ki, yedik.

Alt tarafı üç tane evraka doğru dürüst bakmayı beceremeyip, memleketi birbirine sokan Yüksek Seçim Kurulu, “noksanlık, fazlalık” olmadığını söyledi.
Velev ki, güvendik.

Seçmen sayısında “fazlalık” olmadığını söyleyen Yüksek Seçim Kurulu, oy pusulası bastırdı, 12 trilyon liraya… Hooop, ne sihirdir ne keramet, aha işte marifet, “noksan”laşıverdi 1 trilyona!
Velev ki, uyanmadık.

Oy pusulasını “anca 12 trilyona basarım” diyen firmayla, “olsun canım 1 trilyona da basarım” diyen firma, aynı firma… “Vatan, millet, demokrasi sevgimizle fiyatımızı indirdik” dedi.
Velev ki, ikna olduk.

Velev ki…
Biri izah eder diye soruyorum:
Seçmen sayısı 52 milyonsa eğer, neden 69 milyon oy pusulası basıldı ve dağıtıldı?

Yırtık olur, bozuk olur, 1 milyon yedek bastırdın, hadi bol bol diyelim, 5 milyon yedek bastırdın… Seçmen sayısından “17 milyon fazla” oy pusulasının anlamı nedir? “Ay ben heyecandan yanlış oy attım, yedek oy pusulası rica edebilir miyim” diyen var mı aranızda?

Yedek oy pusulası kullanma imkânı varsa, neden, orasına burasına mürekkep bulaşmış diye, milyonlarca oy geçersiz sayılıyor? Neden bulaşanlara yedeği verilmiyor? Bulaşıp bulaşmadığını sandık açıldıktan sonra görebiliyorsan…
Yedeklemenin manası ne?

Oy pusulası dediğin, alt tarafı kâğıt parçası, ne filigranı var, ne barkodu…
Niye yok?

Velev ki…
Oy pusulası buldun, x partisine evet’i bastın, arkasına da patates mührü vurdun, zarflayıp, tutuşturdun garibanın eline, “koy bunu cebine, git sandığa at, sana verilen oy pusulasını bana getir, makarnayı bulguru veya çeyrek altını kap” dedin… Kim fark edebilir? İstediğin kadar parti denetçisi görevlendir, üst araması yapılıyor mu sandık başında?
Sizce niye yapılmıyor?

Oy sayısı 52 milyon.
Oy pusulası 69 milyon.
Nerde bu devlet’i boşverin artık…
Nerde bu millet?

Ota, Göte Dair

Sevgili Ö…,

Duygusal püskürmelerin kendine göre bir insanî hakikiliği var, kabul. Ama halk önünde münazara ederken söylenenleri akıl süzgecinden de geçirmek gerekir bence.

Günde beş defa namaz kılmanın yegâne alternatifi rakı sofrasında oturmak, sabaha kadar açık diskolarda 500 defa göt tokuşturmak öyle mi? Çok bayat ezberler bunlar. Hele rumba ile çaçaya bayıldım. 40’larda mıyız? Necip Fazıl sahtekârından bu yana taze bir laf üretemedi mi sizinkiler?

Günde beş defa aynı ruh daraltıcı ezberi tekrarlayacağına bir kayısı ağacı diksen? Şiir yazsan? Üç tane çocuğu toplayıp onlara masal anlatsan? Dağa tırmanıp güneşi selamlasan? Duvar örsen? Kurbağaların gen yapısını incelesen? Tapınak inşa etsen? Cüzamla savaşsan? Kemanla Bach çalmayı öğrensen? Bir general vursan? İnsanlardan bir süre uzaklaşıp hayatın anlamını düşünsen? Yeni kıtalar keşfetsen? Bir insana yardım etsen?

Sana senin tercih ettiğin dilden söyleyeyim. Beş defa namaz kılmaktan çok daha büyük ve gerçek ibadetlerdir bunlar. Yanlış yerde aradığın o tanrıya seni daha fazla yaklaştırırlar.

Yanlış anlamadıysam kilise ayinini, tora ruloları yazmayı, güneşe karşı ateş tapınakları yapmayı da ibadet çeşitleri olarak görüyorsun. “Modern” insanın rumbasıyla çaçasından daha değerli buluyorsun.

