Tag Archives: Yılmaz ÖZDİL

Bodrum

Burası da Aspat değil şekerim, aman Bitez Yalısı’ndayım. Bodrum’da… Yediğim içtiğim bana kalsın, gördüklerimi anlatayım.

Havaalanı terminali, dolmuş durağı ebatlarında… Metrekareye 150 kişi düşüyor, nefes alamıyorsun. Her uçak, en az bir saat rötar yapıyor. Yolcu karşılarken arabanı otoparka bırakıyorsun, fiyatlar makul! Çıkışta arabanı tekrar satın alıyorsun, köküne kadar geçiriyorlar. Yok eğer gideceğin yere taksiyle gideceksen, zaten bi araba parası ödüyorsun.

Allah’ın denizini dubalardan şeritlerle çevirmişler, bildiğin balık çiftliği gibi, kapısına ızbanbut yarmalar koymuşlar, ki, donla yüzen şambrelli kekolar girmesin… Biiç deniyor.

Samimi bi ortam. Arka şezlongdaki kadının ayağı kulağına giriyor, senin bacakların önündeki adamın omuzlarında… Kıç kıça oturuluyor. Günde 18 bikini değiştiren tikiler, kıçının kılları ağarmış amcalara aşkito, totişko diye sesleniyor. Amcalar da birbirine kankito filan diyor.

Biraz deniz, biraz huzur arıyorsun… Bangır bangır “tatlım fırfır aklım, çıkmadı kırkım” gibi bi şeyler çalıyor. “Portakalorda kal” diye şarkı var abi… Bana üste para versen Serdar Ortaç dinlemem, burdakiler Serdar Ortaç dinlemek için üste para veriyor. Demet Akalın’dan zaten kurtuluş yok, tahminim sualtına hoparlör koymuşlar, dip dalıyorum, gene duyuluyor.

Dün gece kan ter içinde uyandım mesela, rüyamda Fatih Ürek pareo giydiriyordu bana!

Biiç’lerde şale’ler var. Tüllerle çevrilmiş, kutu gibi bi dalga, güya loca… Ahaliyle birlikte olmayayım diyen biiç’e giriyor, biiç’teki ahaliyle birlikte olmayayım diyen şale kiralıyor. 300 liraya var, 500 liraya var… Aylık kirası değil ha, günlük kirası… Yakında teraslı şale’ler icat edilirse şaşma, ki, şale kiralayanlarla birlikte olmak istemeyenler teraslı şale’lerde otursun!

İki dilim karpuzu 20 liraya kakalıyorlar. Bende karpuz 25 lira diyen, kıymete biniyor. Kim daha fazla giydirirse, o biiç trend oluyor, müşterinin en kerizi hangisiyse, en itibarı o görüyor.

Vin-vin yani.

Türkbükü, kazığın en sivri ucu…
O yüzden, en çok tercih edilen yer…
En takdir ettiğim adres ise, Maça Kızı… 10 dakka takılıyorsun, hesabı öderken kupa papazını buluyorsun!

Yabancı turist diye gele gele, İngiliz muslukçu, Rumen kamyoncu, Belçikalı amele gelmiş… Alman’ın kırosu bile gelmemiş bu sene Bodrum’a… Ruslar desen, değil öldüren sahte viski, siyanür versen, fondip yapar… Çünkü, doğma büyüme buraların çocuğuyum, bu kadar yoksul turisti ilk defa görüyorum. Ucuz diye kümes gibi pansiyonlarda kalıp, halk plajında domates-ekmek yiyorlar. Para mara bırakmadıkları gibi, üstüne çöp bırakıyorlar memlekete.

(Lokantacı esnafına parantez açmam şart… Baklavayı, cacığı sahiplendiler diye hiç kızmayın Yunan’a… Bin yıllık çoban salatayı, “greek salad” diye yazan şuursuzlar artmış Bodrum’da.)

(Aganta Burina Burinata’yı boşuna yazmış Halikarnas Balıkçısı… Sünger bitmiş, bitirilmiş.)

(Bodrum’un yerlisine de parantez açmam şart… Mekânları kiraya verirken, tipe değil, papele bakıyorlar. Bu yüzden, abuk sabuk adamların eline geçiyor. İstanbullu işletmeciler bir bir çekiliyor. Mafya yerleşiyor. Henüz silahlar patlamıyor ama, uyuşturucu patlamış… Narkotik uzmanı olmana gerek yok, alenen satılıyor. Mümbit bi ortam çünkü… Polis ve jandarma, turisti rahatsız etmeyelim diye fazla göz önünde dolaşmadığı için, torbacılar cirit atıyor.)

(Bodrum’a gelen Bizans gazetecileri, şurda güneşin doğuşunu seyredin, ay burdan seyretmesi çok romantik filan diye yazıyor ama… Sabaha karşı itler dolaşıyor Bodrum sokaklarında… Özellikle, Atatürk dövmesi olan gençlere bulaşıyorlar. Bıçaklamalar oluyor, üstü örtülüyor.)

Kültür turizmine gelince…
Kale’de Sualtı Müzesi var. Arkeolojik gurur abidesi… Girerken para ödüyorsun, içinde Karya Prensesi’nin bölümü var, oraya girerken bi daha para ödüyorsun…
Bir müze, iki bilet.

Sadece özel sektör değil yani…
Devlet de kazıklıyor milleti Bodrum’da.

