Monthly Archives: February 2006

Boş İnsancıklar Bu Reklamcılar

Yahu bu reklamcılar da ne boş insanlr yahu? İşleri güçleri yok, paso böyle şeyler yapıyorlar hala:

Altınbaş Kremi
(vah vaaah evde kalmışmış)

Ben Bu Rusların Analarını Avradını

Bugün gelen bir fıkravari olayı okuyunca cidden koptum. Dünkü yazının üstüne de bu fıkramsı iyi gider diyip aha gözlerinin hastasıyam, gopi peystin ustasıyam diyorum ve olayı aşağı yapıştırıyorum:

Kars’ta bir yerel TV, halkla röportajlar yapıyor. Muhabir, yaşlı amcaya soruyor:

— Şehirden, hizmetlerden memnun musun?
— Allah dövleta, milleta, gaymaham bege, bölediye boşganımıza zeval virmesin.
— Başka derdin yok mudur?
— Vordır…
— Nedir?
— Dohusan sine önce buraya Ruslar geldi… Ha bu bölediye binağlarını, ogulları, çişmeleri, isitasiyonu, yolları, galdırımları yoptılar, sonra da gettiler…
— Bunun neyi kötü ki?
— Yoptılar da dohusan sinedir bi gerem Gars ‘a bi gidek, yollar bozuldi mi, ganallar dıhandı mı bakak da bi damir idek dimediler.. Ha ben bu Rusların avradını…

Cidden o cukkaları cebe indiren rusların analarını avratlarını demek istedim…

Belediyelerden Beleç Kablosuz Erişim

ABD’de çeşitli şehirlerin belediyeleri, yurttaşlarına son dönemde ücretsiz genişbant internet erişimi sağlayan ihaleler açıyorlar. Telekom firmalarının Senato’da yasa tasarıları ile engellemeye çalıştığı bu akımın son örneği Google ile Earthlink’in San Francisco’ya ücretsiz erişim sağlamak için girdikleri ihale. Bir kaç örnek vermek gerekirse, Philadelphia ve Austin sayılabilir. Belediyeler de bu eğilimin amacını şu şekilde izah ediyorlar:

Şehrin ekonomisini ve komşuluk ilişkilerini güçlendirmek. Vatandaşlara, okullara, şirketlere ve derneklere yardımcı olmak, amaçlarını gerçekleştirmek için bu teknolojiyi kullanmalarına yardımcı olacak sayısal altyapının oluşmasını sağlamak. Şehri ziyaret edenlere seyahetlerinden daha çok yararlanmaları için yardımcı olmak.

Şehirlerin kablosuz genişbant internet erişimini sağlamaya istekli firmaların, genel erişimi ücretsiz verirken, ancak hızlı bağlantı isteyen abonelerden 20$/ay civarı ücret tahsil ederek, para kazanması bekleniyormuş.

Bu eğilimin son örneği, ABD ‘de San Francisco şehrinde kablosuz network kurmak için açılan ihale. Buna göre Earthlink, Google ile iş ortaklığı yapacaklar. İhale, San Francisko halkına ücretsiz internet erişimi sağlayacak. Ancak hızlı internet isteyenler20 $ aylık ücret ödeyecek.

San Francisco’da tepeler bulunduğu için internet erişiminin Wi-Fi sağlanması daha kolay bir yol olduğu bildiriliyor.

Google ve Earthlink ihaleye önce rakip olarak girdiler ama daha sonra birlikte hareket etme kararı aldılar. Earthlink’in belediye networkü başkanı Don BERRYMAN, 15’000’000$ ‘lık projenin büyük bir kısmının Earthlink tarafından ödeneceğini bildirdi. Google, bu ayın başında da Skype ile birlikte İspanyol Wi-Fi startup FON ‘a para yatıracağını bildirmişti.

Erişim Özgürlüğü mü diyor biri? 30 – 31 Mart 2006 tarihlerinde Washington ‘da yapılacak olan Freedom to Connect konferansının düzenleyicisi David Isenberg şunları belirtiyor:

Telekom’un geleceği bundan sonra bağlıyor. Yeni bir ABD Telekom Yasası var. Avrupa’da yerel ağın paylaşımı, Asya’da fiber, Afrika boyunca kablosuz ve dünyanın heryerinde şehir ve köylerde networkler oluşuyor. Tartışmayı oluşturun. Erişim Özgürlüğünüzü Savunun.