Peki, soru şu. Neden SEN bu ibadetleri yapmayı düşünmüyorsun? Pratikte zor diyelim, neden o insanların yanına gidip bir şeyleri paylaşmayı tahayyül etmiyorsun? Tek bir ezbere takılmak neden?

Safsatayla cevap verme, çünkü bu canalıcı bir sorudur. Dindarlığın için ileri sürdüğün gerekçelerin çok da dürüst olmadığını ima eder.

Aradığın şey modern dünyanın anlamsızlığına cevap ise, ben sana söyleyeyim, bin tane cevap var. 1400 yıllık bir zorbalık ideolojisine takılıp kalmak neden?

Hedon tanrısına karşıysan 19 Mayıs törenlerine ne itirazın olabilir? Sabaha kadar rumba ile çaça yapacaklarına insanların vatan uğruna kendilerini feda etmeyi tahayyül etmesi, egolarını silip dev bir orduya nefer olmak istemeleri, varlıklarını Türk varlığına armağan etmeleri fena mı? Tam senin savunduğun şey bence.

Kemal dininin herhangi bir dinden ne farkı var?

Mustafa dinine en ince dokundurmamda köpek sürüsü gibi havlamaya başlayan cahil gençlerin, Kemalci soydaşlarından ne farkı var? Aynı derin cehalet, aynı çiğlik, aynı tahammülsüzlük, aynı korku, aynı “varlığını X varlığına armağan etme” güdüsü, aynı ilkel aşiret mantığı. Peygamberime/atama/tanrıma laf edersen yakarım! Ritüellerimin manasızlığını bana hissettirirsen çok fena küfrederim!

Bir şey daha söyleyeyim de iyice delir.

Bazen rakı sofrasında adabıyla oturmak da insanı tanrıya ayak kokulu bir hangarda eğilip kalkmaktan daha çok yakınlaştırır. Ruhunu açmana yardımcı olur. Ezberlerle kaskatı olmuş yüreğini bir nebze gevşetir. Bazen ama, her zaman değil.

Ömer Hayyam da, Sadi ile Hafız da şarabın ibadete faydasını bilenlerdendi; okumaya değer. Gaza ve yağmayla imparatorluk kuran çakma din adamlarından değillerdi çünkü.

Hintliler de boşuna tapınaklarında ot tüttürmüyorlar.

Dayaklık Vatandaş

Anladığım kadarıyla miting meydanında Başbakan’ın yanına sokulup ondan iş istemeye kalktı…
Çok güzel dövdüler…

O “Üzerimde bomba var sandılar” diyorsa da yanılıyor.
Çünkü üzerinde bomba olmadığını biliyorlardı, bu da bomba etkili…
Niye “İşsizlik patladı” diyorlar?..
Maazallah…

Ayrıca “Daha ağzımı açar açmaz o saniye dayak başladı” diyor, kusuru kabahatinden büyük…
Karşısına geçip de ağzını açan hani kimse var mı?..
Demek ki açmayacaksın…
Ağız açmak iyi bir şey olsa televizyonda karşısına dizilen bizim arkadaşlar açar…

Üstelik açılan ağızla ne diyeceksin:
“İşsizim…”
Yani böyle diyeni niye dövmesinler…
Adam “İşsizlik bizde az” diyor, dönüyor “İşsizliği çözdük” diye ekliyor, arkasından tam “İşsizlik yok” dediğinde…
Sen “İşsizim…” diye bağır…

Dahası “bomba” da yok zaten…
Adam böbürlenerek “kefenle yola çıktık” diyor… “Üstümüzde beyaz gömlek” diyor…“Tankla, topla gelsinler” diyor…
Sen kalk küçük kâğıtla git üzerine….
Sinirden gitse, ne şehittir ne gazi…

