Kılavuzu Karga Olanın…

\"\"

Galiba, artık benim de bir köÅŸem var. İktidara karşı çıkabilen hemen herkesin bir ÅŸekilde susturulduÄŸu, birer-ikiÅŸer içeri atıldığı günleri yaşıyoruz. Sıra ÅŸimdi muhalif gazetecilerde. İster misiniz ilk yazdığım yazıyla ben de kendimi Silivri\’de bulayım?

DüÅŸünsenize, sabahın 05.00\’inde kapıma yumruklamışlar. Aile efradının ÅŸaÅŸkın bakışları arasında, iki ayağınız bir paçanızda adeta sürüklenircesine; komÅŸuların perde aralıklarından dikizlerken, \”Oh olsun! Yazar mısın o kitabı?\” diye düÅŸündüÄŸünü?

İşin kötüsü kitap bile yazmadım…

  • Ama yazmayı düÅŸündün! DüÅŸünmek yazmaktan daha büyük suç!
  • Ben sadece oynadım.
  • Tamam. Åžimdi de biraz içeride oyna!

Bir gazeteci arkadaşımızı yine böyle sabahın 05.00\’inde götürürlerken, sahibi olduÄŸu her zaman yeri göÄŸü inleten Kangal köpeÄŸi pısmış kalmış. Bırakın havlamayı, nefes bile alamamış. Sivaslı ya ondan çekindi herhalde.

Evet, hadi bakalım gelsin sorular;

  • Safra keseniz nerede?
  • Ne kesesi?
  • Safra, Safra!
  • Ha, evet. Yıllar önce taÅŸ vardı. SaÄŸlığıma kavuÅŸabilmek için aldılar safra kesemi.
  • Nasıl bir taÅŸ bu?
  • Eee,tektaÅŸ.
  • Sen bizimle dalga mı geçiyorsun?
  • EstaÄŸfurullah.

Diyelim yuvarladılar taşı önünüze…

  • Bak bakalım! Bu taÅŸ, o taÅŸ mı?

Uykulu gözlerle ben de taşı incelemeye çalışıyorum. Yumruk büyüklüÄŸünde bir taÅŸ. Bu bendeki nasıl bir safra kesesi ki içinde böyle bir taÅŸ barındırsın? Sonra, aradan geçmiÅŸ 15 yıl. Bırakın taşı, o kadar süre sonra babamı görsem tanımam.

Adam kendinden emin:

