Monthly Archives: January 2009

Yeni Dünya Düzeni

Bir ulusu fethetmenin ve köleleştirmenin iki yolu vardır. Birisi kılıçla, diğeri borçla.” ~ John ADAMS 1735-1826

John PERKINS
Former Chief Economist for Chas. T. Main Inc.
Author: Confessions of an Economic Hitman

Chas. T. Main şirketi eski Şef Ekonomisti
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” kitabının yazarı

Biz, ekonomik tetikçiler, küresel imparatorluğun yaratılmasında gerçekten sorumlu olanlarız, ve çok farklı şekilde çalışırız. Belki de en sık kullanılanı, öncelikle şirketlerimize uygun kaynakları olan ülkeleri bulur ve gözümüzü üstlerine dikeriz, petrol gibi. Ardından Dünya Bankası veya onun kardeşi başka bir organizasyondan o ülkeye büyük bir kredi ayarlarız, fakat para asla gerçekte o ülkeye gitmez. Ülke yerine o ülkede projeler yapan kendi şirketlerimize gider. Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar… Bizim şirketlere ilaveten, o ülkedeki birkaç zengin insanın kar sağlayacağı şeyler. Bunlar toplumun çoğunluğuna yaramaz. Yine de o insanlar, yani bütün ülke bu borcun altına sokulur. Bu borç ödeyemeyecekleri kadar büyüktür ve bu da planın bir parçasıdır… geri ödeyemezler. Ardından, biz ekonomik tetikçiler gidip onlara deriz: “Dinleyin, bize bir sürü borcunuz var. Borcu ödeyemiyorsunuz.” “O zaman petrolünüzü petrol şirketlerimiz için oldukça ucuza satın.” “Ülkenize askeri üs kurmamıza izin verin, veya askerlerimizi desteklemek için dünyanın bir yerine asker gönderin -Irak gibi-, veya bir dahaki BM seçiminde bizimle oy verin.

Elektrik şirketlerini özelleştiririz. Sularını ve kanalizasyon sistemlerini özelleştiririz ve ABD şirketleri veya diğer çok uluslu şirketlere satarız. Bu, mantar gibi biten bir şey ve çok tipik, IMF ve Dünya Bankası bu şekilde çalışır. Ülkeyi borca sokarlar ve bu öyle büyük bir borçtur ki ödenemez. Ardından yeniden borç teklif edersiniz ve daha fazla faiz öderler. Koşullara bağlı veya iyi yönetim talep edersiniz. Aslında bu onların kaynaklarını satmalarını sağlar. Buna sosyal gizmetleri, teknik şirketleri, bazen eğitim sistemleri de dahildir. Adli sistemlerini, sigorta sistemlerini yabancı şirketlere satarız.

Bu, ikili – üçlü – dörtlü bir darbedir!

Düzen değişir, düzülen değişmez.” ~ Bülent GEZER

Obama

Obama

International Socialism

I am absolutely certain that generations from now, we will be able to look back and tell our children that this was the moment when we began to provide care for the sick and good jobs to the jobless; this was the moment when the rise of the oceans began to slow and our planet began to heal… This was the moment – this was the time – when we came together to remake this great nation. – June 2008

The righteous laws which [I] established [will give] the land stable support and pure government. I am the guardian governor in my wisdom I restrained them, that the strong might not oppress the week Let him give heed to my weighty words! May he set his heart at ease… [I
have] established prosperity for the people, for all future time, given a pure government to the [country].”
– Hammurabi (2123-2081 B.C.), Code of Hammurabi

IMF’den Fıkra Gibi İndirim

IMF Mali İşler Direktörü Ter-Minassian, eğlencedeki yüksek verginin insanları kayıtdışılığa ittiğini belirterek, Türkiye’nin bu sektördeki Özel Tüketim Vergisini (ÖTV), indirmesini önermiş.

14 Ocak 2009 tarihli Dünya Gazetesi’nin birinci sayfasında yer alan habere göre, Ter-MinassianÖzellikle konser gibi daha çok eğlence sektöründeki ÖTV çok yüksek. Bu durum insanları kayıtdışına istiyor. ÖTV’nin tekrar gözden geçirilerek, AB gerekliliğine getirilmesi lazım” demiş.

BİR IMF FIKRASI

Önce konu ile ilgili bir fıkra var. Onu anlatalım.

Çobanın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Prada ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve Stefano Ricci kravatlı bir sürücü, aşağıya inip, çobana sormuş.

