BaÅŸbakan İnönü ve BaÅŸkan Jonhnson yazışması

Alıntıdır.. Öhhö öhhöms..

\"LyndonSayın Bay BaÅŸbakan (İnönü),

Türkiye hükümetinin, Kıbrıs\’ın bir kısmının askeri kuvvetle iÅŸgal etmek üzere müdahalede bulunmaya karar vermeyi tasarladığınız hakkında büyükelçi hare vasıtasıyla sizden ve dışiÅŸleri bakanınızdan aldığım haber beni ciddi surette endiÅŸeye sevk etmektedir. En dostane ve açık ÅŸekilde belirtmek isterim ki geniÅŸ çapta neticeler tevlit edebilecek böyle bir hareketin Türkiye tarafından takip edilmesini, hükümetinizin bizimle evvelden tam bir istiÅŸarede bulunmak hususundaki taahhüdü ile kabili telif addetmiyorum. Büyükelçi hare, görüÅŸlerimi öÄŸrenmek üzere birkaç saat tehir etmiÅŸ olduÄŸunuzu bana bildirdi.

Yıllar boyu Türkiye\’yi en saÄŸlam ÅŸekilde desteklediÄŸini ispat etmiÅŸ olan Amerika gibi bir müttefikin, bu ÅŸekilde neticelere olan tek taraflı bir kararla karşı karşıya bırakılmasının, hükümetiniz bakımından doÄŸru olduÄŸuna hakikaten inanıp inanmadığınızı sizden sorardım. Binaenaleyh, böyle bir harekete tevessül etmeden önce birleÅŸik Amerika devletleri ile tam istiÅŸarede bulunmak mesuliyetini kabul etmenizi hassaten rica etmek mecburiyetindeyim.

1960 tarihli garanti antlaÅŸması ahkamı gereÄŸince böyle bir müdahalenin caiz olduÄŸu kanaatinde bulunduÄŸunuz intibaındayım. Bununla beraber Türkiye\’nin mutasavver müdahalesinin, garanti antlaÅŸması tarafından sarahaten men edilen bir hal sureti olan takvimi gerçekleÅŸtirme gayesine matuf olacağı yolundaki anlayışımıza dikkatinizi çekmek zorundayım. Ayrıca, söz konusu antlaÅŸma teminatçı devletler arasında istiÅŸareyi gerektirmektedir. BirleÅŸik Amerika bu durumda, tek taraflı harekete geçme hakkının henüz kabili telif olmadığı kanaatindedir.

DiÄŸer taraftan, Bay BaÅŸbakan, NATO vecibelerine de dikkat nazarınızı celbetmek mecburiyetindeyim. Kıbrıs\’a vaki bir Türk müdahalesinin Türk-Yunan kuvvetleri arasında askeri bir çatışmaya müncer olacağı hususunda zihninizde en ufak bir tereddüt olmamalıdır. DışiÅŸleri bakanı (Dean) Rusk Lahey\’e yapılan son NATO bakanlar konseyi toplantısında, Türkiye ile Yunanistan arasında bir harbin \”kelimenin tam manasıyla düÅŸünülemez\” olarak telakki edilmesi gerektiÄŸini beyan etmiÅŸti. NATO\’ya iltihak, esası icabı olarak, NATO memleketlerinin birbirleriyle harp etmeyeceklerin kabul etmek demektir. Almanya ve Fransa NATO\’da müttefik olmakla yüzyıllık husumet ve düÅŸmanlıklarını gömmüÅŸlerdir; aynı ÅŸeyin Yunanistan ve Türkiye\’den de beklenmesi gerekir. Ayrıca, Türkiye tarafından Kıbrıs\’a yapılacak askeri bir müdahale Sovyetler birliÄŸinin meseleye doÄŸrudan doÄŸruya karışmasına yol açabilir. NATO müttefiklerinizin tam rıza ve muvafakatleri olmadan Türkiye\’nin giriÅŸeceÄŸi bir hareket neticesinde ortay çıkacak bir Sovyet müdahalesine karşı Türkiye\’yi müdafaa etmek mükellefiyetleri olup olmadığını müzakere etmek fırsatını bulmamış olduklarını takdir buyuracağınız kanaatindeyim.

