Bir heykel.
BaÅŸbakan \”Ucube!\” dedi.
Kültür Bakanı \”Öyle demek istemedi\” dedi.
BaÅŸbakan \”Öyle demek istedim\” dedi.
Kars Belediyesi \”Yıkıyoruz\” dedi.
HeykeltraÅŸ \”Yapmayın\” diye çırpındı.
KılıçdaroÄŸlu sustu! Sustu, sessiz kaldı.
Siz ne dersiniz bu 1930\’ların NAZİ Almanyası\’nı anımsatan olaylara?
Bugünkü gazetelere baktım;
HeykeltraÅŸ Mehmet Aksoy bugün \”Dozerin önünde vücudumu siper edeceÄŸim, heykelimi yıktırtmayacağım\” demiÅŸ.
Ne acı.
Sanat karşıtlığı olsa da sanat olacaktır hep. Büyük yönetmen Tarkovski der ki:
\”Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır.\”
Bugün varılan nokta maalesef halk ile sanatçıları iyice karşı karşıya getiren üzücü bir durumdur.
En kötüsü de umursamaz kalanlar. Susanlar.
ÇaresizliÄŸe terk edilmiÅŸlik.
Bireylerin yalnızlık savaşı.
Bu durum sadece bir BaÅŸbakanın cüreti deÄŸildir. Ona bu cüreti veren onun gibi düÅŸünen halktır arkasındaki.
Kars\’taki bu \”yıkma kararı\”nı veren 23 kiÅŸinin 19`u da deÄŸildir.
O 19 kiÅŸiyi seçenlerdir.
Onlardır.
O 19 kişi de onların sesidir.
\”Yıkan da yaratan da biziz\” der ya Nazım.
Onlar yaratan değil yıkanlardır.
\”Yaratan\” olmak yoktur hayatta.
Fani hayatta…
İnsan ister istemez, \”Köy enstitüleri kapatılmasa bunlar olur muydu?\” diye soruyor.
Pasifist olmamız en kolayı.
\”EÄŸitim\” deriz. \”ÇaÄŸdaÅŸlık\” deriz. \”Uygarlık\” deriz.
İşin aslı ama maalesef bu değil.
\”EÄŸitim\” diyenlere fütursuzca \”faÅŸist\” dendi son 15 yıldır.
Çünkü \”yaratmaktan\” yana olmak \”deÄŸiÅŸtirmekten\” yana olmaktı onlar için ve onlar asla deÄŸiÅŸmek istemiyordu…
Bu \”eÄŸitimci akıl hocaları\” bütün Cumhuriyet tarihi boyunca hep bir ÅŸekilde sineye çekilmiÅŸtir. Acıdır, gerici zihniyetin daimi zaferi. Yıkılan köprüler…
Åžimdi sanatın yıkılmasına da çok ÅŸaşırmamak gerek…
İşin komiÄŸi ülkede hayli söz sahibi \”sahte-liberaller\” bile karşılar aydınlanmaya.
Åžimdi bile bu eÄŸitimci ruha \”faÅŸistler\” deniyor.
\”Statükocular…\”
\”İttihat ve terakkiciler…\”
İstedikleri kültür, \”kültürün hiç olmaması\” sanki.
Bu halk sanatla barışmıyor.
Sanatçısıyla barışmıyor.
Üretmeyi algılamıyor.
GüzelliÄŸi koklayamıyor.
Hayatına ekleyemiyor.
İçselleÅŸtiremiyor.
Yaşamıyor.
Nefes almıyor sanat ile.
Bu halkın büyük bir bölümü, sanatı, \”Batı Özentisi\” olarak görüyor.
Heykel her şeye rağmen yıkılacak mı bilmiyorum.
Karar ağır. \”Yıkılsın!\”.
Sanatçı vücudunu siper edecek.
Mehmet Aksoy\’un bu \”dramatik\” uyarısı belki iyi sonuç verecektir.
Ya da:
Ona \”Acınacaktır\”.
Sonra?
Bu mantalitedeki bir kesim, yani o sanatçısına düÅŸman gerici halk kesimi, \”heykel\” intikamını nasıl alır?
Bana sorarsanız, en sonunda, bu tartışmaların yorucu ve gereksiz olduÄŸunu düÅŸüneceklerdir.
Bir daha da hiçbir yere heykel konulmayacaktır.
Yok saymanın yolları var.
Bu tartışmalar yorucu ve kötü. En iyisi hiç olmasın. \”Sanat hiç olmasın\”…
Haksız mıyım?
Arabesk de \”yok saymaktır\”. MüziÄŸi yok saymaktır. \”Müzikten korkuyor olması lazım birisinin arabesk dinleyebilmesi için\”
Bu soyut bir konu, müzik çok soyut bir kendini ifade etme sanatı, dediklerim yıllar sonra anlaşılır.
Ah çok acı bir dönem…
Mehmet Aksoy sanatını severim. Bir beklentim de yoktur severken.
Ucube denilen heykeli de çok beÄŸendim.
Tayyip ErdoÄŸan kim? Sanat eleÅŸtirmeni mi? Kim? Nasıl bir faÅŸistliktir bütün bunlar?
Heykel yıkılması kararı elbette, Oratoryo sansürlenmesi, ya da konser iptali gibi dışlanmalarla aynı ÅŸey deÄŸil. Çok daha ağır. Ama \”akraba\” ÅŸeylerdir. Tanırım bu duyguları.
Zeitgeist filminde çok beÄŸendiÄŸim bir cümle vardır, ÅŸöyle ki:
\”Sevginin gücü, güce olan sevgiyi aÅŸtığı vakit, dünya aydınlığa kavuÅŸacaktır.\”
Dün bir internet yorumunda gördüm:
\”Kars\’taki fakir fukaraya ev yapılsın, böyle gereksiz ÅŸeylerle uÄŸraşılmasın, heykel sonra yapılır\” yazılmış.
(Bu iyi niyetli bir yorum!)
Yani, fakir fukaranın ihtiyacı olan bir şey değil heykel.
Heykel \”Zenginlerin iÅŸi\”…
Yani, \”heykel gereksiz\”…
Yani, heykel yapmak illa ki ev yapmaktan daha pahalı.
Yani, \”sonra yapılsın heykel\”.
Soran yok tabi:
\”Sonra\” ne zaman?
Ne kadar sonra?