Tag Archives: Fatih ALTAYLI

Atatürk’ü Sevmemeleri Normal

DÜN Atatürk’ün yeni bulunan, daha doğrusu bir manavda bulunup restore edildikten sonra yayınlanan görüntülerini izledim.
Bir kez daha hayranlıkla.
Sonra odamdaki Atatürk albümlerinin sayfalarını karıştırdım.
Ardından Habertürk arşivindeki Atatürk fotoğraflarına baktım.
Ve toplumun bir bölümüne hak verdim.
Görüntüler hemen hemen 80 yıllık.
Neredeyse bir asra yakın bir süre.
Atatürk tüm görüntülerde, tüm fotoğraflarda yıldız gibi parlıyor.
Konuşması, üslubu, giyim kuşamı, duruşu, vücut dili inanılmaz.
Sanki o güne ait değil.
Çok çok ilerİde.
Bırakın o günü, bugün için bile çok çok ilerİde bir dönemde sanki.
Onun üzerindeki kıyafetleri benim yaşam sürecimde karşılaştığım liderlere giydirdim. Sadece Türklere değil, dünya liderlerinin hepsine.
Hiçbirine yakışmadı Atatürk’e yakıştığı kadar.
Hiçbiri bulunduğu ortamda bu kadar farklı görünmedi.
Hiçbiri çağından bu kadar ileride durmadı. Hiçbiri zamanlar ötesinden gelmiş gibi görünmedi.
Ne yerlisi, ne yabancısı.
O zaman idrak ettim bu halkın bir bölümündeki Atatürksevgisizliğinin nedenini.
Onlara o kadar uzak, o kadar yabancı, o kadar farklı ki, onu anlamaları, sevmeleri, beğenmeleri mümkün değil.
O onlar için bir “uzaylı”.
Kendilerinden bu kadar uzak bir gelecekte olan birini ne anlayabilirler onlar, ne sevebilirler.
Ama kabahat onlarda değil.
Atatürk’te.
Bugünden bile ötede.

Kapatılan Petrol Kuyularına Doğru…

CİNER Grubu dün Beypazarı’nda Türkiye’nin son yıllarda yapılmış en büyük özel sektör yatırımlarından birinin açılışını yaptı.

Aynen medyada olduğu gibi, grup diğer iş alanlarında da kriz falan demeden devam ediyor. Ciner Grubu medya yatırımlarıyla son 1,5 yıl içinde yaklaşık 1600 kişilik istihdam yarattı. Beypazarı’ndaki trona madeni ve soda külü tesisi de doğrudan 300, dolaylı olarak 3000 kişiye iş imkânı sağlıyor. Haftaya da Silopi’de devletten alım garantisi talep edilmeden Ciner Grubu tarafından yapılan bir termik santral devreye girecek. Orada da dolaylı, doğrudan binlerce kişiye iş kapısı açılıyor. Türkiye’nin ve dünyanın kriz diye ağladığı dönemde devreye giren 3 büyük yatırım. Ama asıl anlatacağım bunlar değil. Size dün açılan trona madeni ve soda külü tesislerinin öyküsünü anlatmak istiyorum. Türkiye açısından ibretlik bir öykü olduğu için.

MTA uzun yıllar önce Beypazarı’nda trona madeni buluyor. Yıllarca bu madenle ilgili hiçbir işlem yapılmıyor. Daha sonra 1990’11 yılların başında dünyanın en büyük trona üreticilerinden FMC çağrılıyor ve bu madenin fizibilitesini yapması isteniyor. FMC 16 milyon dolar karşılığında bir fizibilite yapıyor. Ve diyor ki, “Burada bulunan trona bilinen hiçbir madencilik tekniği ile yer altından çıkarılamaz. Arazinin yeraltı yapısı, burada bulunan bir yeraltı gölü nedeniyle maden işletilemez. Trona çıkarılamaz.”
Bu olumsuz yanıtı vermek için 16 milyon dolar alan FMC dünyanın en büyük trona üreticilerinden.
Bunun üzerine Türkiye projeyi rafa kaldırıyor.
Aradan yıllar geçiyor.
1998 yılında Ciner Grubu devlete başvuruyor ve buradaki madeni çıkarabileceğini söylüyor.
FMC’nin hazırladığı rapor öne sürülerek “olumsuz” yanıt veriliyor.
Yıllar süren ısrar sonucunda Ciner Grubu “Siz hiçbir şeye karışmayın. Yatırımı yapalım. Çıkarabileceğimizi gösterelim. Sonra ister kira alın, ister ortak olalım” diyor.
Tabii bunlar kolay olmuyor.
Yaklaşık 7 yıl sürüyor bu ikna süreci.
Ve sonunda 2004 yılında Eti Soda, Ciner’in tronayı çıkaracak bölümüne ortak oluyor.
Dünyada pek örneği olmayan çevreci bir yöntemle maden yüzeye çıkarılıyor.
Daha sonra soda külü üretecek bir tesis kuruluyor.
Türkiye’de eşi olmayan bir özel sektör devlet işbirliği ile “Kullanılamaz” denilen bir yeraltı serveti ekonomiye kazandırılıyor.

Bu tesis her yıl 300 milyon Dolar’lık üretim yapacak.
Bunun en az 250 milyon Dolar’lık kısmını ihraç edecek.
Üstelik de işlenmiş olarak ihraç edeceği için katma değeri yüzde yüze yakın olacak.
Devlet hem ortak olduğu için kârdan pay alacak, hem de kullanılamaz denilen bir madenden kira.
Bu projeyle FMC’nin trona pazarında Türkiye’nin de bir rakip olmasını engellemek için verdiği “yalan rapor” da bir işe yaramamış olacak.

Bunu niye yazdım?
Ciner Grubu’nu övmek için mi?
Evet birazı o.

Ama bu yatırım hikâyesi çok önemli.
Bilirsiniz, Doğu ve Güneydoğu’da yabancı firmalar tarafından açılıp içinden petrol fışkırınca kapatılan petrol kuyularının öyküleri vardır.
Bunlara pek inanmazdık.
Şimdi düşünüyorum da.
Büyük ihtimalle onlar da doğrudur.
.