Monthly Archives: July 2006

Maymunlarda Mafyavari Oluşumlar

Bakıyorum maymun hikayeleri ilgi çekmiş, bir maymun hikayesi daha yazayım:

Deney için yine maymunlar kullanılıyor. Kafesin en üstüne, tazzikli su verecek bir musluk, onun altına bağlanmış birkaç muz ve bu muza erişmek için altına konulmuş merdiven.

Olay şu; kafese bir maymun konuluyor. Maymun bir süre sonra muzu almak için merdivene tırmanıyor ve tam muzu almak üzereyken tazzikli su ile geri püskürtülüyor. Bu deneme defalarca tekrarlandıktan sonra maymun artık muzu almak için bir hamle yapmıyor. İlk maymunu kafesten çıkarmadan ikinci maymun kafese konuluyor. İlk maymunun başına gelenlerin aynısı ikinci maymunda da tekrarlanıyor.

Derken üçüncü maymun kafese konuluyor. Oda muza ilk hamleyi yaptıktan sonra tazzikli su ile geri gönderiliyor. İkinci deneme de iki maymun üçüncü maymunu yukarı çıkmaması için biraz tartaklıyor. Ve üçüncü denemelerden vaz geçiyor.

Kafese bu sefer dördüncü maymun konuluyor. Daha maymun ilk hamlesini yapmaya hazırlanırken, ilk üç maymun tarafından tartaklanıyor. Ve dördüncü maymun bir daha muza erişmek için hamlede bulunmuyor.

Kafese bir zaman sonra beşinci maymun konuluyor. Oda ilk dördü gibi muza hamle yapmak üzereyken ilk dört maymun tarafından tartaklanıyor. Ama görünen manzara neden dayak yediğini bilmeyen dördüncü maymunun beşinci maymunu diğer ilk üç maymundan daha fazla tartakladığıydı.

Acaba ortama yeni katılan maymun mafyavari oluşum içinde kendini daha mı yukarılarda görmek istiyor nedir? Bir an geniş ve ağır abilerle dolu bir ortama girmek isteyen bir birey gözümün önüne geliverdi…

Maymun ve Para Etkileşimi

İş güç yok tabi, ilginç konuları araştırmaya başladık. Bugünkü yazı şuradan alıntı:

Keith Chen, Yale Üniversitesi’nde ekonomi bölümünde görev yapan bir profesör. Keith Chen’in araştırması, maymunlara para kullanmayı öğretmek ve bunun sayesinde topladığı bilgileri insanların para ile olan ilişkisiyle karşılaştırıp, bilimsel sonuçlar çıkarmak.

Araştırma, Yale Üniversitesi’nin maymun laboratuarında başlıyor. Bu laboratuarda 7 adet capuchin maymunu deney kafeslerinde para kullanmayı öğreniyorlar. Para olarak, gümüş renkli somun kullanılıyor.

Süreç gayet basit. Ana kafesten bir maymun alınıp, deney kafesine koyuluyor. Bu maymuna para olarak bir somun veriliyor. Maymun öncellikle bu somunu kokluyor, ağzına götürüyor. Bu aşamada bir tepsi içinde çeşitli yiyecekler getiriliyor.

Amaç, bu 7 maymunun her birinin sevdiği yiyecek türünü bulmak ve bunları elde etmek için parayı kullanmalarını sağlamak. Deney kafesindeki maymun elmayı seçiyor. Araştırmacılar, maymuna elmayı vermeden önce elinden parayı alıp, maymuna yiyeceği veriyorlar. Bu süreç haftalarca sürüyor ve maymunlar birkaç hafta sonra, ellerindeki somunun yani paranın gücünü anlamaya başlıyorlar. Maymunlar paranın kullanımını; araştırmacılar da en çok tercih edilen yiyeceği öğrendikten sonra, yeni bir süreç başlıyor.

Fiyatlandırma sürecindeki amaç, maymunların insanlar gibi rasyonel kararlar verip vermediğini bulabilmek. Böylece araştırmacılar, birçok maymunun tercihi olan jelin fiyatını iki somun, elmanın fiyatını yarım somun ve üzümün fiyatını ise bir somun yapıyorlar. Buldukları sonuç ise gerçekten ilginç. Maymunlar deney sırasında tıpkı insanlar gibi para harcama konusunda çoğu zaman rasyonel davranıyorlar.