Haberleşme ihtiyacı önemlidir. Aynen nefes almak, yemek, uyumak, Üretmek, Sosyalleşmek ve öğrenmek gibi. Daha iyi erişim, daha başarılı haberleşme demektir. Daha iyi erişim, müşteriler, tedarikçiler, fikirlerle birlikte ekonomik büyüme anlamına gelir.

Daha iyi erişim, bilim ve sanatta gelişme ve deneme için fikirler oluşmasına olanakverir. Daha iyi erişim, günlük hayatın kalitesini arttırır. Daha iyi erişim, daha güçlü demokrasi oluşturur.

Erişim özgürlüğü, Konuşma özgürlüğü, basın, din ve dernekleşme özgürlüğü ile birliktedir. Bu özgürlüklerin herbirisi, diğerleri ile ilişkili ve diğerleri ile bağlıdır. Erişim özgürlüğü de diğer dördüne bağlıdır ama kendi anlamı da büyüktür. Üstelik diğerlerinin aksine, henüz kabun ve yönetmeliklerle belirlenmemiştir. Henüz bir Sayısal Haklar Yasası Yok.

Türkiye’de durum mu? Dünya (mesela Hindistan, mesela ABD), internet erişiminin ülke yararına, gelişmesine katkısını farkettikleri için, bu konuda en sonunda ücretsiz erişim vermeye başlamış durumdalar. Gördüğünüz gibi devlet değil, belediyeler bile konuya el atmış vaziyette. Acaba ülkemizde böyle bir belediye başkanı görecek miyiz? Ama daha da önemlisi, haklarını sonuna kadar savunan kullanıcıları görecek miyiz? Yoksa kullanıcılar yine mailler atıp, “siz bizim yerimize yapın” anlamına gelen mesajlar gönderecekler ama kendileri hiç yorulmayacaklar mı?

Aslında sorumuz şu: “Orda kimse var mı?”.. Hayatımızı geliştirecek yenilikleri, kolaylıkları planlayan ya da planlaması gerekenler için bizleri gaza getirecek. Biz parayla da olsa razı idik ama neyi düşünür olduk? Ülkece neyi düşünüyoruz? Örnek vereyim ADSL ‘yi (yani ortalama 5 sene öncesinin teknolojisini) düşünüyoruz. Peki adamlar ADSL2, “100Mbit für alles” ‘leri derken biz neyi düşünüyoruz? Söylüyorum: Acaba bizi sömürüyorlarmı? Avrupada ADSL çok ucuzken bizde neden böyle? Biz ne yazık ki bunları düşünüyoruz üzücü; çok üzücü.. 🙁

26 Şubat 2006 İnternet Kesintisi

Yine n’oluyoruz derken, tarih tekerrürden ibaretmiş, bir 26 Şubat 2006 İnternet Kesintisi olayı ile karşı karşıya geldik. Bakınca ekşi sözlük ‘te şöyle birkaç yorum toparladım bu ve Alternatif Fiber Optik Kablo Arızaları başlığından:

