Monthly Archives: May 2009

Ah Be Abla, Olsa

Her sabah olduğu gibi kalkıp, hemen “risk check-list’imin” üstünden gidiyorum:

  • Dış organlar: Hepsi çalışıyor, klavyenin tuşlarına basabiliyorum.
  • Beyin: Alzheimer yavaş ilerliyor, ama “girdi” ve “çıktı” deliklerini ayırdedebiliyorum.
  • Mide: Hala acılı kebabı kaldırabilir.
  • Dünya: Biraz daha kirli ve pis kokulu, ama yerinde.
  • Asya: O punk saçlı “gook” Kuzey Kore’de nükleer deneme yapmış, radyasyon buraya kadar gelmez, G. Kore’yle Japonya’nın sorunu. GOP’lara bulaşmaz.
  • İran: Ahmedinejad seçimle meşgul, atom bombası denemez—ok!!!
  • Anayasa değişikliği: TBMM meşgul, sonbahara kaldı—hey bayağı iyi bir güne başlıyoruz.
  • IMF: O da sonbahara kaldı, ama Moodys’den Mrs Kristin Lidow “Türkiye’nin, IMF ile anlaşmamasının kredi notunu etkilemeyeceğini” söylemiş—oley, şimdi artık domuz pastırmamı yiyebilirim.

Sonra açıklamanın gerisi okuyorum, ve domuz pastırmam gırtlağımda kalıyor. “[a]ncak, piyasalardaki belirsizliği ortadan kaldırıcı bir önlemin hemen alınması gerektiğini söyledi… Bu arada, Türkiye’nin, kendi başına yaptığı bir programda, dış finansman açığını finanse eden ve içerde de borcun milli gelire oranını kademeli olarak düşürüp sürdürülebilir bir yapıya kavuşturabilecek bir program olması gerektiği ifade ediliyor” (www.ntvmsnbc.com)

Ah, be Abla, öyle bir program olsa sana vermez miydik? Sen bizim Kristin Ablamızsın. Senin sekiz yıldır yaptığın açıklamalarla ne paralar kazandık. Ülke batarken “ratinginiz değişmez,” dedin. Tam krizden çıktık “borç dinamiklerinizi beğenmiyoruz” dedin. Ne dedinse tersini yaptık, seni şortladık, dünyalığı yaptık Kristin Abla, senin için canımız feda. Sen, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın ve sırf çalıştığı kurum sayesinde senede 6 haneli maaş kazanmanın heykeli dikilecek bir örneğisin. Büyüyünce ben de senin gibi olmak istiyorum.

Valla ben bir de “Bas bas paraları Kristin Abla’ya” diye CD çıkartacaktım, ama sonra “Bacımız olur, ailesi filan vardır” diye vazgeçirdiler.

Sen hiç merak etme Kristin Abla, biz bu kredi darlığında, sendikasyon yokluğunda, İsviçre’de sakladığımız cukkalardan bir 30 milyar doları hemen bankalara yollar, dış finansman açığını kapatırız. Erdoğan Abim de Putin’le, Suud-ibn-Puut’la konuşur, petrol yine 30 dolara düşer, cari açık da kapanır. Programın o ayağını hallederiz. İç borçlanmaya dayalı bir büyüme hamlesinden de endişelenmişşin. Helal valla, bu kadarını bile öğrenmen senin büyük inkişaf içinde olduğunu gösterir. Sen yorma o güzel kafanı, git pedikürünle, makyajınla ilgilen. Şimdi TCMB dedi ya seneye enflasyon %5, hükümet de derki büyüme %4.5, vergi gelirleri de %15 büyüyecek, biz de seneye hiç nominal harcamaları %8’e fiksleyeceğiz, faiz dışı fazlayı GSYIH’nın %2.5’uğuna çekeceğiz. Nasıl olsa Excel’de palavra atmak kolay, sen her gün yapıyorsun. Sen de kağıdı kalemi alır hesap yaparsın…wow…wow. Kamu borcu/GSYIH 2012 yılında %30’a iniyor. RATINGS UPGRADE!!! Yeter ki sen iste Ablam, biz yaratırız.

Sonra AA’yı okumaya devam ettim. Uluslararası yatırım bankaları “Türkiye İngiltere’den daha az kırılgan” demişler. Haşa, ve külliyen yalan, hiç öyle şey olur mu? Biz çok kırılgan insanlarız. Bu yaz gelip bizde kalmazsanız, bir acı kahvemizi içmezseniz vallahi çok kırılırız. Hatta, ailecek bir de Göcek’e Mavi Yolculuk yapalım. Acaba bu uluslararası yatırım bankaları daha geçen hafta “Siz hiç telaşlanmayın ey müşteri milleti, IMF ile anlaşma bir ay içinde tamam” diyen füze mühendisleri ile aynı kişiler mi olur? Çünkü ben onlarla tanışıp onları kucaklamak istiyorum. Sayelerinde 23 bin Endeks’ten aldığım Tenekesan’la Kelepiroğlu Ticaret 35 bin Endeksi geçti 40 bine el sallıyor. Onlar içinde Hadise’nin “Düm teka dümtek, elaleme gaz verek” şarkısını “coverladım”, vallahi dinlemezlerse kırılırım. İşte ben öyle kırılganım bir adamım.

Yahu, İngiltere’in poundu, dünyanın her yerinde geçerli para birim olmasa da, en azından Commonwelth’de geçerli, ortalama borç vadesi 30 değilse, herhalde 15 yıl. Akılalmaz bir vergi toplama, o da olmazsa, mal satma kabiliyeti var. Koskoca impatorluktan kalan dış gelirleri var. Sizin Türkiye ile İngiltere’yi karşılaştırmanızın absürdlüğünü Kristin Lidow bile anlar herhalde.

İşte bu yüzden Türk aracı kurumlarında araştırma yapmayı bıraktım. Siz yazıyorsunuz, en fazla 100 müşteriye gidiyor. Adam yazıyor, 10 bin müşterinin e-mailine düşüyor. Bunlardan bin tanesinin zaten okumaya vakti yok, ama almaya parası var. Rekabet şansınız nedir ki? Sakın birileri sizi iyi bir fikrin ve doğrunun daima alıcı bulacağına inandırmasın. Pazarlama ve dağıtım daima kazanır. Sakın burada yazdıklarımı da uygulamaya kalkmayın. Kristin Abla ne derse odur. Canım Ablam benim. Dükkan senin.

Anormallikler

Neydi bu çıkış?

  1. Büyük bir short ve açıkçı avıydı. Eğer buysa bu çıkış, borsa tarihinin en büyük short squeeze’i kesinlikle bu, bir benzeri daha yok…
  2. Deflasyon bitiyor, enflasyona giriyoruz. Eğer buysa bu çıkış ve eğer deflasyon bitiyor ve enflasyona giriyorsak, Dow Jones 28 bin olur, faizler geberik kalır, millet paradan kaçar, Altın 3000$ olur, Çin Amerika’ya savaş ilan eder…
  3. Endişe ve belirsizliklerden fırlatılmış bu çıkış neydi? Annesinin FED olduğu ama babasının kim olduğu henüz bilinmeyen ve altı ay erken doğan bu yavru bir gorile benziyor, çünkü o günlerde tüm erkekler hadim edilmişti, delikanlı kıttı. Öyleyse bu gorili kim dürttü…

VELHASIL…
Bir piç doğdu…
Piç oldu dünya ve racon kesiyor…

Benzeri bir piç 2001’de de doğmuştu…
O da mart ayında doğdu…
Doğduğunda endeks 7500 idi…
Doğar doğmaz birden büyümüş 13 bin endekse 43 günde gelmişti…
Yüzde 73 çıkış vardı…
Haziranda geberdiğinde endeks tekrar 7800’e inmişti…
Onun babası belliydi…
Derviş idi…
O nedenle daha sevimliydi…
Fakat erken ölmüştü…
O kahrından öldü, şerefliydi…
Bu tam bir haysiyetsiz, çünkü tüm dünyada aynı anda oldu…
Çekik gözlüler bile şokta…

PİYASALARI DÖVDÜLER…
44 gün önceydi…
Dow Jones 8 bini kırmış, 6500’lere salınmış…
Amerikan bankaları batıyordu…
SHORT VE AÇIK KISKIRTILIYORDU…
Ölüm kol geziyordu…
Birden Timothy inledi…
Mark-to-Market kuralları gevşetilecek…
Bankalara sermaye bulunacak…
Bunu devlet ve özel sektör yapacaktı…
Bernanke art arda kötü haberleri verdikçe bir el topluyordu malları…
O el gene o batan bankalardı…
Citi yeniden hortlamıştı…
ALIYORDU ÖLÜMÜNE…
Ölüydü aslında…
Tüm dünya borsalarında Citi takaslarında mal şişiyordu…
Citi ve gibiler geri gelmişti…
ALIYORDULAR ÖLÜMÜNE…
NASILSA ÖLMÜŞTÜLER…

44 GÜN ÖNCE…
1 dolar verip 1.80 lira alanlar Garanti’yi 1.90’dan alıp 3.80’e çıkarıyorlardı…
Tam iki katı…
Bu malı verip 1.54’ten dolar alıyorlardı…
44 günde 1 dolar koydular,
2.15 dolar aldılar…
yüzde 215 kar…
BANKALAR SERMAYELERİNİ TAMAMLIYORLARDI…
TÜM DÜNYADAN PARA ÇEKİYORLARDI…
Peki, bitti mi, hayır bitmedi…
Şimdi de hisse senedi ihraç edip borsalardan 75 milyar dolar çekecekler…
İşte bu nedenle bu borsalar göçer…

Bir mal satılmak için alınır…
Bir malın fiyatı 44 günde iki katına çıktı mı o malı satmayan kerizdir…
Şimdi sorun da şu….
Elinde tonla mal olan bu adam malı bu fiyatlardan satmazsa kerizdir…
Bu doğru…
Satmazsa kerizdir…
44 günde yüzde 200 yapmış…
Ama bilader….
HANGİ KERİZ BU MALI BU FİYATTAN ALIR?..
Sorun bu işte…
Hangi kerizler bu malı bu fiyattan alır…
Eğer o kerizleri henüz bulamadılarsa biz daha çok meleriz…

Öyleyse keriz yaratılacaktır…
Nasıl mı?..
Algılamalar esnetilecektir…
Bu her hamlede shotçu dövülerek, long kışkırtılarak yapılacaktır…
Sert geri dönmeler bunun için yapılıyor…
Öyleyse her yüzde 15’lik geri çekilme önünde 3 short squeeze yaparsın…
DÖVERSİN, YILAR VE ANİDEN İNERSİN…

Elde ne var, DEFLASYON…
Bundan kurtulmak için ne yaptılar, HELİKOPTERLE PARA ATTILAR…
8.3 TRILYON DOLAR…
Bu para ne yapıyor…
COMODITY’LERE VURUYOR ve fiyatlar şişiyor…
Petrol 60 dolar örneğin…
Üretim girdileri şişiyor ve overproduction duruyor…
Bu da enflasyonu haber veriyor…
Overproduction durunca büyüme azalıyor ve bu da stagflasyonu gösteriyor…
Bu mantıktaki profesyoneller comodity’lere ve hisse senetlerine vuruyor…
BEKLENTİ NEDENİYLE BU VURUŞ paritelerde enflasyon etkisi yaratıyor ve Kanada gibi comodity üreten pariteler yükseliyor…