Paralarını, en çok yiyecek alabileceği şekilde harcamaya başlıyorlar. Maymunlar 1 somun verip 2 dilim elma almayı, fiyatı 2 somun olan bir adet jele tercih etmeye başlıyor.
Buraya kadar her şey güzel! Günlerden bir gün, yine ana kafesten, deney kafesine alınan maymun, deney kafesindeki bir tepsi içinde bulunan 12 somunu görüp, aniden çılgına dönüyor. Paraların bulunduğu tepsiyi kapıp, ana kafese fırlatıyor ve kendisini de ana kafese atıyor. Ana kafesteki bütün maymunlar bir anda gökten para yağdığını görüp, yere düşen paraları kapışmaya başlıyorlar. Levitt, bunu yazısında maymun tarihinde gerçekleşen ilk ‘banka soygunu’ (maymunun tepsiyi çalması) ve ‘hapishane kaçışı’ (maymunun deney kafesinden, ana kafese kaçışı) olarak tanımlıyor.

Bütün bu kaos içinde araştırmacılar, ana kafesteki maymunlardan parayı geri almaya çalışıyor. Olay biraz yatıştığı bir anda Keith Chen, hiç görmemeyi tercih ettiğini söylediği bir olaya şahit oluyor: Erkek maymunlardan biri, dişi maymunlardan birine yaklaşıp, ona elinde bulunan somunlardan birini veriyor ve bunun karşılığında dişi maymun, erkek maymunun seks teklifini kabul ediyor!

İşin ilginç yanı, dişi maymun ‘kazandığı’ parayı araştırmacıya getirip, bununla üzüm almaya çalışıyor. Chen, bu olayı maymun tarihindeki ilk ‘fuhuş’ olarak tanımlıyor.

Üniversitenin araştırma etik bölümü, maymunlar üzerinde yapılan para araştırmasının, maymunların yaşam koşulunu, değerlerini ve gündelik yaşamlarını tamamen değiştirdiği ve zedelediği gerekçesiyle araştırmayı iptal edip, maymunlara para verilmesini yasaklıyor.

Özellikle olaylara ve anlatım tarzına bayıldım. Yanlız piyasa koşulları cidden kafes içinde felaketmiş. Bu maymunları aramıza sarsalar kim bilir polise kaç para yedirir bu maymunlar…

Haydar Dümen Special (41)

Soru: Ben 23 yaşında bir genç kızım. Nişanlıyım ve birkaç hafta içinde evleneceğim. Öğrenmek istediğim konu şu: Mastürbasyon yapmak kızlık zarına bir zarar verir mi? Ayrıca adet döneminde yapılması da aynı şekilde bir tehlike oluşturur mu? Sizden acil cevap bekliyorum. Çok teşekkürler.

