Ünlü Profesörün Deprem İsyanı

20 bin kişinin hayatını kaybettiği 1999 Marmara depreminin üzerinden 9 yıl geçti. Bu araştırma, “9 yıl içinde Türkiye’de neler yapıldı?” “İstanbul’da deprem tehlikesi gerçek mi?” , “Tsunami olasılığı var mı?”, “Marmara bölgesindeki incelemelerden ne sonuç alındı?”, “Yeni inşaatlar depreme karşı dayanıklı mı?”, “Bizim gibi deprem korkusu altında yaşayan ülkelerde halk nasıl eğitiliyor?” gibi sorulara cevap aradı. Sonsuz maddi araştırma gücüne ve ileri teknolojiye sahip ABD ve Japonya Deprem Araştırmaları merkezlerini arayarak önde gelen bilim adamlarıyla görüşmek istediğimi söylediğimde aldığım yanıt beni şaşırttı. Verdikleri isimlerin birçoğu Türkiye ve Türkiye dışındaki Türk bilim adamlarına aitti.

Türkiye 1999 depreminden sonra çok büyük bir atılım yaptı, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde en modern gereçlerle donanmış deprem dinleme istasyonları, Küresel Konum Belirleme Sistemi (GPS) ve California’da bile bulunmayan Erken Uyarı Sistemi ağını kurdu. Konuştuğum Amerikan, İngiliz ve Japon bilim adamlarının hemen hepsi deprem araştırmaları konusunda Türkiye’yi örnek gösterdi. Türkiye’de ve Türkiye dışında çalışan Türk bilim adamlarından övgüyle söz etti. 2002 yılında bir trafik kazasına kurban giden Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Aykut Barka tüm bilim adamları tarafından saygıyla anıldı. Bu arada depreme karşı alınması gereken ama alınmayan önlemler bilim adamlarının ortak eleştirisini oluşturdu. Hükümete sunulan uyarı raporlarına rağmen hala pek çok yeni yapının depreme dayanıklı inşa edilmemesi, güçlendirme çalışmalarının sınırlı ve yetersiz olması ve halkın deprem konusunda eğitilmemesi hepsinin ortak endişesiydi…

Deprem Raporu Sunduk Ne Başbakan İlgilendi Ne MGK!

ABD’deki Purdue Üniversitesi’nin en önemli deprem profesörlerinden Mete Sözen isyanlarda: “Bundan 3 yıl önce Japon, ABD’li ve Türk uzmanlarla onarım raporu hazırlayıp Başbakan’a sunduk. Bir şey yapmadı. MGK’ya götürdük sonuç alamadık. Bu ülkede kimse hiçbir şey yapmıyor!”

ABD’nin Purdue Üniversitesi’nde görev yapan Türkiye’nin yurt dışındaki medar-ı iftiharlarından biri olan Prof. Dr. Mete Sözen bundan 3 yıl önce dünyaca ünlü 12 deprem uzmanıyla birlikte Türkiye’ye gelmiş ve Başbakan Erdoğan’a sunulmak üzere bu ekiple bir deprem raporu hazırlamıştı. Ancak aradan geçen zaman içerisinde “felaketin adım adım geldiğini bildiren” bu rapor konusunda kimseden ses seda çıkmadı. Profesör Sözen ile İstanbul depremini ve hazırlanan raporun akıbetini konuştuk.

Sorun Güçlü Bina Yapabilmek

Sorun fay hattı üzerinde bina inşa etmekten kaynaklanmıyor. Eğer depreme dayanıklı bir binayı fay hattının çok yakınına bile inşa etseniz can kaybı olmadan binalarda ufak tefek hasarlarla atlatırsınız. California’da bile fay hattı üzerinde olmasa bile yakınında bina yapılıyor. Tahrip gücü her zaman tam fayın üzerinde yüksek olmuyor. Enerji 15-25 km derinlerden geliyor. Fay üzerinde olmak olmamak önemli değil. Ben artık bu Düzce depremi hatalarından söz etmek istemiyorum. Çünkü hatalar devam ediyor. Biz hatalardan ders almıyoruz.

Rapor Dikkate Alınmadı

3 yıl önce Türkiye’de Japon, Amerikalı ve Türk jeologlar ve mühendislerin bulunduğu bir toplantı yapıldı. Bu toplantının sonunda şöyle bir karar alındı: “Artık ilmi çalışmalara, raporlara, yazılara, konferanslara zaman kalmadı. Derhal ve acil olarak İstanbul’daki okul ve hastane gibi binalar depreme mukavim hale getirmelidir.” CHP eski milletvekili Ersin Arılıoğlu’nun yardımıyla Başbakan Erdoğan’a bir yapı onarım rapor sunduk. Politik nedenlerle bir sonuç alamayınca raporu Milli Güvenlik Konseyine götürdük. Onlar da bir şey yapamadı. Son olarak depreme dayanıklı yeni bir banliyö bir Cyber City inşa edilmesi önerisini getirdim. Ondan da bir sonuç alınamadı. Herkes bir şey yapıyoruz diyor ama ben pek bir şey yapıldığını görmedim.

Ölü Sayısı 150 Bini Bulur

Olası depremde ölü sayısını 100-150 bin dolaylarında tahmin ediyorum. Bence o anda ölmek depremden sonraki durumu yaşamaktan daha iyidir. Bu deprem olacak, belki bugün belki 20 yıl sonra olacak. Ama mutlaka olacak ve olduğu zaman da biz hala şu anda içinde bulunduğumuz durumdaysak yalnız İstanbul değil tüm Türkiye bu felaketi yaşayacak. Çünkü ekonominin merkezi, Türkiye’nin merkezi İstanbul’dur. 1999 da depremden hemen sonra Türkiye’ye geldim. Meslektaşlarım gördükleri hasar karşısında dehşete düşmüşlerdi. Çok sinirliydiler. ‘Böyle inşaatlar nasıl yapılır’diyorlardı. Aradan kısa bir süre geçti. Şimdi bakıyorum kimse o günleri hatırlamıyor bile. Çabuk unutan bir milletiz!

Leave a Comment