ANOMALİ euro-dolar’dır…
Soru esas oradadır…
Çünkü euro-dolar’da carry trade yoktur aslinda…
Dolar-yen’de de carry trade yok şu anda…
Carry trade yuan-dolar’da başlamak üzere…
Bu olursa euro-dolar 1.25’e iner…
HERŞEY ÇIKIYOR…
FAKAT BU NORMAL Mİ?..
Örneğin petrol 60 üstünde kalırsa KARARSIZ DENGE GELMEZ Mİ?..
Gelir…

HANGİ TRADE VAR ŞU ANDA, Cari trade var…
Bu trade faizlerin sıfıra yakın oldukları yerlerden akan paranın, faizlerin artı olduğu ülkelere akması şeklinde ve derin olmayan bu piyasalarda ülke yerel parasını değerlendirerek girdiği günün ertesi gün karlı pozisyona geçen bu paranın önünde şimdi bir korkunç uçurum yatmakta…
Bu uçurum ise ÖZELLEŞTİRME GELİRLERİNİN SIFIRLANMASIDIR…
Buydu geçmişte dengeyi kuran, bu gelirlerdi motoru çalıştıran…
Bunlar artık yok…
DÜRZÜYÜ SABIRLA İZLİYORUM, ÜMÜĞÜNÜ UZATSIN İYİCE…
NASILSA SIKARIM…

Öyleyse KARARSIZ DENGE HALİ, bizim piyasada, 1.65-1.82 aralığında ülkeye giren paranın…
1.45-1.65 aralığında karlı çıkışını sağlayacak yeni taze paradır…
Bu para eskiden özelleştirme ve halka arzlarla geliyordu…
Şimdi İMF ile gelecek, hedefleri bu…
Peki, bu İMF işi sarpa sarar mı, AKP’yi komple bitirir mi, bunu AKP kurmayları biliyor…
Az çok ben de biliyorum…
Kim ki İMF’yi imzaladı, yok oldu…
AKP de öyle geldi…
Öyleyse, acele giden ecele gider diyen ceddimiz, bir kere daha haklı çıkacaktır…

Kim iddia edebilir, KİM DİYEBİLİR Kİ 58 BİN ENDEKS BALON DEĞİLDİ veya İMKB-30’da 76 bin endeks balon değildi…
BERNANKE balondu diyor…
Greenspan balondu diyor…
O rakamlara bankacıların yüksek kaldıraç kullanmaları ve aç gözlülüğü ile gittik diyorlar…
Bunu OBAMA da diyor…
Bunu SARKOZY de diyor…
Var mı kaldıraç artık…
VAR MI KALDIRAÇ ARTIK, yok…
Yasakladılar…
Regülasyon getirdiler…
Öyleyse o rakamlar tırışkaydı…
Tırışka rakam hedef olamaz…

Peki neydi bu çıkış…
Bu FED idi…
Daha önce de yazdım bunu, bu fed idi…
Niye yaptı…
ZAMANI SATIN ALDI…
Bankalara ve sigorta şirketlerine zamanı satın aldı…
BU ZAMAN ARALIĞINDA BİRBİRLERİ İLE ÜLEŞİP…
Türevlerde yarattıkları toksik pislikleri temizliyorlar…
MUHASEBELEŞİYORLAR YANİ…
Bunun da sonu var, devamı balondur…
FED bunu asla yapmaz…

SONUÇ…
Bu borsa METEROSEKSÜEL oldu…
Sıkıştıkça bir İMF makyajı geliyor…
Kaşları alınmış, kirpikleri takılmış, her yanı botoks bunun….
Şöyle ki, yabancı yatırımcı kuruluşlar rapor üstüne rapor yayınlıyor TÜRKİYE İMF ile anlaşmalı diye…
Bir ülkenin İMF ile anlaşması için ya batık ya da batmak üzere olması lazım…
Yabancılar İMF ile anlaşın, batıksınız derken, öte yandan batık ülkenin borsasını deli gibi alıp dolar bazlı yüzde 90 pirim yaptırıyorlar…
Bu yüzden de bizim borsa METEROSEKSÜEL’dir…
Çünkü İMF ile anlaşmak durumuna düşmüş hiçbir ekonominin borsası yüzde 90 pirim yapamaz….
YAPMIŞ İSE bu ülke güçlüdür ve İMFye gerek yoktur…
Nitekim, bir yıl geçti, İMF görüşmeleri başlayalı henüz anlaşma yok ve olmamalı da…
Neden olmamalı, çünkü borsası yüzde 90 pirim yapmışsa 2 ayda o ülke dünya lideridir zaten…
Amerika bile yüzde 38 anca yaptı…
Şimdi sen yabancı kurum olarak…
O borsayı yüzde 90 çıkarıp, dönüp Türkiye İMF ile anlaşmalı dersen, sen o zaman metero değil, METROSEKSÜELSİN.

Barclays Recommends Investors Buy Real, Turkish Lira-May 22 (Bloomberg)

Neymiş, Barclays 22 Mayıs’ta Türk Lirası için AL tavsiyesi vermiş.

BARCLAYS, YATIRIMCILARA BREZİLYA REALİ VE TÜRK LİRASI ÖNERDİ (Matriks)

Al buyur, buradan yak…
Aynı yabancı kurumlar Türkiye İMF ile anlaşsın diye inim inim inliyor her raporlarında…
Bunlar metroseksüeller…
Anlarsınız ya…

Petrolü 60 dolar altına çekmek için, amerikan endekslerinde başlayacak bir düzeltme de bu dediğimi perçinleyecek…
Bu senaryoda petrol ve comodity düzeltmesi gelirken, Amerikan hazine bonolarından İKİNCİ ÇIKIŞI GERÇEKLEŞTİRECEKLERDİR…
BUNUN ÜÇÜNDE…
Önce paritelerde ve ardından altın arzı ile altında çöküş gelir…
Bilahare dolarda devalüasyon süreci başlar ve buna da AB ve Çin misilleme yaparsa, ikinci kriz başlar…
YANİ GERÇEK DİBE GİDİŞ…
BUNU ALGILIYABİLMEK İÇİN DE 1929 ile 1936 arasını bir inceleyin…
Hoover ve Roosvelt dönemini…

Hoover cumhuriyetçiydi…
Kriz onun başkanlık döneminde patladı…
Başkan olmadan evvelki dönemde ise hazine bakanıydı…
Hoover = Bush…
Roosvelt 1932’de başkan oldu…
Obama gibi demokrat partidendi…
NEW DEAL’ı sundu…
Obama da aynı DEAL’ı sundu şimdi…

Altını devletler arz edecektir piyasaya FİYAT para ve pariteleri korumak için…
Yoksa kıyamet kopar…

Altın arzı ve comodity freni ile sıfır olan faizleri yükseltmeye başlayacaklar.
Bu da fiyat paraya olan güven geri gelsin diye yapılacaktır…
Bu olmaz ise, enflasyon korkunç azar ve yanında stagflasyon gelir…
BU ÖLDÜRÜR…

Altını devletler arz edecektir piyasaya…
FİYAT parayı ve pariteleri korumak için…
yoksa kıyamet kopar…

Hadise şu…
Paranın tam karşılığı maldır…
Mesela petrol…
Mesela altın…
Mesela buğday vs…
Sıkıntı da şudur…
EXCESSİVE MAL ÜRETİMİ VARDIR…
DOLAR basılarak piyasaya sürülmektedir…
Ama bu gidip mala vurmamaktadır…
Çünkü kimsenin mala ihtiyacı yoktur…
Herkes malını çoktan aldı…
Türkiye’den bir örnek vereyim…
Türk inşaat sektörü, geçtiğimiz 5 yılda Türkiye’nin 10 yıllık ihtiyacı olan ev, iş hanı ve alışveriş merkezini üretti…
Herkes alacağını aldı…
Alıcı yok artık…
Devletler pariteleri ve parayı korumak için altın arzı ve comodity arzı kontrolüne gidiyorlar…
Yoksa kıyamet kopar…
Çin tüm birikimini dolara gömmüş…
Tüm büyükler öyle…
Bizim bankalarda halkın 110 milyar doları var…
Merkezin dolarları var…
HEPSİ AMERİKA’YI FİNANSE EDİYOR…

ŞİMDİ AMERİKA ÇİN’E DİYOR Kİ…
Sen beni finansa et, beni finanse etmezsen sen batarsın, çünkü senin üretiminin yüzde 60’ını ben tüketiyorum…
Ben doları kontrollü devalüe edeceğim bu borçtan yırtmak için, sen vaziyete katlanacaksın, yoksa sende isyan çıkar…
Sana kim dedi 1.5 milyar insan ol dürzü diyor ve Çin tırsıyor…

1932 de aynı olaylar oldu…
Roosvelt doları yüzde 50 devalüe etti…
Avrupa buna misilleme yaptı, onlar da devalüe ettiler…
VE İKİNCİ DÜNYA HARBİ ÇIKTI…

Alman’ın bankaları batık…
Verdiler Doğu Avrupa’ya, buhar oldu euro’lar…
Polonya’ya Merkel sordu…
Bizim euro’lar nerde kız ikizler…
Onlar da bizde bilmiyoruz, sahi nerede kız dedi…
Merkel de aniden menepoza girdi…

Krizin önlemlerinden biri de savaş ekonomisi yaratmaktır….
Bakalım daha neler neler olacak…

Çöpten Topluyordu Euro Milyoneri Çıktı

Çöpten topluyordu euro milyoneri çıktıÇöpten pet şişe toplayan İsveçli Degerman’ın öldükten sonra 1.1 milyon euroluk serveti olduğu anlaşıldı. Borsaya ve altına yatırım yapan kişinin sermaye yönetimi herkesi şaşkına çevirdi.

Sırtında, kollarının ucu aşınmış, dirsekleri yıpranmış eski mi eski mavi bir ceket, başında bir kasket bisikletiyle çöplükleri dolaşıyor, meşrubat kutularıyla, pet şişeleri topluyor sonra bunları satıyordu. Adı Curt Degerman’dı… İsveçli… Bir milyoner olduğu öldükten sonra anlaşıldı. Eşi dostu yoktu. Bir tek kuzeni dışında bütün akrabaları mahallenin delisinden utandıklarından olsa gerek Curt ile selamı sabahı kesmişti. Annesini babasını tanıyanlar da Curt’u görünce, etrafına hiç de iyi kokular salmayan, pejmurde kılıklı bu adama selam vermemek için yollarını değiştiriyordu. Curt’un babadan kalma eski ama kentin iyi bir bölgesindeki bakımsız dağınık evde havadan sudan sohbet ediyorlardı. Ama bu sohbetler sırasında Curt, borsa haberlerinden, Lüksemburg’daki hisse senetlerinden de söz etmekteydi.