  • Fiber optik kabloları inek yedi.
  • Fiber optik kabloların üstüne deve oturması ve devenin bir türlü yerinden kaldırılamaması (bilindiği üzere yurtdışı çıkışlarının bir kısmı cezayir üzerinden gelmektedir).
  • (bkz: connection reset by deer)
  • Yoğun hamsi göçü nedeniyle fiberlerdeki titreşim arızaya sebep olmuştur!!!
  • Deniz analarinin interneti hackleme girisimi.
  • Köpek balıklarının dişlerini temizlemede fiber obtik kabloları kullanması.
  • Eski mayınların sürüklenip kablolara dolanıp patlaması.
  • Yunusların kabloları yunus zannedip oynamaya calismasi.
  • Akdeniz foklarının kablolara dolanması.
  • Denizden babam çıksa yerim düsturunu hayat felsefesi edinmiş karadenizli kahramanımız, yıllık iznini kullanmak için çanakkaleye gider ve olaylar gelişir.
  • Meme yapmış.
  • Sabahın 4 ‘ünde ulan gene ne oldu bu internete derken telefonuma mesajlar gelmesi ile (evet hepimiz internet manyağıyız) türkiye genelinde olduğu anlaşılan, yurt dışı sitelerin tamamına ve bazı yurt içi sitelere ulaşma problemi yaratan kesintidir.
  • (bkz: pamuk fiberi)
  • (bkz: telekom şaşırma sabrımızı taşırma)
  • (bkz: gene mi göçtün sen)
  • Gidip gidip geliyor. Çanakkale ‘de dalga mı çıktı?
  • Telekom sayesinde bir kez daha lütfen alıcınızın ayarıyla oynamayınız günlerini bizlere yaşatan kesinti.
  • Yapılan açıklamaya göre denizin altından geçmekte olan fiber optik kablolara kendini bilmez bir ufo takılmıştır. Fiber optik kablolara birkaç çatlak haricinde önemli bir şey olmazken ufo ‘daki mürettebattan 2 kişi hafif yaralanmış; ufo sürücüsü, görgü tanıkları ‘nın alkol aldığı yönündeki ifadeleri nedeniyle en yakın hastaneye alkol muayenesine götürülmüştür.
  • Çanakkale boğazında bir başka geminin fiber optik kablolara takıldığının göstergesidir. Yahu hani götten sallanır da ancak bu kadar sallanır herhalde. Fiber optik kablolara gemi takılmış. Ah be telekomlu abiler ne geniş bi hayal dünyanız varmış. ”Altyapı çöktü! Yaşasın!” demiyonuz da.
  • İnternet 5 dakika var 5 dakika yok. Mübarek nefes alıyor!
  • Sorun telekom’da degil dunyadaki diger 7 milyar sitededir. İlgili site yetkilileriyle goru$mek gerekmektedir.
  • Limitsiz adsl kullanicilarinin interneti suistimal etmesine karsi alinmis bir onlemdir. Eskiden elektrik sabaha karsi yarim saat – bir saat kesilirdi, boylece zorunlu tasarruf edilirdi. Şimdi de gunluk internet kesintileriyle enerji tasarrufu yapilmaktadir. Bunu uyari olarak kabul edelim, ve ulkemizin kaynaklarini israf etmeyelim. İsimiz bitince kapatalim interneti, bosa akmasin.
  • (bkz: luzumsuzsa sondur)
  • (bkz: limitsiz kullanicinin baglantiyi suistimal etmesi)
  • Halıyı süpürmek için routerların dolabına ait fişi prizden çeken temizlikçiye bu sefer suç atamayacakları kesinti.

Hadi bakalım, şimdilik bu kadar yeter.. Sonraya da kalsın. 🙂

Neredeyse Yarı Yarıyaymışım

Yuh dedirten bir test buldum: What Gender Is Your Brain. Hoş ne halta yaradığı belli değil ama hadi dolduralım dedim. Ne mi çıktı? İşte sonuç:

Your Brain is 53.33% Female, 46.67% Male

Your brain is a healthy mix of male and female.
You are both sensitive and savvy.
Rational and reasonable, you tend to keep level headed.
But you also tend to wear your heart on your sleeve.

Yarıya yakın bir bölümümüz erkekmiş!. Sevindirici olan şey de teste katılan deneklerin büyük bir çoğunluğunu erkeklikte sollayıp geçmiş olmam. Gerçekten düşündürücü: acaba viking bu testten ne sonuç çıkaracak?..


(Ohşşş..)

Hala bu resme baktıkça içimde birşeyler kıpıraşıyor; yani hala normal çalışm prosedürümüz devam ediyor.

