Gazeteci, \”Türban\”¦\” diye söze baÅŸlayınca, BaÅŸbakan uyardı: \”BaÅŸörtüsü\”¦\”
Biz de yıllardır bu iki örtüyü aynılaÅŸtırmaya çalışanları uyaralım: BaÅŸörtüsü ile türban kesinlikle eÅŸanlamlı deÄŸildir. Dahası kullanılma biçimleri de aynı deÄŸildir.
BaÅŸörtüsü, Azerice gibi kimi lehçelerde de olan Türkçe bir sözcük. Adı üstünde, başı örter. Kadınların yüzyıllardan bu yana kullandıkları bu örtüyü erkekler de harmanda tozdan, kışın ayazdan korunmak için bazen kullanırlar. Anadolu\’da kadınlar başını bir yazma ya da tülbentle örterler. Biz, öteden beri baÅŸka dillerden aldığımız sözcükleri daha çok severiz.\”Pamuktan, ince ve seyrek dokunmuÅŸ hafif ve yumuÅŸak bez\” olan tülbenti, Farsçadan almışız. Anadolu\’da en çok ve en sık kullanılan örtüdür tülbent. Gerçekte bir tür \”yazma\”dır. Yazma da \”Bohça, yemeni, baÅŸörtüsü, yorgan gibi ÅŸeyler yapmakta kullanılan, üstüne boya ve fırça ile ya da tahta kalıplarla desen yapılmış bez\”dir ve bu bezden yapılan baÅŸörtülerin renkleri, desenleri, kıyılarındaki oyaları kadınlarımızın yaratıcığını yansıtır. Avrupa ile iliÅŸkilerin sıklaÅŸtığı bir dönemde, o dönemin \”entel\”leri baÅŸörtüsünü küçümsemiÅŸ, sıradan bulmuÅŸ olacaklar ki bu kez her tür kumaÅŸtan fabrikalarda dokunan Fransızca \”eÅŸarp\” girmiÅŸ dilimize.
Eski, sararmış resimlere baktığımızda, anasından atasından gördüÄŸü gibi giyinen ninelerimizi ilkin yazmalı, tülbentli görüyoruz. Sonra \”eÅŸarp\”lı olanlar giriyor resimlere. Eski resimlerde çoktandır \”türban\” diye adlandırdığımız örtü türünü görmek, en azından çoÄŸumuz için olanaklı deÄŸil. Ben 60 yaşımdayım; 95 yaşında ölen babaannemin, köyümüzdeki ve kasabamızdaki, beÅŸ altı yıl yaÅŸadığım gecekondu mahallesindeki kadınların başında böyle bir örtü türünü hiç görmedim. Gören varsa beri gelsin! Ama ÅŸimdilerde gecekonduda oturan, geçen yıl alnına düÅŸen perçeminden sakınmayan ve baÅŸkalarının evini temizleyen AyÅŸeler kaynana, Elifler koca baskısıyla baÅŸörtüsünden \”türban\”a geçiyorlar. FildiÅŸi kulesinden çıkıp iÅŸine, gazetesine ya da bir TV kanalına dek giderken yorulan özgürlükçü kadınların kulakları çınlasın! İstediÄŸi gibi örtünmek özgürlükmüÅŸ ya; görünen görünmeyen eÅŸ, baba, kardeÅŸ, emmi dayı ve komÅŸu baskısıyla her kesimden kadın, artık tek tip örtüsüyle sokakları dolduruyor.
Anadolu\’nun birçok kentine, ilçesine çok gittiÄŸim için gözlemlerim beni ve aynı gözle bakanları doÄŸruluyor. Son 15-20 yıl içinde \”gelenek\” diye savunulan ve AKP iktidarıyla iyice yaygınlaÅŸan bu örtünme biçiminin \”siyasal simge\” olduÄŸuna inanıyor, \”türban\”ı \”kadınlarımızın geleneksel örtüsü\” gibi göstermeye çalışanları anlamakta zorlanıyorum. Nitekim sözlükler, kaynaklar, eski resimler ve anılar da benim gibi düÅŸünenleri doÄŸruluyor. Ayrıca \”türbanlı\” pek çok kadına sordum; anne ve babalarının annesi, yani büyükanneleri gerçekten böyle mi örtüyordu başını? Yanıt yok; çünkü ninelerin başında böyle bir örtü yok\”¦
Türban
\”Türban\” sözcüÄŸünü de Fransızcadan almışız, günümüzdeki Fransızca-Türkçe sözlüklerin çoÄŸu sözcüÄŸü, \”sarık\” ya da kadınların baÅŸlarına sarığa benzer biçimde sardıkları örtü olarak da tanımlıyorlar. Türkçede halk adlandırması yaygındır; halk \”buzdolabı, biçerdöver, çekyat, dolmuÅŸ\”¦\” gibi onlarca sözcük yaratmıştır. \”Türban\”a karşılık bulmakta da gecikmedi ve \”sıkmabaÅŸ\” dedi. \”SıkmabaÅŸ\” pek çok yazı ve yapıtta yer alınca, doÄŸallıkla sözlüklerimize de girdi. Kenan Evren\’in kurduÄŸu Türk Dil Kurumu bu sözcüÄŸü, \”İnce kumaÅŸtan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür baÅŸ örtüsü\” diye; Dil DerneÄŸi de \”İnce kumaÅŸtan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür baÅŸörtüsü, sıkmabaÅŸ\” biçiminde tanımlıyor.