ÖLÜM İLANI İSTEMEDİ

Kuzeni hisse senedi konusunda anlatıklarını aklı pek yerinde olmayan Curt’un hayalleri olarak kabul ettiğinden üzerinde durmuyordu. Curt Degerman geçen yıl sonbaharda öldü. 60 yaşındaydı oysa 85 yaşına kadar yaşayacağını sanıyordu. 85 yaşında öleceğine inandığından hastalandığında doktora bile gitmiyordu. Son hastalığı sırasında da kuzeninin ısrarına rağmen cimrilik ederek doktora görünmemişti. O kadar cimriydi ki öldüğünde gazetelere ölüm ilanı bile verilmemesini vasiyet etmişti. Ona göre ölüm ilanları pahalıydı ve bu gibi harcamalar gereksizdi. Ölümünden aylar sonra ortaya çıktı ki mahallenin bu cimri delisi 12 milyon İsveç kronu yani yaklaşık 1 milyon 100 bin Euro değerinde bir servet sahibi.

MİRASÇISI KUZENİ

Curt orta halli, itibarlı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Lisede son yıla kadar da kadar başarılı bir öğrenciydi. Ne oldu bilinmiyor ama Curt muhtemelen ailesinin ”Başarılı olmalısın” baskısının altından kalkamadı.ailesinin ve toplumun başarı ölçülerine ayak uyduramadığından da kendi kabuğuna çekildi. Annesini, babasını kaybedince evinden telefonu bile kaldırdı. Akşam üzerleri de kütüphaneye gidip gazete okudu. Curt, hisse sentlerinden söz ediyor, borsadaki gelişmeler konusunda aklı başında analizler yapıyordu ama muhtemelen mirasçısı olacak kuzeni anlatılanı kendini kanıtlama çabası diye değerlendiriyordu.

LUXEMBURG BORSASINDA FONLARA YATIRIM YAPTI

Curt Degerman öldükten sonra ise tüm anlattıklarının doğru olduğu ortaya çıktı. Üstelik mahallenin delisi sermayesini akıllıca yönetmeyi de bilmişti. Lüksemburg borsasında uzun vadede kar getirecek fonlara yatırım yapmıştı. Parasının üçte biri ile de külçe altın satın almıştı. Bankada 50 bin kron kadar da nakit tutmuştu. 1.1 milyon euronun üzerindeki servetini nasıl edindiğini öğrenen İsveçliler ise Curt’un yatırım stratejisini öğrenebilmek için kulaklarını kuzene çevirdi. 30 bin nüfuslu Skelleftea kentinde boşalan bütün meşrubat kutularını toplamış olamayacağına göre acaba ne kadar sermaye ile borsaya girmişti. Herkesin merak ettiği Curt gerçekten mahallenin delisi miydi yoksa o herkesi deli kabul ettiğinden huzur içinde yaşayabilmek için deli numarası yapan bir dahi miydi.

Mr Goldie: 3 Ben Amcamız: 1

Beklediğim gibi TIMOTHY kendi kalesine gol atarak (stress testi) ve Ben amcamız dün yine toparlanma olmayabilir (FED tutunakları) demesi ile bir gol da yedi… ve Mr Goldie 3-1 öne geçti… ALTIN bu sabah 940ları kırarak 943lara dayandı böylece… Öte yandan, FED tekrar tahvil piyasasında alıma geçmesi piyasanın hiç hoşuna gitmedi ve DOW kırmızıda kapattı: tahvillerde tekrar alımlara başlamak, durum kötüye gidiyor demek oluyor ve dün yazdığım gibi FED tek başına ABD borcunu finanse etmeye çalışıyor (bono ihraç ederek)…

Yani Ben amcamız resmen 2009 ikinci yarıda toparlanma konusunda yalan söylemesi yine ortaya çıktı…

Yani belirttiğim gibi, Mr Goldie Bernencke’yi iyice sıkıştırdı… ve skor 4-1 olcak gibi gözüküyor çok yakında (tahvillerde alımlar devam ederse)…

Parite ise bu beklenti ile beraber, 1.38lerde.. Yani FEDin para basma hikayesi ALTIN’ı ve pariteyi daha da yüksek seviyelere götürecek gibi…

Öte yandan dolar endeksi, 82leri aşağı kırdı ve bu da şu demek oluyor: dolar krizi yaklaşıyor…

Küresel Kriz: Serbest Piyasa Ekonomisi Çöktü Mü?

ABD’den yayılan kriz dalgası kısa sürede tüm Dünya’yı etkiledi. Tüm ülkeler krize karşı çareler aramaya başladılar. Ülke liderleri krizden çıkış için birlik olma çağrıları yapar oldular. Ne krizmiş ki birbirine düşman ülkeler bile birden dost oluverdiler. Kriz ülke ayırt etmedi.

Serbest piyasa ekonomisinin güvenilirliği de tartışmaya açıldı. Batan bankalar, şirketler devlet tarafından satın alınarak kurtarıldı. Özelleştirme mi? Devletleştirme mi? Tartışmaları başladı. Ben,batan bankaların veya batan şirketlerin kurtarılmalarına karşıyım. Batan bankaların veya şirketlerin zararları vatandaşların ödediği vergilerle kurtarılmamalı. Zaten “küresel kriz” denen üçkağıt ekonomisinin bir sonucudur.

Üçkağıt ekonomisi ne demektir? Üçkağıt ekonomisi denetimsiz veya kısmi denetimli serbest piyasa ekonomisidir. Aslında Dünya üzerindeki en iyi model serbest piyasa modelidir. Ancak bu piyasa devlet tarafından güzel bir şekilde denetlenmelidir.

Üçkağıt ekonomisinin diğer bir anlamı da “üretime dayalı olmayan” dır. Batı, bir süredir bonoyla, tahville, faizle, borsayla oturduğu yerden para kazanma yoluna gitmişti. Yani karşılığı olmayan bir değer üretmişti. Para’nın karşılığında ne üretilen bir şey ne de emek vardı. Karşılığı olmayan bu sistem çöktü.

Üçkağıt ekonomilerinde paranın kaynağı sorulmaz. Yeter ki kendisi olsun. Bizim ülkemizde böyle bir ülke. Para gelsin de nereden gelirse gelsin. Yeter ki para gelsin. Dünya dibe vurdu. Ülke olarak bizde artık kendimizi kandırmaktan vazgeçip acı reçeteyi önümüze koymalıyız. Şimdi tam zamanıdır. Gerekçe bol miktarda var. Devletimiz, hükümetimiz bu üçkağıt ekonomisinden vazgeçip borcumuzu vatandaşın önüne koysun. Vatandaşta kafayı yemesin bu bir türlü düzelmeyen ekonomi yüzünden.

Nereden buldun diye soracaksın. Denetleme mekanizmalarını çalıştıracaksın. Türkiye Cumhuriyeti devletinde “DENETLEME” diye bir şey yok. Sihirli kelimemiz bu “denetleme“.

Borç yiğidin kamçısıdır” demekle olmaz bu iş. “Tam bağımsızlık ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür” demekle olur. Ekonomik olarak herkes kendi kendine yetebilmeli. Her yıl milyarlarca dolar faiz vermemeli dışarıya bu ülke insanları. Gerekirse yatırımları durdur, çalışanların, memurların maaşını yarıya indir. Kdv’leri, ötv’leri indir. Türk milleti artık üçkağıtçı, milletini sömüren, güven vermeyen bir devlet istemiyor. Millet, devlete vergi ödüyor, ödediği vergilerin nerelere gittiğini bilmiyor. Şeffaf olacaksın. Kim ödüyor bu devletin borcunu? Millet ödüyor. O zaman milletin vergilerini nereye harcıyorsan, bunu söyleyeceksin.

Her şeyi bırakın bir kenara. Devlet artık milletin başını bankalara, özel şirketlere tutmayı bıraksın. Yasal düzenlemeler yapılabilir bu konuda. Devlet ne için vardır. Milletinin refahı ve huzuru için. Amaç budur. Ben borcumu bilmek istiyorum. Ne zamana kadar ne kadar borç ödeyeceğim bilmek istiyorum. Ben borcumu en kısa sürede ödemek istiyorum. Ben borç içinde sefil bir hayat sürmek istemiyorum.

Düzeltmek için 3 yıl mı, 5 yıl mı? Ne kadar sürer bana söyle. Sayın başbakanım, tablo ne kadar acı olursa olsun. Gizli saklı bir şeyleri düzeltmeye çalışmayın. Her şey her geçen gün kötüye gidiyor ve siz çözümden hızla uzaklaşıyorsunuz. Üçkağıt ekonomisiyle bu milletin 20-30 yılını heba etmeyin. Üçkağıt ekonomileri her zaman çökmeye mahkumdur. Denetleyin, dürüst olun, şeffaf olun.

AB TSK’ya Saldırdı

Avrupa Birliği TSK’ya saldırdı

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında en üst düzey organ olan bakanlar düzeyindeki Ortaklık Konseyi, salı günü Brüksel’de toplanacak. AB, toplantı için hazırlanan ortak pozisyon belgesinde Türk ordusunu hedef aldı. TSK’ya olan düşmanlığını her fırsatta dile getiren AB, AKP’nin önüne koyacağı belgede Türk Silahlı Kuvvetler’in yasalara aykırı bir şekilde siyasi nüfuz kullandığını öne sürdü. Belgede ayrıca üst düzey komutanların hem iç hem de dış politika konularında yetkilerini aşan açıklamalar yaptıkları iddia edildi.

AKP’ye övgü…

AB Haber’e göre, savunma harcamalarının parlamento tarafından denetiminin kuvvetlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildiği belgede siyasi reformlara ilişkin olarak da 2008 yılında siyasi reformlarda sağlanan ilerlemenin yeterli olmadığı belirtilirken Türk hükümetinin siyasi reformlara hız verme vaadinin ise memnunlukla karşılandığı dile getirildi. Bu kapsamda yeni bir tam zamanlı başmüzakereci atanmasından duyulan memnuniyete de metinde yer verildi. AKP hükümetinin yeniden gündeme getirdiği anayasa değişikliklerine de değinen AB, hükümetin anayasa değişikliği çabalarından memnuniyetini ifade etti. Metinde hükümete, ilgili anayasa maddelerini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Venedik Komisyonu’nun görüşleri çerçevesinde değiştirme çağrısı yapılıyor. Ombudsmanlık konusunda ise, ilgili düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin not edildiği ancak bu kurumun Türk yargı sistemine dahil edilmesi gerektiği belirtiliyor.

Erivan ile yakınlaşmaya tam destek

Avrupa Birliği ortak pozisyon belgesi taslağında, AKP hükümetinin Güney Kafkasya ve Orta Doğu’da oynadığı etkin ve yapıcı rolden memnuniyet duyulduğu ifade ediliyor. Benzer bir memnuniyet, söz konusu bölgesel konularda Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yakın siyasi diyaloğun varlığı nedeniyle de dile getiriliyor. Ayrıca AB’nin, Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirme yönünde attığı adımlarda Türkiye’yi desteklediği ve iki ülkenin bu konuda 22 Nisan’da imzaladığı yol haritasını memnuniyetle karşıladığı bildiriliyor.

