ABDullah GÜL Kimdir?

İşte size sinemalardan en yeni haliyle: Kral Çıplak (2007)

\"AhandaABDullah GÜL\’ün siyaset hayatı epeyce eski\”¦ GeçmiÅŸte belli zamanlarda bakanlık görevinde bulunmuÅŸ, Refahyol döneminde Devlet Bakanı olarak görev yapmıştı.

Türkiye Kalkınma Bankası kendisine baÄŸlıydı.

ABDullah Bey\’in emriyle bu bankaya yaptırılan yasadışı harcamaları bankanın TeftiÅŸ Kurulu inceledi. BaÅŸbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında bu yasadışı harcamalara yer verildi.

Paralar kendisinden istendiÄŸi halde vermedi. Yani iade etmedi.

Sonuçta, Türkiye Kalkınma Bankası, ABDullah GÜL\’ü mahkemeye verdi. Hakkında tazminat davası açıldı.

Dava dilekçesinde, Bay GÜL\’ün kendisi için bankaya yaptırdığı yemek, çiçek, hediyelik eÅŸya, kartvizit gibi harcamaların kendisinden tahsili isteniyordu.

Davaya Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi baktı. Mahkemenin Esas 1999/216, Karar 1999/6l8 sayılı gerekçeli kararında özetle ÅŸöyle denildi:

\”Davalının (GÜL\’ün) bankaya yaptırdığı (o günkü deÄŸerlerle) 1 milyar 652 milyon liralık harcamanın görevle ilgisi olmayan ÅŸahsi harcama niteliÄŸinde olduÄŸu saptanmıştır. KiÅŸisel iliÅŸkileri ile ilgilidir. Görev gereÄŸi deÄŸildir. TeftiÅŸ Kurulu tarafından tespit edilen bu para davalıdan istenmiÅŸtir.

Ancak davalı tarafından ödeme yapılmamıştır.Bunun üzerine uyuÅŸmazlık çıkmış ve dava açılmıştır.

Açıklanan olgular, harcamalara iliÅŸkin belgeler, uzman bilirkiÅŸi raporları ve tüm dosya içeriÄŸi ile doÄŸrulanmıştır.

Bu bakımdan davalı (ABDullah GÜL) bizzat kendisi ödemekle yükümlüdür. (Devlete ait olan devlet parası) 1 milyar 652 milyon liranın yüzde 50 yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya (devlete) verilmesine karar verilmiÅŸtir.\”

ABDullah GÜL, hakkında mahkeme tarafından verilen bu karara Yargıtay\’da itiraz etti.

Şimdi Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından oybirliği ile verilen Esas 2000/6788, Karar 2000/7375 sayılı karara bakalım:

\”Dosyadaki yazılarda, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlerde, özellikle delillerin deÄŸerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediÄŸinden, hükmün ONANMASINA ve yazılı onama harcının davalı Abdullah GÜL\’e yükletilmesine 11 Eylül 2000 günü oybirliÄŸi ile karar verildi.\”Abdullah GÜL, kiÅŸisel amaçla kullandığı devlet parasını bu kesinleÅŸmiÅŸ yargı kararı sonrasında devlete ödemek zorunda kaldı.

Abdullah GÜL\’den İnciler\’de yazalım buraya bakalım kafasının içinde neler taşıyor Türk Milleti öÄŸrensin. AÅŸağıda okuyacağınız sözler, adayımız ABDullah Bey\’e aittir. Refah Partisi milletvekili kimliÄŸiyle bir seminerde yaptığı konuÅŸmadan özetlenmiÅŸtir. Bu konuÅŸması kitap haline getirilip basıldı. (Türkiye\’nin Milli BütünlüÄŸü ve GüvenliÄŸi. İş Dünyası Vakfı Yayını.)