  • Bu taÅŸ, senin safra kesendeki taÅŸ!
  • Peki diyelim, evet o. Nereye varacağız bununla?
  • Ergenekon\’ a… Eninde sonunda varacağız ya. Kestirmeden geldik iÅŸte.
  • Åžimdi anladın mı?
  • Valla ben bir ÅŸey anlamadım. Anlatın da anlayayım.
  • GüneydoÄŸu\’da çocukların polis araçlarına fırlattığı taÅŸların arasında geçti elimize bu taÅŸ! Bu taÅŸ senin taşın! (Kısa bir sessizlik…)
  • Sen telefonunu dinlediÄŸimizi biliyor muydun?
  • Biliyordum.
  • Nasıl olur?
  • Åžöyle oluyor, biri beni dinlerken sürekli boÄŸazını temizliyor, bir diÄŸeri sık sık su içiyordu. Malum lıkırdılar.
  • BaÅŸka?
  • Birinin de sürekli karnı güruhlardı.
  • Sen onların seni dinlediÄŸini hissettirir miydin?
  • Evet
  • Mesela?
  • Gönüllerini almak için bir ÅŸeyler söylerdim. Mesela \”Gecenin bu saatinde zahmet edip üç kuruÅŸ maaÅŸ karşılığında bizi diniyorsunuz… Hiç ÅŸüphesiz ÅŸu anda siz de sıcak yataklarınızda karılarınızın yanında olmak isterdiniz. Her kimseniz, kolay gelsin. İyi dinlemeler…\” derdim. Bazen boÅŸ bulunup \”SaÄŸ ol!\” dedikleri de olurdu.
  • BaÅŸka?
  • Sıkılmasınlar diye ÅŸarkı okur, fıkra anlatırdım. Sonra da bayrağı göndere çeker, yayını kapatırdım… Bakın arkadaÅŸlar, ben hastayım. YoÄŸun bakımdan yeni çıktım. Almam gereken ilaçlarım var. Kalbim daha ÅŸimdiden hızla çarpmaya baÅŸladı. Başım dönüyor hatta midem bile bulamıyor.
  • Sen çok dinliyorsun kendini!
  • Eksik olmasınlar, sizin arkadaÅŸlardan pek sıra gelmiyor… Åžey… Afedersiniz, ilaçlarımı alabilir miyim?
  • Önce biz bakacağız ÅŸu ilaçlarına! Bakalım o ilaçlar gerçekten dediÄŸin gibi mi?
  • Masadaki diÄŸer adamlar ilacın benim ilaçlarım olup olmadığını anlamak için birer tane yutarlar.
  • Gelelim konumuza!.. 3 gün yoÄŸun bakımda kaldın. Takip edemedik seni. Buna ne demeli? Ne oldu yoÄŸun bakımda?
  • Bakım yapıldı,
  • Nasıldı?
  • YoÄŸundu.
  • AkciÄŸer filmi çektirmiÅŸsin?
  • Aslında düÅŸündüm keÅŸke hepimiz birden çektirseydik. Ama tomografi cihazına hepimiz birden sığamazdık.
  • Gece yarısı bir ara kalbin 6 saniye kadar durmuÅŸ?
  • Evet, doÄŸru.
  • O zaman zarfında neredeydin?
  • Hastanenin bahçesine meyve bıçağımla çatalımı gömüyordum.
  • Sebep?
  • Bir gün darbe yapmayacak mıyız?
  • Güzeeel, baÅŸladın açılmaya! Silahlı Kuvvetler\’den arayan soran, ne bileyim ziyaretine gelen falan oldu mu?
  • Silahlı Kuvvetler\’den deÄŸil ama deÄŸerli dostlarım adeta yarıştılar saÄŸ olsunlar.
  • Kimlerdi onlar?
  • İsimlerim vermek istemiyorum.
  • Sebep?
  • Sabah 05.00\’te kaldırmayasanız diye.
  • Mehmet Barlas aradı mı?
  • O benim yakın dostum deÄŸil artık. YakınlaÅŸtığı baÅŸka dostları var…

O sırada ilaçlarımı yutan arkadaÅŸlar uyuyakalmışlar. Beni sorgulayan arkadaÅŸ sandalyede uyuyanlara baktıktan sonra:

  • Evet… ArkadaÅŸların yuttuÄŸu haplar dediÄŸin gibi sakinleÅŸtiriciymiÅŸ. Uyudu hepsi!

Böyle bir mavra geldi aklıma. OÄŸlumu çağırdım. Yazıyı ona okudum ne diyecek diye.

Dedi ki:

  • Baba, geçen sabah 05.00\’te sanki biri dürttü uyandım. Odanın içinde kırmızı mavi lambalar bir yanıyor, bak sönüyor… Dedim, pederi almaya geldiler herhalde. Heyecanla pencereye koÅŸtum. Allah\’tan korktuÄŸum başıma gelmedi. Polis arabası deÄŸilmiÅŸ.
  • NeymiÅŸ peki?
  • Mühim deÄŸil, uçan daire. Arada bir gelip gittiklerinden söz ediliyor ya. Neyse, derin bir nefes aldım, \”Çok ÅŸükür\” deyip yattım.

İşte böyle… Herkese kafayı yedirdiler bu ara. Kafayı yemeyenlere selam olsun…

Leave a Comment

Scroll to Top