‘Ruhban Okulu’nu açın’ dayatması

Taslakta dini azınlıkların ve Alevilerin, vakıf malları, üçüncü kişilere geçmiş malları ve gayrimenkulleri konusunda hukuki zorluklarla karşılaştığı hatırlatılıyor. Ayrıca Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması ve ekümeniklik tartışmasının da yakından takip edildiği ifade ediliyor. Kürtlerin kültürel hakları çerçevesinde TRT Şeş’in ve Ermenice yayın yapan bir radyonun kurulmasını memnuniyetle karşılayan AB, Rum azınlığın eğitim ve mülkiyet sorunlarını gündeme getiriyor. Türk Ceza Kanunu’nun 301’inci maddesindeki değişikliği olumlu olarak değerlendiren AB, kamu görevlilerini basın özgürlüğüne saygı göstermeye çağırıyor.

Bankacılara Salaklar Diyip İşi Bıraktı

Tüm zamanların en büyük kar yüzdesini kazanmış olduğu tahmin edilen hedge fon yöneticisi Andrew Lahde, büyük bankaları aldığı pozisyonların tam tersini yapan salakların yönettiğini söyleyerek işi bıraktı.

Lahde Capital kurucusu Andrew Lahde, yatırımcılara dün gönderdiği veda mektubunda, çocuklarına en iyi eğitimi verebilen ABD “aristokratlarını” yerden yere vurdu.

Para için bu işin içinde olduğunu söyleyen Lahde kendi pozisyonlarının karşısında pozisyon alarak para kazanmasını sağlayanlarla alay etti: “Kolay hedeflerdi, önce hazırlık sınıfı için, ardından Yale ve Harvard MBA için ailelerinin para ödediği salaklar, orada hazır lokma gibi duruyorlardı” dedi.

“Çoğunlukla aldıkları eğitimi hak etmeyen bu insanlar AIG, Bear Stearns ve Lehman Brothers gibi şirketlerin başına ve hükümette her kademeye yerleştiler” diyen Lahde, “Aristokrasiyi destekleyen bu tavır, pozisyonlarımın diğer tarafında yer alacak kadar salak insanları bulmamı kolaylaştırdı. Tanrı ABD´yi korusun” diye devam etti.

Lahde subprime krizi doğru olarak tamin eden birkaç fon yöneticisinden biri. Fonlarından biri geçen yıl % 870 getiri sağladı. Fon şu anda kapandığından para yatırımcılara dağıtılıyor.

Lahde artık başka insanların paralarını yönetmeyeceğini, kendi parasıyla ilgilenmeyi tercih ettiğini söyledi ve varlıklı hedge fon yöneticileri ve şirket başkanlarına “Blackberry´lerinizi bir kenara atın ve hayatın tadını çıkarın” dedi.

Hayatları berbat… Ne için? 50 yıl içinde unutulacaklar. Steve Ballmer (Microsoft CEO´su), Steven Cohen (SAC Capital kurucusu) ve Larry Ellison (Oracle CEO´su), hepsi unutulacaklar” diyen Lahde artık kendisine telefonla ve mail ile ulaşmanın kolay olmayacağını söyledi ve zaten telefonla da ulaşılamadı.

Son iki yılda mali ve emlak piyasasının tersine pozisyon alarak on milyonlarca dolar kazanan Lahde mektubunun sonunda marihuananın yasalaştırılmasını istedi ve artık parasıyla iyi zaman geçirmek için işi bıraktığını söyledi.

Lahde´nin mektubunun tam metni

“Today I write not to gloat. Given the pain that nearly everyone is experiencing, that would be entirely inappropriate. Nor am I writing to make further predictions, as most of my forecasts in previous letters have unfolded or are in the process of unfolding. Instead, I am writing to say goodbye.

Recently, on the front page of Section C of the Wall Street Journal, a hedge fund manager who was also closing up shop (a $300 million fund), was quoted as saying, “What I have learned about the hedge fund business is that I hate it.” I could not agree more with that statement. I was in this game for the money. The low hanging fruit, i.e. idiots whose parents paid for prep school, Yale, then the Harvard MBA, was there for the taking. These people who were (often) truly not worthy of the education they received (or supposedly received) rose to the top of companies such as AIG, Bear Stearns, Lehman Brothers all levels of our government. All of this behavior supporting the Aristocracy, only ended up making it easier for me to find people stupid enough to take the other side of my trades. God bless America.

There are far too many people for me to sincerely thank for my success. However, I do not want to sound like a Hollywood actor accepting an award. The money was reward enough. Furthermore, the endless list those deserving thanks know who they are.

I will no longer manage money for other people or institutions. I have enough of my own wealth to manage. Some people, who think they have arrived at a reasonable estimate of my net worth, might be surprised that I would call it quits with such a small war chest. That is fine; I am content with my rewards. Moreover, I will let others try to amass nine, ten or eleven figure net worths. Meanwhile, their lives suck. Appointments back to back, booked solid for the next three months, they look forward to their two week vacation in January during which they will likely be glued to their Blackberries or other such devices. What is the point? They will all be forgotten in fifty years anyway. Steve Balmer, Steven Cohen,Larry Ellison will all be forgotten. I do not understand the legacy thing. Nearly everyone will be forgotten. Give up on leaving your mark. Throw the Blackberry awayenjoy life.

So this is it. With all due respect, I am dropping out. Please do not expect any type of reply to emails or voicemails within normal time frames or at all. Andy Springerhis company will be handling the dissolution of the fund.don’t worry about my employees, they were always employed by Mr. Springer’s companyonly one (who has been well-rewarded) will lose his job.

I have no interest in any deals in which anyone would like me to participate. I truly do not have a strong opinion about any market right now, other than to say that things will continue to get worse for some time, probably years. I am content sitting on the sidelineswaiting. After all, sittingwaiting is how we made money from the subprime debacle. I now have time to repair my health, which was destroyed by the stress I layered onto myself over the past two years, as well as my entire life — where I had to compete for spaces in universitiesgraduate schools, jobsassets under management — with those who had all the advantages (rich parents) that I did not. May meritocracy be part of a new form of government, which needs to be established.

On the issue of the U.S. Government, I would like to make a modest proposal. First, I point out the obvious flaws, whereby legislation was repeatedly brought forth to Congress over the past eight years, which would have reigned in the predatory lending practices of now mostly defunct institutions. These institutions regularly filled the coffers of both parties in return for voting down all of this legislation designed to protect the common citizen. This is an outrage, yet no one seems to know or care about it. Since Thomas JeffersonAdam Smith passed, I would argue that there has been a dearth of worthy philosophers in this country, at least ones focused on improving government. Capitalism worked for two hundred years, but times change,systems become corrupt. George Soros, a man of staggering wealth, has stated that he would like to be remembered as a philosopher. My suggestion is that this great man startsponsor a forum for great minds to come together to create a new system of government that truly represents the common man’s interest, while at the same time creating rewards great enough to attract the bestbrightest minds to serve in government roles without having to rely on corruption to further their interests or lifestyles. This forum could be similar to the one used to create the operating system, Linux, which competes with Microsoft’s near monopoly. I believe there is an answer, but for now the system is clearly broken.

Lastly, while I still have an audience, I would like to bring attention to an alternative foodenergy source. You won’t see it included in BP’s, “Feel good. We are working on sustainable solutions,” television commercials, nor is it mentioned in ADM’s similar commercials. But hemp has been used for at least 5,000 years for clothfood, as well as just about everything that is produced from petroleum products. Hemp is not marijuanavice versa. Hemp is the male plantit grows like a weed, hence the slang term. The original American flag was made of hemp fiberour Constitution was printed on paper made of hemp. It was used as recently as World War II by the U.S. Government,then promptly made illegal after the war was won. At a time when rhetoric is flying about becoming more self-sufficient in terms of energy, why is it illegal to grow this plant in this country? Ah, the female. The evil female plant — marijuana. It gets you high, it makes you laugh, it does not produce a hangover. Unlike alcohol, it does not result in bar fights or wife beating. So, why is this innocuous plant illegal? Is it a gateway drug? No, that would be alcohol, which is so heavily advertised in this country. My only conclusion as to why it is illegal, is that Corporate America, which owns Congress, would rather sell you Paxil, Zoloft, Xanaxother additive drugs, than allow you to grow a plant in your home without some of the profits going into their coffers. This policy is ludicrous. It has surely contributed to our dependency on foreign energy sources. Our policies have other countries literally laughing at our stupidity, most notably Canada, as well as several European nations (both EasternWestern). You would not know this by paying attention to U.S. media sources though, as they tend not to elaborate on who is laughing at the United States this week. Please people, let’s stop the rhetoricstart thinking about how we can truly become self-sufficient.

With that I say good-bye good luck.

All the best,

Andrew Lahde

Hüsmen Dayı

Geçen hafta sadece bir yazı yazdım. Çünkü Diyarbakır’da Dicle Üniversitesi’nin düzenlediği konferanstaydım. aslında uzun uzun Diyarbakır’ı anlatmak istiyorum ama bu sayfaları okuyanlar bu konuyla fazla ilgilenmek istemeyeceklerdir. Bütün anlatacaklarımı kendime saklayıp, sadece “Herkes Diyarakır’a bir defa olsun gitmeli ve Doç.Dr. Talip Atalay’la bir gün geçirmeli” demekle yetineceğim.