DiÄŸer taraftan Bay BaÅŸbakan, bir BirleÅŸmiÅŸ Milletler üyesi olarak Türkiye\’nin vecibeleri dolayısıyla da endiÅŸe duymaktayım. BirleÅŸmiÅŸ Milletler adada sulhü korumak için kuvvet temin etmiÅŸtir. Bu kuvvetlerin vazifesi zor olmuÅŸtur, fakat geçen son birkaç hafta zarfında, adadaki ÅŸiddet hareketlerinin azaltılmasında tedrici bir ÅŸekilde muvaffak olmuÅŸlardır. BirleÅŸmiÅŸ Milletler arabulucusu henüz iÅŸine bitirmemiÅŸtir. Hiç ÅŸüphem yok ki, BirleÅŸmiÅŸ Milletler üyelerinin çoÄŸunluÄŸu, BirleÅŸmiÅŸ Milletler gayretlerini baltalayacak olan ve bu zor meseleye BirleÅŸmiÅŸ Milletler tarafından makbul ve barışçı bir hal tarzı bulunmasına yardım edebilecek herhangi bir ümide yıkacak olan Türkiye\’nin tek taraflı hareketine en sert ÅŸekilde tepki gösterecektir.

Aynı zamanda, Bay BaÅŸkan, askeri yardım sahasında Türkiye ve BirleÅŸik Devletler arasında mevcut iki taraflı anlaÅŸmaya dikkatinizi çekmek isterim. Türkiye ile aramızda mevcut Temmuz 1947 anlaÅŸmasının IV\’üncü maddesi mucibince, askeri yardımın hükümetinizin, BirleÅŸik Devletlerin muvafakatini alması icap etmektedir. Hükümetiniz, bu ÅŸartı tamamen anlamış bulunduÄŸunu muhtelif vesilelerle BirleÅŸik Devletlere bildirmiÅŸtir. Mevcut ÅŸartlar tahtında Türkiye\’nin Kıbrıs\’a yapacağı bir müdahalede Amerika tarafından temin edilmiÅŸ olan askeri malzemenin kullanılmasına BirleÅŸik Devletlerin muvafakat etmeyeceÄŸini samimiyetimle ifade etmek isterim.

Mutasavver (tasarlanan) Türk hareketinin fiili neticelerine gelince, böyle bir hareketin Kıbrıs adası üzerinde on binlerce Kıbrıslı Türk\’ün katledilmesine yol açabileceÄŸi keyfiyetine en dostane bir ÅŸekilde dikkatinizi çekmek mecburiyetini hissediyorum. Tarafınızdan böyle bir harekete tevessül edilmesi, infiali mucip olacak ve giriÅŸeceÄŸiniz askeri hareketin himaye etmeye çalıştığınız kimselerin pek çoÄŸunun imhasını önlemeye yeter derecede müessir olması imkansız olacaktır. BirleÅŸmiÅŸ Milletler kuvvetlerinin mevcudiyeti böyle bir faciayı önleyemez.

Sözlerimi pek fazla sert bulabilir ve bizim, Kıbrıs meselesinde Türkiye\’nin ilgisine karşı bigane olduÄŸumuzu düÅŸünebilirsiniz. Durumun böyle olmadığını size temin ederim. Gerek alenen gerek hususi olarak, Kıbrıs Türklerinin emniyetini saÄŸlamakta ve Kıbrıs meselesinin nihai hal tarzının konuyla doÄŸrudan doÄŸruya ilgili tarafların rızasına dayanması hususu üzerinde ısrar etmekte gayret gösterdik. Amerika BirleÅŸik Devletlerini sizin lehinize yeter derecede faaliyet sarf etmediÄŸi hissini taşımanız mümkündür.

Fakat herhalde bilirsiniz ki politikamız Atina\’da en sert ÅŸekilde infiale yol açmış (bizim aleyhimize orada nümayiÅŸler yapılmış) ve Amerika BirleÅŸik Devletleri ile baÅŸpiskopos Makarios arasında esaslı bir uzaklaÅŸma husule getirilmiÅŸtir. Daha birkaç hafta önce yaptığımız görüÅŸme sırasında dışiÅŸleri bakanınıza da söylediÄŸim gibi, Türkiye ile olan münasebetlerimize çok büyük deÄŸer veriyoruz. Sizi kendisiyle temel menfaatlerimiz olan büyük bir müttefik telakki etmiÅŸizdir. Sizin güvenlik ve refahınız Amerika halkı için ciddi bir alaka mevzuu olagelmiÅŸ ve bu alakamız en pratik ÅŸekillerde ifadesini bulmuÅŸtur. Biz ve siz komünist dünyasının ihtiraslarına karşı koymak üzere birlikte dövüÅŸtük. Bu tesanüt bizim için büyük bir mana ifade etmektedir. Hükümetiniz ve halkınız için de aynı derecede bir mana taşıdığını ümit ederim. Kıbrıs\’la ilgili olarak Türk cemaatini tehlikeye maruz bırakacak herhangi bir hal tarzını desteklemeyi düÅŸünmüyoruz. Nihai çözüm yolu bulmaya muvaffak olamadık, zira bunun dünyadaki en girift meselelerden biri olduÄŸu aÅŸikardır. Fakat Türkiye ve Kıbrıslı Türklerin menfaatleri konusunda ciddi ÅŸekilde alakadar olduÄŸumuz ve alakadar kalacağımız hususunda sizi temin etmek isterim.