Yollar berbat.
Herkes şikâyetçi.
Düzeltilsin deniyor.
Halbuki, Bodrum’da doğru yapılan tek icraat, Bodrum yollarının yapılmaması!

Yollar düzgün olsa, her gece 20 kişi ölür Bodrum’da… İstanbul’un ilçesi burası… Herkesin altında porş’lar, bemeve’ler, ok gibi mersedes’ler, 320 kadranlı jipler var. Sabaha kadar içki içiliyor. Çeşme’ye otoyol yaptık, trafik kazasıyla gömdüğümüz gencin haddi hesabı yok. İlla düzeltecekseniz, düzeltilmesi gereken milyonlarca saçmalık var, yollara dokunmayın.

Ve, şimdi diyeceksiniz ki, kardeşim madem bu kadar dandik bi yer, ne işin var Bodrum’da?

Kardeşim…

Sebep çok ama, bi kaç tadımlık vereyim… Zeki Müren’in evini gezip, onu ne kadar özlediğimizi düşünerek, Fatiha okumayacaksan… Hayatını prenses olarak yaşadığı halde, Anadolu kadınının dramını yansıtan Karya Prensesi’nin gözlerine dalmayacaksan… Atatürk’ün kızı, otantik giysi ve el sanatlarındaki uluslararası onurumuz Aybüke Baran’la sohbet etmeyeceksen… Gümbet pazarında, Milaslı caanım köylülerin mis gibi şeftalisini, biberini koklamayacaksan… Gümüşlük’te güneşi söndürürken Botan’ın ahtapotunu yemeyeceksen… Hayatından parayı çıkarmış ender insanlardan Zafer Olcay’ın limon bahçesindeki Çilingir’i yudumlamayacaksan… Lezzet mimarı Haluk Tanrıverdi’nin Ferayesi’yle manzaraya bakmayacaksan… Üniversite öğrencisi olan ve harçlık için garsonluk yapan Mehmet’in Bağarası’nda kendi elleriyle sakız dallarına dizdiği çöpşişteki emekten, yürekten haberin yoksa… Yok efendim, Fink’miş, Shipahoy’muş filan, geç bunları geç, Veli’nin barına oturmadıysan… Adam gibi adam İkizler, Can ve Ceyhun’u dinlemediysen, iyi ki varsınız diye kucaklaşmadıysan, gençler ve daima genç kalanlar’ın şövalyesi Sümer’in davuluyla kendinden geçmediysen…

Asıl senin ne işin var Bodrum’da?

Anayasaynştayn

AKP’liler “yargı milli iradeyi yok sayamaz, hangi demokraside atanmışlar seçilmişlerin önüne geçebilir, milletin iradesini mahkemelik yapmak anca CHP’ye yakışır, hâkimler siyaset yapmak istiyorsa cüppesini çıkarsın siyasete atılsın, yargıçlar hangi hakla kendisini yasamayla eşit görüyor, hangi cüretle TBMM’ye hiza vermeye çalışıyorsunuz, hangi vasfınızla milletten daha iyi biliyorsunuz, millet yanılıyor da yargıçlar mı en doğruyu biliyor, milletin vasisi misiniz, milletin temsil makamına yönelik hazımsızlık ve tahammülsüzlük hiç bu kadar ileri gitmemişti, bu millet kendi kaderini belirleme hakkını sadece milletvekiline vermiştir, buradan milletimize bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki, Türkiye yargıçlar devleti değil, demokratik hukuk devletidir” derken…
CHP’liler ne diyordu?
“Hukuka müdahale edilmesin.”

CHP’liler “yargı milli iradeyi yok sayamaz, hangi demokraside atanmışlar seçilmişlerin önüne geçebilir, milletin iradesini mahkemelik yapmak anca AKP’ye yakışır, hâkimler siyaset yapmak istiyorsa cüppesini çıkarsın siyasete atılsın, yargıçlar hangi hakla kendisini yasamayla eşit görüyor, hangi cüretle TBMM’ye hiza vermeye çalışıyorsunuz, hangi vasfınızla milletten daha iyi biliyorsunuz, millet yanılıyor da yargıçlar mı en doğruyu biliyor, milletin vasisi misiniz, milletin temsil makamına yönelik hazımsızlık ve tahammülsüzlük hiç bu kadar ileri gitmemişti, bu millet kendi kaderini belirleme hakkını sadece milletvekiline vermiştir, buradan milletimize bir kez daha ifade etmek istiyoruz ki, Türkiye yargıçlar devleti değil, demokratik hukuk devletidir” derken…
AKP’liler ne diyor?
“Hukuka müdahale edilmesin.”

“İzafiyet teorisi ispatlanırsa, Almanya benim Alman olduğumu iddia edecek, Fransa ise dünya vatandaşı olduğumu açıklayacaktır. Yok eğer, izafiyet teorisi ispatlanamazsa, Fransa derhal Alman olduğumu söyleyecek, Almanya ise Yahudi olduğumu açıklayacaktır” demişti Einstein.

Alman’ı Fransız’ı bilmem…
Einstein olsa olsa Türk’tür.

Hatta, eşi Elsa da Türk’tür.
“Kocamın izafiyet teorisini anlamıyorum” demişti ama…
Ölene kadar onunla yattı kadıncağız.