Kaç tane koyunun olduğunu bilirsem, bana onlardan bir tanesini verir misin?

Çoban, bir adama bir de koyunlarına bakmış; “Tamam” diye cevap vermiş.

Genç adam arabasını park etmiş. Telefonunu bilgisayarına bağlayıp, bir NASA sitesine girmiş, GPS’ini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış. Ardından, çobana dönerek;

Tam 983 adet koyunun var” demiş.

Çoban da “Doğru” diye cevap vermiş, “Koyununu alabilirsin“. Genç adam koyunu almış ve jeep’inin arkasına koymuş. Bu kez çoban genç adama dönüp;

Peki… Senin nerede ve ne iş yaptığını bilirsem, koyunumu geri verir misin?” diye sormuş. Adam da “Evet neden olmasın” diye yanıtlamış. Bunun üzerine çoban;

Sen IMF’de uzmansın” demiş.

Adam hayretle sormuş; “Nasıl oldu da bildin?” Çoban “Çok basit” diye cevap vermiş. “Buraya çağrılmadan geldin, bu bir. İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsüne gelince, yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!

FIKRA GİBİ OLAY NE?

Yukarıda okudunuz; IMF Mali İşler Direktörü, “Özellikle konser gibi eğlence sektöründe ÖTV çok yüksek” diyor ve eğlence sektöründeki ÖTV’nin indirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Fıkradaki, koyun diye köpeği alan IMF uzmanı ile IMF Mali İşler Direktörü’nün pek farkı yok. Nedenine gelince; Türkiye’de konser ve benzeri eğlence sektöründe, Özel Tüketim Vergisi diye bir vergi yok da onun için!..

Vergi olmadığına göre, olmayan vergide indirim de fıkra gibi bir şey. Aynı IMF “Vergi Barışı” olayında da “En fazla 750M TL toplarsınız” demişti, 4.715M TL toplandı. Yani %629 yanıldı!..

Emeklilere ve ücretlilere vergi iadesini kaldırın, ciddi avantajınız olur” diye baskı yaptı. Vergi iadesi kaldırıldı, fatura ve fiş alanların sayısı azaldı, kayıtdışı işlemler çoğaldı. Sonuçta, ciddi kaybımız oldu.

Görünen o ki IMF yine geliyor. Gelsin ama her dediğine de “evet” demeyip, doğruluğuna inandığımız konularda direnelim.

Aksi halde, kaybeden biz oluruz…

Hani Yüksek Faiz Düşük Kur Vardı?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 15 Ocak’ta Bankalar Arası Para Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo-Ters Repo Pazarı’nda uygulanmakta olan kısa vadeli faiz oranlarının sürpriz oranda indirilmesine karar verdi. Faizler 200 baz puan düşürüldü.

Merkez Bankası gecelik borçlanma faiz oranı yüzde 15’ten yüzde 13’e, borç verme faiz oranı ise yüzde 17,50’den yüzde 15,50’ye indirildi. Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalar arası Para Piyasası’nda saat 16.00-17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 11’den yüzde 9’a, borç verme faiz oranı ise yüzde 20,50’den yüzde 18,50’ye indirildi. Açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla gecelik ve bir haftalık vadelerde tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 16,50’den yüzde 14,50’ye indirildi.

Bu iki puanlık faiz indirimleri, piyasa beklentilerinin oldukça üstünde düşüler demek! Merkez Bankası gerekçe olarak son dönemde açıklanan verilerin, iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın giderek derinleştiğine ve uluslararası kredi piyasalarındaki ve küresel ekonomideki sorunların önceki tahminlere göre daha uzun bir süre etkili olacağına ilişkin görüşlerin güçlendiğini gündeme getirmekte. Bu çerçevede iç ve dış talep ile enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskıların süreceğini de düşünmekte. Ayrıca, petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki birikimli düşüşlerin enflasyonu olumlu etkilediğini ve enflasyonun 2009 yılının ortalarından itibaren yıl sonu hedefi ile uyumlu düzeylere ineceğini ve 2009 yıl sonunda ise hedefin altında kalma ihtimalinin arttığını vurgulamakta!