Dayaklık vatandaş “Beni belki on polis dövdü” diyor ayrıca…
Az…
Hiçbir zaman yeterli değil…
ÖSYM mağdurları ağızlarını açtıklarında, onların karşısına “beş bin ile on bin karşı görüşlü genç” göndermeye kalkmıştı, onları pataklatmak üzere…
“Parasız eğitim istiyoruz” diye ağzını açan çocukları ise altışardan otuz polis dövdü sabah akşam…
Artı; 7’şer yıl hapis…

Ama asıl:
Müstahak…
Demek ki başka türlü anlaşılmıyor…
İlla gidip miting meydanında dayak yedikten sonra fark ediliyor başa gelen…
Zaten dayaklık vatandaş polise “Böyle olacağı hiç aklıma gelmemişti” dedi ya…
Tamam işte…
“Hayaldi, gerçek oldu…”

Proce

Ankara’ya uzay üssü kurulacak.
Ak’tronot yani.

Bi de radar
koyacaklarmış…
Böcek
kesmedi çünkü.

İstanbul malum… Palamutlar lüferler boğazcıktan, küçük tonajlı hamsiler boğazdan geçecek, ki, maazallah yalılara çarpar marpar…
Pik saatlerde çinekoplara dubalarla ek şerit açılacak.

İzmir ilçe yapılacak.
Demokrat Parti sinirlenip Kırşehir’i ilçe yapmamış mıydı kardeşim, men dakka dukka.

Kırşehir ağaçlandırılacak.
Bi kanal da Ege’ye döşenecek, Denizli’ye deniz götürülecek.

Afyon’a narkotik şube açılacak. Bartın’da alkol yasaklanacak. Ağrı’ya son, fizik tedavi merkezi kurulacak. Aydın,ver oyu, gözünaydın, aksi halde, hayatı kaydın… Balıkesir teslim olursa, esaretten kurtarılacak, yoksa, derhal Alıkesir yapılacak. Bitlis’e söz, altıncı minare, yeter ki, beri gel… Bursa Manisa, adı üstünde, komple Sabancı’ya devredilecek.

Gaziantep var, Şanlıurfa var, Kahramanmaraş var, Van’ın neyi eksik? Vanmünüst olacak.

Bilecik, minicik, Monaco gibi prenslik verdik miydi,
oldu sana Kabilecik… Çorum’a öyle bi proce yapılacak,
inan, bunu Çorumlular bile yapmaz. Giresun’a tünel açılacak, ki, çıkasun…

Diyarbakır’a yeni cezaevi müjdesi verilmişti zaten, güle güle oturun.

Artvin, art niyetli bi yaklaşım, dünya bize hayran politikamız gereği, Vinvin yapılacak. Muğla bu kafayla giderse, bizim nazarımızda Muğlak… Burdur’mak yok, yola devam.

Uçak yapamayan memlekete uzay üssü kurduğumuza inanıyorlarsa, Kars niye Mars olmasın muhterem…Batman yok mu? Holivut’un yıldızı be!
Uşak desen, cebren ve hileyle bütün tersanelerine girilmiş memleketin tescilli adı yapsak, yeridir.

Sen Domalan’sın Büyük Düşün” dememek için, Domalan beldesinin adını değiştirmiştik… Söke’yi dikeceğiz.Manavgat’a hal açacağız. Bodrum’a kat çıkacağız. Neymiş efendim, ilçe girişine her bikinili ölümü tadacak levhası asmışız filan, külliyen yalan, Ölüdeniz’i canlandıracağız. Çukurca’yla Yüksekova’yı birleştirip, hizayagetireceğiz. Borçka’ya kefiliz, Ödemiş’le kardeş
ilçe yapacağız. Bandırma diyorlar, kararlıyız, bandırcez… Mucur’u asfaltlayacağız. Dargeçit’e duble yol…
Can sıkıntısını gidermek için Feshane şenliklerini Of’ffta düzenleyeceğiz. Kulp’a kafa yoruyoruz, hayırlısıyla seçime kadar bi kulp bulacağız.