Cümle’ten Hayırlı Olsun

HEP’in Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan ÖZDEP’in Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan DEP’in Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan HADEP’in Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan DEHAP hakkında Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılma davası açılması üzerine feshedilip, yerine açılan DTP’nin Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan BDP’den bağımsız milletvekili seçilen Hatip Dicle’ye önce aday olamazsın diyen YSK, sonra aday olabilirsin dedi ama, aday olup seçilmesinden sonra, bu sefer milletvekili olamazsın dedi, ki, aynı YSK’nın önce aday olamazsınız deyip, sonra aday olabilirsiniz dediği, aynı BDP’nin hapisteki bağımsız milletvekillerinin durumuna, önce milletvekillerini milletvekili olmadan önce tutuklayan mahkemenin, sonra da milletvekili adayı olmalarına izin veren YSK’nın karar vermesinin gerekeceği gibi, CHP adıyla kurulup, darbeyle kapatıldıktan sonra, HP, SODEP ve SHP maceralarının ardından, yeniden darbe öncesindeki adına geri dönen, bi ara DSP’yle ittifak yapan CHP’nin hapisteki milletvekillerinin durumuyla, CKMP adıyla kurulup, MHP’ye dönüşen, darbeyle kapatıldıktan sonra, MÇP adıyla açılan ve yeniden darbe öncesindeki adını alan MHP’nin hapisteki milletvekilinin durumuna da, önce milletvekillerini milletvekili olmadan önce tutuklayan mahkemenin, sonra milletvekili adayı olmalarına izin veren YSK’nın karar vermesi gerekecek, ancak, MNP’nin Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan MSP’nin darbeyle kapatılması üzerine açılan RP’nin Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan FP’nin Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan SP’ye geçmek yerine, FP’den ayrılan ve Anayasa’ya aykırı bulunduğu için hakkında kapatılma davası açılıp, neticede laiklik karşıtı fiillerin odağı ilan edilen ve bilahare, kendisinin aykırı bulunduğu Anayasa’yı ve kararı veren Anayasa Mahkemesi’ni referandum marifetiyle değiştiren AKP’nin ne diyeceği merak ediliyor, zira, milletvekillerini milletvekili olmadan önce tutuklayan mahkemelerin, milletvekili seçilen milletvekillerini serbest bırakmaması durumunda, PKK’nın hadise çıkarması bir yana, BDP’nin meclise gitmemesi, sine-i millete dönme ihtimali doğarken, bi taraftan mazbatalarını aldıkları için milletvekili kabul edilebilecekleri gibi, öbür taraftan henüz yemin etmedikleri için milletvekilleri kabul edilmemeleri ihtimali doğacak, böylece, bi yandan milletvekili sayılıp sayılmayacaklarına YSK’nın nasıl karar verebileceği tartışılırken, beri yandan Meclis’in sine-i millet kararı alıp alamayacağı tartışılacak, çünkü, BDP’nin sine-i millete dönmesi neticesinde, Anayasa gereği üç ay içinde ara seçim mecburi olacak ama, ara seçimde yüzde 10’luk baraj, ülke genelinde değil, sadece ara seçim yapılan şehirlerde uygulanacağı için, BDP’nin bağımsız adaylar yerine, yekpare BDP olarak seçime katılma ihtimali doğacak, ki, BDP’nin ara seçim yapılacak şehirlerimizde barajı aşması şöyle dursun, yüzde 70’lere 80’lere vurup, Hatip Dicle’yi milletvekili yapamıyor sanılırken, toplam milletvekili sayısını katlama ihtimali doğacak, dolayısıyla, daha üç gün önce yüzde 50 alan AKP’nin üç gün sonra 8-10 milletvekili kaybedip havasının bozulması ihtimalini boş ver, yekpare memleket YSK’nın Anayasa gereği tesciliyle demokratik olarak bölünmüş olacakken, Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılan RP saflarından milletvekili seçilip, hemen peşinden RP’nin Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan FP’ye geçip, genel başkan adayı olan, ancak genelbaşkan olamayınca, FP’nin Anayasa’ya aykırı olduğu için kapatılması üzerine açılan SP’ye geçmek yerine, ayrılıp AKP’yi açan ve Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla kapatılma davası açılan AKP’nin oylarıyla Anayasa gereği Çankaya’ya çıkan Cumhurbaşkanımız, bugün Mahmud Abbas’la görüşüp, El Fetih’le Hamas’ın arasını bulacak, ki, aman diyim Filistin bölünmesin diye nokta koyup bitireyim derken, PKK on satır önceki hadise çıkarma ihtimalini vicahiye çevirip, iki şehitli mayını baskıya yetiştirdiğine göre, şimdilik en iyisi virgül

Bir Gün Kala…

Pelee…
Yanardağ.
Karayipler’deki Fransız sömürgesi Martinik Adası’nda.

Sene 1902.

Seçim yapılacak. Ahaliyi temsilen Paris’e mebus gönderilecek. İki parti var. Biri kodamanların, öbürü garibanların… Ada’da bi de vali var. Fransız. Güya demokrasi filan ama, aslında bu arkadaş yönetiyor. Ve, istiyor ki, hep kodamanlar kazansın. Malum, avanta alıyor.