Nihayet Bay BaÅŸbakan, en ciddi meseleyi, harp mı, sulh mu meselesini vazetmiÅŸ bulunuyorsunuz. Bu meseleler Türkiye ve BirleÅŸik Devletler arsındaki iki taraflı münasebetlerin çok ötesinde giden meselelerdir. Bunlar, sadece Türkiye ve Yunanistan arasında bir harbi muhakkak olarak tevlit etmekle kalmayacak, fakat Kıbrıs\’ a tek taraflı bir müdahalenin doÄŸuracağı, önceden kestirilemeyen neticeler sebebiyle, daha geniÅŸ çapta muhasemata (çatışmaya) yol açabilecektir. Sizin Türkiye hükümetinizin BaÅŸbakanı olarak mesuliyetiniz var, benim de birleÅŸik Amerika baÅŸkanı olarak mesuliyetim mevcuttur. Bu sebeple, en dostane ÅŸekilde size ÅŸunu bildirmek isterim ki, bizimle yeniden ve en geniÅŸ ölçüde istiÅŸare etmeksizin böyle bir harekete tevessül etmeyeceÄŸinize dair bana teminat vermediÄŸiniz takdirde, meselenin gizli utulması hususunda büyükelçi Hare\’e vaki talebinizi kabul etmeyecek ve NATO konseyi ile BirleÅŸmiÅŸ Milletler güvenlik konseyinin acilen toplantıya çaÄŸrılmasını istemek mecburiyetinde kalacağım.

Bu mesele hakkında sizinle ÅŸahsen görüÅŸebilmemizin mümkün olmasını isterdim. Maatteessüf, mevcut anayasa hükümetimizin icabı dolayısıyla, birleÅŸik Amerika\’dan ayrılamamaktayım.

Teferruatlı müzakereler için siz buraya gelebilirseniz bunu memnuniyetle karşılarım. Genel barış ev Kıbrıs meselesinin aklıselime ve sulh yoluyla halli hususunda sizinle benim çok ağır mesuliyet taşımak olduÄŸumuzu hissediyorum. Bu itibarla aramızda en geniÅŸ ve en samimi istiÅŸarelerde bulununcaya kadar sizin ve meslektaÅŸlarınızın tasarladığınız kararı geri bırakmanızı rica ederim.

Hürmetlerimle

Lyndon B. Johnson
(ABD başkanı)

Cevabı:

\"Mustafa13 Haziran 1964
Sayın Başkan,

5 Haziran tarihli mesajınızı büyükelçi Hare\’in delaletiyle almış bulunuyorum. Kıbrıs\’ta garanti antlaÅŸması gereÄŸince ferd® hareket hakkını kullanma kararını arzunuz veçhile talik ettik. Mesajınıza hakim olduÄŸunu buyurduÄŸunuz açık kalplilik ve dostluk hislerine dayanarak, ben de size cevabımda durumu ve düÅŸündüklerimizi tam bir samimiyetle izaha çalışacağım.

Bay BaÅŸkan,

Mesajınız gerek yazılış tarzı, gerek muhtevası bakımından Amerika ile ittifak münasebetlerinde daima ciddi bir dikkat göstermiÅŸ olan Türkiye gibi bir müttefikinize karşı hayal kırıcı olmuÅŸ, ittifak münasebetlerine deÄŸinen muhtelif konularda önemli görüÅŸ ayrılıkları belirmiÅŸtir. Gerek bu ayrılıkların, gerek mesajın umumi havasının sadece çok sıkışık bir zamanda acele toplanmış mutalara dayanarak yapılmış iyi niyetli bir teÅŸebbüsün telaşından doÄŸmuÅŸ hususlardan ibaret olmasını yürekten dilerim.

İlk önce, garanti antlaÅŸması icabı olarak Kıbrıs\’a bir askeri müdahale zarureti görüldüÄŸü zaman birleÅŸik Amerika ile istiÅŸare etmekte kusur ettiÄŸimiz önemle belirtilmektedir. 1963 sonundan beri Kıbrıs\’ta askeri müdahale ihtiyacı, bu seferle beraber, dördüncü oluyor. Başından beri bu konuda Amerika ile istiÅŸare ettik. 25 Aralık 1963\’te ilk buhran patladığı vakit, garantör devletlerle temasa geçtiÄŸimizde, derhal Amerika\’yı haberdar ettik ve Amerika bize bu meselede kendisinin bir taraf teÅŸkil etmediÄŸi cevabını verdi. Ondan sonra müdahale müzakeresini İngiltere ve Yunanistan ile yaptık ve bildiÄŸiniz gibi 26 Aralık\’ta (1963) İngiliz komutası altında üçlü bir asker® idare kuruldu.

