Stratejik Maden BOR

Değer olarak ise dünyada yaklaşık yıllık 1,2 milyar ABD doları kadar B2O3 pazarı bulunmaktadır

BOR madeni ilk bakışta beyaz bir kayayı andırıyor. Çok sert ve ısıya dayanıklı. Doğada serbest bir element olarak değil, tuz şeklinde bulunuyor. Ülkemizde bulunan ‘bor’un kalitesi de diğerlerine oranla daha yüksek. Toprağın 40 metre altında bulunan borun işlenmesi de, diğer elementlerle az karıştığı için kolay. Bor, periyodik sistemin üçüncü grubunun başında yer alan bir elementtir. Bu gurubun diğer üyeleri metal olmasına karşın Bor ametal sayılmaktadır.

Ancak, diğer elementlere olan yüksek kimyasal ilgisi nedeniyle doğada serbest halde bulunmayan bor’un meydana getirdiği minerallerin, çok eski tarihlerden beri tanındığı ve kullanıldığı bilinmektedir. En yaygın bor bileşikleri; borik asit ve bor’un sodyum, kalsiyum ve magnezyum ile meydana getirdiği bileşiklerdir.

Kullanıldığı Yerler

  1. Metalürji sanayiinde,
  2. Nükleer reaktörlerde,
  3. Organik kimya sanayiinde,
  4. Cam, seramik, deterjan vb. sanayilerde,
  5. Fotoğrafçılıkta.

Bor Cevherleri

Bor, doğada çoğunlukla borat biçiminde bulunur.Önemli cevherler arasında boraks, kernit ve kolematit sayılabilir.

Ülkemizdeki Bor Yatakları

  1. Balıkesir-Bigadiç, Sındırgı, Susurluk
  2. Bursa-M.Kemalpaşa
  3. Eskişehir-Seyitgazi
  4. Kütahya-Emet

En Önemli Bor İşletme Tesislerimiz

  1. Emet kolemanit işletmesi,
  2. Kırka boraks ve asit fabrikası,
  3. Kestelek kolemanit işletmesi,
  4. Bandırma boraks ve asit fabrikaları,
  5. Bigadiç kolemanit işletmesi

Dünyadaki bilinen bor rezervlerinin %75’i Türkiye’de bulunmaktadır.Ayrıca Seyitgazi bölgesindeki yatakların dünyanın en büyük sodyumlu bor tuzu yatağı olduğu saptanmıştır.

Dünyada bor tükeniyor, Türkiye 2012’de tekel olacak

Türkiye, dünyanın en önemli stratejik madenleri arasında yer alan bor da tekel olma yolunda. ABD Jeoloji Kurumu’nca dünya genelinde ispatlanmış bor rezervi 3,5 milyar ton olarak hesaplanırken bunun yüzde 80’i ise Türkiye sınırları içerisinde bulunuyor.

Uzay sanayinden tarım sektörüne kadar her alanda kullanılan bor madenini uzun yıllardır değerlendirmeyen Türkiye’de tablo değişmeye başladı. Türk kamu şirketi Eti Maden, yüzde 38 payla pazarda liderliği ele geçirirken, rakibi Us Borax ise yüzde 32’lik pazar payıyla ikinci sıraya geriledi. İngiliz-Avusturya sermayeli şirketin rezervleri beş yıl içinde tükenecek. Türkiye 2012’de pazarın tek hakimi olurken, 380 milyon dolar seviyesinde olan hammadde ihracatından elde ettiği gelir ise 2 milyar dola- ra çıkaracak.

Etimaden Genel Müdürü Orhan Yılmaz’ın talebi üzerine Başmüfettiş Galip Türkmen tarafından hazırlanan ‘Bor Pazarında Küresel Trendler’ isimli raporda yer alan tespitlere göre ortaya çıkacak talebin karşılanabilmesi için de yeni yatırımlara ihtiyaç duyulacak.

Finansman için halka arz yöntemine başvurulması önerilen rapora göre, bir devlet şirketi olan Etimaden’in halka açılması ve özerk bir yapıya kavuşturulmasıyla uluslararası ölçekte sermayeye sahip ve kendi kendini finanse eden bir şirket ortaya çıkacak. Türk Hava Yolları’nda (THY) yakalanan başarının burada daha kolay elde edilmesi mümkün. Bor madeni halen fiberglas, otomotiv, seramik, nükleer uygulamalar, yakıt teknolojisi, deterjan ve tarım sektöründe yoğun olarak kullanılıyor. Kamuoyunda ‘cell’ teknolojisi olarak bilinen ‘yakıt hücreleri’ üretiminde de katalizör olarak kullanılan maden, savunma sanayiinin de vazgeçilmez hammaddesi.

