Emin ÇÖLAŞAN Konuştu

Emin ÇÖLAŞAN…….Bir şeyler değişmişti, yavaş yavaş telkinler gelmeye başladı; “yazma-eleştirme; fazla eleştiriyorsun”. Ve bunlar giderek arttı. Boyunu giderek attırdı. Ciddi bir baskıya dönüştü. Ve tekrar söylüyorum baskı gören tek insan ben değildim. Özellikle çeşitli gazetelerdeki muhabir arkadaşlarımız baskının daha büyüğünü gördüler. Bir kısmı sessiz sedasız atıldılar. Muhabir arkadaşımız haberini yazıyordu eğer ucu hükümete dokunuyorsa o haberlerin yüzde 95 ‘i gazetelere girmiyordu. Dahası var örneğin RTE’nin hoşuna gitmeyen soru soran arkadaşımız mutlaka şikayet ediliyordu. Dikkat etsin herkes, artık gazeteciler bunlara rahat soru sormuyorlar. Şikayet mekanizması var onların…

Mustafa BALBAY: Sizin yazılara ne oldu…

Emin ÇÖLAŞAN: Şimdi Mustafa benim yazılara da aynı şekilde şikayet mekanizması başladı. Ve Mustafa medyaya baktığın zaman medyanın Türkiye deki bugünkü durumundan kaynaklanıyor hadise…. Medya artık gazetecilik yapmıyor, medya patronları gazete veya televizyon patronları değil. Bunların hepsinin bankaları var, büyük holdingleri var, petrol şirketleri var, büyük ihalelere giriyor bunlar. Enerjiler var, özelleştirme ihaleleri var, arazi alımları var -arazi derken çok değerli araziler- Onların üzerine gökdelen dikme projeleri. dolayısıyla bunlar her şeyleriyle AKP ‘ye göbekten bağlandılar. AKP ‘de bunları kuşattı, kımıldayamayacak hale getirdi… Ben bu sıkıntıları 4,5 5 yıla yakın süre Hürriyette yaşadım ama bu sıkıntıları yaşayan tek ben değildim. Ben marka isim olduğum için bunlar gündeme geliyordu. Ama bugün bize inanmayanlar muhabir arkadaşlarımıza sorsunlar onlara dolaylı baskılar yapıldı. Muhabirlere yapılan baskı korkunçtu, bana bire bir yapıldı…

Mustafa BALBAY: Şimdi size bire bir yapıldı. Şu anda Türkiye’nin en çok okunan yazarı Hükümet baskısı yoluyla işinden oluyor. Şimdi demokrasi, fikir hakları şampiyonları hiç oralardan size bir şey diyen oldu mu?

Emin ÇÖLAŞAN: Çok ender oldu. Yani bana karşı olan kesimleri kastediyorsan eğer. 2. Cumhuriyetçiler, AB şampiyonları, dinci kesim. Bunlardan fazla bir ses çıkmadı. Fikir ifade özgürlüğü laflarını hiç kullanmadılar ama bunlar benim aleyhime de bir şey yazmadılar. Dolayısıyla onların bu tür yayın yapamamaları ile benim hiç bir lekem olmadığı tescillendi.

Şimdi gelelim AB şampiyonlarına. Patronlara soruyorum ben bunu. Cumhuriyet Gazetesi ile Anadolu ajansı dışında basında sendika var mı? Peki sen bunu AB’ye nasıl anlatıyorsun arkadaş, AB’nin temel ilkelerinden sendikayı sıfırlıyor ama sırtını AB’ye dayıyorsun. Bunu yapan patronlar AB çığırtkanlığı yapan patronlardır.

Mustafa BALBAY: Peki Emin Ağabey bir dönem zorunlu da denebilecek izne çıktınız. Ne tür yazılar yazmaya zorlandınız?

Emin ÇÖLAŞAN: Yani şu tür yazı yaz diye bir olay olmadı. Şu tür yazıları yazma oldu. Bir de niye bunları yazmıyorsun. Yazmadığım konulardan da ben suçlandım. Mesela Uzan ailesini niye yazmıyorsun arkadaş dediler. Gazete yönetiminden imzalı mektup geldi, kitaba saklıyorum. Sana yakışıyor mu Uzan ailesini yazmamak. Halbuki ben Uzan ailesini çok yazdım. Mahkemeye vermişti Uzanlar. 4 yıl hapse mahkum edildim. Bir gazeteciye daha verilmedi öyle ceza. Daha sonra Şevket Kazan o cezayı veren yargıcı adalet bakanlığında danışman yaptı Refahyol döneminde.

