Åžu sahneyi gözünüzün önüne getirin: Kars\’ta belediye yıkım ekibi heykele doÄŸru hareketleniyor. Yanında emniyet güçleri, eli balyozlu belediye iÅŸçileri…
Heykelin önünde ise Mehmet Aksoy tek başına dikiliyor.
\”Beni çiÄŸnemeden yıkamazsınız\” diye haykırıyor.
Medya, bu trajik sahneyi kameralarla dünyaya naklediyor.
Hayal deÄŸil; çok yakında ekranlarda!
12 Eylül, \”Yorgun SavaÅŸçı\”yı yakarak tarihe geçmiÅŸti, ÅŸimdikiler \”İnsanlık Anıtı\”nı yıkarak tarihe geçme peÅŸinde…
BaÅŸbakan\’ın \”Yıkın bu ucubeyi\” talimatı üzerine Kars Belediye Meclisi, AKP-MHP ittifakıyla yıkım kararı aldı.
Aksoy\’un avukatları karara itiraz ettiler. Åžimdi yargı bu itirazı görüÅŸürken Belediye, yıkımı (onlar \”kaldırma\” diyor) yapacak firma için ihale açacak.
Aksoy, \”Parçalamadan taşıyamazlar. Taliban durumuna düÅŸeceÄŸiz. Yıktırmayacağım. Önünde duracağım\” diyor.
Sanatçılarımız son dönemde insani konularda öne çıkmaya, destek eylemleri yapmaya baÅŸladı. Kot taÅŸlama iÅŸçileriyle dayanışıyorlar, otizmli çocuklara sahip çıkıyorlar, çevre hassasiyeti gösteriyorlar.
Bu, önemli bir geliÅŸme, saygıdeÄŸer bir çaba…
Ama nedense bu duyarlılığı kendi sorunları söz konusu olduÄŸunda, özgür sanat tehdit altına girdiÄŸinde göstermiyorlar.
Bir heykelin yıkımı tartışılırken sanatçılar niçin suskun?
Åžahsi mırıldanmalar iÅŸitiyoruz, ama niye toplu, gür bir ses çıkmıyor?
Hava soÄŸuk, Kars uzak da ondan mı? Yoksa \”Heykel hakikaten ucube\” diye düÅŸündüklerinden mi?
Öyleyse bile bir sanat eserinin bu ÅŸekilde hedef alınıp yok edilmesi, kayıtsız kalınacak bir ÅŸey mi?
Neden Ankara\’da bir \”Sanatçıma dokunma\” yürüyüÅŸü, Kars\’ta bir dayanışma konseri, İstanbul\’da \”Heykel nedir\” konulu bir panel, televizyonda tarih boyunca sanat-iktidar iliÅŸkisi üzerine bir açık oturum izlemiyoruz?
Neden yazdığı senaryo, baskıyla ve alenen sansürlenen Meral Okay yalnızlıktan yakınıyor?
Neden KılıçdaroÄŸlu, ÅŸarkıcıların seçim için CHP\’nin ÅŸarkısını söylemeye korktuÄŸundan ÅŸikâyet ediyor?
Neden film galalarındaki içki yasağına adamakıllı bir itiraz iÅŸitmiyoruz?
Geçenlerde bir TV programında çok tanınmış bir dizi oyuncusuna MuhteÅŸem Yüzyıl\’a sansür konusunu sormak istedim:
\”O konulara hiç girmesek olmaz mı\” cevabını aldım.
\”O konular\” dediÄŸi, kendi mesleÄŸi…
Sanatçılar mı apolitikleÅŸti, iktidar mı çok sertleÅŸti acaba?
BaÅŸbakan\’la ters düÅŸme, hedef haline gelme, boykot edilme, ekrandan kesilme, fonlardan beslenememe, \”anarÅŸist\” diye nitelenme korkuları seziliyor çoÄŸu çevrede…
Ama korkulması gereken başka şeyler de var:
Mesela \”çok seslilik\” çağındaki \”yok seslilik\” kasveti…
Mesela en zor döneminde sanata, sanatçıya sahip çıkmamış olmanın ayıbı…
Bir heykelin yıkılışına, bir filmin kesiliÅŸine susarak onay vermenin ıstırabı…
Sanata tüküren, büstü put gibi gören, dizi sansürleyen bir zihniyete itiraz etmiyor olmanın utancı…
Asıl tarihe böyle kaydolmaktan korkmak gerekmez mi?