Yanıt: Değerli okurum, bu kızlık zarına neredeyse tüm kızlar aklını takmış durumda. Kızlar aklını takar da erkekler durur mu? Onlar da aynı biçimde bir kızlık yarışı kavramı kargaşasında koşuyor. Yüzlerce soru, yüzlerce mektup. Kanar mı, kanamaz mı? Kanadı ama sonra evlendiğim zaman kanar mı? Nasıl diktireceğim? Ne yapacağım? Sadece bu amaçla bir köşe açılsa bir gazete yayımlansa sanırım tüm sayfaları dolar taşar. Bu dramın altındaki gülmeceye bir sayfa açarak size bu fıkranın altındaki ciddi bir mesajı vermek istiyorum. Hikâye şöyle: Ayşe biraz havalı çapkın bir kız. Evlenecek ama kendine güveni yok. Mahallenin bu konuda bilge kadını Fatma bacıyı bulmuş. “Fatma abla, ben evleneceğim ama biliyorsunuz ki bu erkeklerin bir takıntısı var: Kan. O da bende yok. O zar gideli yıllar oldu. Bu kısmetimi de kaçırmak istemiyorum. Bana bir akıl” demiş. Fatma bacı gülümsemiş ve “Kızım ondan kolayı ne var? Bir miktar kırmızı mürekkep alır o gece yatağın kenarına koyarsın. Ben çok utangaçım diyerek ışığı da söndürtürsün. Hazırladığın kırmızı mürekkepe parmağını sokar. Birleşme olur olmaz canım yandım diye fırlar kendini geri çeker, mürekkeple parmağını orana sürersin. Erkek ışığı yaktığında orada kırmızılığı görünce yaygarayı basarsın ay utanıyorum dersin. O da o telaşla ışığı söndürür. Çünkü erkekler biraz aptal olur. Olay da böylece biter. Ayşe zaten tecrübeli. Bu olay çok kolayına gelmiş. Kırmızı mürekkepi daha önceden alıp dolaba koymuş. Ayşe’nin ilkokula giden bir kardeşi varmış. Öğretmen ona sorular kırmızı mürekkeple, cevaplar yeşil mürekkeple yazılacak demiş. Kardeşi orayı burayı karıştırırken kırmızı mürekkepi bulmuş. Anlaşılmasın diye yeşil mürekkebi oraya koymuş. Her şey Fatma bacının dediği gibi olmuş. Adam ışığı yakınca ortalık yemyeşil. Kız “Eyvah tam bittim, mahvoldum” derken, erkek şöyle kabarmış, yumruğunu göğsüne Tarzanvari vurmuş. “Erkek dediğin böyle olur. Biz bu işi yaptık mı taa safrakesesini bile patlatırız” demiş. Değerli okurlarım, ülkemizin gençlerinin bu korkularla şu fıkradaki gibi komik duruma düşürenler utansınlar. Hem eğitmeyeceksin, öğretmeyeceksin. Hem de onları ateşin içine atacaksın. Bu olmaz.

Haydar Dümen Special (40)

Soru: 17 yaşında genç bir kızım. 3 yıldır flört ediyorum. Önce çok iyi anlaşıyorduk ama şu birkaç aydır onun bazı istekleri yüzünden aramız çok kötü. Benimle telefonda sanal seks yapmak istiyor ama ben istemiyorum. Telefonda isteyen bir kişi bulunca da seks yapmak ister diye düşünüyorum. Bu arada bana sanal seks hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Yanıt: Sevgili okurum, ben nöroloji ve psikiyatri uzmanıyım. 40 yıldır da Yunus Emre’nin sırtında dergâha odun taşıması gibi cinselliğin bilim dünyasına çalı çırpı taşıyorum. Araştırmalar yapıyorum. Sağ olun sizler de beni layık gördüğünüz bir koltuğa oturttunuz. Yavrum ben otomobil tamirinden anlamam. Bozulmuş bir elektrik ütüsünü bile tamir edemem. Hele hele iyi bir pirinç pilavını pişirmeyi de bilmem. Yani bunlar nasıl benim bilgim dışında ise sanal seks de öyle. Oysa senin karşında profesör bir hoca var. Yani flört yaşadığın delikanlı. Yavrum o hocandan öğrensen de en azından sen de doçentlik düzeyine gelsen.

Haydar Dümen Special (39)

Soru: Sayın Haydar hocam. 23 yaşında, nişanlı bir kızım. Bir ay sonra düğünüm var. Arkadaşlarım korkulacak bir şeyin olmadığını söyledi. Geçtiğimiz gün nişanlımla ön sevişme yaşadık. Nişanlım cinsel ilişkiye girmemizi istedi. Ben de onu çok sevdiğim için “Hayır” demedim. Daha sonra soyunduk. Ama gördüğüm manzara karşısında şaşırdım kaldım, çünkü çok büyük. Biz konuyu gerdek gecesine bırakmaya karar verdik. Hocam, şimdi ben gerdek gecesi ne yapmalıyım? Şimdiden teşekkür ederim. Rumuz: Bozcaada’dan B.K.

