Monthly Archives: April 2010

Ulusal Egemenlik ve Çocuk

1’inci hükümet…
İsmet İnönü kabinesindeki bakanların toplam 27 çocuğu vardı.

10’uncu hükümet…
Celal Bayar kabinesinde 27 çocuk.

11’inci hükümet…
Refik Saydam kabinesi 28.
14’üncü hükümet…
Şükrü Saracoğlu kabinesi 29.
15’inci hükümet…
Recep Peker kabinesi 32.
17’nci hükümet…
Hasan Saka kabinesi 33.
19’uncu hükümet…
Adnan Menderes kabinesi 37.
30’uncu hükümet…
Süleyman Demirel kabinesi 45.
40’ıncı hükümet…
Bülent Ecevit kabinesi 44.
44’üncü hükümet…
Bülent Ulusu kabinesi 47.
45’inci hükümet…
Turgut Özal kabinesi 50.
47’nci hükümet…
Yıldırım Akbulut kabinesi 51.
50’nci hükümet…
Tansu Çiller kabinesi 52.
53’üncü hükümet…
Mesut Yılmaz kabinesi 52.
54’üncü hükümet…
Necmettin Erbakan kabinesi 55.

58’inci hükümet…
Abdullah Gül kabinesi 63.
60’ıncı hükümet…
Tayyip Erdoğan kabinesi 69.

Dedemin babası 4.
Dedem 2.
Babam 2.
Ben 1.

Siz?

The Don

Bizim enteller bağırıp çağırıyor: Vay efendim neymiş, “donla denize girilir miymiş?
Kanadalı olsak, belki yadırgar, “girilmez” diyebilirdik.
Ama kendimizi bildik bileli biliyoruz ki, bizim millet denize donla girer.
Yazın donla yüzer, baharda çizgili pijamayla pikniğe gider, kışın limon kasasıyla kayar.
Yani, yeni değil, hep böyle.

Peki neden patladı bu tartışma? Çünkü İstanbul’da kentin kalantor muhitlerine “halk plajları” açıldı.
Janjan, varoşla tanıştı… Deniz tatillerini hep Güney Fransa’da ya da Puket’te falan geçiren arkadaşlar, bu yaz evlerinin teraslarına kurulduklarında bir de gördüler ki, millet denize donla giriyor.
Tabii hemen, Gucci ayakkabıyla amele balgamına basmış gibi zıpladılar Amerikanvari aksanlarıyla:
Ay inanmıyorouum…

Kendi oturduğun lüks muhiti, memleketin tamamı zannedersen, inanamazsın tabii…

Sizi bilmem, ben milletin donla denize girmesini destekliyorum arkadaş.
Neden” derseniz… Çünkü o donun kenarından görünen, kendini bu millete “demokrat aydın” diye kaktıranların ikiyüzlülüğüdür aslında…

Çoğunluk oy verdi” diye, demokrasi ahkâmları kesip, “haşema iktidarı“na şirin görünmeyi biliyorsun.
Peki dona neden itiraz ediyorsun? Demokrasi çoğunluksa eğer, don “ezici çoğunluk…
Çünkü haşema giymeyen var ama, don giymeyen yok.

Yumruk

Kimse kimseye vurmasın.
Kimsenin burnu kanamasın.

Afrika’da açlık olmasın.
Yoksul insan kalmasın.
Nükleer silahlar çöpe atılsın.

Uzatabiliriz listeyi…
Söylemesi kolaydır çünkü.

Suya sabuna dokunmadan, “sağduyu” çağrısı yapabiliriz mesela… Nasıl olsa, bol keseden yapılan sağduyu çağrıları maaştan kesilmiyor. Veya, saldırgan kahveciymiş diye, ne şekerli ne sade bana müsaade deyip, bu mevzunun kenarından kenarından sıyrılabiliriz yılışıkça…
Ya da, entel dantel barlarında kafası karışmış kızlara şirin görünmek için
esefle kınıyorum” da diyebiliriz.

Ama…
Bu tür köfte lafların, kafası karışmış kızlar dahil, kimseye faydası olmaz.

Soralım dolayısıyla… Bu ülkenin çocuklarına ateş edip öldürmek “demokratik hak” kabul ediliyorsa, parti liderine girişmek niye “ırkçılık” oluyor?

Mayın demokrasiyse…
Yumruk niye faşizm?

Dün seyrediyorum televizyonu, papyonlu bir arkadaş, “İzmir-Bursa hattında, Trabzon-Samsun hattında tehlikeli yapılanmalar var, oralara dikkat” diyordu…
Hakkâri-Diyarbakır hattı“nda olan ne peki? Oraya dikkat çekmeye gerek yok mu, Allah’ın papyonu?

Bir tanesi de “İlk kez bir parti liderine saldırılıyor” diyordu…
Mesut Yılmaz’ın burnunu kırmadılar mı?
Demirel’e yumruk atılmadı mı?
Özal’a ateş edilmedi mi?
Ecevit’e İzmir’de kurşun sıkılmadı mı?

Normaldir demiyorum…
Niye “ilk” deniyor?

Başbakan geçmiş olsun diye aramış Ahmet Türk’ü, ki aramalı… Peki, Deniz Baykal’a niye geçmiş olsun yok? Taş atmak, yumurta fırlatmak şiddete girmiyor mu? Light linç olur mu?

Samsun’da polisler açığa alındı, ki derhal alınmalı… Van’dakiler niye yerinde duruyor hâlâ? Kandil’den gelenlerle otobüsün üstüne çıkıp şehir turu atmadığı için mi suçludur Baykal?

Bu kadar soru yeter…
Cevaba gelelim.

Açın gazetelerin internet sayfalarını, bu haberin altına yapılan yorumları okuyun…Yumruğunu “adaletin tokmağı” yerine koyup, Ahmet Türk’ün burnuna inen kişi, bu ülkede pek çok kişinin duygularına tercüman oldu… Çünkü, teröristi meşru hale getiren “açılım” saçmalığı, sadece bir tarafta değil, öbür tarafta da “eşkıyayı kahraman” yapmaya başladı.

Hukuku guguk haline getirirsen…
Ona göre başka, buna göre başka” işletirsen, olacağı budur.