Ne Uzunu Ne Kısası

Bütün dünyayı sarıp sarmalayan bir sorun ile karşı karşıyayız. Herkes bir arayışta. Kimi yediğini içtiğini tartışır, kimi elindekinden memnun değildir falan. Evet, bildiniz: bugün ele alacağımız konumuz gabari ölçüleri ile alakalı. Konu ile ilgili bir fıkra verip, hemen bağlayalım diyorum:

Bir gün iki oruspu kerhanede kavga eder. Biri der ki şeyin kısası kalını, diğeri der ki uzunu incesi. Kavga böyle devam eder, büyür, ve mahkemeye çıkarlar. Hakim kavga nedenini sorar ve oruspular da anlatır böyle böyle biz kavga ettik. Hakim de çaresiz bir şekilde mahkemeyi ileri bir tarihe atar ve başlar düşünmeye…

Evde çaresiz bir şekilde düşünürken, hanım sorar “Ne oldu Bey” diye. O da yok birşey der ama hanımı her gelip gidişinde sormaktadır aynı soruyu. Derken adam dayanamaz ve anlatır meseleyi. Hanımı da der ki “Dert ettiğin şeye bak, söyleyivereyim” der ve kulağına eğilir: “Ne uzunu, ne kısası, mühim olan içinde kalanı“. Hakim de der ha ağzına sağlık ve davaya girer. Duruşma başlar, hakim karar der ve herkes ayağa kalkar. Hakim der “Ne uzunu, ne kısası, mühüm olanı içide kalanı“. Oruspular şaşırmış bir vaziyette dışarı çıkarken, birisi döner ve hakime sorar: “Efendim ben tam 12 senelik oruspuyum, bunu bilmiyordum, rica etsem hangi oruspudan öğrendiğinizi sorabilir miyim

Sonuç olarak: Her işi bilenine sormak ve danışmak lazımmış: Ne uzunu, ne kısası; ne incesi, ne de kalını, en güzel olanı, en makbul olanı, içinde en çok kalanı imiş…

Leave a Comment