  • Evet Hüsmen dayı, bugün seni zar zor da olsa yakaladım. Dünyada olup bitenleri herhalde ancak sen açıklarsın bana. Ne diyeceksin? Amerikan borsaları yine patladı. Gelişmekte olan ülke borsalarına ait endeks rekorlar kırıyor. Asya borsaları patlamış, Türkiye’de borsa aldı başını gidiyor, dolar düşüyor, euro 1.36’yı geçti. Tüm dünyada dolar ve yen düşerken, diğer paralar dolara karşı değer kazanıyor. Banka stres testleri açıklanmış. En kötü senaryoda bile Amerikan bankaları sadece 75 milyar dolara ihtiyaç duyacaklarmış. Bazı bankalar TARP’a olan borçlarını erken ödemeyi düşünüyorlar. Wels Fargo ile Morgan Stanley 16.6 milyar dolarlık hisse ve tahvil satmayı başarmışlar. Bu arada Amerikan 10 yıllık tahvilleri 3.25’e dayandı. Altın yeniden 920 dolara yaklaşırken, Petrol 60 dolara vardı varacak. ABD’de işsizlik artışı 600 bin beklenirken 539 bin geldi… Kriz bitiyormuş… Bu hafta wall mart’ın satışlarına ilişkin veriler gelecekmiş… Ayrıca perşembe günü ABD’de TEFE ve TÜFE açıklanacak… Ufff daha çok haber var…
  • Dur evladım… bilgi bombardımanı yapıyorsun…
  • Ne yapayım Hüsmen dayı, bu kadar haber ve gelişmeden sonra kafam allak bullak oldu… Borsaya girmiştim, kâr ettim sattım ama sanki yükseliş devam edecekmiş gibi geliyor bana… Bir de dolar almıştım o da düşüyor… Yahu dayı çabuk söyle ne yapayım?
  • Öncelikle sakin ol.
  • Dayı ne diyorsun? Nasıl sakin olacağım…
  • Peki o zaman, sakin olma, içinden gelen neyse onu yap. İçindeki sesi dinle…
  • Dayı iyi söylüyorsun da içimdeki ses borsaya gir diyor, ama bu kadar yükselişten sonra girilir mi?
  • Tabi ki girilir, yeterki stratejin olsun…
  • Nası yani?
  • Nasıl olacak… tabi ki alım yapacağın yeri iyi belirleyip kâr veya zarar ettiğinde nerede satacağını önceden belirleyeceksin.
  • Bir örnek verir misin?
  • Geçen hafta bizim borsa kaçtan kapandı?
  • 32.805’den kapandı…
  • Dünyada böyle yükselişler olmuşsa bugün kaçtan açılır?
  • Herhalde en az 500-600 puan yukarıdan açılır… Yani 33.400-33.500’den açılabilir.
  • Belki de dış piyasalar bu sabah biz açılmadan önce geriler ve belki de 32.500’den açılır. Bunu bilemeyiz. Ama dediğin gibi olursa, O zaman demek ki açılış sonrasında biraz geriler ve sen de alım yaparsın.
  • Sonra ne yapacağım?
  • Baktığım teniğe göre, eğer 32.600’ün altına doğru giderse ve bu seviyenin altında kapanış olacağını anlarsan zararına satman gerekiyor…
  • Yani bir de zarar edeceğim öyle mi?
  • Evet evlat… Zararı göze almayan kârı göremez…
  • Neden 32.600’ü aşağı kırarsa satmam gerekiyor?
  • Çünkü o seviye önemli bir destek durumunda da ondan…
  • Peki kâr edersem kaçtan satayım?
  • 34.500 ve 35 bin arasına gelirse satıp kâr realize edersin…
  • Yahu dayı alem adamsın… Daha geçen defasında “33 binin üzerine çıkıldıktan sonra her 500 puanlık yükselişte nakde geçin” dememiş miydin? Sen kendinle çelişmiyor musun?
  • Hayır çelişmiyorum… Bak anlatayım…
  • Evet öyle…
  • Bilirsin ki dow jones 7000’ini aşağı kırıp 6500’lere giderken bizim yatırımcılara “alım yaparak maliyet oluşturun” dedim değil mi? Üstelik sen de o sıralarda alım yapmaya korkup, 30 bin yukarı geçildikten sonra aldın…
  • Evet…
  • İşte o yatırımcılara o lafı söyledim… yani onlara dedim ki 33 bini geçince her 500 puanlık yükselişte satın dedim. Ortalama 24 binden alan biri zaten yüzde 40’a yakın para kazanmış oluyor ve bu getiri tam 4 yıllık faiz getirisidir. Ama şimdi sen bana “bundan sonra ne yapayım?” diye soruyorsun ve ben de sana bundan sonra alırsan şöyle yapmalısın diye açıklama getiriyorum. Eğer daha önce 33 ve 35 bin aralığında satanlar olmuşsa bundan sonrası için sana verdiğim reçeteyi uygulayabilirler.
  • Şimdi anladım… Peki dow jones nereye kadar gider?
  • Dow Jones önümüzdeki 1-2 hafta içinde 9000 ile 9.150 aralığına kadar gidebilir. Fakat illaki bugün hemen yükselecek anlamını çıkarma. Zaten 8.500’ün üzerinden kapandı, briaz geri çekilip yeniden güç toplayabilir. Çünkü ben şu an piyasanın sahip olduğu havaya bakıyorum. Herkes ortamdan mutlu. En çok mutlu olanlar da ABD’li 19 tane banka. Bu 19 banka içinde en çok mutlu olanlar da Wels Fargo ile Morgan Stanley olmalı. Çünkü adamlar piyasaya kendi hisselerinden ve ayrıca tahvil satarak 16.6 milyar dolar topladılar. Bu durum piyasalar tarafından nasıl algılandı?
  • Nasıl algılandı Hüsmen dayı?
  • Kredi piyasaları artık çalışıyor ve özel kurumlar piyasadan para bulabiliyorlar diye algılandı ve yükselişler bu yüzden gerçekleşti. Yani ekonominin kalbi çalışmaya başladı..
  • Nedir o ekonominin kalbi?
  • Hep anlatırım ya… Ekonomi dört ayaklı bir masa gibidir. Finansal piyasalar aynen kâlp gibi toplar damarlarla tasarrufları toplar ve ihtiyacı olan kesime atar damarlarla gönderirler…
  • Tamam tamam anladım…
  • FED’in bu kadar nakit enjeksiyonundan sonra yavaşa yavaş damarlar açılmış görünüyor. İşte piyasalar aslında bunu kutluyor… Fakaaaaatttt… Aslında Wells fargo’nun ve Morgan Stanley’in bu kadar hisse satması çok garip ve endişe edilmesi gerekn bir gelişme… Wls Fargo önce 6 milyar dolarlık hisse satacağını söylemişti, daha sonra talep çok olunca 7.5 milyar dolarlık hisse sattı. Morgan Stanley’in 1.8 milyar dolara ihtiyacı vardı, ama talep yüksek olunca 4 milyar dolarlık hisseyi yatırımcıya kakaladılar.. şey pardon…
  • Nasıl yani Dayı? Sen ne diyorsun? Adamlar hisse satışı yapıyorlar ve büyük alıcılar gelip alıyor… Talep patlamış… Bunun neresi kötü ki?
  • Güldürdün beni evlat, Allah da seni güldürsün. Sen hiç ASİMETRİK ENFORMASYON diye birşey duydun mu?
  • Yoooo duymadım…
  • Belli…
  • Neymiş?
  • Varsayalım ki bir internet cafe işletiyorsun. Sonra bir yangın çıkmış ve zarara uğramışsın… FED gelmiş pardon… aklım karıştı… senin sigortacılar bir zarar tespiti yapmış ve sana demişler ki 1800 liraya ihtiyacın var… Sen de bu parayı bulacaksın ve elindeki hisselerden 4000 liralık satıyorsun… Neden böyle birşey yaparsın?
  • Vaaaayyyy beeee dayı… büyük adamsın… Sigortacıları kafaya alıp zararı 1800 lira göstermişimdir ve zarar daha fazladır ve eğer herkes o zararı bilmiyorsa, benim hisselerime olması gerekenden daha fazla para öderler ve ben de tabi ki satarım…
  • Aferrin evlat… kafan çalışıyor… AKERLOF denilen adam bu asimetrik enformasyon konusunda 13 sayfalık bir makale yazıp Nobel ödülü aldı. Yani satıcı eğer sattığı mal konusunda, alıcıdan çok daha fazla bilgiye sahipse, piyasada oluşacak olan fiyat yanlıştır ve gerçeği yansıtmaz. Yani şu an Amerika borslaarındaki fiyatlar bir yanılgıdan ibaret. Geçici bir hoş dönem yaşıyorlar… Daha doğrusu yaşatılıyorlar… Bunu fırsat bilen ve FED ile çetin pazarlıklar sonunda zararları aşağı çektirmeye çalışan bankalar tehditler savurarak bu stres testlerinin sonuçlarını etkilediler ve şimdi fırsat bu fırsat diyerek, piyasalara bir defa daha malı yıkıyorlar… Unutma ki talep varsa, yani mal almak için kuyruk oluşmuşsa oradaki mal pahalıdır.
  • Ya Hüsmen dayı Atilla Yeşilada da bu banka stres testlerinin hiç güvenilir olmadığını falan söylüyordu ve piyasalara anlam veremediğinden bahsediyordu…
  • Bak evlat… Atilla Yeşilada aslında uzağı en iyi görenlerden biridir. Zaten O’nun sorunu da budur. Atilla uzağı görür, ama piyasalar miyoptur. Yani piyasalar sadece önündekini görür. Bu yüzden piyasalar bir süre sonra Atilla’Nın dediği yere gelir. Ama Atilla bunları erken söylediği için, okuyucular hep hemen şimdi olacakmış gibi algılarlar. Atilla’nın uzak gözlüğünü kullanıp, miyop yorumlar vermesi lazım. Zaten Atilla ile aramızdaki fark budur. Ben uzağa bakarım ama miyop yorumlar veririm.
  • Tamam dayı… ben Atilla’ya söylerim… Fakat sen şimdi kafamı yine karıştırdın. Az önce bahsettiğin gibi asimetrik enformasyon problemi varsa, bu ne zaman ortaya çıkacak?
  • Evladım piyasalar alıcıyı görünce kuyruktakilerin sayısının artmasını beklerler. Bu sayı yeterli bir miktara ulaşınca, bir şeyleri bahane edip deli gibi satmaya başlarlar. Bugünlerde senin gibi çok şaşıran ve almak ve satmak konusunda kararsız olanlar çok oldukça piyasayı tutacaklardır. Sonra da bir bakacaksın ki yükseliş deli gibi devam ediyor… Sen de trene atlayacaksın… Ama onlar trenden aşağı atlayacaklar ve trend uçurumdan aşağı yuvarlanacak… İşte bu yüzden sana deminki hedef satış seviyelerini verdim…
  • Peki dow jones kaça kadar gidebilir?
  • Haydi diyelim ki 8.800-9.000’e gitsin… Yani teknik olarak önümüzdeki iki haftada 8.150’nin altında kapanış yapmazsa bu seviyeye kadar gidebilir ama 9.100’ün üzerinde alım yapan herkesin elinde patlar. Bence bu olumlu hava en fazla 5-10 gün daha devam eder ve bu sırada çılgınlıklar olur. Piyasalar Rodeo atı gibi hop oturup hop kalkarlar. Yani sırdaan yatırımcının çok para kaybedebileceği bir girdaba doğru gidiyoruz. Nasıl ki dow jones 6500’e giderken, varolan olumsuz gelişmeleri çok abartmışsa, şu anda da varolan birkaç olumlu gelişmeyi çok fazla abartıyor. Dow Jones’un Ayaklarının yere basma zamanı gelecektir ve bu zaman o kadar uzun bir zaman değil… Evlat ben burada çok kaldım. artık gitmem lazım…
  • Dayı lütfen gitme… ne güzel sohbet ediyorduk..
  • İyi de evlat saat sabahın beşi olmuş…
  • O zaman dayı bir de dolar için birşey söyle…
  • Dolar 1.52’ye veya bu seviyenin bile altına gelebilir. Çünkü hala IMF ile anlaşma hikayesi satın alınıyor ve dolar dünya piyasalarında değer kaybediyor. Ama senin elinde dolar varsa artık satış önermem. Hatta 1.50’nin altına gelirse önümüzdeki 2-3 aylık sürelik vade için alım önerebilirim. Yani Temmuz sonuna kadar tutmayı göze alırsan, 1.50 veya bunun altına gerileme olursa alım yapılabilir. Aslında bence dolar almak yerine eğer en az 1-2 yıl bekleyeceksen bu fiyatlardan altın almak daha anlamlı olabilir…
  • Hüsmen dayı bizim Türkiye ekonomisine hiç değinmedik… Bu makro politika ve yeni ekonomi yönetimi işe yarayacak mı?
  • O’na da yarın değiniriz…
  • Söz mü?
  • Söz…
  • Dayı…
  • Ne var!…
  • Ya kusura bakma son bir soru…
  • Tamam sor…
  • Sen şu 2-3 yıllığına hisse senedi belirleyip, 3-4 yıl içinde zengin edecek hisse analizi yapmak konusundaki eğitimi ne zaman açıklayacaksın?
  • O’nu da yarın söylerim…
  • Sağolasın dayı.. Ağzına sağlık.. Allah rahatlık versin… Allah’a emanet ol…
  • Sen de Allah’a emanet ol evlat.. iyi geceler…