Yanıt: Değerli okurum, hayat sürprizlerle doludur. Bir pencereden bakarsan, çiçek bahçesi görmeyi umduğun yerde sivri sivri kayalar görürsün. Oysa sen, o çiçek bahçesinde piknik yapmayı, eğlenmeyi, gülmeyi düşlemiş olabilirsin. Ama sivri upuzun kayalar senin hareketlerini kısıtlar. Orada yaşamak zorundaysan çok dikkatli olmalısın. Ayağın kayar, üzerine düşersen canın acır. O kayaların arkasına saklanan nişanlın da seni o kayalarını tepesine hemen çıkmaya zorlarsa, bu defa dokularda yaralar açılır. Sen kayadan öyle bir korkarsın ki hayatın boyunca yanlarına bile yaklaşmak istemeyebilirsin. Ama yine sen şanslısın. Piknik yapacağın alanı görmüş, neyin, ne olduğunu öğrenmişsin. Bu durum sürpriz de olabilirdi. Hani bazı yerlerde üzeri örtülü heykelleri açarlar. Örtüyü çekince devasa heykel karşına çıkıverir ya, onun gibi ilk gece birdenbire örtüler kalkıp da eşinin “bak bak” diye kıpırdanışları sende şok yaratabilir. Artık şans ne getirdiyse, vajinismus mu, cinsel soğukluk mu? Kabak gelir yine bizim başımıza patlar. Ben yukarıda mektubunu sansürledim, o sivri kayanın boyutunu yazmadım. Bana göre çok düşünmelisin. Çünkü kayanın boyutu, mermer kesen makinelerle traşlanır gibi kesilip düzenlenemiyor. Ama o kayanın bulunduğu çevre, gökyüzü, kayanın oturduğu toprağın kalitesi her şey iyiyse bir de bu taraftan değerlendirmelisin. Ama uzun bir evlilik sürecindeki bunu at üzerinde bir seyahat gibi düşün, işte böyle bir yolculukta eşin dizginleri iyi kullanmayı bilirse sorun ortadan kalkar gibi geliyor bana. Yine de sen bilirsin.

Haydar Dümen Special (38)

Soru: Merhaba Haydar Bey. Yazılarınızı sürekli takip ediyorum. Ama anlattığınız orgazm olayını çözmüş değilim. Ben 18 yaşında bir kızım. Sizden orgazmın tanımını yapmanızı rica ediyorum. Rumuz: Muhasebe

Yanıt: Sevgili okurum, ne yapsam, ne etsem de sana orgazmı tanımlayabilsem? Varsayalım ki bir ağustos sıcağındasın ve iyice susadın. Hücrelerinin her biri can istiyor. Senin de canın bir kocaman bardak buzlu limonata istiyor. O buzlu limonatayı aldın, ağustos sıcağında içtin, içtin, içtin ve limonata bitti. Sen de derinden bir oh çekip rahatladın ve doydun. Çok keyifli bir mutluluk. Hemen hemen orgazmın tarifi bu. Yani yudum yudum, ya da adım adım zevk basamaklarından tırmanmak. Bedenin, midenin tamam dediği noktaya geldiği zaman bir oh! deyip bardağı elinden koyup şöyle bir gevşeyip ve oturmak ya da uzanmak. Ancak orgazm olana kadar geçen süreç herkeste değişik bir yol izliyor. O limonatanın ilk yudumda hiç tat olmayan mı dersin. Birkaç yudum aldıktan sonra bir üst basamak zevkine ulaşamayan ya da yarım bardak içtikten sonra bu kadar yeter, daha fazlası yok mu diyen. Doruğa yaklaşıp ancak o son noktaya bayrağı dikemeyenler mi? Orgazmı sırasında ağlayanlar, haykıranlar, inleyenler, kendini tutamayıp kahkaha ile gülenler (dikkat bu sırada vajina penisi dışarı atabilir çünkü karın kasları kasılır). Kocasının sırtını tırnaklarıyla yaralayanlar mı? Son derece sessiz kelebeğin çiçeğe konması gibi hiçbir şeyi belli etmeyenler mi, … mi? … mi? Sevgili okurum sana önerim; bir partnerin olsa ya da evli olsan ve de bu evlilik birkaç yıl geçse ondan sonra ortaya çıkabilecek tabloya göre sen bana bu soruyu sorsaydın. Ben de sana daha net bir şeyler söylerdim. İstersen bütün bu ihtimalleri teker teker bir kâğıda yaz. Hepsini katla, bir torbaya doldur. Tombala çeker gibi bir tanesini çek. Galiba bu benim de. Yani yani yani…