Önemli olan bir gazeteciye baskı yapılmasıdır. Yaz, yazma, şunu neden yazmadın, bunları yazma, hükümetin üzerine gitme, eleştirme. Şurada bir şey daha söyleyeyim. Bu kitabı nasıl yazmaya karar verdim ben. AKP döneminde şeye uyandım. Bu baskı devam edecek dedim, tamam mı. İlk günden itibaren bunları belgelemeye başladım ben. Tek tek. Her şey elimde benim. Kitapta birebir yaşadıklarım olacak.

Bana koyan ne biliyor musun? Medyanın bu duruma düşürülmüş olması. Şimdi bak bugün medyaya bir bakalım. Şimdi Doğan medya grubu var: Hürriyet, Milliyet, radikal, fanatik, referans, posta, vatan. Doğan grubu gazeteleri bunlar.
Televizyonları Kanal D, CNN Türk, Star ve D grubu yayınları….
Doğan medya grubunun yayın organlarına baktık sırayla. Doğan Medya Grubu aynı zamanda Poaş, Hilton oteli-İstanbul ve onun çok büyük arazisi, özelleştirme ihaleleri, 2005 yılına kadar Dışbank bankacılık olayı…

Sabah ve ATV; Hükümetin gazetesi Sabah. ATV hükümetin televizyonu. O arkadaşlar da hepsi devlet memuru…

Sabah satılacak 6 Kasım’da kime satacaklar? Hükümete yakın bir gruba satacaklar.

Geriye Akşam grubu kalıyor: Tercüman, Akşam, Show, Skytürk, Digitürk. Mehmet Emin Karamehmet o da iş adamı..

Geriye ne kalıyor din taciri basın. Kim bunlar Türkiye ve TGRT Haber, Zaman, Yeni Şafak, Vakit, Bugün, Star aklımıza gelenler bunlar. Önümde notlar falan yok.

Medyanın geldiği duruma bakalım ya. Bir ülkede medya bu kadar bastırılırsa, bu kadar taraf tutar duruma getirilmişse halkın iradesi kalır mı geriye?

Bunlardan korkamayan kaç tane yayın organı var gazetelerden; Cumhuriyet, Yeniçağ, Tercüman Karamehmet’e bağlı olmasına rağmen muhalefet yayını yapıyor. Başka 3… O kadar…

Televizyon olarak Kanaltürk. Tuncay Özkan ‘ın kanalı, neler yaptıklarını biliyoruz Tuncay Özkan’a baskı olarak. ART burası özgürce yayın yaptığımız yer. Kanal B Başkent Üniversitesinin kanalı bir ölçüde muhalif. Ulusal TV İşçi partisinin kanalı… Yeniçağ TV varmış bilmiyorum herhalde muhalif yayın yapıyor. 70-80 belki 100lerce kanalın yanında sadece 4 kanal…

Mustafa BALBAY: Ben medya için kitle İMAL Silahı diyorum.. Burada duruşu önemli olan Doğan Grubuydu. Medyada sen en çok okunan yazarını arenaya atıyorsun. Ve hiçbir gerekçe yok.

Emin ÇÖLAŞAN: Ya bir üç kağıtçılık yapmış olursun, bir ahlaksızlığın çıkar ortaya, para karşılığı yazı yazmış olursun, yasadışı bir işe bulaşmış olursun… O zaman ben senin karşında olamazdım. Başım eğik evde oturuyor olurdum. Allaha şükür alnımız açık. Şu basın piyasasında örneğin dolandırıcılıktan hüküm giymiş insanlar en makbul insanlar. Devleti dolandırmış adamlar makbul adamlar Doğan grubunda. Basın kartı alması yasaklanan ahlaki nedenlerle bunlar önemli adamlar… İş takipçiliği yaptığı kesinleşmiş adamlar köşe yazarı. Niye? Onar bu devre uyan adamlar. 1 Milyon dolar rüşvet aldığını benim belgelediğim adamlar bugün köşe yazarı. Bunlar dokunuyor, ülkem adına üzülüyorum. Allaha şükür benim buram (alnını göstererek) açık…

