Güzel Şeyler

Geçen hafta bi takım bilimsel mevzuları gözüme kestirmiştim, araya başka laflar girdi, “memlekette güzel şeyler de oluyor azizim”i yazmak kısmet olmadı… Bugün toptan aradan çıkarayım bari.

İnek fiyatları ucuz olan yabancı ülkelerde çok yağmur yağdığını, çok yağmur yağdığı için bol ot yetiştiğini, bizde ise az yağmur yağdığını, az ot yetiştiğini, bu yüzden inek fiyatlarının arttığını belirten Tarım Bakanımız… Şimdi de, vatandaşın refah seviyesinin arttığını, refah seviyesi arttığı için bol et yediğini, bol et yediği için de inek fiyatlarının arttığını açıkladı.

Keneden korunmak için pantolon paçalarını çoraba sokmak gerektiğini belirten Sağlık Bakanımız… Şeker hastası olduğunu, eşinin emekli maaşı aldığını, üniversitede çocuk okuttuğunu, kendisine verilen bu maaşla, kendisine verilen beslenme listesini nasıl alacağını soran vatandaşa, “az ye” önerisinde bulundu.

Hacettepe Üniversitesi’yle Türk Bilişim Derneği’nin ortaklaşa yürüttüğü ve Avrupa Birliği’nin Leonardo da Vinci programı tarafından finanse edilen işsizlik projesi kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde bol bol koyun olduğu, ancak, çoban eksiği bulunduğu saptandı.

Ölen madenciler için güzel öldüler diyen… 69 günde canlı çıkaran Şili’nin beceriksiz olduğunu, bizde aynısı olsa en fazla üç günde çıkaracağını belirten Çalışma Bakanımız… Bu açıklamasından üç gün sonra, beş aydır cesetlerini çıkaramadığı madencilerimizi çıkarsınlar diye Çinlileri kiraladı. Ceset çıkarma ihalesinden üç gün sonra yapılan açıklamada, beş aydır çıkarılamayan cesetlerin en fazla iki ay, bilemedin üç ay sonra çıkarılacağı açıklandı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma antika vagonlarla hızlı tren yapıp, 37 kişinin ilk virajda rahmetli olmasından sonra “sorun hızda değil” diyen Ulaştırma Bakanımız… Avrasya Maratonu’nda anormal titreşim gösteren Boğaziçi Köprüsü’nün sağa sola eğilmesi üzerine, “Asma köprü olup da, sallanmayanı var mı? İşi sallanmak… Ne yapsaydı yani, sallanmasa mıydı? Üstelik, elektrik direkleri aksesuardır, köprünün sallandığını göstermez” dedi.

İstanbul Üniversitesi’nde kafasına yumurta fırlatılan Sanayi Bakanımız, “Bilseydik tavamızı tüpümüzü getirirdik” demişti… Bu sefer, Ankara Üniversitesi’nde kafasına yumurta fırlatılan AB’den Sorumlu Bakanımız, “Keşke sucuk da olsaydı, sucuklu yumurta yapardık” dedi.

“Sakarya İlkokulu”na türbanla girildiği dakikalarda… “Sakarya Üniversitesi” rektör adayı profesör, kendisine oy verecek bilim adamlarına TOKİ’den ev vereceğini söyledi.

Selçuk Üniversitesi’nde hastalara takılan platinlerin tornacıda yaptırıldığının ortaya çıktığı dakikalarda, “domatesin içine bi şey takarlar, maazallah neslimizi kuruturlar” diyen YÖK Başkanımız… Üniversite sorularının araklanması üzerine, sınava girecek öğrencilere cep telefonunu, saati, küpeyi, yüzük takmayı, peçeteyi, suyu, şekeri, kalemi, kalemtıraşı, silgiyi, hatta işemeyi bile yasakladığını açıklayıp, “Türban serbest” dedi.

Bu bilimsel ülkede…
İlk Türk robotu icat edildi.
İnsansı.

Sabancı Üniversitesi tarafından hükümetimizin iktidara geldiği 2002 yılında üretimine başlanan “milli robot”umuz, yürü diyorsun yürüyor, dur diyorsun duruyor, otur diyorsun oturuyor, kalk diyorsun kalkıyor, getir diyorsun getiriyor.

Tek eksiği var maalesef… Konuşma fonksiyonu yok. “Öyle diil mi?” diyorsun mesela… Yukarı aşağı başını sallıyor.
Mevzu ne olursa olsun, tasdikliyor.

Leave a Comment