Haydar Dümen Special (37)

Soru: Hocam size iki sorum olacak. Mastürbasyon yapınca sivilce çıkar mı ve boyu kısaltır mı? Rumuz: Root

Yanıt: Değerli okurum, mastürbasyonun sivilceyle ilgisi yok. Boyun uzunluğuna ya da kısalığına gelince. Şöyle düşünün. Sokakta birtakım erkekler göreceksin. Şöyle bakacaksın adamların boyu 1.80. Haa! seni seni. Sen hiç kendini ellememişsin, iyi iyi maşallah. Ya da orta boylu birini görünce işte bak ne hale gelmişsin. Oğlum biri sana demedi mi kendinle çok oynarsan boyun bir karış kısalır diye. Yani insanların yüzüne, bedenine bakarak geçmişlerini okumak mümkün mü? Cinsel kimliklerini çözmek elimizde olsaydı biz bu meslekten çoktan istifa eder, emeklilik köşemize çekilirdik. Genetik diye bir şey var. Bunun içinde aile var, beslenme var, yapılan sporlar var. Var oğlu var. Bir de genç yaşta insanlar kilolu olursa yer çekiminden dolayı boy uzamıyor.

Haydar Dümen Special (36)

Soru: İyi günler Haydar Bey. Ben 24 yaşında genç bir kızım. Bir yıldır nişanlıyım ve nişanlımı çok seviyorum. Ama onunla cinsel ilişkiye giremiyorum. Daha doğrusu ilişkiye girmek içimden gelmiyor ve bu yüzden kendimi zorluyorum. Bu durumda ne yapmam gerekir? Beni aydınlatırsanız çok sevinirim.

Yanıt: Sevgili okurum, nişanlını erkek kardeşinle mi karıştırıyorsun? Hem ‘Seviyorum’ diyorsun. Nesini seviyorsun? Ruhunu, saçını, yeni moda bıyıklarını yine yeni moda kelliği belli olmasın diye başını kazıtmış şeklini mi? Sen sevgiyi bilmiyorsun. Sevgi bir bütündür. Cinsellikte sevgi dediğimiz zaman ve de bunun sonu evlilikse evlilikte öpüşmekte var, sevişmekte var. Tabii cinsel birleşme de var. Çünkü çocuk doğacak, soylar sürecek. Yatak sanayi kolu, neden çift kişilik yataklar yapıyor? Sizler o yatakta al takke ver külah sevişirken yatağı, yorganı birbirine karıştırasın diye imal edilmişlerdir. Ayrıca da renkli yastık kılıfları, çiçek desenli yorganlar neden öyle? Sanki siz bir ilkbahar bahçesinde, çiçek tarlalarının bahçesindeymiş hissedin diye. Sizin duygularınızı motive etsin diye fabrikalar, işçiler harıl harıl çalışıyorlar. Sen de ‘nişanlını seviyorum ama sevişmek içimden gelmiyor’ diyorsun. O zaman bekle biraz. Hemen evliliğe karar verme. Şu işin önce adı konulsun. Sonra ortalama 60 yıllık yaşayacağınız birliktelik sağlam temellere otursun.

Haydar Dümen Special (35)

Soru: Hocam, merhaba. Ben 16 yaşında genç bir kızdım ama dün akşamdan sonra bir kadın oldum. Erkek arkadaşımla birlikte olduk ve vajinamdan kan geldi. Bu ilişkimiz 3-3.5 saat sürdü. Hamile kalır mıyım bilmiyorum. Bir de kalın penisli birisiyle birlikte olursam yine kan gelir mi? İleride evlenince eşime bunu nasıl anlatırım bilemiyorum. Sizin cevabınız bana en temel yol olacaktır. İyi günler. Rumuz: 4129