Antalya’ya tokiyle dalıyoruz, Rantalya kurulacak. Sinop cehapeye oy vermeye devam ederse, Sibop yapılacak. Kütahya’da çeşmelerden siyanür akıtma hizmetimiz devam edecek, herkes bahçesinde altın arayabilecek. Eskişehir’e inat, Nevşehir elaleme pazarlanacak, Newşehir olacak. Avanta Muş’amba dağıtsak olmaz, Muş’mula versek yemez, e hızlı tren de götüremedik, bari dol’muş tahsis edilecek. Çankaya’ya ilk kez dindar cumhurbaşkanı çıktığına göre, Çankırı bundan böyle Ezankırı… Kocaeli’ni kökünden değiştireceğiz, Hanımeli olacak.

(Fener Patrikhanesi’nin Sümela Manastırı’na taşınması procesi, şampiyonluk faciası nedeniyle Trabzon Valiliği tarafından durdurulmuştur… Faruk Özak’ın şehirden taşındığı ve başka şehirden aday olmak istediği iddiası, iftiradır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.)

Maliye Bakanlığı’nın Amasya’ya taşınıp, Zamasya yapılacağı, dedikodudan ibarettir. Ancak, makarna bulgur dağıtımı çerçevesinde Kastamönü ve Çanakkafe proceleri üzerinde çalıştığımız, doğru… Isparta ise, maalesef, 87 yaşındaki zat nedeniyle ıskarta’ya çıkarılacak.

Ordu lağvedilecek,
Rize’ye bağlanacak. Siirt, minareler süngü bağlamında, Şiirt olacak. Konya’ya Hanya müzesi açılacak, kimolursa olsun gelip, ikisini birarada görme imkanı bulacak. Muharrem İnce’nin dokunulmazlığı kaldırılıp, Yalova’ya kaymakam yapılacak. Kırıkkale tamir edilecek. Sakarya’da beceri kursları açılacak. Aksaray’a derhal vezir atanacak.

9 senedir memleketi…
19 senedir belediyeleri yönetiyorlar. Hâlâ cek cak.

99 sene daha dişinizi sıkın…
Hayal’etiniz gerçek olacak.

Deprem ve Mucize

Kütahya’da deprem oldu, komple Ege sallandı, İstanbul, Ankara, Eskişehir, Konya, hatta Edirne bile hissetti. Çünkü… Her yere çok yakın, Türkiye’ye çok uzaktır Kütahya!

Garp’ın tam kalbinde olmasına rağmen, Şark muamelesi görür. Başına bi felaket gelmezse, zahmet edilip,haber bile yapılmaz. Zorlayın mesela hafızanızı… Siyanür ve depremden başka, son 10 senede bi
tane Kütahya haberi hatırlıyor musunuz?
Hatırlayamazsınız.

Zaten, bütün gün yapılan deprem yayınları da, Kütahya endişesi değildir aslında… İstanbul’u tetikler mi rezonans?
Onun derdindedir Bizans.

E fırsat bu fırsat…
Kameralar Kütahya’ya çevrilmişken, araya sokuşturuvereyim bari. Hani her depremden sonra enkaz altından mucizeler çıkar ya… Öyle bir mucize öyküsü yaşanmak üzere Kütahya’da.

Adı, Tavşanlı.
İlçe… Mütevazı.

Alt tarafı 60 bin nüfuslu. En eski adı, Harguş’tu. Osmanlıca, tavşan yani… Muhtemelen “siyanür çağı” öncesinde bol bol tavşan barındırıyordu! Tav-ı şanlı’dan geldiği de söylenir. Tav, harlı ateşte leblebi kavurmayayarayan tava benzeri aletin adı… Mantıksız değil. Leblebinin anavatanıdır. Pek bilinmez. Çorum bilinir. Halbuki, Çorum’a Tavşanlı’dan gitti. Çorum şehir olduğu için, şöhreti de Çorum kaptı. Ege’dedir ama, Akdeniz-Karadeniz iklim kuşaklarının tam ortasındadır. Dedim ya, her yere çok yakındır. Güzel yağmur alır. Bu güzellik sayesinde, neredeyse dünyanın hiçbir yerinde kalmamış olan piramidal karaçam ormanına sahiptir.
İş azdır, işsizlik fazladır. Gençlerin eğitim durumu ise, pek çok şehrimize basar.