Bu nedenle Kurul, önümüzdeki aylarda yapılması öngörülen faiz indirimlerinin önemli bir kısmını erkene almanın, finansal koşullardaki ek sıkılaşmanın telafi edilmesine katkıda bulunacağını düşünerek, fiyat istikrarını sağlama temel amacı ile çelişmemek kaydıyla, uluslararası piyasalardaki sorunların ekonomimiz üzerindeki etkilerini sınırlamak için, üzerine düşen tedbirleri almaya devam edeceğini de deklare etmekte. Küresel finans piyasalarındaki sorunların reel ekonomi üzerindeki etkilerinin boyutuna ilişkin belirsizlikler halen yüksek seviyede olduğundan, bundan sonraki olası faiz indiriminin miktarı ve zamanlaması enflasyon görünümünü etkileyen unsurlardaki gelişmelere bağlı olacak vurgulamasını da yapmakta. Ayrıca enflasyon görünümüne ilişkin açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin, Kurul’un geleceğe yönelik duruşunu değiştirmesine neden olabileceği de, önemli bir ikaz olarak söylenmekte.

Şimdi Türk toplumu bu birkaç kez peş peşe gelen faiz indirimlerini nasıl yorumlayacak? Eğer Ayşe Teyze-Ali Rıza Bey ekolünden biri iseniz, Merkez Bankası’nın ‘yüksek faiz düşük kur‘ hastası olduğunu, gerçekler ne olursa olsun, söylemeye devam edersiniz.

Yok eğer biraz insaf ve mantık sahibi iseniz, 2006 yılında iç talep ve dış talep yüksek iken, enflasyon da yükselmekte iken, Merkez Bankası’nın enflasyon beklentilerini zaptedebilmek için faizi hızla yükselttiğini gözlemler ve gerçekleri kabul eder, bankanın faiz yükseltme kararını, o dönemdeki dışa sermaye kaçışı ve kurun etkilemediğini görürsünüz, faizi artırmayı gerektirenin, enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki yükselme olduğunu anlarsınız.

Benzeri şekilde şimdi, 2008 yılı sonunda ve 2009 başında, iç ve dış talep zayıf iken ve dışa doğru sermaye çıkışı da var iken ve kur dalgalı ve hareketli iken, enflasyonun ve enflasyon beklentilerinin düşmesi karşısında, Merkez Bankası’nın faizleri peş peşe birkaç defa hızla düşürdüğünü de görürsünüz.

Merkez Bankası enflasyona reaksiyon verirken, kura reaksiyon veriyor diye düşünmenin doğru olmadığını, Merkez Bankası’nın sadece kur volatilitesini etkilemek için minimum müdahale yaptığını nihayet anlarsınız!

Ama bazılarımız, Merkez Bankası’nın ‘milattan beri non stop para politikası hatası‘ yaptığını düşünüyor! Ne yapalım, burası böyle bir ülke! Bu ülkede ekonomi bilim değil, bir inanç, bir batıl itikattır!

Fed’s Strong Dollar Policy

Ever since Robert Rubin began the tradition in the mid-1990s, it has been a significant element of the Treasury Secretary’s job description to continuously state that a strong dollar is in the national interest. It is widely regarded that such utterances, if repeated often enough, can constitute the sum total of what is still laughingly known as the nation’s “strong dollar policy.”

Over the past two generations, the American government has launched many failed campaigns. To name just a few, there has been the war on drugs, the war on poverty, and the continued attempts to improve education. But the strong dollar policy must be seen as the poster child for all failed Federal policies. However, many in the market took cheer that the policy is now being greatly expanded. In an unprecedented move, the Fed Chairman is now adding his voice to the chorus and using the same rhetoric previously used by Treasury alone. That’s two people saying the words… not just one. A double barrel strong dollar policy!

As the administration is so fond of saying, a nation’s currency reflects the underlying strength of its economy, and in that sense can be seen as a nation’s economic report card. In truth, a strong currency is in the interest of every nation, just as good grades are in the interest of every student. Using this basic analogy, a flunking student cannot improve his grades by simply telling his parents, teachers, and fellow students that he has adopted a “straight A policy.” If his words are not accompanied by a change in actual behavior, whereby he stops cutting class, and starts studying more, his new policy is unlikely to achieve results. So long as his bad habits persist, the policy will not be any more effective simply because one of his friends chimes in.

In his speech this past Tuesday, Ben Bernanke finally admitted that the weakness in the dollar was contributing to both higher inflation and elevated inflation expectations. This stands in stark contrast to his recent testimony in front of the House Banking Committee, where in response to a question asked by Congressman Ron Paul, he confidently declared that the weakness of the dollar only effected Americans who travel abroad. It is amazing how little attention this complete reversal received.