Sandığa 10 gün kala… Yanardağ kımıldıyor. Ufak ufak kül püskürtmeye başlıyor. Ahali huylanıyor. Vali tutuşuyor. Çünkü, ahalinin derdiyle valinin derdi başka… Seçim kafa kafaya görünüyor, yanardağ patlayacak diye kaçışlar başlarsa, kodamanlar tüyecek, garibanlar kalacak, denge bozulacak, ve böylece sandıktan gariban çıkacak, ayıkla pirincin taşını.

Yerel gazeteler, valinin adamı… Arıyor hemen “sakin olun, tehlike yok” manşeti çaktırıyor. Hatta, mamalı köşe yazarlarına aba altından sopa döşettiriyor, “seçim arifesindeki yanardağ dedikoduları kötü niyetlilerin işi, panik başlar da ticaret aksarsa, sorumlusu olurlar” yazdırtıyor.

Ahali yiyor… Çünkü, gazetelere inanmasalar bile, din adamlarına inanıyorlar. Ve, valinin kankası din adamları, papağan gibi, adanın huzurunu bozmak isteyenleri lanetliyor.

Kodamanlar yemiyor… Manşetler ne uydurursa uydursun, gözleri de mi görmüyor, villaların çatıları yarım metre külle kaplanmış, kulakları da mı duymuyor, yanardağın homurtusundan geceleri uyuyamıyorlar. Burun desen, bariz kükürt kokluyor… Tası tarağı toplayıp, vınnnlamaya niyetleniyorlar. Ancak eli verip, kolu kaptırdıklarını unutuyorlar. Yok öyle!

Vali emir veriyor, limana asker dikiyor, gitmek yasak, seçimden önce gitmek isteyen oyulacak… Hatta, adadaki Amerikan elçisi Washington’ı tehlikeden haberdar eden telgraf çekiyor, postane valinin, el koyuyor, tehlikenin geçtiğini bildiren çakma telgrafı gönderiyor.

Seçime dört gün kala…
Dağın sıcağından kaçan yılanlar, böcekler, sürüler halinde şehir merkezine akıyor.

Seçime üç gün kala…
Kuşlar.
Patır patır düşüyor.

Seçime iki gün kala…
Pelee patlıyor.
Krateri kağıt gibi yırtılıyor, önce 815 derece sıcaklıktaki gaz bulutu, hemen bi kaç saniye ardından lavdan çığ… Saatte 100 kilometre hızla şehre akıyor.

İktidar hırsı…
Hepi topu iki dakika.
Komple yok oluyor.
Vali dahil.

Ve, seçime bir gün kala…

Siz siz olun, yalancı manşetlere, avantalı telkinlere, zorbalığa değil… Uyaranlara kulak verin.

:)

Başbakanlık falan filan kurulu, karikatürlerin maneviyatı bozduğu gerekçesiyle, bi mizah dergisini poşete soktu, 18 yaşından küçüklere satılmasını yasakladı.

Karara poposuyla gülen bir grup ilkokul öğrencisi, gaz bombasıyla dağıtıldı.

Kabataş Lisesi’nin yatakhanesine düzenlenen operasyonda, yastıkların altına gizlenmiş halde 327 mizah dergisi ele geçirildi. Yatakhane ilaçlanıp, mühürlendi. Öğrencilere fıkra anlattığı iddiasıyla tutuklanan kimya öğretmeni, gülmekten fenalık geçirerek hastaneye kaldırıldı.

İzmir Kız Lisesi’nde gizli gizli Cem Yılmaz siidileri seyredildiği yolunda duyumlar alan milli eğitim müfettişleri, baskın yaptı. Kahkaha atarken suçüstü yakalanan 218 öğrenci, ibret-i âlem için okuldan atıldı.

Ankara’da bir anaokuluna yerleştirilen gizli kamerayla, anaokuluna palyaço getirildiği, bebişlerin kıkır kıkır kıkırdadığı saptandı. Gözaltına alınan ve sabıka kayıtları incelenen bebişlerin, ana-babasıyla içkili restoranda gözaltına alınan bebişler olduğu ortaya çıktı.

Poyrazköy’de yapılan kazıda, toprağa gömülü halde, Olacak O Kadar kasetleri bulundu. Din, dil, ırk ve yaş farkıgözetmeden halkı kahkahaya teşvik etmek suçundan ifadeye çağırılan Levent Kırca, “gülmekten kasıklarıma ağrılar girdi” dedi. Kasık kelimesini kullanan Kırca’ya, din, dil, ırk ve yaş farkı gözetmeden halkı pornoya teşvik etmek suçundan dava açıldı.

Müjdat Gezen’in ses kayıtları internete düştü… 18 yaş altı gençlerin söz konusu kayıtları gülücük işaretiyle birlikte feysbuk’tan yayması üzerine, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne baskın yapıldı. Ses kayıtlarının kendisine ait olmadığını söyleyen Müjdat Gezen, “olsa olsa İsmail Dümbüllü’nündür” dedi. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde yapılan aramada, İsmail Dümbüllü bulunamadı, kavuğu bulundu… “İsmail Dümbüllü nerede?” sorusuna “Valla bilemem, Nasreddin Hoca’ya sormak lazım” cevabını veren Müjdat Gezen, iyi hali göz önüne alınarak, serbest bırakıldı. Nasreddin Hoca’nın görüldüğü yerde yakalanması için Akşehir Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazıldı. Bunun üzerine duruma müdahale eden Müjdat Gezen, “ispiyonlamış gibi olmayayım ama, hoca bu aylarda Akşehir’de olmaz, Noel Baba’nın yanına tatile gitmiştir, siz en güzeli interpole yazın” dedi. İnterpole yazıldı.