Dünyada kullanımı giderek yaygınlaşan bor pazarında iki ana firma faaliyet gösteriyor. İngiliz-Avustralya sermayeli Rio Tinto şirketinin bir iştiraki olan US Borax iki sene öncesine kadar sektörün tartışmasız lideriydi. Son dört sene içerisinde hükümetin desteğiyle Etimaden yurtdışı pazarlama faaliyetlerine ağırlık verdi. 2002’de dünya pazarının sadece yüzde 17’sini kontrol eden şirket, geçen yıl pazarda lider konuma yükseldi ve pazar payını yüzde 38’e çıkardı. Etimaden’in en büyük rakibi olan US Borax ise yüzde 32’lik payıyla ikinci sıraya geriledi. Bu iki firmanın dışında pazarın geri kalanını Rus, Çinli ve Güney Amerikalı şirketler kontrol ediyor.

Rezerv problemi dışında, petrolde olduğu gibi çıkarma maliyetlerinin de önemli olduğunu ifade eden uzmanlar, Anadolu’da bor çıkarmak için ton başına ortalama 20 dolar harcanırken, dünyanın başka bölgelerinde bu işlem için 60 ile 100 dolar arasında bir harcama yapıldığına işaret ediyor. Uzmanların dikkat çektiği diğer önemli nokta da bor talebinin sanayileşmiş Batılı ülkelerden Çin, Hindistan gibi ülkelere kaymaya başlaması. Bu ülkelerin büyüme taleplerine bağlı olarak bor fiyatları da artacak.

Madenciler Birliği Başkanı İsmet Kasapoğlu, Türkiye’nin bor madenlerinden yeterince istifade edemediğine işaret ederek, bunun temel nedeni olarak da sektördeki devlet tekelini gösteriyor: “Özel sektör ile devlet işbirliğine giderse katma değeri daha yüksek ürünler üretebilir ve daha fazla gelir elde edebiliriz.”

Özetle

Türkiye’de bilinen başlıca borat yatakları Batı Anadolu’da yer almakta ve bu yataklar dünya rezervinin %60-%70’ine sahip bulunmaktadır.

Türkiye rezervinin % 37’si Bigadiç, % 34 Emet, % 28’i Kırka ve % l Kestelek bölgesinde bunmaktadır.

Bigadiç işletmesinde başlıca bor mineralleri kolemanit ve üleksit’ tir. Boratlar 1-8 m. Kalınlıkta tabakalar halinde killer arasında yer alırlar. Kapalı ve açık ocaklardan üretilen tüvenan cevherler 600.000 ton/yıl tüvenan cevher yıkama kapasiteli konsantratörde zenginleştirilecek, 25-125 mm, 3-25 mm ve O, 2-3 mm kolemanit konsantreleri ile 3-125 mm ve O, 2-3 mm üleksit konsantreleri elde edilir.