Yanıt: Sevgili okurum, geçmiş olsun. Birçok kızın başına gelen doğanın sıradan dediği toplumun yadırgadığı bir olayla karşı karşıyasın. Şöyle ya da böyle bunun sonuçlarını göğüsleyeceksin. Ancak benim ilgimi çeken mektubunun son satırı. ‘Kalın penisli birisiyle evlenirsem’ diyorsun. Hadi bakalım yine kâhinlerin bile çözemeyeceği bir sorunla karşı karşıyayım. O kalın penisli biri nasıl bulunacak. Zaman zaman gazetelere haber olan insanları giysiliyken çıplak gösteren gözlükler daha piyasaya sürülmedi. Ve böylece kimin bacağı ne kadar kalın ya da kimin göğsü ne kadar dışarıdan göründüğü gibi gerçek henüz bunu bilmiyoruz. Bunu anlamak mümkün değil. O zaman bir tek sorun kalıyor. Dizilin beyler karşıma, soyunun bakalım. Ben en iyisinden armut gibi seçeyim diyemeyeceğine göre ne olacak? Varsayalım olsa da o kişi de ‘aman efendim yıllardır seni bekliyordum’ diye üzerine atlamayacağına göre ben ne söyleceğimi şaşırdım kaldım. Yani bir şeyler karıştırıyorsunuz. O çorba tenceresine düşürdüğünüz pirinç tanesi kadar küçük cam kırıntısını bana ‘nasıl bulabilirim?’ diye soruyorsunuz. Bu sorunun beni aştığından gerisi sana kalmış.

Haydar Dümen Special (33)

Soru: Haydar Bey, ben 19 yaşından yeni gün almış bir genç kızım. Benim 34 yaşında bir sevgilim var fakat sevgilim 34 yaşında olmasına rağmen ilk geceden korkuyor. Size de garip geldi değil mi? Neden bu yaşta bir erkek cinsellikten bu kadar korkar? Arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla sevgilileri daha genç olmasına rağmen cinselliği konuşuyorlar ve yaşıyorlar. Oysa biz bırakın yaşamayı, konuşunca bile sevgilimin yüzünde bir kızarma, bir bozarma sormayın gitsin. Beni çok sevdiğini söylüyor fakat konu dokunmaya gelince benden hastalıklıymışım gibi kaçıyor. Haydar bey, acaba bu çocuğa küçükken bir şey yapmış olabilirler mi? Yoksa evlenmeyi düşündüğüm erkek ‘gay’ olabilir mi? Sizden acele cevap bekliyorum yoksa çıldıracağım. Mutluluğum sizin cevabınıza bağlı.

Yanıt: Sevgili yavrum, senin kocabaş yani yaşı için söylüyorum, mastürbasyon yapmaktan kendini alamamış olmalı ki kızın, kadının ne olduğunu bilmiyor. Ve sizlerden ürküyor, çekiniyor. Bunun temelinde başka bir şeyler yapmış olmanın yerine olay şudur: Ya bu savaşta kılıcını yeterince keskin ya da sağlam bulmuyordur. Ya da kılıcını iki sallayınca sapı elinde kalacakmış gibi enerjisini uzun süre koruyamayacak durumdadır. Yani kendine güven duymuyordur. Bazen de anne düşkünü olan erkekler, bilinçaltında kadınları o kadar saygıdeğer görürler ki onların çıplak bedenlerine bakmaya bile utanırlar. Hangi kategoriden olduğunu bilemiyorum. Ama senin 34 yaşındaki sevgilini, 30 yaşındaki deneyimli bir kadına bırak. O onu bir öğretmen gibi eğite eğite sevgilin 40 yaşına geldiğinde eğitim diplomasını alacak duruma gelir ki bu durumda alan da memnun satan da memnun olur. Biz de onlara mutululuk dileriz. Yavrum, senin başka işin yok mu? Yaşı 34 olması sorun değil, belki de çok iyi. Çünkü sana hem babalık, hem erkeklik, hem de zamanı gelince kocalık yapardı. Seninkinde bunlardan hiçbiri yok. Kocalığı bırak, hocalıktan da haberi yok. Böylece sen de sınıfta kalırsın, okumayı sökemeden yarı cahil yılların geçer gider. Benim nasihatimi dinleyeceğini sanmıyorum ama sen ona 2006 yılının başında şöyle iki elini havada sallayarak ‘Bye bye’ deyiver.