Televizyonlara uyarı gönderen RTÜK, Çok Güzel Hareketler Bunlar veya Şanslı Masa gibi programlara “18 yaşın altındakiler seyredemez” ibaresinin konulmasını istedi. Minik Osman son bölümde fazla neşeli olduğu için Ali Kaptan’a 250 milyar lira giydirildi, Ali Kaptan’ın o hınçla Cemile’ye tekme tokat girişmesi üzerine, 125 milyarı Soner, 125 milyarı Balıkçı ödedi… Hürrem’in telefon ihbarı üzerine, Şehzade Mustafa’nın Mahidevran’a sarılırken gülümsediği tespit edildi, 250 milyar akçelik ceza, Topkapı Sarayı’na tebliğ edildi.

Hükümet sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin ciddi bi ülke olduğu, gülmek için reşit olmak gerektiği belirtildi… 18’inden gün almadan “sehven” gülümseyenlere, ileri demokrasi kriterleri çerçevesinde zaten yeteri kadar hoşgörü gösterildiğine dikkat çekildi.

Dıriims Kam Turu

Nerden hatırlıyorum

Nerden hatırlıyorum

Girdim internete…
Buldum iyi mi.

Dreams come true
Hayaldi gerçek oldu

Disneyland yahu…
Disneyland’ın sloganı bu!

Muazzam hayal gücüyle hayali dünyalar yaratan Walt Disney kurmuştu. Bizde de, sanırım o nedenle procelerini anlatırken “çizgi film” oynatıyor Başbakanımız… Cuk oturmuş doğrusu.

Disneyland’da dile ne dilersen, Alaaddin’in Sihirli Lambası varsa… Bizde ampul yok mu?

Onda Miki Mouse var.
Bizde miki filmi var.
Kaset kaset yayınlanıyor.
Tıkla mouse’unla, izle.

Toy Story mesela.
Oyuncak hikâyesi…
Bagajdan dağıtılıyor.

Robin Hood desen…
Makarna bulgur, doyuyorsun, kömürle ısınıyorsun, e avanta iftar da var, daha ne istiyorsun, Pollyanna gibi geçinip gidiyorsun.

Dikkatli bakarsan…
Pinokyo da var aslında.
Hani şu yalan söylediği zaman burnu uzayan, ipleri başkasının elinde olan kukla!

Aç televizyonu…
Muppet Show orda.
Atatürkçüleri Notre Dame’ın Kamburu ilan eden… Kendi kendilerini konuk alıp, kendi kendilerini tasdikleyenler “yeşil” kurbağa Kermit değil de, kimdir Allah aşkına?

Kulak ver Başbakan’a…
Bağırır hep meydanlarda…
“CHP’nin yaptığı çirkin.”
“MHP’nin tavrı çirkin.”
“BDP’nin sözleri çirkin.”
Nedir bu?
Güzel ve Çirkin.

Aslan Kral, Roger Rabbit, Donald Duck, Cinderella, hepsi Disney’in çevirdiği filmler… Peki ya, Temel Reis, Garfield, Bugs Bunny ve Kırmızı Başlıklı Kız? Onlar Disney’in değil… Zaten o nedenle, Başsavcı’nın evinde çevrilen filmde suçüstü yakalanıp, gözaltına alındılar.

101 Dalmaçyalı ise, değerli ağabeyim Bekir Coşkun yüzünden yasaklandı maalesef… Malum, çocuklar seyredip özenirse, maazallah, köpekleriyle yatarlar.

Diyeceksiniz ki, hepsi iyi güzel de, Alice Harikalar Diyarı nerede?

Kayseri’de… Büyükşehir Belediye Başkanı bizzat açıkladı, “Anadolu Harikalar Diyarı” procesi üzerinde çalışıyor… “Kayseri’de böyle bi mekânın eksikliğini hissettik” diyor.

Disneyland’a gelince…
Onu da Anadolu Ajansı müjdeledi, bi tane Ankara’ya, bi tane İstanbul’a kuruluyor. Haber aynen şöyle: “İsteyen define arayacak, isteyen şatolarda şövalyelerle yemek yiyecek, isteyen denizaltıyla okyanusun dibini keşfedecek, isteyen uzay gemisine binip Ay’a seyahat edecek.”

Gözün ay’dın yani.

En az üç.
Hedef iki bin yirmi üç.
Üç boyutlu gözlüğü de taktın mıydı, tamamdır bu iş, hayırlısıyla oldun süper güç.

?

Hokus pokus…

Seçmen sayısı 10 milyon arttı.
Velev ki, yedik.

Alt tarafı üç tane evraka doğru dürüst bakmayı beceremeyip, memleketi birbirine sokan Yüksek Seçim Kurulu, “noksanlık, fazlalık” olmadığını söyledi.
Velev ki, güvendik.

Seçmen sayısında “fazlalık” olmadığını söyleyen Yüksek Seçim Kurulu, oy pusulası bastırdı, 12 trilyon liraya… Hooop, ne sihirdir ne keramet, aha işte marifet, “noksan”laşıverdi 1 trilyona!
Velev ki, uyanmadık.

Oy pusulasını “anca 12 trilyona basarım” diyen firmayla, “olsun canım 1 trilyona da basarım” diyen firma, aynı firma… “Vatan, millet, demokrasi sevgimizle fiyatımızı indirdik” dedi.
Velev ki, ikna olduk.