Madde Madde İrdelersek

  1. Bor ve ferrokrom tesislerinin kurulusunda Batı’lıların nasıl yaklaştığını belirtmiştik. Birçok oyalama ve zorluğa rağmen tesisler kurulmuştur. Ayni durum trona için de geçerlidir. Her zaman bor tuzları Batı’nın gündeminde olmuştur. Dünya bor rezervlerinin %70 ine sahip olan Türkiye, dünya pazarının da %35 ini kontrol etmektedir. Bor üretimini ve pazarlamasını tek elde tutan ülkemiz önemli avantajlar elde etmiştir. Ancak, Bati her yönüyle cazip olan bu kaynağa karsı isteklerini sürdürmektedir. “Bu nedenle 1986 yılında Morgan Bank’ın hazırladığı Özelleştirme Master Planında Etibank için holding modeli öngörülmüş, bor ve krom gibi yüksek karlı isletmelerin satış listesine alınması önerilmiştir”.
  2. Doğal kaynaklarımızın iyi değerlendirilmesinin gerekliliğini tekrarlamak isteriz. Bir ülkenin doğal kaynaklara sahip olması çok önemlidir. Ancak bu kaynakları nasıl kullandığınız, nasıl değerlendirdiğiniz de en az o kadar önemlidir. Dünyada çok zengin kaynaklara sahip olan ülkeler, hala geri kalmışlık kategorisinde yer almaktadır.
  3. Bor, Türkiye için çok önemli doğal kaynaktır. Bu kaynağı ülke menfaatleri doğrultusunda değerlendirmek, nihai bor türevlerinin üretimini gerçekleştirmek ve birilerine peşkeş çektirmemek hepimizin görevidir.
  4. Etibank, madencilik sektörünün geçmişte lokomotifi olmuştur. Günümüzde de bu özelliğini sürdürmelidir. Bor türevleri, Seydişehir Alüminyum ,Yüzüncü Yıl Gümüş Tesisleri’nin kapasite artırımı ve yenileme projeleri biran önce hayata geçirilmelidir.
  5. Yıllardır savsaklanan Batili Tekellerin oyuncağı haline gelen Trona yatağının da zaman geçirilmeden isletmeye alınması ülke menfaatinedir. Birilerinin isteğine bırakılırsa bir yirmi yıl daha hiçbir şey yapılmadan geçirilecektir.
  6. Türkiye sanayileşmesini tamamlayamadığından, nihai ürünün eldesini sağlayacak teknolojileri de gerçekleştirememiştir. Gelecekte ihtiyacımız olacak cevherleri, bugün, hammadde olarak ihraç ettiğimiz bir gerçektir. Hammadde ihracı ile yeterli katma değer sağlanamaz. Katma değerin yurt içinde kalması için Ar-Ge’ye ve teknolojik yatırımlara önem verilmelidir.
  7. 21.yüzyıla girerken, maden isçisi asgari ücretle, mühendisler ise komik ücretlerle bu sektörde çalışmaktadır. Birçok alanda mühendisin önemini hala kavrayamamış sözde madenciler mevcuttur.
  8. Hala ülkemizde teknik ve teknolojik gelişmelerden uzak üretim gerçekleştiriliyor. 1 m2 kesitli kuyudan, hem isçi, hem de cevher çıkarılmakta. Kova içinde çıkrık yardımıyla insan, malzeme ve cevher nakli yapılmaktadır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Hem düşündüren hem de utanılacak bir manzara.
  9. Enerji üretiminde öncelikle öz kaynaklarımızın değerlendirilmesi gerekir. Bazı kolaylıklar nedeniyle ithalat cazip gelebilir, ancak bu durum ülkeye uzun vadede bir şey kazandırmaz.
  10. Madencilik sektöründeki KİT’lerin bugün çeşitli nedenlerle içine düşürüldükleri durumdan biran önce çıkarılmaları gerekmektedir. Yapılmayan yatırımlar nedeniyle meydana gelen teknolojik sorunların çözümü ve politik baskılar sonucu bozulan çalışma barisin yeniden sağlanması zorunludur. Özerk bir yapının oluşturulması, çalışanların örgütleri aracılığı ile yönetimin erkinde temsil edilmeleri ve kamu kuruluşları, politik baskılardan uzak, verimlilik ilkesi çerçevesinde yeniden yapılandırılmalıdır.
  11. Madencilik ve çevre dengesi ülkenin gerçeklerine göre ele alınmalı, “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olarak” slogancı bir anlayışla her şeye karsı çıkmak hiç kimseye birsek kazandırmaz. Bilimsel verilerin ışığında, ekolojik dengeyi bozmadan gereken her türlü önlem alınarak üretim gerçekleştirilmelidir.
  12. Maden armacılığı konusunda 1980’lerden beri izlenen politikalar iflas etmiştir. Bugün, Ülkemizin doğal kaynaklarının yeterli düzeyde aranmadığını söyleyebiliriz. Maden aramacılığını bir altyapı hizmeti olarak görüyoruz. MTA yeniden yapılandırılmalı, her yönüyle ele alınmalı ve içine düşürüldüğü olumsuzluklardan kurtarılmalıdır.
  13. Madencilik sektörü genellikle günlük politikalarla yönetilmiştir. Sağlıklı bir devlet politikası belirlendiği söylenemez. Gelişmiş ülkeler madenlerin temini konusunda uzun vadeli politikalar oluşturmuşlardır. Dünya hammadde kaynakları sinirlidir. Türkiye mevcut kaynaklarını çok iyi değerlendirmelidir. Gelecekle ilgili politikaları saptamalıdır. Sanayileşmiş bir Türkiye bugün tükettiği cevher miktarının 4-5 katini tüketecektir. Hammaddenin, ne kadarını öz kaynaklardan, ne kadarını ithal yoluyla karşılayacaktır. Madencilik sektöründe uzun erimli politikalar ve stratejiler oluşturmalıdır.