\”Türkiye\’de bir sistem bunalımı var. Halka zorla diretilen, halkına zıt, ona düÅŸman bir sistem. İşte onun içindir ki, bugün senelerdir beraber olduÄŸumuz bazı insanlar ayrılıkçı mücadele içine girmiÅŸler. (PKK için söylüyor!) Ülke bütünlüÄŸünü bile tehlikeli duruma getirir hale gelmiÅŸ böyle bir sistem\”¦\”\”Türkiye\’nin resmi ideolojisinin tabii karakterleri bu sistemi kuran tek partinin altı sloganı ile ortaya çıktı. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devrimcilik, devletçilik ve laiklik. Ama bu milletin halkı bir araya gelip biz devletçi olalım, laik olalım, milliyetçi olalım diye bir karar vermedi. Bu ilkeler hep bu halka bir zorlatma ÅŸeklinde dayatıldı\”¦\”

\”Uygulamada tam bir diktatörlük. Tam halka zıt bir yönetim. H¡l¡ tabuların olduÄŸu, söylenemez ÅŸeyler olduÄŸu, halkın yıldırıldığı Türkiye\’de yaşıyoruz.\”

\”(Atatürk için konuÅŸuyor) Türkiye\’nin Irak, Libya, Suriye\’ye benzeyen çok yanları var. Neden? Aynı TEK ADAM pozisyonu. Bugün Libya, Irak ve Suriye\’ye gidin, tek insanın resimleri vardır her yerde. Tek insanın heykelleri vardır.\” (Atatürk\’ü Saddam, Kaddafi, Hafız Esad gibilerle kıyaslamaya yelteniyor. Ayıptır be!)\”Devrimcilik adı altında yine bir dizi hukuki düzenleme tepeden inme, zorla getirilmiÅŸ ve zorla kabul ettirilmiÅŸtir.\” (Harf devrimi, hukuk devrimi, kıyafet devrimi, kadın hakları ve ötekileri kastediyor.)\”Milliyetçilik maalesef bir nevi ırkçılık ÅŸeklinde devam etmiÅŸtir. Halbuki içinde bulunduÄŸumuz coÄŸrafyada bütün insanlar İslam\’ın potasında barışık yaÅŸamış ve İslam\’ın etrafında bütünleÅŸmiÅŸti.

Milliyetçilik öyle olmuÅŸ ki, Türkçülük ÅŸeklinde alınmış ve bu ister istemez aksini de bazı insanların aklına getirmiÅŸtir. Mesela bunları açık söylemek zorundayım, \’Ne mutlu Türk\’üm diyene\’ lafını tutup her yere yaza yaza, Türkiye aslında İLKEL bir hale dönmüÅŸtür. Bu laflar Türkiye\’nin geçmiÅŸte bütün insanları İslam kardeÅŸliÄŸi etrafında toplayan bütünlüÄŸünü tehdit eder anlama gelmiÅŸtir. Bunlar halkın inanç deÄŸerleriyle bütünleÅŸmeyen bir dünya sistemini halka zorla kabul ettirmektir.\”

\”Türkiye\’nin bütünlüÄŸünü tehdit eden, en büyük tahribatı vermiÅŸ olan sistemin ilkelerinden biri de LAİKLİK ilkesidir. Türk milletinin moral deÄŸerlerinin ana kaynağı din olacak, İslam olacak, sonra siz bunu potansiyel tehlike olarak göreceksiniz ve bunu uygulamalarla ortaya koyacaksınız.\”

\”Aynı ÅŸekilde, dindar olan bir subaya da siz kendi ordunuzda hayat hakkı vermiyorsanız, bunu açıkça söylemeden onu saf dışı ediyorsanız, sanki safra atar gibi, ajan yakalamış gibi onları ayıklıyorsanız, siz o zaman bu ülkenin devamını, bütünlüÄŸünü nasıl temin edersiniz?..\”

Ve konuÅŸmasının sonunda baklayı aÄŸzından çıkarıyor:

\”Bu açıdan ikinci Cumhuriyet, yeni OSMANLICILIK kavramlarının ve bu tartışmaların ortaya gelmesini ben çok saÄŸlıklı görüyorum ve geleceÄŸe çok ümitle bakıyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.\”

Peki ÅŸimdi ne diyecek çıkıp? \”Efendim ben artık deÄŸiÅŸtim\”¦ Cumhuriyet rejimine özde olmasa bile sözde baÄŸlıyım\”

Bu masallarını bile bu saatten sonra hiç kimse yutmaz\”¦

Biz devam edelim:

Fezleke.
TBMM BaÅŸkanlığına sunulmak üzere Adalet Bakanlığına.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı.
Dosya No. Basın Hz. 1998/1160.
Davacı: Kamu Hukuku.
MüÅŸteki: (Åžikayet eden) Maliye Bakanlığı-Ankara.
Sanık: Abdullah GÜL.
Ahmet Hamdi oÄŸlu, Adviye\’den olma 1950 doÄŸumlu. Halen Fazilet Partisi Kayseri milletvekili.
Suç: Özel evrakta sahtecilik ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununa aykırılık.
Suç tarihi: 1997-1998 yılları arasında muhtelif tarihlerde.