Velev ki…
Biri izah eder diye soruyorum:
Seçmen sayısı 52 milyonsa eğer, neden 69 milyon oy pusulası basıldı ve dağıtıldı?

Yırtık olur, bozuk olur, 1 milyon yedek bastırdın, hadi bol bol diyelim, 5 milyon yedek bastırdın… Seçmen sayısından “17 milyon fazla” oy pusulasının anlamı nedir? “Ay ben heyecandan yanlış oy attım, yedek oy pusulası rica edebilir miyim” diyen var mı aranızda?

Yedek oy pusulası kullanma imkânı varsa, neden, orasına burasına mürekkep bulaşmış diye, milyonlarca oy geçersiz sayılıyor? Neden bulaşanlara yedeği verilmiyor? Bulaşıp bulaşmadığını sandık açıldıktan sonra görebiliyorsan…
Yedeklemenin manası ne?

Oy pusulası dediğin, alt tarafı kâğıt parçası, ne filigranı var, ne barkodu…
Niye yok?

Velev ki…
Oy pusulası buldun, x partisine evet’i bastın, arkasına da patates mührü vurdun, zarflayıp, tutuşturdun garibanın eline, “koy bunu cebine, git sandığa at, sana verilen oy pusulasını bana getir, makarnayı bulguru veya çeyrek altını kap” dedin… Kim fark edebilir? İstediğin kadar parti denetçisi görevlendir, üst araması yapılıyor mu sandık başında?
Sizce niye yapılmıyor?

Oy sayısı 52 milyon.
Oy pusulası 69 milyon.
Nerde bu devlet’i boşverin artık…
Nerde bu millet?

Proce

Ankara’ya uzay üssü kurulacak.
Ak’tronot yani.

Bi de radar
koyacaklarmış…
Böcek
kesmedi çünkü.

İstanbul malum… Palamutlar lüferler boğazcıktan, küçük tonajlı hamsiler boğazdan geçecek, ki, maazallah yalılara çarpar marpar…
Pik saatlerde çinekoplara dubalarla ek şerit açılacak.

İzmir ilçe yapılacak.
Demokrat Parti sinirlenip Kırşehir’i ilçe yapmamış mıydı kardeşim, men dakka dukka.

Kırşehir ağaçlandırılacak.
Bi kanal da Ege’ye döşenecek, Denizli’ye deniz götürülecek.

Afyon’a narkotik şube açılacak. Bartın’da alkol yasaklanacak. Ağrı’ya son, fizik tedavi merkezi kurulacak. Aydın,ver oyu, gözünaydın, aksi halde, hayatı kaydın… Balıkesir teslim olursa, esaretten kurtarılacak, yoksa, derhal Alıkesir yapılacak. Bitlis’e söz, altıncı minare, yeter ki, beri gel… Bursa Manisa, adı üstünde, komple Sabancı’ya devredilecek.

Gaziantep var, Şanlıurfa var, Kahramanmaraş var, Van’ın neyi eksik? Vanmünüst olacak.

Bilecik, minicik, Monaco gibi prenslik verdik miydi,
oldu sana Kabilecik… Çorum’a öyle bi proce yapılacak,
inan, bunu Çorumlular bile yapmaz. Giresun’a tünel açılacak, ki, çıkasun…

Diyarbakır’a yeni cezaevi müjdesi verilmişti zaten, güle güle oturun.

Artvin, art niyetli bi yaklaşım, dünya bize hayran politikamız gereği, Vinvin yapılacak. Muğla bu kafayla giderse, bizim nazarımızda Muğlak… Burdur’mak yok, yola devam.

Uçak yapamayan memlekete uzay üssü kurduğumuza inanıyorlarsa, Kars niye Mars olmasın muhterem…Batman yok mu? Holivut’un yıldızı be!
Uşak desen, cebren ve hileyle bütün tersanelerine girilmiş memleketin tescilli adı yapsak, yeridir.

Sen Domalan’sın Büyük Düşün” dememek için, Domalan beldesinin adını değiştirmiştik… Söke’yi dikeceğiz.Manavgat’a hal açacağız. Bodrum’a kat çıkacağız. Neymiş efendim, ilçe girişine her bikinili ölümü tadacak levhası asmışız filan, külliyen yalan, Ölüdeniz’i canlandıracağız. Çukurca’yla Yüksekova’yı birleştirip, hizayagetireceğiz. Borçka’ya kefiliz, Ödemiş’le kardeş
ilçe yapacağız. Bandırma diyorlar, kararlıyız, bandırcez… Mucur’u asfaltlayacağız. Dargeçit’e duble yol…
Can sıkıntısını gidermek için Feshane şenliklerini Of’ffta düzenleyeceğiz. Kulp’a kafa yoruyoruz, hayırlısıyla seçime kadar bi kulp bulacağız.

Antalya’ya tokiyle dalıyoruz, Rantalya kurulacak. Sinop cehapeye oy vermeye devam ederse, Sibop yapılacak. Kütahya’da çeşmelerden siyanür akıtma hizmetimiz devam edecek, herkes bahçesinde altın arayabilecek. Eskişehir’e inat, Nevşehir elaleme pazarlanacak, Newşehir olacak. Avanta Muş’amba dağıtsak olmaz, Muş’mula versek yemez, e hızlı tren de götüremedik, bari dol’muş tahsis edilecek. Çankaya’ya ilk kez dindar cumhurbaşkanı çıktığına göre, Çankırı bundan böyle Ezankırı… Kocaeli’ni kökünden değiştireceğiz, Hanımeli olacak.