Bor Madeni Gelecekte Petrolün Yerini Alacak

Niğde Üniversitesi tarafından düzenlenen uluslararası “Kapadokya Yöresinin Jeolojisi” konulu sempozyum da Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim üyesi Prof. Dr. Cahit Helvacı, Avrupa Birliği (AB) ve Amerika’nın bor madenini yakından takip ettiğini belirterek, Irak’ın başına gelenlerin yakın zamanda Türkiye’nin de başına gelebileceğine dikkat çekti.

Niğde Kültür Merkezi’nde başlayan ve 3 gün süren sempozyuma Japonya, Almanya, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Türkiye’den çok sayıda akademisyen katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Niğde Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Uygun, jeolojik oluşumların aynı zamanda sosyal ve kültürel oluşumlarında alt yapısını oluşturduğunu belirterek, “Yer altı ve yer üstü jeolojik kaynakların verimli kullanılması için bir an önce gerekli adımların atılması gerekiyor. Jeolojik oluşumlar

insanlık tarihi açısından pek kabul gören oluşumlar değildir. Ama aynı zamanda yeni fırsatların yakalanması adına ve sosyal anlamda önemli bir gelişmeye önderlik ediyor. Bazı dönemlerde negatif etkileri olmasına karşın daha sonraki dönemlerde bölgesindeki yapıyı değiştirip, özellikle yeraltındaki kaynaklarıyla sosyal yapının değişmesine büyük katkı sağlamaktadır” dedi.

Sempozyuma konuşmacı olarak katılan Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cahit Helvacı, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya bor rezervinin yüzde 80’ine Türkiye’nin hakim olmasının doğanın Türkiye’ye bahşettiği en önemli konulardan bir tanesi olduğunu ve AB ve ABD’nin bor madenini yakından takip ettiklerini kaydetti. Helvacı, “Fakat Türkiye’nin sadece buna sahip olması yetmiyor. Aynı zamanda bunun ülke yararına ve stratejik olarak

Kullanılması çok anlam kazanıyor. Onun için bir yandan bilimsel bir yandan teknolojik olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Bor, kendi başına gerçekten çok ilginç bir element. Son derece hafif, ısıya, sertliğe dayanıklı olduğu ve aynı zamanda hidrojenle birleştirildiği zaman enerji kaynağı olabileceği için geleceğin ulaşım sektörünün enerjisini sağlayabilecek tek element Bor madenidir” diye konuştu.

Temizlikten uzay sanayisine kadar, dayanıklı alaşımların yapılmasından enerji kaynağı olarak kullanılmasına kadar çok geniş bir kullanım alana sahip Bor elementinin güçlü ülkeler tarafından çok sıkı takibe alındığını dile getiren Prof. Dr. Cahit Helvacı, “Ortadoğu’daki Arap ülkeleri için petrol neyse Türkiye için Bor madeni de odur. AB ve ABD böylesine öneme sahip bir elementi çok yakından takip etmektedirler. Türkiye’nin yapacağı, gelecek 500 yıla yetecek olan rezervleri fazla üretmek değil, son derece

Bilinçli ve ileriye dönük hesaplar yaparak kullanmasıdır. Şu an açık seçik görülen konu AB ve ABD ülkelerinin her türlü baskıyı Türkiye’ye yapmakta olduklarıdır. Yani ekonomik baskıyı kurmuş durumdalar. Bu nedenle bizler bilinçli ve dikkatli olmadığımız taktirde Irak’ın başına veya diğer ülkelerin başına gelenler Türkiye’nin başına da gelebilir” şeklinde konuştu.

Bor araştırmaları için kurulmuş bir enstitümüz bile varmış: http://www.boren.gov.tr/. Ancak ne yazıktır ki kurulduktan sonra basında çalışmaları hakkında çıkmış bir haber görmedim. Umarım ileri ürünler elde etme ve teknoloji geliştirme konusunda çalışmalar yapılıyordur…

Leave a Comment