Kenan Evren\’in kurduÄŸu Türk Dil Kurumu 2005 baskılı sözlüÄŸünde, \”türban\”a açıkça \”sıkmabaÅŸ\” diyemiyor; ama \”sıkmabaÅŸ\”ı, \”1. Kadınların ince bir kumaÅŸla saçlarını sararak yaptıkları bir saç baÄŸlama biçimi. 2. Bu biçimde taranan saçın bir örtüyle tamamen kapatılmış hâli. 3. Bu biçimde giyinen kimse\” diye tanımlıyordu. Sonradan siyasetin akışına bakarak tanımdaki 3. anlam olan, \”Bu biçimde giyinen kimse\”yi çıkardı.
Åžimdi bir kadın, \”baÅŸörtüsü olan hemÅŸirelere daha çok güvendiÄŸini\” söylerken, BaÅŸbakan \”Velev ki siyasal simge\”¦\” derken, baÅŸka siyasetçiler, \”geleneksel örtü\” masalı anlatırken, \”türban\”ı \”baÅŸörtüsü\” ile eÅŸanlamlı kılmaya çalışan aydınlara ne demeliyiz? Hepsinin ninesi Avrupalı deÄŸil ki\”¦ Futbol seyircisi gibi, \”Hakeme gözlük\” diye bağırsak, ayıp kaçar! Çünkü bugün baÅŸörtüsüyle eÅŸitlenmeye çalışılan \”türban\” takanlara bakıyoruz; neredeyse bütün kadınlar aynılaÅŸtı\”¦ Tek tipleÅŸti\”¦ Büyük örtünün altına, bütün saçları içine alan ve takke gibi baÅŸa geçirilen, bir parçası ve rengi alından görünen, bu baÅŸ baÄŸlama biçimi bütün kadınlarda aynı\”¦ Yalnız \”türban\” dışındaki giyinme biçimi epeyce deÄŸiÅŸti; artık boz renkli uzun pardösüler yok\”¦ Modacı iÅŸini biliyor; kadının üstünden her türlü tüketim para ve \”ikbal\” saÄŸlıyor çünkü.
Kendine \”türban\”la yol açan siyasetçilerin, büyük büyükannelerinin resmini görmek istiyoruz! Görmesek de biliyoruz; çünkü hemen hepsi ya yazmalı ya tülbentliydi\”¦ EÅŸarp taktılar sonra\”¦ Tıpkı bizimkiler gibi\”¦ İstanbul gibi kentlerde bir dönem ÅŸapka giydi kadınlar; ama \”türban\” deÄŸil, baÅŸörtüsü vardı baÅŸlarında.
Kadınlarımızın başını simgeselleÅŸen bir örtüyle baÄŸlama kavgası verenler kim? Kadının saçı başı, kaşı gözü, genel anlamda da inançlar üstünden siyaset yapanlar\”¦ Bu örtünme biçimi yaygınlaÅŸmadı diyenler kusura bakmasın; onlara \”Hakeme gözlük\” demek bile az\”¦ Bugünlerde ilköÄŸretimlerin önünden geçsinler; okul çıkışında telaÅŸla örtünen parmak kadar kızları görsünler\”¦ Sonra düÅŸünsünler\”¦ Bugün üniversite, yarın lise, öteki gün ilköÄŸretimler\”¦ Sonra tüm analar ve anaokulları\”¦ Bütün kadınlar TV\’lerde \”ahkâm\” kesenler kadar ÅŸanslı deÄŸil ki\”¦