(Fener Patrikhanesi’nin Sümela Manastırı’na taşınması procesi, şampiyonluk faciası nedeniyle Trabzon Valiliği tarafından durdurulmuştur… Faruk Özak’ın şehirden taşındığı ve başka şehirden aday olmak istediği iddiası, iftiradır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.)

Maliye Bakanlığı’nın Amasya’ya taşınıp, Zamasya yapılacağı, dedikodudan ibarettir. Ancak, makarna bulgur dağıtımı çerçevesinde Kastamönü ve Çanakkafe proceleri üzerinde çalıştığımız, doğru… Isparta ise, maalesef, 87 yaşındaki zat nedeniyle ıskarta’ya çıkarılacak.

Ordu lağvedilecek,
Rize’ye bağlanacak. Siirt, minareler süngü bağlamında, Şiirt olacak. Konya’ya Hanya müzesi açılacak, kimolursa olsun gelip, ikisini birarada görme imkanı bulacak. Muharrem İnce’nin dokunulmazlığı kaldırılıp, Yalova’ya kaymakam yapılacak. Kırıkkale tamir edilecek. Sakarya’da beceri kursları açılacak. Aksaray’a derhal vezir atanacak.

9 senedir memleketi…
19 senedir belediyeleri yönetiyorlar. Hâlâ cek cak.

99 sene daha dişinizi sıkın…
Hayal’etiniz gerçek olacak.

19 Mayıs

  • Yav bırak Mustafa abi yaa, sen mi kurtarıcan memleketi Allah aşkına!
  • Ama işgal zırhlıları…
  • Boşver şimdi sen işgal zırhlılarını filan… Gün gelir, memleketin malını mülkünü tapusuyla İngiliz’e satar bunlar.
  • Yok canım!
  • Yeminle söylüyorum, İngiliz vatandaşı bakan bile getirip koyarlarsa şaşma.
  • Ama ahval ve şerait…
  • Güzel abim yaranamazsın… Bak şimdi binicez bu dandik gemiye, taaa Samsun’a gidicez, savaş, boğuş, kendimizi paralayacağız, diyelim becerdik, devrim mevrim, anlata anlata dilinde tüy bitecek, sonra sen kahırdan ölücen, önce biraz ağlıycaklar, sonra gene “Son Osmanlı Padişahı” diye pankart açacaklar, mezarında dönücen.
  • Saltanat kalsın diyosun yani…
  • Alışmadık kıçta don durmaz abi, egemenlik megemenlik vereceğine, iki çuval kömür ver, daha iyi… Aha buraya yazıyorum, açlıktan nefesleri kokarken padişahlarına saltanat uçakları alırlar, bu gemiyi de jilet yaparlar, söylemedi deme.
  • Efkárlandım be…
  • Yakma o cigarayı gözünü seveyim, yarın öbür gün belgesel yaparlar, keş gibi gösterirler seni haberin olsun.
  • Hal çaresi nedir peki?
  • Al padişahın kızını, yırtalım.
  • Millet ne olacak?
  • Onlar da ulemaya sorsun artık ne olacaklarını, bize ne, kendi düşen ağlamaz.
  • Laik olmasınlar mı, birey olmasınlar mı, kendi lisanları olmasın mı, şıhlara şeyhlere mi bırakalım kaderlerini?
  • Bak ne güzel söylüyorsun, kader der geçerler, takalım takkemizi bakalım dalgamıza, iş çıkarma başımıza…
  • İyi de, yazık olmaz mı?
  • Asıl bu yaptığını yaparsan yazık olur… Bazıları sana inanacak, etkilenecek, senin fikirlerini yaşatmaya kalkacak, hayatları kayacak, evleri basılacak, içeri tıkılacaklar, kimine saçını örtmediği için fahişe diyecekler, kimine milletin malını Arap’a satmayın dediği için komünist diyecekler, kimine Ne Mutlu Türküm Diyene dediği için faşist diyecekler, darbeci diyecekler… Yorma ahaliyi, kula kulluk edelim, rahat edelim.
  • Yok arkadaş, ben bi deniycem.
  • E sen bilirsin.

Dün Dündür…

2002’de seçimi kazanır kazanmaz, Demirel’e koşup, “engin tecrübelerinizden faydalanmak, danışmak, tavsiyelerinize göre hareket etmek istiyoruz” diyen “çırak” kimdir?

a) Pargalı İbrahim
b) Marcus Merk
c) Lady Gaga
d) Tayyip Erdoğan

327 imam hatip lisesini tek başına açarak, erişilmesi imkânsız rekora imza atan “usta” kimdir?

a) Hüsnü Mübarek
b) Nihat Doğan
c) Usain Bolt
d) Süleyman Demirel

Herkes korkmadan gitsin diye, Başbakanlık arabasıyla cuma namazına giden ilk adam benim” diyenmütedeyyin isyankâr kimdir?