Londra konferansının ve İngiliz-Amerikan müÅŸterek tekliflerinin Makarios\’un tutumu yüzünden akamete uÄŸraması ve ada\’da Türklere tecavüzlerin devamı dolayısıyla Åžubat (1964) ayında çok buhranlı günler geçirdik ve durumun vahametinden Amerika\’yı Ankara\’yı ziyaret etmiÅŸ olan Mr. Ball vasıtası ile haberdar ettik. İngiliz-Amerikan tekliflerinin reddi ile hasıl olan boÅŸluk dolayısı ile ada\’da nizamı tesis için müdahalenin zaruretini anlattık ve her an müdahale mecburiyetinde kalacağımızı size bildirdik. Hatta sizden muayyen meseleler için teminatlar istedik. Bunlara müspet cevap verdiniz. Buna raÄŸmen, bizden müdahale etmememizi istediniz ve Makarios\’a BirleÅŸmiÅŸ Milletlerde lüzumlu dersin verileceÄŸini ve Türk hak ve menfaatlerinin tamamıyla korunmasını saÄŸlayan bir plan hazırlandığını ifade ettiniz.

Bu talebinize uyduk; fakat BirleÅŸmiÅŸ Milletlerde arzu edilen netice saÄŸlanamadı. Üstelik güvenlik konseyinin kurulmasına karar verdiÄŸi BirleÅŸmiÅŸ Milletler Kuvveti\’nin teÅŸkili birinci mesele halini aldı. İşte üçüncü defa müdahale ihtiyacı, 4 Mart (1964) güvenlik konseyi kararından sonra, BirleÅŸmiÅŸ Milletler kuvvetlerinin teÅŸekkül edip etmeyeceÄŸi hakikaten tereddüt uyandırdığı günlerde, Kıbrıs\’taki tedhiÅŸçilerin cesareti artınca, tecavüzlerine karşı Türk cemaatini korumak için yeniden ortaya çıktı. Fakat BirleÅŸmiÅŸ Milletler kuvvetinin en kısa zamanda teÅŸkil edileceÄŸini bize temin ederek, güvenlik konseyi kararından sonra müdahale yapmamamızda ısrar ettiniz. TeÅŸebbüsümüzü tekrar tehir ederek, BirleÅŸmiÅŸ Milletler kuvvetlerinin vazife almasını bekledik.

Sayın Başkan,

Kıbrıs\’taki mezalim devrinin, bütün tedbirleri tesirsiz kılan hususi bir karakteri vardır. Başından beri emniyeti korumak için yapılan müzakereler ve geçirilen muvakkat devreler, hepsi yalnız Makarios idaresinin tecavüzünü ve tahribatını arttırmaÄŸa hizmet etmiÅŸtir.

Son defa Kıbrıs Hükümeti açıktan silahlanmaya baÅŸladı ve BirleÅŸmiÅŸ Milletleri kendi zulmünü ve anayasa dışı idaresini takviye edecek yardımcı bir vasıta gibi farz etti. BirleÅŸmiÅŸ Milletlerin anayasa nizamını iade ve tecavüzleri durdurmak için salahiyetlerinin ve müdahale niyetlerinin eksik olduÄŸu aÅŸikar bir gerçek halini almıştır. Yunan hükümetinin Kıbrıs idaresini nasıl teÅŸvik ettiÄŸini biliyorsunuz. Bu ahval içinde Kıbrıs\’ta mezalimi durdurmak için bir müdahaleye mecbur olacağımızı Amerika\’da sizin huzurunuzda konuÅŸurken söyledik. La Haye\’de hariciye nazırınıza böyle bir ihtimal için Amerika\’nın bizi destekleyip desteklemeyeceÄŸini sorduk. Bir cevap vermediniz. Kıbrıs\’ta muhtelif vesilelerle müdahale istikrarını kaç defa, ne suretle geçtiÄŸini hikayet etmiÅŸ oluyorum. Her defasında sizi haberdar ettik ve sizin iyice bildiÄŸinizi tahmin ediyorum. BirleÅŸik Amerika\’nın ittifak manzumesi içinde hususi sorumluluÄŸunu ve ittifak manzumesini mütesanit bir surette yürütebilmesi için ona ayrıca dikkatli ve yardımcı olmak lazım geldiÄŸini takdir ettiÄŸimizi yüksek derecede yetkili memurlarınıza defaatle söylediÄŸimi iyice hatırlarım.