Ve arkadaş, Mustafa biz tam göbeğinde yaşadık bunları. Türkiye’nin ve basının tarihinin göbeğinde yaşıyoruz. Önemli olan bunları herkesin bilmesi. Ya Türkiye’de bir basın medya var. Milyonlarca insan bu medyayı izliyor ister istemez, beğenerek veya beğenmeyerek. Ve nasıl çalışıyor bu medya biz neler yaşıyoruz. Kan kustuk kızılcık şerbeti içtik dedik. Bunları dışarı yansıtmayalım ama bir gün yansıyacağını biliyordum ve ona göre hazırlıklı gidiyordum her şeye…

Mustafa BALBAY: Baskı gördüğünüz, zorunlu izne çıktığınız o dönemde çok gergindiniz. 1 saatte 8-10 sigara içtiğinizi biliyorum. Ama o kaleyi terketmemeliydiniz, bunu konuştuk sohbetlerde… Bir de şunu da Emin Ağabey Hükümet bir bütün ama sanıyorum kimi bakanlar ayrıca hassasiyet konusuydu.

Emin ÇÖLAŞAN: Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ı gel de yaz bakayım.

Mustafa BALBAY: 1 Numara o mudur?

Emin ÇÖLAŞAN: 1 Başbakan 2 Maliye bakanı… Demin söylediğinden girelim lafa. Benim yazılarım makaslanırken, sansüre uğratılırken benim aklımda hep bırakmak gitmek vardı ama, insanların haklı uyarısı vardı, sen burayı bırakıp gidemezsin onlar seni kovuncaya kadar kalmakla yükümlüsün, senin bir işlevin var ben bunları binlerce insandan duydum. Herkes aynı şeyi söyledi, arkadaş kafana balyozu yiyeceksin yine de yazacaksın dediler. Olay oydu Mustafa.

Dediğim gibi 2. şeyine geleyim. Başbakan ve Maliye Bakanıydı dokunulmazlığı olanlar. Çünkü onlar yakalamıştı şeylerden….(Hilton Oteli ve diğer Aydın Doğan şirketleri).

Burada ilk kez değiniyorum ART ekranında bu olaya. Bugüne kadar da hiç konuşmadım, hep sustum. Bütün medya da benim peşimdeydi. Kimseyle konuşmadım…

Ve tabi beni inciten bir olay daha var ben bu gazeteye 22 yıl hizmet verdim. Yönetim katından bana bir teşekkür gelmedi. Arkadaş sağ ol, bu iş böyle oldu ama çok teşekkür ederiz, sağ ol demediler. Gelen tebligatta sadece insan kaynakları ile muhasebe müdürünün teşekkürü vardı yazılı olarak…. Benim de belki teşekkür edeceğim bazı şeyler vardır, karşılıklı hakkını helal et diyemedik…

Mustafa BALBAY: 22 Temmuz böyle sonuçlanmasa bu olur muydu?

Emin ÇÖLAŞAN: Asla, kesinlikle. Şu geçtiğimiz seçimde örnek olarak bir CHP-MHP koalisyonu çıkmıştı; ya da AKP-MHP, AKP-CHP çıksa yine olmazdı. Bunlar 2. kez tek parti olarak geldikleri zaman olay bitti. Daha beklentileri var…

Diyelim ki seçimden bu yana 2 ay geçti. Muhalefetten de ben şu ana kadar fazla bir şey duymuş değilim. Benim olayımda beni bazı CHP milletvekili olan arkadaşlarım dostlarım dışında bir tek Deniz Baykal aradı; MHP kesiminden hiçbir ses gelmedi; Tansu Çiller aradı… Şu anda aklıma gelen bir şey yok…

Mustafa BALBAY: MHP belki AKP ‘yi üzmemek için aramamıştır. Muhalefeti söğüt bölgesinde yapacak herhalde…

Emin ÇÖLAŞAN: Bunlar o muhalefet görevlerini yerine getiremedikleri gibi sanki işbirliği havasına girdiler. Belleklerde o izlenim yerleşiyor.

Mustafa BALBAY: MHP Kasımda seçime gidelim dedi Tayyip Erdoğan’ı başbakan yaptı, şimdi de Gül ‘ü Cumhurbaşkanı yaptı.

Emin ÇÖLAŞAN: Tuhaf çok tuhaf bir olay. Devlet Bahçeli bizim sorunumuz değil istediklerini seçerler dedi. Kanarya sevenler derneğine başkan seçiliyormuş gibi. MHP bayrakları suya indirdiği gibi Abdullah Gül ‘ü şakır şakır Çankaya ‘ya çıkardılar. Bunu MHP’ye borçlular.