Takımı var…

Linyitspor. Kömür İşletmeleri’nin. Renkleri, kırmızı siyah, şehitler ve kömür. İşin enteresan tarafı, Kütahya’nın tek profesyonel takımıdır. Stadı yok. Bir saat uzaktaki Dumlupınar’da oynar. İki taraftar grubu var. Murat Gazi, yetişkinlerin. Neşter, gençlerin. Hastasıyım Neşter’in… Esprili, yaratıcı. İnternet sitelerine “yabancı futbolcu denenecek, gelin idmanları seyredin” diye duyuru koydular, futbolcuları sıraladılar, Japon Mataramasuko, Senegalli De Ura, Nijeryalı Ge Bureye… Gazeteciler koştu. Halbuki, Neşter’in hergeleleri kafa yapmıştı, yerel lehçeyle isimler uydurmuş, “matarama su koy, taa orada, gel buraya” demişlerdi!

Teknik direktör, Mustafa Akçay. Trabzonlu. Hollanda eğitimli. Daha iyi şartlar mümkünken, sıfırdan başlamak isteyen, idealist spor adamı. Kadroda hiç yıldız yok. Çünkü, para yok. “İmece” usulü… En pahalı topçu, otomobil fiyatı. Tunçbilek tesislerinde kalıyorlar. Tavşanlı avuç içi kadar, sosyal hayat yok. 24 saat birlikte yaşıyorlar, aile gibi, bu sinerji sahaya yansıyor. Lakapları meteor. Sadece 4 sene önce amatördeydiler, 4 senede 3 lig atlayıp,
Bank Asya’ya meteor gibi düştüler.

Ve…
Bu küçücük ilçe, Türk futbolunda deprem yaratıp, mucize öyküsüyle, Süper Lig’e çıkmak üzere!

Tarihte örneği yok.

Play-off’a kaldılar. Pazartesi günü, Gaziantep Belediyespor’la yarı final oynayacaklar. Elerlerse, Ordu-Rize galibiyle finale çıkacaklar. Gaziantep’in nasıl olsa Süperlig’de takımı var. Ordu ve Rize desen, köklü camialar, bi başka sene illa ki çıkarlar…
Kalbim Tavşanlı’yla.

Paraları yok.
Arkalarında şehir yok.
Statları yok.
Ruh var.

Deprem dolayısıyla…
Kütahya’ya doluşan medyayı, hazır oradayken, elini taşın altına sokup, bu takımı haber yapmaya davet ediyorum.
Enkaz altından çıkmak üzere olan bu mucize için yürekten dua ediyorum.

7.4 Yetmedi Mi?

7.0 yetmedi mi?

Bir hafta önce türban protestoların sırasında “7,4 yetmedi mi?” pankartını açan sevgili kardeşime seslenmek istiyorum bugün… 20 bin insanın acısı ve cenazesi üzerine politika yapmaya kalkan “o güzel insana” bir çift sorum var. Ey mantosu uzun, aklı kısa kardeşim benim. 7.0 yetmedi mi?

Senin okuduğun gazeteler yazdı mı bilmiyorum ama Amerika’nın, hani o gavur ve Hıristiyan Amerika Birleşik Devletleri’nin, hani o Siyonistlerle iş birliği yaptığı için her yerde bayrağını yaktınız ABD’nin Los Angeles şehrinde 7,0 büyüklüğünde bir deprem oldu bacım… Neredeyse bizimkine yakın bir deprem. Bizde ayni şiddetteki bir deprem 20 bin kişi olup 20 bin kişi sakat kalırken, gâvur, Hıristiyan ve Siyonist dostu Amerika’da sadece 2 kişi yaralandı güzel ablam.

Şimdi türbanlı başını ellerinin arasına alıp düşünüyor musun acaba? Sakarya gibi muhafazakâr bir bölgede Allah binlerce Müslüman’ı öldürerek cezalandırıyorsa eğer, Hıristiyanlara ve Siyonist dostlarına niye kıyak geçiyor? Seks shoplarıyla, porno filmleriyle tüm dünyaya “seks”, “uyuşturucu” ve “günah” ihraç eden bu ülkenin Allah katında ayrıcalığı ne olabilir ki güzel annem?

