DÜN Atatürk\’ün yeni bulunan, daha doÄŸrusu bir manavda bulunup restore edildikten sonra yayınlanan görüntülerini izledim.
Bir kez daha hayranlıkla.
Sonra odamdaki Atatürk albümlerinin sayfalarını karıştırdım.
Ardından Habertürk arÅŸivindeki Atatürk fotoÄŸraflarına baktım.
Ve toplumun bir bölümüne hak verdim.
Görüntüler hemen hemen 80 yıllık.
Neredeyse bir asra yakın bir süre.
Atatürk tüm görüntülerde, tüm fotoÄŸraflarda yıldız gibi parlıyor.
KonuÅŸması, üslubu, giyim kuÅŸamı, duruÅŸu, vücut dili inanılmaz.
Sanki o güne ait deÄŸil.
Çok çok ilerİde.
Bırakın o günü, bugün için bile çok çok ilerİde bir dönemde sanki.
Onun üzerindeki kıyafetleri benim yaÅŸam sürecimde karşılaÅŸtığım liderlere giydirdim. Sadece Türklere deÄŸil, dünya liderlerinin hepsine.
Hiçbirine yakışmadı Atatürk\’e yakıştığı kadar.
Hiçbiri bulunduÄŸu ortamda bu kadar farklı görünmedi.
Hiçbiri çağından bu kadar ileride durmadı. Hiçbiri zamanlar ötesinden gelmiÅŸ gibi görünmedi.
Ne yerlisi, ne yabancısı.
O zaman idrak ettim bu halkın bir bölümündeki AtatürksevgisizliÄŸinin nedenini.
Onlara o kadar uzak, o kadar yabancı, o kadar farklı ki, onu anlamaları, sevmeleri, beÄŸenmeleri mümkün deÄŸil.
O onlar için bir \”uzaylı\”.
Kendilerinden bu kadar uzak bir gelecekte olan birini ne anlayabilirler onlar, ne sevebilirler.
Ama kabahat onlarda deÄŸil.
Atatürk\’te.
Bugünden bile ötede.