7enerbahçe

Nette gezinirken gördüğüm bi komik resme göre*, UEFA ‘daki dişli rakipleri Erzurum United, AC Pendik, Real Mardin, Dinamo Bitlis, Borussia Bolu olan güzide takımımızın taraftarları çıkmış da sağda solda marş söylüyorlar. Aman da sevsinler onları:

Yürüyün önümden küçük insancıklar. Bir ağızdan söylediğiniz o tezahüratlarınızın yerini ne zaman özgürlük marşları alacak? Sana soruyorum ebleh yüzündeki anlamsız bakışların daha ne kadar sürecek? Televole’lere kurban ettiğin üç kuruşluk aklını ne zaman devşireceksin başına? Üzerindeki forma, elindeki bayrak ne zaman özgürlük için sallanacak? Onbinlerin toplanıp yürüdüğü meydanlarda ne zaman futbolcular yada hakem yerine siyasilere küfür edeceksin? Uyan ulan uyan. Maç bitti!.. Üç sıfır kaybettin!.. Hayatını kaptırdın hortumculara, kapitalistlere, üç kağıtçılara. Kandırdılar senide ceza sahasında attılar kendilerini yere. Gol diye sevindiğin senin kalen aslında vurdukları da ortalatıkları da sensin. Uyan artık. Bak gün battı kayboldu ışık batıda. Sabahı bekleme uyan şimdi. — umarsiz.net

Ah keşke duyup da uyansalar… It is not over till the fat lady sings!.

Devlet Versin

Merhaba,

Bir Laz, bir Kayserili, bir de Diyarbakırlı ölür, öbür dünyaya gider. Bir hafta geçmeden Laz mezarlıktan çıkar, köyüne döner. Herkes merakla:

— Sen nasıl geri döndün?

diye sorar. Laz:

— Diğer tarafta pazarlık yaptım. 5 bin dolar istediler. Verip, geldim.

der. Bunun üzerine kalabalık, Kayserili ‘yi ve Diyarbakırlı ‘yı sorar. Laz cevap verir:

— Ben gelirken Kayserili ‘3 bin 500 dolar olsun’ diye, Diyarbakırlı da, ‘Devlet versin, devlet versin’ diye bastırıyordu.

Hadi bakalım, şimdilik bu kadar yeter.. Sonraya da kalsın. 🙂

Makinanızda Güvenlik Nasıl Sağlanır

Nette dolaşırken Windows yüklü makinalar için “Güvenliğin 14 adımı” başlıklı yazı gördüm. Hemen aktarayım dedim.

This, he says, takes only about an hour to implement, and is the minimum set of layers needed to keep Windows secure and free from all those nasty adware, spyware, crapware junk. Here’s an executive summary of a Microsoft employees guide to securing Windows:

  1. Windows XP ‘nize SP2 yükleyin (sadece çekip yükleyeceksiniz işte),
  2. İyi bir antivirüs programı yükleyin (makinanızı biraz yavaşlatıyor belki ama güncellemeleri sayesinde tam koruma sağlarsınız),
  3. İki yönlü (hem girişi, hem çıkışı kontrol eden cinsinden) bir firewall yazılımı edinin,
  4. Network ‘ünüze dışarıdan girişleri limitlemek için bir donanım bazlı firewall veya NAT destekli bir router kullanın,
  5. Otomatik Güncelleştirmeler ‘i etkinleştirin (ki internetten bir yama indirdiğiniz için hızınızın bir anda düşüşüne şahit olun),
  6. Sürekli olarak güncel email kontrol yazılımlarını kullanın (Microsoft Outlook Express 6, Microsoft Outlook 11, Mozilla Thunderbird 1.5 vb),
  7. www.microsoft.com/security/ adresini düzenli olarak takip edin (Oh oh sefam olsun!),
  8. En azından bir adet iyi anti-spyware yazılımı kullanın (“en azından” diyorum çünkü bu yazılımların hiçbiri tamamen spyware yazılımlarını temizlemiyor) (Microsoft AntiSpware),
  9. Yüksek risk seviyesi taşıyan sitelere girerken tarayıcınızın ActiveX ve scripting özelliklerini kapatın. (mümkünse direkt Mozilla Firefox 1.5 ile bu siteleri gezin),
  10. Bilgisayarı Administrator modunda kullanmayın,
  11. Bilgisayarınızda bir yükleme partition ‘u bulundurun (veya ikinci bir hard disk alın),
  12. Wireless şebekenizi herkese açık bir şekilde kullanmayın (ılımlı islamcı olmayın, hayır duası almayın),
  13. İyi şifreler kullanın: 12345678, 1111, 13021948 veya ahmetmehmetoglu gibi şifrelerden uzak durun. Tercihen rakamlar, harfler ve büyük küçük harfleri karıştırın. Mesela 13Ahmet02MeHmEtOgLu1948 gibi şifreler seçin (veya, benim gibi 2 şifre kullanın: biri GMail gibi güvenli yerler için, diğeri ise güvenli olmadığı yönünde şüphelerinizin olduğu abuk subuk siteler için. Böylece, asıl şifrenizi sağa sola kaptırmamış olursunuz),
  14. Düzenli olarak verilerinizi yedekleyin (evet bunu ben diyorum).