Görüyorsunuz ki, sizi tek taraflı bir kararla karşı karşıya bırakmak istidadı bizde yoktur. Bizim ÅŸikayetimiz, aylardan beri had bir surette ıstırabı içinde yaÅŸadığımız bir meseleyi size anlatamamış olmamız ve Yunanistan\’a iki müttefik arasında husule gelen haklı ve haksız durumda samimi ve ciddi bir vaziyet al ­mamış olmanızdandır.

Sayın Başkan,

Yine mesajınızda, Türkiye\’nin münferiden harekete geçmeden önce, antlaÅŸma hükümleri mucibince diÄŸer teminatçı iki devletle istiÅŸare etmek vecibesini tebarüz ettiriyorsunuz. Türkiye, bu vecibesini tamamıyla müdriktir. Altı aydan beri bu vecibenin icaplarını samimiyetle yerine getirdik. Fakat Kıbrıslı Rum sorumlularının, milletlerarası antlaÅŸmaları ayaklar altına almaları karşısında Türkiye\’nin bu gidiÅŸe son verme çarelerinin müÅŸtereken araÅŸtırılması için Yunanistan\’a yaptığı teÅŸebbüsleri bu devlet neticesiz bırakmakla kalmayıp, bilakis Kıbrıslı Rum sorumluların hukuk ve insanlık dışı fiillerini savunmuÅŸ ve hatta onları teÅŸvik etmiÅŸtir.

Yunanistan Hükümeti bizzat kendisi dahi, imzaladığı milletlerarası antlaÅŸmaların artık mer\’iyette olmadığını resmen beyan eylemekten çekinmemiÅŸtir. Bu husustaki çeÅŸitli misaller, zamanında dışiÅŸleri bakanlığına yazılı ve ÅŸifah® olarak tafsilatı ile bildirilmiÅŸtir.

Teminatçı devletlerden İngiltere Hükümeti ile de devamlı istiÅŸare vecibemizi yerine getirdik. Birçok hallerde İngiltere Hükümeti ile birlikte Kıbrıs Hükümeti nezdinde, anayasa düzenini ihyaya matuf müÅŸterek teÅŸebbüslerde bulunduk. Fakat maalesef bu teÅŸebbüsler Kıbrıslı Rum sorumluların menfi tutumları yüzünden hiç bir müsbet netice vermedi.

Görüyorsunuz ki Türkiye, diÄŸer teminatçı iki devletle devamlı istiÅŸare ve gerektiÄŸinde müÅŸterek hareket etme imkanlarını ciddiyetle aramıştır. Bu durumda, Türkiye\’nin münferiden harekete geçmeden evvel diÄŸer teminatçı iki devlet ile istiÅŸare etmek vecibesini yerine getirmediÄŸi iddia edilebilir mi?

Türkiye\’ye samimiyetle ve sadakatle yerine getirdiÄŸi istiÅŸare vecibesini hatırlatmaÄŸa lüzum hisseden Amerika BirleÅŸik Devletleri hükümetinin, imzaladığı antlaÅŸmaları reddeden Yunanistan\’a milletlerarası hukukun temeli olan \”Pacta Sunt Servanda\” kaidesine riayet zaruretini hatırlatması icap etmez mi? 15 gün evvel bizzat sayın dışiÅŸleri bakanınız tarafından \”American Law Institute\” da irad edilen nutukta en beliÄŸ bir tarzda \”bekanın temeli\” olarak vasıflandırılan bu kaide bugün maalesef NATO müttefikimiz Yunanistan ve Kıbrıs\’taki Rum sorumlular tarafından hiçe sayılmaktadır.

Sayın Başkan,

Mesajınızda zımnen belirttiÄŸiniz gibi, garanti antlaÅŸmasının 4 üncü maddesi hükümleri, üç teminatçı devlete, antlaÅŸma hükümlerinin ihlali halinde, antlaÅŸma ile ihdas edilen düzeni tekrar kurmak münhasır maksadile, müÅŸtereken, bu mümkün olmadığı takdirde de, münferiden harekete geçmek hakkını vermektedir. Garanti antlaÅŸması, bu anlayış bütün mümzi taraflarca paylaşılarak imzalanmıştır. Nitekim Türkiye ve Yunanistan\’ın o zamanki dışiÅŸleri bakanları arasında 19 Åžubat 1959 tarihinde Londra\’da imzalanmış olan \”Gentlemen\’s Agreement\” da bu müÅŸterek anlayışın bir delilidir.

DiÄŸer taraftan BirleÅŸmiÅŸ Milletler teÅŸkilatına Kıbrıs cumhuriyeti, bütün milletlerarası taahhüt ve vecibeleri teÅŸkilatın üyelerince bilinerek ve hiç bir itiraza uÄŸramadan kabul edilmiÅŸtir. Buna ilaveten, Kıbrıs hakkında 4 Mart 1964 tarihli karara müncer olan güvenlik konseyi müzakereleri sırasında birçok temsilciler arasında Amerika BirleÅŸik Devletleri temsilcisi de birleÅŸmiÅŸ milletlerin, milletlerarası antlaÅŸmaları iptal veya tadil yetkisi bulunmadığını açıkça beyan etmiÅŸtir.

