İsrail Komşumuz Mu Olacaktı?

Abdülhamit, kendisine, parası karşılığında Yahudi yurdu kurmak için Filistin’i isteyen Dr. Herzl’e “Satılacak bir karış toprağım yok” diyerek kovmuş muydu?

Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Vahdettin Engin’e göre hayır!

19 Mayıs 1901’de Siyonizm kurucusu, saraya çağrılmış ve Padişah’la görüşmüş…

Prof. Engin’in ortaya çıkardığı belgelere göre, Herzl, Filistin’i satın almak değil, Filistin’de kurulacak “Yahudi Devleti”ne izin verilmesini istemektedir.

Abdülhamit, Filistin’de bir Yahudi devleti kurulmasına izin vermiyor, Yahudilerin, Filistin yerine Mezopotamya’da yerleşmelerini, ancak dağılarak yerleşmelerini, toplu halde bulunmamalarını istiyor.

Eğer, Padişah Abdülhamit’in istediği olsaydı, İsrail bugün neredeydi?
Irak’ta…

Abdülhamit, hükümetin Avrupalılarla yaptığı görüşmelerde dış borçların 75 milyon altından 32 milyon altına düşmesi üzerine, Siyonist lidere açık tuttuğu kapıyı kapıyor.

Demek ki Abdülhamit’in, kendisinden toprak satın almak isteyen, Siyonizmin kurucusunu “Satılık bir karış toprağım yoktur” diye kovması doğru değil. Abdülhamit, kovmak bir yana, Yahudilere, bugünkü Irak topraklarını öneriyor, ama bir şartla: “Dağılın, toplu yaşamayın“.

Hasan Pulur / Milliyet

Tarih’e bakılırsa Abdulhamit zamanında yapılan bazı savaşlar kazanıldığı halde toprak kaybedilmiştir. Bugünkü Bulgaristan ve Yunanistan’ın kurulması ve Rusya’ya karşı karadeniz’in kaybedilmesi Abdulhamit sayesinde olmuştur. Abdulhamit Türk askerinin şehit olarak kazandığı birçok toprağı masa üstünde kaybetmiştir. İngilizlerle bir turlu başedememiştir. Bu onun siyasi bir yönetici olarak zayıflığına işaret eder. Girit, Rodos ve bunun gibi önemli kaleler Abdulhamit tarafından verilmiştir. İngiliz yöneticiler kıtalar arası yönetimlerde bulundukları için bütün milletleri tanır ve tarihi-siyasi yapılarını iyi inceleyerek nasıl bir strateji ile hareket edeceklerini bilir. Osmanlı 1800 ile 1918 arasında cahil kişilerce yönetildiği İngiliz tarihinde yazar. Ve bu yüzden İngilizler rahatça Osmanlıyı masa başında sindirmiştir. Balkanları parçalayıp bölen de Ruslar değil, İngilizlerdir. Amaç bütün Ortadogu’yu alma hedefi idi. Zamanla Hindistanla ortadoğu’yu birleştiren bir Büyük Britanya Krallığı temeli idi. Bir ara İran işgali bile yakın tarihte bunun işaretidir.

Abdulhamit bugünkü AKP lideri Tayyip Erdogan’a çok benzemektedir. Başına ve halka yapılan baskılar benzerdir. Muhalefet hep sindirilir ve bu tarihte birçok ülkede olmuştur. Faşizmin temel noktası budur. Osmanlı’nin yıkılmasının en büyük sebebi Abdulhamit’in aydınları ve basını yok ederek akıllı düşünen bir Osmanlı’nın oluşmasına engel olmasıydı. Eğitim ve bilgi birikimi yetersiz ama “herşeyi ben bilirim” düşüncesi, devlete ve millete hep zarar vermiştir. Bu tip yönetici karşı muhalefeti asla kabul etmez ve kendinden akıllı insanları sindirir. Ekiple çalışmak bir yana, özellikle karşı düşüncelere karşı da bir hazımsızlık içerir. Bugün de halk tarafından desteklenen ama zayıf öngörüleri olanlar da siyasi yönlerden pek çok değerin masa başında kaybedilmesine sebep oluyor. Tarih bir gün bu hükümeti yazacaktır. Abdulhamit zamanında demokrasi olmadığı için aydınların mücadelesi vardı. Bugün de akıllı ve birikimli insanlar bu durum karşısında tedbiri elden bırakmadan demokratik olarak mücadele etmelidir.

Bugün 35’000 kişinin ölümüne sebep olan Abdullah Öcalan’ın dünyada terorist olarak kabul edildiği halde affedilmesi için batıda bazı dernek ve sivil örgütler bu konuya eğilmektedir. Hiçbir yabancı ülke kimsenin iç işlerine karışamaz. Dünyanın hiçbir yerinde teröristler affedilmemiştir (bkz: Fransa ve ETA) Abdulhamit’in yaptığı öngörü yanlışlıkları bugün Tayyip Erdoğan ve hükümetince de yapılıyor.

Leave a Comment