Bunların hepsi o güzel, sevimli, hayvansı güçleri olan makinanızı bozulmaktan, saldırılardan, virüsler wormlar veya kötü niyetli kullanıcılardan uzak tutmak için gerekiyor. Microsoft çok yaşa diyenleri duyar gibiyim..

Bunların aksine, işte benim güvenlik adımlarım. Yukardaki adımlara göre biraz daha kolay olduğunu kabul etmek gerekiyor:

  1. Linux ‘a geçin.
  2. İki numara diye birşey yok (evet kandırdım).

Çok kolaymış di mi?

Aile İçi Şiddetin Formülü Bulundu

Böylesi makbulmuş meğer de biz bilmiyomuşuz. Alelade birileri öyle diyor:

— Hıdır… Hıdıııırrrr…
— Hıııı??! Ne vaaarr??
— Uyuyon mu?
— Yok böğrülce ayıklıyom… Soru mu lan bu Hacer? Uyuyom tabii ya ne edecem. Yat sen de zıbar hade…
— Senin işin bitti tabii, devirip gıçını yatabiliyon… Şipşak yap, sonra horul da horul uyu… Bir kere de geç gelsen dişimi kırıcam…
— Gecen gece eve geç geliyon diye dırdır ettiydin de, ben senin dişini kırdıydım ya, daha ne istiyon?
— Ben o geç gelmekten bahsetmiyom… Birlikte gelmekten bahsediyom…
— Beraber mi gelecen? Kız o saatte dışarda senin ne işin var ki eve benimle gelecen lan?
— Off be Hıdıır off beee Hıdııırr. Sen beni anlamıyon…
— Ya sabıııırrr… Uykumu gaçırdın gene bak, de hele ne istiyon…
— Orgazm neyin istiyom tamam mı? Orgazm olmak benim de hakkım…
— Orgazm da ne lan?
— Hıdır… Bazen diyom ki kendi kendime acaba bende zoofili mi var?
— Ne fili? Ne diyon ya?
— Zoofili… Yani hayvanlarla ilişkiye giren dimek. Eh ben de senin gibi bir öküzle her gece yatağa girdiğime göre…
— Sen bana öküz mü dedin?
— Bildiğin kelimelerden konuşunca anlıyon bakıyom…
— Ya Hacer yat diyom sana… Orgazmmış… Yok bilmemne filiymiş…
— Ne fili be cahil ay… Zoofili…
— Hacer yarından tezi yok o kadının evine temizliğe gitmiyon, tamam mı?
— O kadın dediğin koskoca bir yazar tamam mı? Doğru konuş. femisnistlerin başı… Lideri… İdolüm o benim.
— Ne dol ne dol?
— İdolüm deyyom… Onun evini temizlemek benim için şerefdir, tamam mı? Bütün kitaplarını, dergilerini okuyom ben onun…
— Sonra da yalan yanlış öğrenip benim uykumu kaçırıyon… Sana ne lazım orgazm… Onlar zengin garıları için…
— Heç de bile… O fizyolojik bir ihtiyaç…
— Fiz…yo…ne?
— Milletin kocaları evrim geçirdi, metroseksüel oldu… Sen daha bir insan olamadın be Hıdır… Evrim… evrim… eviluşın…
— Haceeeeerrr…
— Neeee?
— Gız bu deminden beri dediklerini tekrar etsene peş peşe…
— Ne oldun lan hıdır, yanakların al al oldu…
— Dediğimi yap seeennn.
— Eviluşın… Orgazm… Metroseksüel… Zoofili… Fizyolojik… İdol… İstersen apurçunist de diyem… Ne olcaksa…
— De Hacer deee… Bir daha söyleee…
— Ne yapıyon Hıdır… Kudurdun mu len?
— Sen bu gavurca lafları edince gözüme yabancı avratlar gibi göründün de bir an…
— İstemiyom Hıdır… Kendimi şu an ilişkiye hazır hissetmiyom…
— Ama ben hissediyom… Gel buraya…
— Bu bir konsantrasyon meselesi Hıdır…
— Gonsontrosponon diyen dilerini yirin… Gel buraya Helga…
— Ne Helgası be? Adım var benim… Bireyim ben… Bıraaaak… Yetiiiişiiiin. Aile içi şiddete maruz kalıyom… Heeeellppp… Heeellllpppp…