Mesajınızın, Türkiye\’nin Kıbrıs\’a müdahalesi ada\’yı taksim gayesi ile vuku-bulacağı kanaatinde olduÄŸuna dair ifadelerini büyük bir hayret ve derin bir üzüntü ile karşıladım. Hayretim, Türkiye\’nin niyetleri ile ilgili olarak size temin edilen mutaların defaatle tarafımızdan ilan edilmiÅŸ olan gerçeklerden nasıl bu kadar uzak kalabilmiÅŸ bulunmasından doÄŸmaktadır. Üzüntümün sebebi ise, ÅŸimdiye kadar milletlerarası hukuka, taahhütlerine ve vecibelerine mutlak sadakatini, ABD hükümetinin yakinen bildiÄŸi çeÅŸitli ahvalde fiil® deliller ile ispat etmiÅŸ bulunan Türkiye\’nin dış siyasetinin temelini teÅŸkil eden bu prensipten ayrılabileceÄŸinin müttefik ABD hükümetince düÅŸünülebilmiÅŸ olmasıdır.

Sizi en kesin ve açık bir surette temin etmek isterim ki, eÄŸer Türkiye bir gün Kıbrıs\’a askeri müdahale ızdırabında bırakılırsa, bu, tamamıyla milletlerarası antlaÅŸmaların hükümlerine ve gayelerine uygun olarak yapılacaktır.

Bu münasebetle, Bay BaÅŸkan, kararımızın tehirinin tabiatıyla garanti antlaÅŸması 4 üncü maddesinin Türkiye\’ye verdiÄŸi haklara hiç bir suretle halel getirmediÄŸini belirtmeme müsaade buyurunuz.

Bay BaÅŸkan,

Mesajınızda NATO taahhütlerine temas ederek, NATO müttefiklerinin birbirlerine karşı harp etmemelerinin NATO\’nun ruhunu teÅŸkil ettiÄŸini, Kıbrıs\’a bir Türk müdahalesinin Türk-Yunan silahlı kuvvetleri arasında çarpışmalara müncer olacağını ifade ediyorsunuz.

İfadelerinizin birinci kısmı ile tam mutabakat halindeyim. Fakat NATO müttefiklerinin birbirleriyle imzaladıkları milletlerarası antlaÅŸmalara, yekdiÄŸerinin ahd® haklarına, karşılıklı vecibelerine riayet mükellefiyetleri de, ittifakın aynı derecede hayat® önemde bir icabıdır. YekdiÄŸerine karşı ahd® vecibelerini, taahhütlerini istediÄŸi zaman reddeden devletler arasında bir ittifak tasavvur edilebilir mi?

Türkiye milletlerarası antlaÅŸmalarda tasrih edilmiÅŸ ve hak ve vecibelerine uygun olarak Kıbrıs\’a müdahalesi halinde bir Türk-Yunan harbinin çıkacağı hakkında izhar eylediÄŸiniz endiÅŸeye gelince, Türkiye Kıbrıs\’a karşı \”asker® harekete\” münhasıran antlaÅŸmaların tasrih ettiÄŸi ÅŸartlar ve gayeler için tevessül edecektir. Bu itibarla Sayın Dean Rusk\’ın gayet yerinde olarak \”gayrı kabili tasavvur\” (diye) tavsif ettiÄŸi Türk-Yunan harbi ancak, Yunanistan\’ın Türkiye\’ye tecavüzü halinde vuku bulabilir. Müdahale halinde bizim düÅŸüncemiz, teminatçı devletler sıfatıyla Yunanistan ve İngiltere\’yi Kıbrıs\’ta anayasa düzenini ihya amacıyla fiil® iÅŸbirliÄŸine davet etmektir. Davetimize ve ahd® taahhütlerimize raÄŸmen Yunanistan, Türkiye\’ye tecavüz ederse, hasıl olacak neticelerin sorumluluÄŸu Türkiye\’ye atfedilebilir mi? ümit etmek isterim ki, bu hususlara Yunan hükümetinin dikkatini ehemmiyetle çekmiÅŸ bulunuyorsunuz.