  • Hüsmen dayı seni bekliyordum geciktin.
  • Evet, bugün işler biraz yoğundu.
  • Dün söz vermiştin, bugün biraz makro konuşacaktık ama, hemen kısaca piyasalarla ilgili görüşlerini alayım. Dow Jones yine yüzde 1.82 düşmüş. Ne oldu?
  • Evet düştü… Birşey de olmadı. Düşüş konusunda ABD’li uzmanlar, kârrealizasyonu diyorlar. Ayrıca dün üç tane daha banka hisse senedi satıp TARP paralarını ödemek istemişler ve bu da hisse arzının artmasına neden olmuş ve satışlar gelmiş. Dün bahsettiğim b asimetrik enformasyon hikayesine yatırımcılar uyanmışlar gibi görünüyor…
  • Ne olacak şimdi? Dow jones daha düşer mi?
  • Dün gece dow jones ve SP500 endeksleri yüzde 2’ye yakın geriledi. Temel sebep banka hisselerien gelen satışlardı. Fakat bu satışlarda güçlü hacim yoktu. Gerçek anlamda bir kâr realizasyonu ve yükseliş sırasındaki bir nefes alma ve dinlenme diyebiliriz.
  • Yani dow jones yeniden yükselmeye başlayacak diyorsun?
  • Şu an görünüm böyle ve dünkü düşüş sonrasında, yeni bir düşüş trendi başladı demek için henüz erken. Bunu söyleyebilmek için gerekli şartlar oluşmadı.
  • Nedir bu gerekli şartlar?
  • Düşüş trendi başladı demek için dow jones’un en azından 8.140’ın altında kapanış yapması gerekiyor. Fakat dünkü gerileme sonrasında, eğer bugün de 8.360 seviyesi aşağı kırılırsa 8.150 seviyelerine kadar gerileme olur ve bu seviyelerden güçlü ve yeni bir tepki gelebilir. Fakat benim düşünceme göre dow jones bir süre 8.350 civarında tutunmak ve yeniden yukarı doğru hareket yapmak isteyecektir. Eğer, 8.350’yi görüp yeniden yukarı yönlü hareket yaparsa bu çok güçlü olmaz ama, 8.150 civarını gördükten sonra yukarı harekete başlarsa, daha güçlü bir yükseliş olur. Dolayısıyla şu an nasıl olsa bizim borsa da ABD’ye göre hareket ettiği için, eğer dow jones 8.150’ye düşerse bizim endeksimiz de 30 bin ile 30.500 aralığına kadar düşer. Sonuç olarak çok kısa vade için yön aşağı görünüyor.
  • Bizim İMKB100’ün grafiği nasıl görünüyor?
  • Pek iyi görünmüyor. tam tepede yani 35 bine yaklaşıldığı sırada çok yüksek hacimli satışlar gelmiş ve 30 bine kadar gerileem olmadan yeni ve güçlü bir tepki olması olasılığı şimdilik zayıf.
  • Hüsmen dayı, bu durumda 33 binden sonra satanlar almasınlar mı?
  • Bekleyebilirler, durumları bir görelim. Fakat şu an yeniden bir yukarı hareket başlarsa, bu yukarı harekete katılmamak gerekir. Çünkü birçok olumlu beklenti fiyatların içinde var ve teknik olarak hiç iyi bir görünüm oluşmamış.
  • Dayı, satanlar beklesinler mi?
  • Evet beklesinler ama bence 30 binden almak için beklemenin anlamı yok. Yeniden alım için Haziran – Temmuz ayını beklemeleri daha iyi olur.
  • Neden Temmuz?
  • Her krizde bu tür raliler olur. Ama hiçbir krizde borsalar dip yapıp sonra da süreklilik arzeden bir yükselişe geçmemişlerdir. En iyi olasılıkla bir önceki dibe doğru bir hareektin oluşması işin doğası gereğidir. Piyasalar nasıl ki bundan 2-3 ay önce sert düşerken ve herkes felaket bir durum ortaya koyarken, bu durum piyasanın aşırı rekasiyonuydu. Şimdi de gelen olumlu haberlere aşırı reaksiyon veren bir borsa görüyoruz. Geçmiş krizlerde bu tür reaksiyonları incelediğimizde, görüyoruz ki; 2-3 aylık yükselişi 1 veya 1.5 aylık bir düşüş takip ediyor. Zaman çizgileri analizi yaptığımda bu net görülüyor. Fibonacci Zaman çizgileri analizi en geç 20-25 Mayıs tarihi itibariyle yeni bir düşüş trendi başlayabileceğini söylüyor. Fakat bu söylediğimi sakın ha 20 mayısa kadar yükseliş olur şeklinde algılama. Şu an piyasanın hareketleri kaotik bir hal aldı ve bir aşağı bir yukarı terse getiren hareketler görebiliriz.
  • Dolar ne olur?
  • Dolar şimdilik 1.52 ile 1.62 aralığında kalır gibi görünüyor. Yani 1.52’ye yaklaşınca al, 1.6150’ye yaklaşınca da sat şeklinde yorumlayabilirsin. Ama unutmaki eğer 1.61-1.62’de ‘de satmışsan ve dolar günlük bazda 1.6250’nin üzerine çıkmışsa yeniden almakta fayda var, çünkü önemli bir diren krıılmış oluyor.
  • Dayı gelelim makro ekonomi meselelerine…
  • İstersen bugün o kouya yine gelmeyeim, çünkü piyasalarla vaktimi çok aldın. Bunu yarın konuşalım. Ben sitersen şu dün bahsettiği En iyi Hisseyi bulmak konusunda hazırladığım eğitim konusundan bahsedeyim.
  • Olur…

Hisse Seçmek ve Uzun Vadeli Yatırım

Dikkat! Bu yazı, hisse seçimine ilişkin olarak vereceğimiz eğitimin tanıtım duyurusudur. Eğitim ile ilgilenmeyenler okumayabilirler.

Bildiğiniz üzere, MARKETLAB isimli temel ve teknik analiz programının linklerini vermiştik (Çok geliştirilmiş olan bu programı buradan yükleyebilirsiniz). Sizlerden özellikle 2-3 yıl vadeli olarak alınabilecek hisselere ilişkin çok soru geliyor. Burada insanlara hisse ismi vermek yerine, bu işi bilimsel bazda öğretmek için bir eğitim programı başlatıyorum.

Hisse ismi verdiğimiz zaman bile, değişen şartlar ve şirket hakkında gelen haberler mutlaka şirket değerlemesini, yani şirket hisseleri için gelecekte beklediğimiz değeri etkileyebiliyor. Bu yüzden 2-3 yıllık süre içinde çok iyi olacağını düşündüğümüz bir şirketin, değişen şartlara karşı bu durumu değişebiliyor. Bir örnekle durumu açıklayayım.

Varsayalım ki; yatırım amaçlı bir ev satın almak istiyorsunuz. Şehir planlarına göre ileride o bölgenin çok cazip olacağını düşünüyor ve bu evi almak istiyorsunuz. Bu yüzden eve varsayalım 100 bin lira ödüyorsunuz. Fakat daha sonra değişen şehir planlarıyla birlikte o bölgenin cazibesi azalıyor ve aldığınız ev arzu ettiğiniz veya başta düşündüğünüz primi yapmıyor.

Yani şartlar değiştiği anda, şirket hisselerinin değeri etkileniyor. Fakat yatırımcılar değişen şartlara göre, ellerindeki hisselerin değerinin nasıl etkilenebileceği konusunda bilgi sahibi değiller. Bu nedenle de kafaları karışıyor ve çoğu zaman “hisseye aşık olmak” deyimiyle belirtilen türde yatırımcı yanılgıları ortaya çıkıyor. Ya da çevreden duydukları tüyolarla hareket ediyorlar. Tüm bunlardan kurtulmanın yolu, gerçek anlamda “değerleme” konusunu öğrenmekten geçiyor. Bunun için de bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu gibi finansal tabloları okumayı öğrenmeniz ve değişen şartlara göre bu tablolardan hareket ederek, şirket hisselerine yeniden değer belirlemeniz gerekiyor.

Bu yüzden yatırımcılık yolunda atacağınız en önemli adım, bu konudaki en temel bilgileri öğrenmek ve kendi yatırım stratejinizi belirlemektir. Kumaş sektöründe üretim yapan bir insanı düşünün. Eline bir kumaş aldığı zaman, hemen bu kumaşın kalitesi ve değeri hakkında size bilgi verebilir. Ama siz sıradan bir tüketici olarak kumaşın iyisini kötüsünü ayırmakta zorlanıyorsanız, herhalde en kolay yol, fiyatına bakmaktır. Fakat hisse senedinin sadece fiyatına bakarak bu türden bir değerleme yapmak pek mümkün olmayacaktır. Çünkü hisseler üzerinde zaman zaman yapılan manipülasyonlar, bu tür bir değerlemeyi yanlış çıkarabilmektedir.

Önceki gün bir okuyucumdan bir e-posta aldım bu maili sizlere olduğu gibi veriyorum. Kendisi şöyle demiş;

” Hocam saygılar sevgiler,

Yazılarınızı okumaya başlayalı kısa zaman oldu ama büyük bir zevkle takip ediyorum. Ben çok deli gibi para kazanma hırsı olmayan ama borsayı iyi bir yatırım aracı olarak kullanmak isteyen ufak bir yatırımcıyım. 1.5 ay önce borsaya girdim, ve sizin tabirinizle bir yatırımcının başına gelebilecek en kötü şey başıma geldi ve 6 hafta durmadan kazandım. Geçen hafta Perşembe günü de komple nakite geçtim çünkü kısa zamanda böyle bir kazanç ilk olarak bana yetti bu bir, ikincisi de tedirgin oldum. Kayınbiraderim ile görüşüyordum, O zamanında 3.5 sene çok aktif bir şekilde borsada yatırım yaptı ve iyi kazanmıştı. İlk başta amatör olarak başlamış, arada kazanmış, sonra kaybetmiş, fakat bir haftasonu sizin kursunuza katılmış bir otelde, ve ondan sonra borsaya bakışım ve hayatım değişti diyor. Ondan sonra sadece kazanmaya başlamış. Arada tabi kaybettiği zamanlar da olmuş ama bilinçli bir kayıp olmuş sonra o da artıya dönmüş.

Benim size sormak istediğim şu: Yakın bir gelecekte tekrardan böyle bir kurs ya da seminer düzenlemeyi düşünüyor musunuz? Evet ise ne zaman olur acaba?

Elimde ‘Yatırımcı ve Teknik Analiz sorgulanıyor’, ‘Para Harekatı’ ve ‘Piyasalar Çarpışınca’ kitapları var. Bunları okuyorum. Yardımlarınız ve yazılarınız için çok teşekkürler. Ellerinize sağlık. Saygılar.”