Oysa adım gibi eminim Sakarya’da, Gölcük’te hayatlarını kaybedenlerin çoğu ölmeselerdi eğer sabah ezanı ile birlikte camilerin yolunu tutacaklardı. Üç aylarda oruç tutacak, Ramazan’da devrilmeyen minarelerin ışıklarıyla birlikte senin ağzına adı bile yakışmayan Allah’ın adı ile birlikte oruçlarını açacaklardı. E nooldu şimdi? 7.0 yetmedi mi güzel ninem? Eğer her coğrafya olayını, her doğal afeti bilimin ve aklın süzgecinden geçirmeden böyle yorumlarsan bu ülkenin yarısı her deprem felaketinden sonra dinsiz olur güzel hala kızım…

Fay hattında 10 katlı binalara izin veren şapşal belediyecilik anlayışını, deniz kumundan inşaat yapan edebiyatçı müteahhitleri, depreme dayanıklı konut üretme çabalarını, hırsızları, uğursuzları bir kenara bırakıp her şey ilahi kudretin intikamı olarak açıklarsan bu deprem 10 yıl sonra gene aramızdan binlerce “dinsizi” alır gider güzel amca kızım… Beynin var mı bilmiyorum, betonların altında inleyerek can veren 20 bin insanı, kadını, çocuğu ve bebeği bir kalemde günahkâr diye silip atan kuş beynini türbanın altında görmek mümkün olamıyor çünkü ama bence bu yazıyı oku ve bütün gece uyumadan düşün.

Allah’ın kullarına böyle cezalar verebileceğini hala düşünüyorsan da git Hıristiyan ol… Çünkü senin bu mantığına göre Allah onları daha çok seviyor. “Gâvurlar” hem senden daha zengin, hem de evleri tepelerine yıkılmıyor.

19 Mayıs

  • Yav bırak Mustafa abi yaa, sen mi kurtarıcan memleketi Allah aşkına!
  • Ama işgal zırhlıları…
  • Boşver şimdi sen işgal zırhlılarını filan… Gün gelir, memleketin malını mülkünü tapusuyla İngiliz’e satar bunlar.
  • Yok canım!
  • Yeminle söylüyorum, İngiliz vatandaşı bakan bile getirip koyarlarsa şaşma.
  • Ama ahval ve şerait…
  • Güzel abim yaranamazsın… Bak şimdi binicez bu dandik gemiye, taaa Samsun’a gidicez, savaş, boğuş, kendimizi paralayacağız, diyelim becerdik, devrim mevrim, anlata anlata dilinde tüy bitecek, sonra sen kahırdan ölücen, önce biraz ağlıycaklar, sonra gene “Son Osmanlı Padişahı” diye pankart açacaklar, mezarında dönücen.
  • Saltanat kalsın diyosun yani…
  • Alışmadık kıçta don durmaz abi, egemenlik megemenlik vereceğine, iki çuval kömür ver, daha iyi… Aha buraya yazıyorum, açlıktan nefesleri kokarken padişahlarına saltanat uçakları alırlar, bu gemiyi de jilet yaparlar, söylemedi deme.
  • Efkárlandım be…
  • Yakma o cigarayı gözünü seveyim, yarın öbür gün belgesel yaparlar, keş gibi gösterirler seni haberin olsun.
  • Hal çaresi nedir peki?
  • Al padişahın kızını, yırtalım.
  • Millet ne olacak?
  • Onlar da ulemaya sorsun artık ne olacaklarını, bize ne, kendi düşen ağlamaz.
  • Laik olmasınlar mı, birey olmasınlar mı, kendi lisanları olmasın mı, şıhlara şeyhlere mi bırakalım kaderlerini?
  • Bak ne güzel söylüyorsun, kader der geçerler, takalım takkemizi bakalım dalgamıza, iş çıkarma başımıza…
  • İyi de, yazık olmaz mı?
  • Asıl bu yaptığını yaparsan yazık olur… Bazıları sana inanacak, etkilenecek, senin fikirlerini yaşatmaya kalkacak, hayatları kayacak, evleri basılacak, içeri tıkılacaklar, kimine saçını örtmediği için fahişe diyecekler, kimine milletin malını Arap’a satmayın dediği için komünist diyecekler, kimine Ne Mutlu Türküm Diyene dediği için faşist diyecekler, darbeci diyecekler… Yorma ahaliyi, kula kulluk edelim, rahat edelim.
  • Yok arkadaş, ben bi deniycem.
  • E sen bilirsin.