a) Felipe Massa
b) Behzat Ç.
c) Paris Hilton
d) Süleyman Demirel

Bir demokrasi ülkesinde din ve vicdan hürriyeti, temel hak ve hürriyettir. Hakim kılınacak olan şeyler,İslam’ın ana kaideleridir, sünneti seniyyedir” diyen hürriyet abidesi kimdir?

a) Sünnetçi Kemal Özkan
b) Haydar Dümen
c) Kanlı Nigar
d) Süleyman Demirel

İrtica diye bi suç yoktur, insanların lisanında vardır” diyen mütercim tercüman kimdir?

a) Pascal Nouma
b) İsmail YK
c) Victoria Secret
d) Süleyman Demirel

İmam hatip liseleri, imam yetiştirsin diye açılmadı, dinini bilen doktorlar, avukatlar, mühendisler yetişsin diye açıldı” diyen toplum mühendisi kimdir?

a) Bill Gates
b) Mark Zuckerberg
c) Albert Einstein
d) Süleyman Demirel

1924 Anayasası’nda Türk Devleti’nin dini İslam’dır denildiğine göre, devlet de İslam Cumhuriyeti’dir.Atatürk’ün kurduğu devlet laik değildir” diyen ordinaryüs ulema kimdir?

a) Nasreddin Hoca
b) Kont Drakula
c) Prenses Kate Middleton
d) Süleyman Demirel

Hâkim kılınacak olan Kuran hükümleridir. 1930’ların laiklik uygulaması, Marksizmin ateistideolojisinden esinlenmiştir” diyen kravatlı şeyhülislam kimdir?

a) Zuhurat Baba
b) Telli Baba
c) Noel Baba
d) Sade Baba

Bunlar koyun bile güdemez, CHP iktidara gelirse ineklerin sütü kurur” diyen çoban kimdir?

a) Balık Ayhan
b) Dana Ferhat
c) Panter Emel
d) Süleyman Demirel

Ayakkabının yerini çarık alacak… CHP demek, çarık demektir” diyen kunduracı kimdir?

a) Tory Burch
b) Mario Prada
c) Salvatore Ferragamo
d) Süleyman Demirel

Bi taraftan akıl hocası’nın adamlarını transfer edip, hatta, akıl hocası’nın bakanını TBMM Başkanı yapan… Öbür taraftan “o zat şimdi CHP’nin akıl hocası” diyen unutkan zat kimdir?

a) Recep İvedik
b) Patrik Bartholomeos
c) Guus Hiddink
d) Tayyip Erdoğan

Dün “rejim düşmanlarının elebaşı CHP’dir, devlete silah çeken eşkıyanın koruyucusudur” deyip, rejim muhafızlığı rollerine bürünen… Bugün ise, “CHP’deki çetenin elebaşı” olmakla suçlanıp, “the godfather” muamelesi gören holivut aktörü kimdir?

a) Vahi Öz
b) Fred Çakmaktaş
c) Kevın Kostnır
d) Süleyman Demirel

Rahmetli Ecevit için “zavallı, fiziken çökmüş, bitmiş bir insan, her tarafı kırılıp dökülmeye başladı, çelikkorselerle ayakta duruyor” deyip… Ecevit’in Zonguldak’ında “insan biraz sıkılır yahu, Ecevit’in kemiklerisızlamaz mı?” diye soran ortopedi mütehassısı kimdir?

a) Profesör Mehmet Öz
b) Profesör Gazi Yaşargil
c) Profesör Zihni Sinir
d) Fahri Doktor Tayyip Erdoğan

Yaşlılar Haftası’nda “daima hürmet edeceğiz, zira onlar bugünlerimizin mimarı, dün ile bugün arasındaki köprü, geleceğimize ışık tutan en değerli varlıklarımızdır” deyip… Sonra da “Baba”ya “87 yaşına gelmiş, hâlâ elini eteğini çekmemiş” diyen hayırlı evlat kimdir?

a) Havuç
b) Santiago Bernabeu
c) Kötü kedi Şerafettin
d) Tayyip Erdoğan

Merhum Başbakan Adnan Menderes’in evli ve çocuklu sopranoyla dillere destan aşk yaşadığı cümle alem tarafından bilinip, özel hayattır kimseyi ilgilendirmez diye saygı duyulurken… Bi yandan “Menderes’in devamıyız” deyip, beri yandan “özel hayat filan olmaz, evlilik dışı ilişki yaşayanlar yüce meclis çatısı altında barınmamalı” diyen ahlak zabıtası kimdir?

a) Ali Kaptan
b) Luciano Pavarotti
c) Hüsnü Şenlendirici
d) Tayyip Erdoğan

Türkiye’de şu anda takunyalılar cirit attığına göre, takunyalılardan şikâyet edecek en son kişi kimdir?

a) Cüppeli Ahmet
b) Merkez Efendi
c) Kaşgarlı Mahmud
d) Süleyman Demirel

Milli Şef’i Hitler’e benzetip… Demirel’e “ikinci milli şef” diyen Nazi dedektörü kimdir?

a) Şimon Peres
b) Ehud Barak
c) Golda Meir
d) Tayyip Erdoğan

Yollarını açtığı, şefkatla kolladığı takunyalılar tarafından Hitler’e benzetilince, “oturduğum yerde tecavüze maruz kaldım” diyen tecavüz mağduru, nerede otururken tecavüze maruz kalmıştır?

a) Güniz Sokak’ta
b) Isparta halısında
c) ÖSYM sınavında
d) Bor’un pazarında…