Bir hafta sonu eğitimimize katılarak sadece 2 günlük bir eğitimde hayatını ve borsaya bakış açısını değiştirdiğim kişinin kim olduğunu inanın bilmiyorum. Çünkü zaman zaman bu tür eğitimler yaptık. Büyük bir olasılıkla bir hafta sonu eğitimi için 550 TL ücret ödemiş ve iki günlük bir eğitimde alabileceği en yüksek verimi almıştır. Genellikle hafta sonu eğitim yaptığımızda otellerin konferans salonlarında yapıyoruz. Kişi başına sadece otele yaklaşık 120 lira ödüyoruz. Bazıları başka şehirlerden geliyor ve İstanbul’da otelde kalıyorlar ve yol, yeme içme, otel ve eğitim masraflarıyla kendilerine bir hafta sonu eğitimin maliyeti neredeyse 1000 lirayı bulabiliyor. İşte bu nedenlerden dolayı, hafta sonu eğitimini yapsak bile insanlar için çok maliyetli oluyor. Sadece iki günlük bir eğitim olması nedeniyle de konuları iki gün içinde yaklaşık 12 saatte bitirmek ve hızlı geçmek zorunda kalabiliyoruz.

İşte bu nedenlerden dolayı internet üzerinden bir eğitim yapacağız. Bu eğitim yaklaşık olarak 45 gün sürecek. Haftanın üç-dört günü internet üzerinden eğitim vereceğiz. Sonuç olarak, 45 gün sonunda elinizde tam tamına 30-36 saat arası eğitim videoları olacak. Video Yorumlarımı hatırlıyorsunuzdur. Bu eğitimde de işlenecek her konu için video’lar web sitesine yüklenecek ve her gün videoları internet üzerinden izleyerek veya bu videoları bilgisayarınıza yükleyerek kalıcı bir şekilde eğitim konularına sahip olacaksınız. Artık elimizde Marketlab programı olduğu için, bu eğitim çok daha verimli olacaktır.

İnternet üzerinden eğitim bittiğinde ise, İstanbul’da bir günlük bir toplantı yaparak bu eğitime katılanların sorularını cevaplayacağız. İstanbul’da yapılacak olan bir günlük toplantı 5 Temmuz Pazar günü olacaktır. Bu toplantı bir otelde yapılacaktır. Fakat her katılımcının bu toplantıya katılması zorunlu değildir. Sadece, arzu edenler bu toplantıya katılacaktır. Bu toplantıda sadece soru-cevap olacaktır. Eğitim sırasında aklınıza takılan sorular bu toplantıda cevaplanacak ve o günün şartlarında öne çıkartmış ve analizini yapmış olduğunuz hisselere ilişkin benim yorumlarımı da alabileceksiniz.

Eğitim ücretleri şöyle belirlenmiştir;

  1. İnternet üzerinden verilecek olan 45 günlük eğitim ücreti: 135 TL (KDV DAHİL)
  2. 5 Temmuz Pazar Günü yapılacak toplantıya katılım ücreti 118 TL (KDV DAHİL)

Bu ücretler, bu konuda merakı olan herkesin katılımını sağlamak amacıyla bir hafta sonu yapılan 550 TL’lik eğitime göre oldukça düşük tutulmuş ve daha geniş bir katılım sağlanması amaçlanmıştır. Bunu sadece bir yatırım olarak düşünmelisiniz. Eğitim fiyatları, bir hisseyi alıp satarken ödediğiniz komisyondan fazla değildir. Çok fazla alım satım yapan biri, çok gereksiz hisselerde çok daha yüksek komisyonlar ödeyerek, yüksek maliyetli yatırımcılar olmaktadırlar. Bu eğitim, bir yatırım olduğu için, geri dönüşü olacaktır. Yukarıdaki e-posta’da ifade edildiği gibi, kimisi için çok fazla geri dönüş alınacak, kimisi için de geri dönüş çok az olabilecektir. Bu geri dönüş, herkesin kendi çalışmasına bağlı olacaktır. Eğitime ilgi duyarak, bütün konuları pür dikkat izleyen ve verilen ödevleri yapanlar en fazla faydayı sağlayacaklardır.

aşağıdaki linkte yazıyı ve eğitim hakkındaki ayrıntılı bilgileri bulabilirsiniz.

http://www.bilgeyatirimci.com/yasar_erdinc

Kriz Falan Yok, Siz Beceriksizsiniz

Hırsızların,dolandırıcı ve yalancıların gemisi yürür bu ülkede. Düzgün, dürüst insanların yaşam hakkı kalmamış. En çok da son cümle içimi acıttı: Kriz falan yok, siz beceriksizsiniz

Geçtiğimiz aralıkta İzmir, Eski Foça’da küçük bir imalathane çalıştıran eski bir arkadaşımdan, Attila Bozoğlu’ndan bir mektup aldım. Attila krizden nasıl etkilendiğini, çaresizliğini, kasvetini yazıyordu. Mektubu aynen yayımladım çünkü bana aynı durumda olan binlerce işadamının haline tercüman oluyormuş gibi geldi. O mektubu milliyet.com.tr’deki yazımın altında bulabilirsiniz.
Dün Attila’dan bir mektup daha aldım:

Sevgili Metin,
Sesimi duyurduğun için sana müteşekkirim. Yüzlerce mail aldım. Benim durumumda birçok şirket ve üretici olması bir nebze beni teselli etse de ülkem için çok üzüntülüyüm.
Beni şahsen, bir İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam (sağ olsun) ve bir de Kuşadası’ndan, “Tanrıya sığın” diye Yahova Şahitleri aradı. Başka da resmi kanallardan ilgilenen, maalesef, kimse çıkmadı.
Mehmet Ali Bey’in konuyu hükümete aksettireceğini söylemesi üzerine kredi veren resmi kuruluşa tekrar gittik, acaba herhangi bir gelişme var mı, diye. Önce, senin yayımladığın mektubum yüzünden; böyle bir yazı yazdığım için bir güzel fırça yedikten sonra, vergi veya SSK borcu olanlara hiçbir yardımda bulunamayacaklarını söylediler.

Tehdit eden edene

Üstelik de “Kriz filan da yok, bu durum sizin beceriksizliğinizden dolayı başınıza gelmiş” dendi.Tam çıkarken genç bir arkadaş, “Abi sen enayi misin, bırak 34 senelik şirketiz filan romantikliğini, kur bir yeni şirket ondan sonra müracaat et. Daha 10 dakika evvel, 2 ay önce kurulmuş bir şirkete dünyanın kredisini verdiler.”
Böyle bir yola başvurmak bana dolandırıcılık gibi geldi. Çember her gün daralıyor. Son 15 gün içinde 3 müşteri aramış. Yani piyasada en ufak tık yok. Biz tahsilat için arıyoruz, satıcılar da ödeme diye arıyor. Tehdit eden edene. Dün benim elemanları topladım.
Yeni kanun çıkmış. “Anlaşmalı ücretsiz izne çıkarsanız İş-Kur size en az 400 lira ödermiş, ne dersiniz?” İnternetten araştırmışlar. Sigorta primleri ödenmiyormuş.”Eğer krizi atlatabilirsek belki geri dönüp SSK primlerini öderiz” dedim. Abi, karar senin dediler.
Aralarında 2-3 seneye kadar emekli olacak da var. Gel de karar ver şimdi.

Evi satılığa çıkardım

Evimi satılığa çıkardım. Eskicileri aradım. Para edebilecek bütün tezgâhları satıyorum. Bir kaldı geriye (eşim) Günseli. Onu nasıl emniyete alabilirim diye düşünüp durdum. İcra, haciz, tehditler. Bir şekilde karımı bunlardan korumam lazım. “Bak Günseli. Durumu görüyorsun. Benim ne olacağım belli değil. Yarın her şeye haciz gelir. Ben kızımıza taşınırım İstanbul’a. Hem belki iş de bulabilirim bir bakarsın bu yaşta. Seni ancak bir şekilde bunların dışında tutabilirim.” Sesi titreyerek sordu. Neymiş o?
“Boşanmamız lazım. Benimle ilişkilerini koparmamız lazım.” Gözlerinden iki sıra yaş aktı. Yapma Attila; bu sene 40. evlilik yıldönümümüzü kutlayacaktık. Ama günlerce ne kadar ıstırap çektiğini görüyorum.
İstesen seninle dünyanın öbür ucuna bile giderim. Gecekonduda oturur, gerekirse hizmetçilik yaparım. Bunu bil. Ama karar senin.
Mahkemeye kendimiz müracaat ettik.
Eski Foça’da işler kolay. Bir gün içinde davamız görüldü. Hâkim hanım sordu?
“Anlaşmalı boşanma değil mi?” Evet.
“Çocuklarınız reşitmiş.” Evet.
“Birbirinizden nafaka veya tazminat istiyor musunuz?” Hayır efendim.
“İkinize de hayırlı olsun. Sizleri boşadım.” Her şey 30 saniye sürdü. Foça Adliyesi’nden el ele tutuşarak çıktık. İkimizin de gözleri buğulu, buğulu.
Bana öyle bir melül melül baktı ki, başka ne diyebilirdim ki? “Sevgilim, gene de 40 yıl dönümümüz kutlu olsun” diye fısıldadım.
Benim için dua et.
Attila Bozoğlu – Eski Foça

Pişmanım pişmanım pişmanım

Sevgili Metin,
Telefonla sana bir türlü ulaşamadım.
Herhalde bendeki numaralar eski.
Kalp durumu iyidir, inşallah.
Kafa kağıdı eskidikçe bende de aynı problemler çıktı. İlaç falan idare ediyorum.
Ben Eski Foça da oturuyorum.
Fabrikayı da İzmir’e taşıdım.
Oğlum Kerem, ve eşim Günseli benimle beraber çalışıyor. İstanbul Mecidiyeköy’ de ofis hala duruyor. Başında Günseli’nin Kardeşi Cahit var.Kızım Yeşim orda çalıştığı gibi Tv dizilerindede oyunculuk yapıyor. Kazandığını da şirkete harcıyor.
Şimdi, hoppala bu adam ne istiyor diyorsundur. Vallahi borç filan istemiyorum. Senden KOBİ denen gariban topluluğun küçük bir mensubu olarak gerçekleri bilmeni ve sesimizi duyurmanı diliyor, ve istiyorum.
Şimdiye kadar üç ihtilal ve 3 kriz gördüm. Bunlara rağmen bu derece bir sıkıntı çekmedim. Kosgeb’e kayıtlıyım.
Ancak partili olmadığımdan ve politikadanda hep uzak durduğumdan, Devlet’ten bu güne kadar hiçbir konuda ve şekilde yardım göremedim.
Anladığım kadarı ile de 200-300 kişi istihdam etmiyorsan KOBİ de sayılmıyorsun ve kimse senin sesine kulak vermiyor.
Biliyorsun biz yükleme, boşaltma, istifleme araçları, şeffaf plastik ve otomatik endüstriyel kapılar üretiyoruz. Dolayısıyla bakkal dükkanından tut, sanayinin ve hizmet sektörünün her kesimi müşterimiz.
Şu anda satışlarımız %85 oranında düştü. Koskoca holdinglerden 200 YTL yi bile zor bela tahsil edebiliyoruz.
İlk olarak, 3.500 metrekarelik fabrikamızı daha düşük kiralı 500 metrekarelik bir yere taşıdık. Otuzbeş kişi olan mevcudumuzuda kendimiz dahil 15 kişiye indirdik.
İşçi çıkardıkça, tazminatlarını da kredi kartlarımın son kertesine kadar kullanarak şimdiye kadar ödeyebildim. Üç kağıda bağlayıpta, adam atamıyorum. Hepsi geleceklerini bana bağlamış, çıraklıktan yetişmiş oğullarım ve dostlarım. Her birini gönderdiğimde sinirden ve çaresizlikten ağlıyorum.
Fabrikayı kapatmamak için sonuna kadar mücadele edeceğim.
Bağkur’dan emekli oldum. Elime 500 YTL geçiyor. Bu ülkeye 34 sene üreterek hizmet edip 65 yaşında bu duruma düşmek bana çok ağır geliyor.
Esasında, Babam’dan ders almalıydım ama almadım. Devrim arabalarını üreten mühenislerden biri idi ve Küçük Yalı’da bir bodrum katında öldü.
Ha şu an ne yapıyoruz biliyor musun?
Şirkete nakit para sağlamak için Günseli ile evde bahçemizdeki ağaçların meyvalarından reçel ve fabrikada yaptığım tornet ile keramik kül tablası , saksı imal edip, Salı günleri Foça pazarında satıyoruz.
Mevcut kadromu da kışta kıyamette işsiz bırakmamak için mücadeleye devam ediyoruz.