Dün Dündür…

2002’de seçimi kazanır kazanmaz, Demirel’e koşup, “engin tecrübelerinizden faydalanmak, danışmak, tavsiyelerinize göre hareket etmek istiyoruz” diyen “çırak” kimdir?

a) Pargalı İbrahim
b) Marcus Merk
c) Lady Gaga
d) Tayyip Erdoğan

327 imam hatip lisesini tek başına açarak, erişilmesi imkânsız rekora imza atan “usta” kimdir?

a) Hüsnü Mübarek
b) Nihat Doğan
c) Usain Bolt
d) Süleyman Demirel

Herkes korkmadan gitsin diye, Başbakanlık arabasıyla cuma namazına giden ilk adam benim” diyenmütedeyyin isyankâr kimdir?

a) Felipe Massa
b) Behzat Ç.
c) Paris Hilton
d) Süleyman Demirel

Bir demokrasi ülkesinde din ve vicdan hürriyeti, temel hak ve hürriyettir. Hakim kılınacak olan şeyler,İslam’ın ana kaideleridir, sünneti seniyyedir” diyen hürriyet abidesi kimdir?

a) Sünnetçi Kemal Özkan
b) Haydar Dümen
c) Kanlı Nigar
d) Süleyman Demirel

İrtica diye bi suç yoktur, insanların lisanında vardır” diyen mütercim tercüman kimdir?

a) Pascal Nouma
b) İsmail YK
c) Victoria Secret
d) Süleyman Demirel

İmam hatip liseleri, imam yetiştirsin diye açılmadı, dinini bilen doktorlar, avukatlar, mühendisler yetişsin diye açıldı” diyen toplum mühendisi kimdir?

a) Bill Gates
b) Mark Zuckerberg
c) Albert Einstein
d) Süleyman Demirel

1924 Anayasası’nda Türk Devleti’nin dini İslam’dır denildiğine göre, devlet de İslam Cumhuriyeti’dir.Atatürk’ün kurduğu devlet laik değildir” diyen ordinaryüs ulema kimdir?

a) Nasreddin Hoca
b) Kont Drakula
c) Prenses Kate Middleton
d) Süleyman Demirel

Hâkim kılınacak olan Kuran hükümleridir. 1930’ların laiklik uygulaması, Marksizmin ateistideolojisinden esinlenmiştir” diyen kravatlı şeyhülislam kimdir?

a) Zuhurat Baba
b) Telli Baba
c) Noel Baba
d) Sade Baba

Bunlar koyun bile güdemez, CHP iktidara gelirse ineklerin sütü kurur” diyen çoban kimdir?

a) Balık Ayhan
b) Dana Ferhat
c) Panter Emel
d) Süleyman Demirel

Ayakkabının yerini çarık alacak… CHP demek, çarık demektir” diyen kunduracı kimdir?

a) Tory Burch
b) Mario Prada
c) Salvatore Ferragamo
d) Süleyman Demirel

Bi taraftan akıl hocası’nın adamlarını transfer edip, hatta, akıl hocası’nın bakanını TBMM Başkanı yapan… Öbür taraftan “o zat şimdi CHP’nin akıl hocası” diyen unutkan zat kimdir?

a) Recep İvedik
b) Patrik Bartholomeos
c) Guus Hiddink
d) Tayyip Erdoğan

Dün “rejim düşmanlarının elebaşı CHP’dir, devlete silah çeken eşkıyanın koruyucusudur” deyip, rejim muhafızlığı rollerine bürünen… Bugün ise, “CHP’deki çetenin elebaşı” olmakla suçlanıp, “the godfather” muamelesi gören holivut aktörü kimdir?