Mesajınızın, Kıbrıs\’ta giriÅŸeceÄŸi bir hareket neticesinde Sovyetlerin müdahalesine maruz kaldığı takdirde, NATO müttefiklerinin Türkiye\’yi müdafaa mükellefiyetleri hususunda tereddüt izhar eden kısmı, NATO ittifakının mahiyeti ve temel prensipleri bakımından aramızda büyük görüÅŸ farkı olduÄŸu intibaını vermektedir. İtiraf edeyim ki, bu, bizim için büyük bir teessür ve ciddi bir endiÅŸe kaynağı olmuÅŸtur. NATO müttefiklerinin herhangi birine yapılacak tecavüz, tecavüz eden tarafından tabiatıyla daima haklı gösterilmeye çalışılacaktır. NATO\’nun bünyesi, mütecavizin iddialarına kapılacak kadar zayıfsa, hakikaten tedaviye muhtaç demektir.

Bizim anlayışımıza göre, Atlantik antlaÅŸması, üye devletlere taarruza uÄŸrayan üyeye derhal yardım etmek vecibesini yüklemektedir. Her üye devletin takdirine bırakılmış olan husus, bu yardımın sadece mahiyet ve vüs\’atidir. Åžayet diÄŸer üyeler, Sovyet müdahalesine maruz kalan NATO üyesinin haklı olup olmadığı, müdahaleyi kendi hareketi ile tahrik edip etmediÄŸi gibi hususları münakaÅŸaya kalkışırlar ve münakaÅŸa neticesine göre yardım mükellefiyetleri olup olmadığının tespiti cihetine giderlerse, NATO ittifakının temel direkleri sarsılmış ve manası kalmamış olur. Yardım vecibesinin manası olabilmesi için, bu vecibenin maruz kalınan tecavüzle birlikte derhal doÄŸması gerekir. Bunun içindir ki, kuzey Atlantik antlaÅŸmasının 5 inci maddesi, bir üyeye karşı giriÅŸilen tecavüzü bütün üye devletlere karşı giriÅŸilmiÅŸ addetmekte ve lüzumlu görecekleri harekete hemen tevessül etmek suretiyle kendilerine tecavüze uÄŸrayan tarafa yardım etmek vecibesini yüklemektedir.

Bu münasebetle ÅŸu noktayı da belirtmekte fayda görüyorum: Kıbrıs\’la ilgili antlaÅŸmalar, deÄŸil 1963 Aralık ayı olaylarının patlak vermesinden sonra, hatta Kıbrıs devletinin kurulmasından evvelki devreden de önce, daha birleÅŸmiÅŸ milletlerde mesele müzakere safhasında iken, bu müzakerelere muvazi olarak NATO konseyinin tasvibinden geçmiÅŸtir. Hatırlanacağı üzere, ada\’daki durum ve Kıbrıs\’ın statüsü bakımından antlaÅŸmaların meÅŸruiyete mesnet olmaya devam ettiÄŸi, bundan 3 hafta evvel la haye\’de NATO bakanlar konseyi toplantısında da teslim edilmiÅŸti. Hal böyle iken taraflardan birinin aÅŸikar surette ada\’da hukuk dışı hareketleri neticesi bu antlaÅŸmalar ihlal edilince, sanki mer\’iyetten düÅŸmüÅŸler gibi, Türkiye\’nin mezk»r antlaÅŸmaya dayanan haklarından ve vecibelerinden tegafül edilmek manası çıkmaktadır. Yani, bu temayüle göre, hadise çıkmadığı müddetçe antlaÅŸmalar mer\’idir, aksi halde hükümden düÅŸmüÅŸ sayılmaktadır. Böyle bir hukuk® anlayışın benimsenmemesi gerektiÄŸinde benimle birleÅŸeceÄŸinize ve Türkiye\’nin hiç bir surette ind® addedilmeyecek bir hareketi dolayısı ile hasıl olacak durumda onun, NATO ittifakı çerçevesinde korunması husususun bir ÅŸüphe konusu olabileceÄŸi görüÅŸüne katılmayacağınıza inanıyorum. Aksi bir düÅŸünce tarzı, yalnız hukuk mefhumunu ve BirleÅŸmiÅŸ Milletler yasasının 51 inci madde hükümlerini red ve inkarla kalmaz.