The media of course wasted no time in declaring that Bernanke’s speech heralded the opening of a new front in the campaign against the falling dollar. For example, CNBC’s Larry Kudlow proclaimed that Bernanke had endorsed “King Dollar” (someone needs to remind Kudlow that the king has long since abdicated his throne) and the network ran an entire segment on how to profit from the new dollar rally. All of this because Bernanke merely mentioned the dollar, acknowledged its effects on inflation, and expressed concern for its plight. As far as the media and Wall Street are concerned, words without action are enough. Too bad that’s not the way things work here on the planet Earth.

The real take away from Bernanke’s comment is not that the dollar is about to rally, but that it is now more likely to sink even lower. I believe the main reason Bernanke has refrained from mentioning the dollar in the past is that he did not want to be put in a position of actually having to do something about its decline. He is now so fearful of an imminent dollar collapse that he must have felt compelled to throw down the gauntlet despite his fear that someone might actually pick it up.

My guess is that currency traders will ultimately see this as an act of desperation. When the dollar keeps falling a chorus will swell to demand that the Fed put teeth in its new policy. If Bernanke does nothing the world will finally see a naked emperor and the dollar’s decline will turn into a rout. If, on the other hand, the Fed raises rates to defend the dollar, and only a short term bounce results, then all remaining confidence in the Fed’s ability to support the dollar will evaporate as well. This is probably Bernanke’s greatest fear and is likely the main reason he waited so long before mentioning the dollar. The fact that he felt compelled to do so now likely means he knows the game is coming to an end.

Peter Schiff
Jun 9, 2008
http://www.321gold.com/editorials/schiff/schiff060908.html

Kıtır Kıtır Kesiliyoruz

Kıtır kıtır kesiliyoruz haberimiz yok.
Hedefe varmak için herşeyi mübah sayan insanlar var karşımızda.
Önce koca imparatorluğu yediler sizi sömürüyor bunlar diyerekten.

Osmanlı

Sonra yönetimlere kendi adamlarını getirip devletleri birbirine düşman ettiler.
Hatta bizim elimizde yetiştirildi bazıları (M. Kaddafi, Pervez Müşerref, Talabani, Barzani ve dahi Putin).
Taliban’ı kurdular, Hamas’ı kurdular, El Fetih’i kurdular ki kim ne ediyor diye kontrol altında tuttular (Hiç canlı bomba olur da 1-2 kişinin ölümü ile sonlanır mı olay ya da olay olduktan sonra nasıl olurda zırt diye yapanlar bulunur(HSBC)).
Giremedikleri ülkeleri bizim elimizle (Somali, Kosova, Afganistan) bize olan sempatiyi ön planda tutarak (istediklerini) elde ettiler.
Erbakanı getirdiler ve İsrail ile en önemli antlaşmalara imza attırdılar. Sol kesim başta olsa, halk isyan ederdi.
Bahçeli’yi getirdiler, Apo’yu teslim ettiler. MHP muhalefet olsa, ortalık toz duman olurdu.

Korkum şudur:
Enerjide neredeyse full dışa bağımlıyız. Kazandıklarımızı da 1 ton demir yığınından ibaret arabalara, karizma yapmak için telefonlara veriyoruz.
Şu anki görüntü de artı değil, diğer ülkelere nazaran eksideyiz.
Urganı öyle bir tutmuşlar ki tam kıvamında, çekseler kopacak ama çekmiyorlar.
Ya dışarıdan müthiş karapara girişi var ya da yapılanlar bilinçli. Yoksa çoktan sistemin çökmesi lazımdı.
Şayet 2.si ise, gerçekten ayvayı yedik.
Yarın çat diye bu İsrail olayı kesilir de RTE ön plana çıkarılırsa, aha işte o zaman korkarım. Bölge ülkelerinin gözünde büyütülen bir RTE ile istedikleri herşeyi elde edebilirler.
Sonra da RTE’yi Erbakan, Bahçeli vs gibi dereye yuvarlarlar. Onlar için kahraman çıkarmak o kadar zor değil. Basın sağolsun. 🙂
Umarım yanılırım.
Geçmişte yapılan yanlışlıklar yapılmamalı çevre ülkelere bakış açımız bu kadar negatif olmamalı.
Ekonomik yönden güçlü olmadıktan sonra emir almak mecburi gibidir.
Sadece ekonomik yönden güçlü olmak yetmez. İçeride tüm millet olarak, tepedekiler ile alt kademedekiler birbirini kucaklamadıktan sonra erimeye mahkumuz. Eğitim sistemindeki bu curcuna bu başıboşluk acilen düzelmezse vay ki vay halimize.