Netice olarak;

  • Üretici olduğumdan dolayı pişmanım.
  • Üniverste okuduğum için pişmanım.
  • İki lisan öğrendiğim için pişmanım.
  • Gençliğimde Almanya veya Avustralya gibi bir ülkeye göçüp de yüksek maaşla emekli olmadığım için pişmanım.
  • Vergi kaçırmadığım ve sigortalı eleman çalıştırdığım için pişmanım.
  • Rüşvet almadığım ve vermediğim için pişmanım.
  • İşler iyi iken, İsviçre’ye para kaçırmadığım için pişmanım.
  • İthalat yapacağıma her şeyi Türkiyede üretmek için çabaladığım için pişmanım.
  • Kendi bünyemde Araştırma-Geliştirme için para harcadığım için pişmanım.

Gelecekten hiçbir beklentim ve ümidim yok.
Hep merak ederdim. İnsanlar neden intihar eder diye.
Öğrendim.

Üretimi Çin’e ve Uzakdoğu’ya Kaptıran ABD’de Kapitalizm Çöküyor mu?

Tarih 27-09-2008, saat 01:19 ve bir abim yazmış:

Son 1 haftadır batan 3 tane banka..
Sadece 2008 yılında batan banka sayısı 11 tane..
İrili ufaklı bankaların batmasına alışkın olan Amerikalı yöneticiler bu çaptaki bankaların batması karşısında “bu iflasların domino etkisi yaratmasından” korktukları için, seçimlere çok az bir zaman kala acil önlem almak ve senatodan acil kararlar çıkartmak için bu hafta sonu bir araya geliyorlar.

Başkan Bush ilk etapta 700M$’lık, daha sonraki bir etapta ise 500M$’lık ikinci bir yardım paketi oluşturmak için kolları sıvadı.

Buraya kadar olan haberler hepimiz tarafından bilinen, aşina olduğumuz haberler.

Lehman Brothers, Bear Sterns, Washington Mutual, Fannie Mae ve Freddie Mac bir zamanlar 1980’li yıllarda Türkiye’de oluşturulmak istenen fakat bir türlü gerçek anlamda hayata geçirilemeyen “mevduat toplama yetkisi” olmayan YATIRIM bankalarıdır.

Kendi açımdan gördüklerimi sizler ile paylaşmak istedim. Bu amaçla bu yazımı kaleme alıyorum.

Bu yukarıda adı geçen bankaların her birinin batırdığı paralar milyar dolarlar ile ifade ediliyor. Kim bilir, belki de bizde de bu tarz Yatırım bankalarına Türkiye’de de imkan tanınsaydı, biz bu Türev piyasalarındaki sarsıntıdan, hali hazırdaki çöküşten maksimum ölçüde YARA alacaktık!

Son 3-4 gün içerisinde bir müze gezdim. Gezdiğim müze American Civil War müzesi…
Müzede 1860’ta Amerika’da yaşanan Kuzey-Güney harbinin nedenleri ve niçinleri anlatılıyor.

En başında Amerika’nın bu savaşta 2 farklı gruba ayrılış nedeni bana çok ilginç geldi. Kuzeyliler, Lincoln’ün başkan seçildiği o seçimlerde ülkelerinin Üretim ile kalkınacağını ve ABD’nin gelişmesini bu şekilde yapacağını savunmaktalarmış.
Güneyliler ise, Amerika Birlesik Devletleri’nin sahip olduğu büyük ve tarıma müsait topraklarda Kölelik esasına ve Tarıma dayalı bir ekonomik program dahilinde ülkelerinin kalkınacağını savunmaktalarmış.

Bu Karşı görüşler Amerika’yı 2 kutba bölmüş.
Savaşın esas nedeni de bu.

Savaşın neticesini biliyoruz. Yaşananları, ölenleri ve kalanları bir başka zaman anlatırım inşallah.

Kuzey’in savaşı kazanmasından sonra, Üretime ağırlık veren Amerikan ekonomisi gerçekten de çok büyük bir gelişim içerisinde 1864-1865’li yıllardan günümüze (2008) geldi.

Ne zaman ki Çin ve bazı uzak doğu ülkeleri ucuz işçiliği ile Amerika’nın bir zamanlar üretici gücünü arkasına aldı, Amerika’da düzen bozulmaya başladı.

Yıllardır üreten, ürettiğini satan, pazarlamaya milyarlarca $ harcayan, gerek üretimde, gerekse Tüketimde itici güç olarak da Finansmanı ve para piyasalarını (Mortgage), Kredi kartları, re-financing vs.- kullanan Amerika’da yolun sonuna mı gelindi?

Bu soru Cevap aranması gereken bir sorudur arkadaşlar..

Çünkü Amerika gibi dev bir ekonomik güce sahip bir toplumun ekonomisinin çökmesi demek, oluşturdukları Türev Piyasaları ile Bütün dünya ülkelerine yaydıkları kendi risklerinin diğer ülke ekonomilerini de Sarsması ve Sallaması demektir.

Allahtan bizim gözü-kara bankalarımız bu türev piyasalarındaki yerlerini alamadan bu olay patlak verdi. Yine de Citibank vasıtası ile satılan ve batan Lehman Brothers’a ait fonların ve ilgili kağıtların piyasada olduğunu duyuyoruz.

Üretim olmadan ekonomi olur mu?

Üretim olmadan ekonomi olur mu? Olursa ne olur, ne kadar olur? Sadece Bir ülke PARA piyasaları ve türevleri ile, Tüketim ekonomisini körükleyerek nereye kadar gider?

Amerika’da şu anda yaşanan sorunların altında bu soruların cevapları yatmaktadır.

Üretimini Çin’e ve Uzakdoğu’ya kaptırmış Amerika’nın, ekonomisinin daha fazla canlı tutacak Takatı kalmamıştır.

ABD’de finansal sektörde yaşanan ve acilen müdahale yapılmazsa, domino etkisi yaratacağından korkulan kırılmaların altında yatan gerçek budur.

Bir zamanlar Amerikan ekonomisinin itici motor gücü olan Otomotiv Sektörü tamamen uzakdoğulu üreticilerin hegamonyası altına girmiştir.

2003 yılında ABD’de yaşanan bir başka krizde, 3000’den fazla mobilya imalatçısı iflas etmiştir.

En son bugün iflas eden Washington Mutual Bank’ın şubesinin önünden geçtim, şube önünde ne kalabalık insan kitleleri, ne de bir Kargaşa vardı!!!
Benzer Krizlerin çok daha hafifini 1994’te ve 2000’de biz de yaşadık…
Batan bankaların önlerinde uzun uzun kuyruklar, ve izdahamlar vardı..

Peki bu kuyruklar ve bu izdahamlar burada neden YOK??
Olamaz çünkü Amerika’lı sade vatandaşın cebinde PARA YOK!!

350M olduğu söylenen Amerika’nın nüfusunun %10’u (yani 35M Amerika’lı) hem siyaseten, hem de ekonomik olarak ülkede söz sahibi ve RANT sahibi.. Geri kalan 315M’luk nüfus ise bu 35M’un yönetiminde!!

Bazı rakamlar vereyim Amerika ve Amerikan ekonomisi hakkında;

  1. Amerika’da 5’000 (beş bin) tane Dolar milyarderi var.
    (serveti 1 milyar dolardan fazla insan)
  2. Amerika’da 50’000 tane havaalanı var..
  3. Amerika’nin ihraç ettiği 30 yıllık 40 ve 50 yıllık tahvillerin en büyük alıcısı yine Çin ve Japonya!! Yani ABD Çin ve Japonya başta olmak üzere, aldığı mamullerin bedelini $ olarak ödüyor ve o ödediği $’ları tahvil satarak Geri alıyor.

Türkiye’de son zamanlarda özellikle büyük şehirlerde MODA olan alışveriş merkezlerinin kurucuları, Mucitleri de bu Amerikalılar…
O alışveriş merkezlerinde yer kiralamak istediğinizde, size 5 Yıllık kontrat imazalatılıyor. Kiracısınız yani, hem de her akşamki Cironuzu da alışveriş merkezi yönetimine bildirmek zorundasınız!! Bazı alışveriş merkezleri yaptığınız Cirodan Pay da Ala-bili-yor-lar-mış!!

Yani herşey Para ve getirisine göre endekslenmiş ve planlanmış. Ne kadar köfte, o kadar Ekmek gibi birşey. Yapılan işte baz alınan temel kriter, bağlanılan Para ve Yıllık Getirisi!!

Vatandaş olarak size düien (350M’dan %10’u düşersek kalan 315M nüfusdan bahsediyorum) maaş ile çalışmak, elinize geçen Para ile mortgage ödemek, okul taksidi ödemek, telefon su ve elektirik gideri ödemek ve devlete vergi vermektir. Kalan para ile de (tabi paranız kalmışsa) ya arabanızı değiştirirsiniz, ya da gücünüz yeterse senede 1-2 seyahat yaparsınız!!

Onların Bu durumu bile pek çok ülkenin gözlerini kamaştırmaktadır.

Üretim motorları susmuş bir Amerika var karşımızda, otomotiv de elden gitmiş, diğer üretim kalemleri de teker teker uzakdoğu’ya kaptırılıyor!!

Peki geriye ne kaldı??
Geriye kaldı Windows sanayi ve Savaş sanayi!! 😀

Windows’un da Linux diye bir rakibi türedi.
Geriye tek bir sanayi kaldı..
O da Savaş sanayii..

Ağzımı Hayra açmış olmak isterim ve de inşallah yanılırım.

Şöyle ifade edeyim;
Son günlerde batan bankalar, Amerikan tarihinin en Büyük ölçekli bankaları.
Mesela bir örnek vereyim, JP Morgan, Amerika’nın en büyük bankası Bank of America’dan sonra Gelen en büyük ikinci banka.

Önlem alınmazsa Sıra JP Morgan’da deniyor.

Olayın büyüklüğünü biraz olsun anlatabildim mi acaba?