Re’vize…

Sene 2002.
24 Ekim.

Galatasaray-Brugge maçı için Belçika’ya gitmiştik, üç tane giydirdiler, dönüyoruz.

Brüksel Havalimanı’ndayım.
Pasaport kontrolü…
AB üyesi ülkelerin vatandaşları, kendilerine ait kapıdan şakır şakır geçiyor. AB üyesi olmayan ülkelerin vatandaşları, yani biz, kuyrukta, kuzu gibi bekliyoruz.

Önümde biri var…
Ünlü bi politikacı.
Yanında monşer kılıklı biri.
Laflıyorlar.
Anlıyorum ki, o monşer kılıklı arkadaş, Brüksel Büyükelçiliğimiz’de görevli bir memur… Politikacıyı uğurlamaya gelmiş, “hattızatında efenim” filan diyor.
Yıkama yağlama yani.

Malum, çenemi tutamam.
Öne doğru eğildim…
Beyefendi, daha ne kadar bu kapılarda sürüneceğiz?” dedim.
O zamanlar yazmıyorum…
Haliyle beni tanımıyor.
Gülümsedi…
Çok yakında” dedi.
Biz iktidara gelince, bu çirkin muameleden kurtulacağız.
Haliyle gülümsemedim.
Umarım” dedim…
Çok gördük sizin gibi diyenleri, bakalım, bir de sizi görürüz.
Gene gülümsedi…
Görürsünüz” dedi.

Abdullah Gül’dü o.

10 gün sonraki seçimde iktidara geldiler… Başbakan oldu. Hatta o kadar başarılı bulundu ki, Cumhurbaşkanı oldu.

E bakıyoruz… AB duvar.
Hatta, vazgeçtik Avrupa’dan…
Azerbaycan’a bile vizeyle gidiyoruz.

Ama bu arada… Suriye, Lübnan, Libya ve Ürdün’den sonra Katar’a da vize kalktı!

Görürsünüz” demişti…
Gördük hakikaten.

NOT: Başkomutan’dır kendisi…
Orayı ayrıca görüyoruz!

Leave a Comment