Diktatör ve Soytarı

\"\"Diktatör \”dikte eden\” kimse demek.
Böyle bakıldığında, dilimize \”buyurgan\” diye çevrilebilir.
Tartışmadan hoşlanmaz.
AÄŸzından çıkan her sözü \”hikmet\” olarak görür.
EleÅŸtiriye tahammülsüzdür.
Zaten bir zaman sonra çevresinde onunla tartışmayı göze alabilecek kimse kalmaz.
EleÅŸtirinin en küçük dozu bile bu çevrede yer bulamaz.
Bir an gelir, diktatörün çevresinde sadece ÅŸakÅŸakçılar, dalkavuklar ve soytarılar kalmıştır.
Bu onun zaten yerinde olmayan akıl sağlığını daha da bozar.
DiktatörleÅŸtikçe yalnızlaşır, yalnızlaÅŸtıkça diktatörleÅŸir.
Bu yalnızlaÅŸmada diktatör ve soytarı birbirine karışır.
Kimin diktatör kimin soytarı olduÄŸu ayırt edilmez olur.

Diktatör ve soytarı iliÅŸkisini en güzel Charlie Chaplin anlatmıştır.
\”Diktatör\” adlı filminin adı pekâlâ \”Soytarı\” da olabilirdi.
Hitler orada soytarı olarak gösterilmiÅŸtir.
O gerçekten de rol yapan bir soytarıdan farksızdır.
Saçsız ve bıyıksız Mussolini de öyledir.
Çünkü mesele saçta ve bıyıkta deÄŸil, davranıştadır.
Diktatörün akıl saÄŸlığının bozukluÄŸundadır.
Ciddi ve ürkütücü görünüÅŸünün ardındaki zavallılığındadır.

KasımpaÅŸa\’yı Unkapanı\’na baÄŸlayan caddelerden birinde genellikle sabah saatlerinde ortaya çıkan bir deli vardır.
Trafik polisliÄŸi rolünü üstlenmiÅŸtir.
Teneke parçalarını madalya olarak taktığı üniforma kalıntısı giysilerinin içinde görevini büyük bir ciddiyetle yerine getirirken insanın içinde acıma duygusu uyandırır.
Ne deliliğinin ne soytarılığının farkındadır.
Sanki ilahi bir güç tarafından görevlendirilmiÅŸçesine, zaten dar olan tek yönlü caddenin tam ortasında durmuÅŸ, gelip geçen arabaları el kol hareketleriyle yönlendirme çabasındadır.
Yüzündeki ve davranışlarındaki ciddiyete karşın ve belki de özellikle bu nedenle o bir soytarıdır.
Sanırsınız bütün bir yaÅŸama yön verecek kadar kendini yücelerde gören bu zavallı deli, aklını kaçırmamış ya da akıl saÄŸlığı zaten bozuk olarak doÄŸmamış olsa, karşımıza bir diktatör taslağı olarak da çıkabilirdi\”¦

Soytarıyla komedi sanatçısı arasındaki fark, soytarının ölçü tanımazlığındadır.
Soytarı ve diktatör arasındaki benzerliklerden biri de buradan geliyor olabilir.
Soytarı güldürmek için her türlü ÅŸaklabanlığı dener.
Diktatör için de akıl ve mantık tutarlılığı diye bir zorunluluk yoktur.
Tehditle sonuç alamadığında yalana baÅŸvurur.
Dün söylediÄŸini bugün yadsıması olaÄŸan ÅŸeydir.
Gerekli gördüÄŸünde kendini acındırmak için yalvarmaktan utanmaz.
Her şeyi yalan dolandır.
Görünürdeki hedefi ne olursa olsun, asıl sorun, kiÅŸiliÄŸindeki doyumsuz buyurganlık hırsıdır.
Bu ise delilik deÄŸilse bile ciddi bir kiÅŸilik bozukluÄŸu, diktatörün konumu bakımından da toplumlar için tehdit oluÅŸturan bir tehlikedir.

Ben bir diktatördeki kiÅŸilik bozukluÄŸunun görüntülerini 12 Eylül döneminde kapatıldığımız cezaevindeki TV haber programlarında izledim.
SöylediÄŸi her cahilane söz sanki bir Tanrı kelamı, bizlerin ve ülkenin kaderini yönlendiren tartışılmaz öngörüler, saptamalar ve direktiflerdi.
Bugün bu ülkede herhalde hiç kimse, sözünü ettiÄŸim KasımpaÅŸalı deli bile o diktatörün yerinde olmak istemez…
Bütün diktatörlerin kaçınılmaz sonu giderek soytarılaÅŸmak, sonunda da tarihin çöplüÄŸünde layık oldukları yeri almaktır.

Leave a Comment

Scroll to Top