Mustafa BALBAY: Siyasi kimliği çok öne çıkmış, TC ile davalık olmuş birisi Gül…

Emin ÇÖLAŞAN: Milletvekili kimliği ile yani milletvekili iken kendisi, karısı dava ediyor. Kendisinden izinsiz olması mümkün değil. Abdullah Gül Türk Devletini mahkemeye vermiş birisidir.

Mustafa BALBAY: Anayasa? Mir Dengi Fırat Anayasa komisyonuna başkanlık ediyor. AKP şu anda bir AKP anayasası hazırlıyor. Muhalefetten ses yok…

Emin ÇÖLAŞAN: Ya Mustafa, Anayasa dediğimiz olay 72 milyon insanın her birini ilgilendiren bir olaydır. Sen diyorsun ki arkadaş ben G oyla geldim yeni bir anayasa yapacağım. Ama sen bu hakka sahip değilsin. Sapanca Gölünde adamları kampa giriyor, iktidar partisi kendi çıkarları doğrultusunda anaysa hazırlıyor. Kamuoyunda tartışılmalı…

Mustafa BALBAY: TC devleti gelen her hükümetle birlikte kabuk ve anayasa değiştiren bir devlet midir? Merkel geldi, Scröder gibi devam ediyor keza İngiltere’de öyle bir devamlılık var…

Emin ÇÖLAŞAN: Yahu hangi uygar ülkede böyle bir şey olabilir. İş rejim değişikliğine geliyor. Daha vahimini söyleyeyim; yargıyı falanda kendi ellerine geçiriyorlar. Anayasa mahkemesi üyelerini TBMM seçecek yani AKP kendine yakın adamları anayasa mahkemesine seçecek… Bir de yargı hem bağımsız hem de tarafsız olacakmış diyorlar. AKP tarafından seçilen isimlerin tarafsız olması mümkün mü?

Sayıştay’a üye seçimini yapamadılar. 2 yıl geçti.. Gelen isimleri beğenmediler. Yargıya sen meclisi nasıl karıştırırsın kardeşim. Yargıya üye seçimini meclis yapar mı?!!!

Mustafa BALBAY: Cumhurbaşkanı AKP ‘li, kendince tarafsız durmak durumunda. Yetkilerini alacaklar ki tarafsızlığı bozulmasın…

Emin ÇÖLAŞAN: Şimdi bunlar yüzde 47 oyun baskısıyla her şeyi yapacaklarını sanıyorlar. O oyun bunlara ait oranı çok daha azdır. İstikrar temasını işlediler. Arkadaş adam diyor ki benim bankaya konut, araba kredisi borcum var. Zaten şimdiden mahvolmuş, bir de istikrar bozulursa ben bittim diyor git oyunu ailece AKP ‘ye ver…. Yardım paketleri, kömür yardımları yeşil kart….

Mustafa BALBAY: Cumhuriyet dışında Medya vermedi, Türkiye’de 14 milyon yeşil kartlı var. Bunlardan 5 milyonunu iptal ettiler. Şimdi yurttaşlar peynir ekmek gibi seçimden önce dağıttılar. Herkese dağıttılar şimdi 5 milyonunu iptal ettiler son 10 günde… İnsanlar hastahaneye gittiklerinde öğreniyorlar iptali…

Emin ÇÖLAŞAN: Bir kaç milyon oyu bu şekilde cukladılar. 47’nin içinde bunlar var. AB bunları görmüyor mu bu kadar yalakalık yapıyorlar AB’ye… Sendikasızlaştırma olaylarına bunlara tavır koymalı ama kendi amaçları uğruna ses çıkarmıyorlar bu rezilliğe…

Mustafa BALBAY: TT 2006 yılı karı 2,7 milyar dolar.. Şimdi TT çalışanları ile toplu sözleşme yapılacak, Lübnanlı arap şirketi yüzde 13 maaş düşüşü öneriyor Öger!!!

Emin ÇÖLAŞAN: Şimdi bak arkadaş ben gündemin içinde değilim. Ben bunu duymadım, bu doğrumu, vay anasını ya!!!!

Mustafa BALBAY: Maaşlara %4 zam yaptım diyor ama 112 gün ikramiyeyi 30’a indirdim diyor. %4 zam çıkınca yıllığa vurunca yüzde 13’lük düşüşe geliyor.