Ankara Cumhuriyet BaÅŸsavcısı Melih Tarı imzasıyla Adalet Bakanlığı\’na gönderilen suç fezlekesinin baÅŸlangıç bölümü aynen böyle.

Fezlekenin içinde yer alan yargılama sürecine iliÅŸkin sözleri özetliyorum. Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Refah Partisi\’ne önceki yıllarda çok büyük rakamlara ulaÅŸan Hazine yardımı verilmiÅŸti. Parti kapatılınca, yasalar uyarınca, eldeki paranın Hazine\’ye devredilmesi gerekiyordu.

Fakat Refah Partisi yöneticileri bu parayı geri vermediler. Trilyonlarca lira iç edildi. Naylon faturalar, hayali faturalar, düzmece belgeler ortaya çıktı! Kayıp paraların nereye gittiÄŸi, kimlerin cebine indiÄŸi bugün bile belli deÄŸil.

Ama iÅŸi örgütleyenler belli!

Bu düzmece faturalarda partiye tonlarca sucuk, peynir, çakmak, rozet alındığı iddia ediliyordu!

Ayrıca bir sürü para oyunu yapılmıştı. Milyonlarca dolarlık para, parti defterine bile iÅŸlenmemiÅŸti.

Yargı bunları belgeledi. Kayıp trilyonlar davasında Necmettin Erbakan 2 yıl 4 ay, 19 sanık 1 yıl 2 ay, 50 sanık bir yıl hapis cezası aldılar. Bu kararlar Yargıtay tarafından onandı ve kesinleşti.

Bay GÜL\’le ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanıp TBMM BaÅŸkanlığı\’na gönderilen fezlekede özetle ÅŸöyle deniliyor:

\”(Bütün bu olanların) Olay tarihinde partinin Genel BaÅŸkan Yardımcısı olarak görev yapan sanığın da parti üst düzey yöneticisi olarak bilgisi dahilinde olduÄŸu, bu ÅŸekilde sanığın özel evrakta sahtecilik suçuna iÅŸtirak ettiÄŸi, ayrıca Siyasi Partiler Kanununa da aykırı davrandığı görüÅŸüne varılmıştır. Bu nedenle, halen Fazilet Partisi Kayseri milletvekili olan sanık Abdullah GÜL\’ün eylemine uyan (yasa maddeleri sıralanıyor) maddeler uyarınca soruÅŸturma yapılabilmesi, Anayasanın 83/2 maddesi uyarınca TBMM\’nin bu yolda bir karar almasına baÄŸlı olduÄŸundan, TBMM\’nin takdirlerine sunulmak üzere gerekli iÅŸlemin yapılabilmesi için iÅŸbu Fezleke tarafımdan düzenlendi. 14 Eylül 1999.Melih Tarı. Ankara Cumhuriyet BaÅŸsavcısı.\”

ABDullah GÜL hakkında fezleke düzenlendi, TBMM BaÅŸkanlığı\’na sunulmak üzere Adalet Bakanlığı\’na iletildi. Bakanlık bu belgeyi TBMM\’ye gönderdi.

Peki sonra ne oldu?

Bay ABDdullah GÜL\’ün suç dosyası tam sekiz yıldan bu yana TBMM\’nin tozlu raflarında, arÅŸivinde bekliyor! Niçin bekliyor?..

Çünkü sözü edilen kiÅŸi hiç ara vermeden, her seçimde milletvekili olmayı baÅŸardı. Böylece o tarihten beri dokunulmazlık zırhı altında yaşıyor ve suç dosyası iÅŸleme konulamıyor. Yargı önüne çıkıp hesabını vermiyor.

Bu yazı alıntıdır: Cumhuriyeti Kuşatanlar

Leave a Comment

Scroll to Top