🙂

Eş Değiştirme Kulübü

Avrupa ‘da yaygın olan swinger kulüpleri gün geçtikçe bizde de artıyormuş. Türkiye ‘de de 250 aktif çift var diyorlar. Çoğu da eğitimli ve üst düzey gelir grubundanmış. Eşlerini seviyor ve mutlular; buraya kadar her şey “bildiğimiz gibi” ama tek bir farkla: onlar diğer evli çiftlerle de cinselliği paylaşıyor. Kıskançlık yok ve eşler de bu durumdan memnun; kendilerine “swinger” diyorlar.

Dilimizde tam karşılığı olmadığı için “eş paylaşma” şeklinde tanımlanabilecek olan “swinging” dünyada ve ülkemizde hızla yayılıyor. “Swinging” özellikle cinsellikte doyuma ulaşmış, kolay tatmin olmayan, rutin beraberliklerine renk ve heyecan katmak isteyen çiftlerin arasında yayılan bir cinsel yaşam biçimi. Örnekleri az olmakla beraber ülkemizdeki geçmişi de çok eskilere dayanan swinging, internet kullanımının artmasına paralel olarak son 4-5 yıldır dikkat çekici bir şekilde yaygınlaştı. Türk Dil Kurumu, eşli beraberliği tercih eden anlamına gelen “swinger“a bir karşılık bulmamış ama Ekşi Sözlük ‘te “eşini cinsel anlamda başkalarıyla paylaşan kişi” olarak geçiyor.