Year of the Rat

According to the Chinese Zodiac, is a Year of the Rat (Earth), which begins on February 7, 2008 and ends on January 25, 2009. First in the cycle of 12 Animal signs, the Rat Year begins the sequence and recurs every twelfth year. It is a time of renewal in so many ways. From New Year to Valentine’s Day, to the arrival of spring, may all the blessings and delights of the New Year be yours.

A Rat Year is a time of hard work, activity, and renewal. This is a good year to begin a new job, launch a product or make a fresh start. Ventures begun now may not yield fast returns, but opportunities will come for people who are well prepared and resourceful. The best way for you to succeed is to be patient, let things develop slowly, and make the most of every opening you can find. People born in an Earth Rat are said to be logical realists, shrewd, charming, ambitious, and inventive. Of course, the entire horoscope must be considered when making any personality assessment.

In Chinese, the Rat is respected and considered a courageous, enterprising person. People born in the Year of Rat are clever and bright, sociable and family-minded. They have broad interests and strong ability in adapting to the environment and able to react adequately to any changes.

They are gifted in many ways and have an easy going manner. They are active and pleasant, tactful and fantastic, and are able to grasp opportunities. They seem to have interests in everything and hope to participate in doing it and usually do it very well.

Yatırımın 10 Kuralı

Yılın ilk yazısında piyasa analizinden ziyade çok iyi bilinen bir analist Bob Farrell’in Yatırımın 10 Kuralı olarak bilinen kurallarını özetlemek istiyorum.

  1. Piyasalar uzun vadede ortalamaya geri döner. Nasdaq’ta veya İMKB’de olduğu gibi hırs veya korku ile hareket eden ve uçlara giden fiyatlar bir noktada mutlaka olması gereken seviyeye geri döner.
  2. Bir yöne doğru yaşanan aşırı hareket aksi yönde bir aşırı harekete neden olur. Sanırım petrolde görülen yükseliş ve düşüş iyi bir örnek.
  3. Asla yeni bir dönem yoktur. Her zaman “bu kez farklı” diyenler olur ancak asla farklı değildir. Petrol bir daha 100 dolar olmaz çünkü… diyenler buna güzel bir örnek (bu arada daha 2008 petrol fiyatlarını tahmin edemeden 2012 hatta 2030 nasıl tahmin edilebiliyor gerçekten anlaşılmaz)
  4. Dik bir açı ile yükselen/düşen piyasalar tahmin ettiğinizden daha fazla mesafe yol alır ancak hiçbir zaman yatay hareket ederek düzeltmez. Sanırım BRIC ülkeleri ve emtialarda yaşanan yükseliş ve düzeltme hareketi bu kurala iyi bir örnek oluşturabilir.
  5. Çoğunluk en fazla zirvede en az dipte yatırım yapar. Bu nedenle bir yatırım fırsatı gazete manşetlerine, internet sitelerine düştü ise çok geç kaldınız demektir.
  6. Hırs ve korku kararlarımızdan daha etkilidir. Çoğu zaman yatırımcı kendi düşmanıdır. Hırs ve korkunun etkisi altında doğru kararları almamız zorlaşır.
  7. Piyasalar geniş tabanlı hareket ederken kuvvetli ama birkaç senet/emtia önderliğine hareket ederken zayıftır. Yani birkaç hisse senedi önderliğinde yükselen piyasa çok kuvvetli değilken pekçok senet ve sektör eşliğinde yükselen endeks sağlıklı bir durumda demektir.
  8. Ayı piyasalarının 3 aşaması vardır. Sert bir düşüş, tepki yükselişi ve temel verilere dayanan tahmin edilenden daha uzun bir gerileme. Bugünkü durumla karşılaştırırsak henüz üçüncü hareketi görmediğimizi düşünüyorum.
  9. Tüm uzmanlar ve tahminler aynı noktada birleşiyor ise başka bir şey olacak demektir. Ayrışma olacak dendi olmadı, hiperenflasyon dedi deflasyona koşuyoruz, petrol 200 dolar dendi 35 dolar oldu, dolar 5 para etmez dendi 1.23’e yükseldi vs vs.
  10. Boğa piyasaları her zaman Ayı piyasalarından daha keyflidir. Gerçi bu pozisyona bağlı olarak değişebilecek bir kural ama sanırım genelde geçerli.

Şant Manukyan, İş Yatırım
http://www.dunyagazetesi.com.tr/yazar.asp?authId=95&id=32277
01.01.2009