a) Vahi Öz
b) Fred Çakmaktaş
c) Kevın Kostnır
d) Süleyman Demirel

Rahmetli Ecevit için “zavallı, fiziken çökmüş, bitmiş bir insan, her tarafı kırılıp dökülmeye başladı, çelikkorselerle ayakta duruyor” deyip… Ecevit’in Zonguldak’ında “insan biraz sıkılır yahu, Ecevit’in kemiklerisızlamaz mı?” diye soran ortopedi mütehassısı kimdir?

a) Profesör Mehmet Öz
b) Profesör Gazi Yaşargil
c) Profesör Zihni Sinir
d) Fahri Doktor Tayyip Erdoğan

Yaşlılar Haftası’nda “daima hürmet edeceğiz, zira onlar bugünlerimizin mimarı, dün ile bugün arasındaki köprü, geleceğimize ışık tutan en değerli varlıklarımızdır” deyip… Sonra da “Baba”ya “87 yaşına gelmiş, hâlâ elini eteğini çekmemiş” diyen hayırlı evlat kimdir?

a) Havuç
b) Santiago Bernabeu
c) Kötü kedi Şerafettin
d) Tayyip Erdoğan

Merhum Başbakan Adnan Menderes’in evli ve çocuklu sopranoyla dillere destan aşk yaşadığı cümle alem tarafından bilinip, özel hayattır kimseyi ilgilendirmez diye saygı duyulurken… Bi yandan “Menderes’in devamıyız” deyip, beri yandan “özel hayat filan olmaz, evlilik dışı ilişki yaşayanlar yüce meclis çatısı altında barınmamalı” diyen ahlak zabıtası kimdir?

a) Ali Kaptan
b) Luciano Pavarotti
c) Hüsnü Şenlendirici
d) Tayyip Erdoğan

Türkiye’de şu anda takunyalılar cirit attığına göre, takunyalılardan şikâyet edecek en son kişi kimdir?

a) Cüppeli Ahmet
b) Merkez Efendi
c) Kaşgarlı Mahmud
d) Süleyman Demirel

Milli Şef’i Hitler’e benzetip… Demirel’e “ikinci milli şef” diyen Nazi dedektörü kimdir?

a) Şimon Peres
b) Ehud Barak
c) Golda Meir
d) Tayyip Erdoğan

Yollarını açtığı, şefkatla kolladığı takunyalılar tarafından Hitler’e benzetilince, “oturduğum yerde tecavüze maruz kaldım” diyen tecavüz mağduru, nerede otururken tecavüze maruz kalmıştır?

a) Güniz Sokak’ta
b) Isparta halısında
c) ÖSYM sınavında
d) Bor’un pazarında…

Nan’kör

Son bir hafta…
Engelliler Haftası’ydı.
Birleşmiş Milletlere üye tüm ülkelerde 10-16 Mayıs’ta kutlanır. Ahalinin bilinçlenmesi için, Sağlık Bakanlığı tarafından radyo ve televizyonda eğitici programlar yayınlanır.

Bizde de yayınlandı.
Çok eğiticiydi.

Bilinçsiz görme engelli “asgari ücret alıyoruz, iyileştirme istiyoruz” dedi. Sağlık Bakanımız bizzat bilinçlendirdi, “gözlerin görmediği halde sana iş vermişiz, daha ne istiyorsun” dedi.

E hak etti…
Nan’kör yani.

Para’göz gazeteciler
Aç göz’lü işadamları
At göz’lüklü seçmenler
Gözleri var görmezler.

Bunun gözleri yok…
Utanmadan görüyor.

Daha ne istiyorsun?
Körolasıca…
Elinin kör’ünü mü?

Haddini bil.
A gözü doymaz.
Bon’kör bakanımıza dua et.
Göz’altına alınmadığına şükret.

Bak, ne demiş atalarımız?
Kör ölür badem gözlü olur
kör görür badem nokta nokta…

Şimdi merak edip diyeceksin ki…
Ne demek bu nokta nokta?

Görme engelliler alfabesi kabartma altı nokta değil mi kardeşim? Ben dilim döndüğünce yazdım. Bakar kör değilsen, gerisini sen koy bu olan bitenin sonuna, nokta nokta…