Emin ÇÖLAŞAN: Bu korkunç bir olay ya…

Mustafa BALBAY: Yıllık karı 2,6 milyar dolar. Ankara ”dan San Fransisco ‘yu aramak düşürüldü, Kızılay yeni mahalleyi aramak zamlandı.

Emin ÇÖLAŞAN: Kelepir düşürüldü. Sorun ne Mustafa biliyor musun? İşsizlik korkunç boyutta. TT tepki veren çalışanlarına arkadaş işine geliyorsa diyecek, bak kapıda çalışmaya hazır binlerce insan var.

Mustafa BALBAY: Sendikaya üye olmayanlara ayrıca zam yapmışlar.

Emin ÇÖLAŞAN: Korkunç. Ve aynı olayı biz medyada yaşamıyor muyuz? Bir sürü genç gazeteci, parasız çalıştırılmıyor mu? Ya da ses vermeye yeltenen muhabir gazeteci arkadaşlara çek git denmiyor mu? İşte hadise bu tam bir sömürü çarkı… Anayasa değişecek falan onlar da işin cilası….

Türkiyede yaşanan en büyük peşkeşleri yaşadık. Hiç yabancıya satış yapılmıyor, yabancıya derken kendilerinden olmayana biz yabancıyız, kendilerinden olmayana satış yapılmıyor. Her şey ona göre ayarlanıyor. Büyük ihalelere kendi adamları sokuluyor. 6-7 Kasım günü kimlerin gireceğini görelim ATV sabah ihalesine…

Mustafa BALBAY: Bir kaç yıl sonra Türk Telekom ‘da hiç sendikalı işçi kalmayacak.

Emin ÇÖLAŞAN: 2,7 milyar dolar bir yıllık karı. Demek 2 yıllık karına sattılar. Bu korkunç bir şeydir, dünyanın neresinde olabilir böyle bir peşkeş. Neden onu yıllar boyu kullanıp da her sene bütçene katkı yapmadın. Bunların hepsinin hesabının sorulması gerekir…

Mustafa BALBAY: Çok kısa şeye değinelim. 11 Eylül günü bir terör tehlikesi yaşadı Ankara. Sanırım bir gözdağıydı Türkiye ‘ye. Doğrusu ürkütücü bir durum… Bir de halk oylaması süreci devam ediyor. 11. Cumhurbaşkanı görevde ve nasıl seçilmesi gerektiğini oyluyorlar…

Emin ÇÖLAŞAN: Bu komedidir. Peki ne olacak evet çıkarsa Abdullah Gül yeniden seçime mi girecek? Hayır derse halk peki zaten seçildi deyip orda mı kalacak? Olmaz böyle komedi. Böyle ciddiyetsiz bir olayda o sandığa ben gitmem. Bu bir komedidir.

Mustafa BALBAY: Kaç hukukçuyla görüşülse o kadar görüş oluyor.

Emin ÇÖLAŞAN: Komedi be Mustafa…

Mustafa BALBAY: Bundan sonra ne yapacaksınız diye soruyorlar?

Emin ÇÖLAŞAN: Valla ben de bilmiyorum Mustafa… Ben şu anda gerçekten bilmiyorum, bir kitap olayına odaklandım. Sanıyorum Ekim ortalarında çıkacaktır kitap. Onun ötesinde sonra ayrıntılı bir düşünme sürecine girmem gerekiyor.
Ben tatil yapmadım tam tatile giderken bu olay girdi. Bir de kafamı dinleyeyim…

Mustafa BALBAY: Her pazar saat 11’de biz ART ‘de gerçekleri söylemeye devam edeceğiz… Benim bir düşüncem daha var… O yazılar diye ayrı bir kitap haline getirmek?

Emin ÇÖLAŞAN: Düşünmedim, yapılabilir. Tayyip yazıları gibi bir şey olabilir, ilerde düşünülecek bir olaydır.

Mustafa BALBAY: Sizi Cumhuriyette görmek isteyenler var.

Emin ÇÖLAŞAN: Cumhuriyet sağ olsun ısrarla beni istiyor.

Mustafa BALBAY: Önümüzdeki programlarda da biz medyaya değineceğiz.

Emin ÇÖLAŞAN: Artık ona biraz daha sık değinmekte fayda var…”

http://www.kackisiyiz.com/

Leave a Comment