Yüz yüze konuştuğumuz Türk çift, beş yıldır swing’ yapıyor, yani diğer çiftlerle birlikte sevişiyor. Erkek, dış ticaret; kadın, halkla ilişkiler sektöründe çalışıyor. İki çocukları, söylediklerine göre mutlu bir evlilikleri var… “Swing, genelde tüm zevkleri yaşamış, artık hiçbir şeyden tatmin olmayan insanların işi. Nasıl başladığı çiftten çifte değişir. Bazı çiftlerde, çiftin iki bireyi de aynı anda bu tür bir ilişkiye hazır olabilir. Bazılarında ise baskın olan taraf zaman içinde diğerini ikna edebilir.” Swinger’ların en çok kullandıkları tanışma yöntemi internet. Bunların bir bölümü “single” denilen bekar tayfası. S., bu web sitelerinde aktif olan 250 civarında çiftin olduğunu söylüyor: “Görünürde çok çift var ama çoğu ilişki yaşamaya cesaret edemiyor. Deşifre olmak en büyük korkuları, ahlaksal ya da dinsel endişeler ise alıkoyucu diğer faktörler.” Swinger sitelerindeki gezintimizin sonucunda şöyle bir dağılım çıktı ortaya: Swinger çiftlerin yüzde 70’i İstanbul’da. Türkiye’nin pek çok yerinde swing yapılıyor (ki bir gruba verdiğimiz ilana gelen yanıtlar bunu gösteriyor) ama doğal olarak kentleşme, sanayi ve turizmin gelişkin olduğu merkezlerde daha yoğun yaşanıyor. Swinger’ların büyük çoğunluğu 30-40 yaş aralığında. S., bazı çiftlerin sadece yurtdışında ilişkiye girdiklerini anlatıyor: “Gelir düzeyi yüksek olan çiftler riski minimize etmek için Avrupa’daki çiftlerle buluşuyor. Sadece bu iş için günübirlik Avrupa’ya gidip gelenler var.” Gelir düzeyi denince… Bir ters piramit söz konusu. Geniş tabanı, yüksek gelir mensubu çiftler oluşturuyor. Piramitin küçük köşesinde yer alsalar da alt tabakadan pek çok swinger çift varmış. Onları sosyal konumları nedeniyle çok şaşırtan çiftlerle tanıştıklarını söylüyor. Türk swinger’lar Batıdaki örnekleri gibi belli bir mekanda, yerde toplanmıyor. İki ya da daha fazla çift buluşacaksa herkese açık yerleri tercih ediyorlar. S., sadece bir alt grubun her hafta Beyoğlu’nda bir barda topluca buluştuğunu söylüyor… “Türkiye’de şu anda Batıdakiler gibi swinger kulüplerin olması mümkün değil. Swing yapanların çoğu belli bir sosyal statüye sahip insanlar. Kimse, gizliliği için bu kadar hassasiyet gösterdiği bir yönünü bağıra bağıra açık etmez.” Swinger’ların çeşitli alt grupları var. “Full swap” ve “Soft swap” sınıflamalardan bir tanesi. İlkinde sınır, ikincisinde cinsel birleşme yok! Diğer bir ayrım, ilişkiye girecek insanların sayısıyla ilgili. “Threesome” tabir edilen ilişkilerde bir çift, erkek ya da kadın olan üçüncü bir kişiyi ilişkiye dahil ediyor. Burada biseksüelite ya da eş izleme tercihi ağır basıyor. S., özellikle erkeklerde “Watcher”lık yani izleyicilik dürtüsünün çok fazla olduğunu iddia ediyor. “Daha başka?” diye soruyoruz… “Bu tarz bir yaşam tarzını seçmişseniz ilişkiler anlamında bir süreklilikten bahsedemezsiniz. Asıl amaç değişikliktir ve beraber olduğunuz bir çiftle defalarca ilişkiye girmek işin özüne aykırıdır. O çiftle daha sonra aile dostu olabilirsiniz ama cinsellik bir yerde biter.” Gizliliğin ve güvenin bu kadar önemli olduğu bir konuda elbette çok dikkatliler: “Swinger topluluğunda bir referans zinciri vardır. Bir çift, yeni bir çiftle buluşacaksa, tanıdığı diğer swinger’lara mutlaka danışır. İyi referans gelmezse asla buluşulmaz. Kimsenin tanımadığı bir çiftse sezilere bırakılır.”

En çok bu sitelerde tanışıyorlarmış:

Ahlak normları da var

Dünyada swinger’lar zaman içinde kendi etiklerini de oluşturmuş. Ülkemiz swinger’larının da benimsediği kurallar şunlar:

  1. Hiçbir zaman bir evliliği bitirmeye çalışmazlar.
  2. Şartları değiştirecek kadar büyük bir olay olmadığı sürece randevularına sadık kalırlar.
  3. İlk buluşmada eş değiştirmek için teklifte bulunmazlar.
  4. Hiçbir zaman eş değiştirmek için zorlamazlar.
  5. Swinger’lar arasında yapılmaması gereken konuşmaları bilirler.
  6. İsimlerini açıklamak zorunda değillerdir.
  7. Temizlik ve dış görünüş konusunda her zaman yüksek standarttadırlar.
  8. Hukuk kurallarına karşı gelecek herhangi bir eylemde bulunmazlar.
  9. Swinger partnerlerine karşı arkadaşça ve sıcak olurlar ama bunun cinsel ilişkinin bir türü olduğunu unutmazlar.
  10. Kişisel alışkanlıklara, duygulara ve özellikle de gizlilik prensibine saygı gösterirler.

İlginç di mi?