Mesajınızda, Türkiye\’nin BirleÅŸmiÅŸ Milletler üyesi sıfatı ile mükellefiyetleri bakımından endiÅŸe izhar ediliyor. PaylaÅŸamadığım bu endiÅŸenin esassız olduÄŸu- nu söylersem, bilhassa ÅŸu sebeplerle, eminim ki, bana hak vereceksiniz: Türkiye kuruluÅŸundan beri BirleÅŸmiÅŸ Milletlerin en sadık bir kaç azasından biri olmakla temayüz etmiÅŸtir. Türk milleti BirleÅŸmiÅŸ Milletler yasası prensiplerinin korunmasını kanını da dökerek yerine getirmiÅŸ bir millettir. TeÅŸkilatın aksamadan çalışabilmesini teminen, mal® imkanlarının en sıkışık olduÄŸu zamanlarda dahi onu, manen olduÄŸu gibi, maddeten de büyük fedakarlıklar pahasına desteklemekten geri kalmamıştır. Hükümetimin BirleÅŸmiÅŸ Milletlere baÄŸlılığı ve ona gösterdiÄŸi itibar, son defa garanti antlaÅŸmasının kendisine tanıdığı sarih yetki ve imkana raÄŸmen, güvenlik konseyinin 4 Mart 1964 tarihli kararını kabul etmesi ve bu karara öncelik tanıması ile de meÅŸhut olmaktadır. Åžayet BirleÅŸmiÅŸ Milletlere ada\’da mevdu vazife, mesajınızda kaydedildiÄŸi gibi, tedricen baÅŸarılı bir ÅŸekilde yürütülebilmiÅŸ olsa idi, bugün sizi ve beni bu derece endiÅŸeye sevkeden bir durum tahassül etmezdi. Halbuki BirleÅŸmiÅŸ Milletlerin ada\’daki faaliyeti zulüm idaresini durduramamıştır. Son bir kaç hafta içinde nisb® bir sük»n görülmesi, ancak Rumların yeni hazırlıklarının baÅŸlangıcıdır. Mahsur köyler devam ediyor. BirleÅŸmiÅŸ Milletlerin kuvvetleri Türkleri teskin ederken, Rumların mahsullerini kaldırmalarını saÄŸlıyorlar. Türklerin, mahsullerini kaldırabilmeleri için Rumların sakin durmalarını temin etmiyor ve Rum tecavüzlerine seyirci kalıyorlar. Hayat® ehemmiyeti haiz olan bu teferruat yüksek ıttılaınıza gelmeyebilir. Ama biz, her gün bu faciaların hikayesi içinde yaşıyoruz.

Sayın Başkan,

Kıbrıs davasının takibinde hakem ve idareci mevkiinde bulunan müttefiklerimiz esaslı bir hatadan davayı kurtaramamışlardır. Kıbrıs faciası, Kıbrıs cumhuriyetinin antlaÅŸmaları iptal ederek ve anayasayı kaldırmak gibi tasmim edilmiÅŸ politikasından çıkmıştır. Emniyet tesisi, Kıbrıs hükümetinin üstünde bir otoritenin iÅŸlemesiyle mümkündür. Halbuki Kıbrıs\’ta emniyet tesisi için, Kıbrıs hükümetinin razı olabileceÄŸi bir tedbirle çare bulunmaya çalışılıyor. İngiliz idaresi, İngiliz-Amerika teklifleri ve nihayet BirleÅŸmiÅŸ Milletler idaresi, hep bu sakat temel üzerine kurulmuÅŸtur ve netice olarak Makarios\’un razı olabileceÄŸi her tedbir en az olarak kısır kalmış, umumi olarak zulmü ve tecavüzü arttırmıştır.

Sayın Başkan,

Takip buyurduÄŸunuz politikanın Yunanistan\’da infial yaratmış olmasını, bana karşı olarak gösteriyorsunuz. Yunanistan Kıbrıs meselesinde antlaÅŸmaları tamamıyla iptal edinceye kadar her suretle tesir etmeye çalışacak bir mizaçta ve yoldadır. Biz, müttefiklerimize haklı davalarımız için ızdıraplarımızı anlatamıyoruz. İnfial nümayiÅŸlerinden istifade aramamıza da mizacımız elveriÅŸli olmuyor. Sizi temin ederim, ızdırabımız derindir; haklı durumumuzu anlatamıyoruz ve sizin, meseleye layık olduÄŸu ehemmiyeti verip bu meselenin bünyesinde sakladığı tehlikeleri önlemek için bütün gayretinizi ve otoritenizi kullanmanız lazım geldiÄŸini kabul ettiremiyoruz.

Fransa ile Almanya arasındaki düÅŸmanlığın bırakılması güzel bir misal. Fakat biz, bu imtihanı, bütün Anadolu\’yu yangın yerine çeviren mezalimden sonra Yunanlılarla dostluk kurmak suretiyle 40 sene evvel geniÅŸ ölçüde geçirmiÅŸ bir milletiz.

Sayın Başkan,

Vazifelerini, haklarını bilen bir millet olarak ittifak manzumesi içinde bulunuyoruz. Kıbrıs davasının antlaÅŸmalara riayet edilmek suretiyle hallinden baÅŸka bir gaye takip etmiyoruz. Yardımcı olursanız, Amerikan milletinin tabiatında bulunan adalet hissini kudretli otoritenizle tatbik ettirirseniz meselenin halli mümkündür.

Sayın Başkan,

ABD\’nin Türkiye ile olan münasebetlerine atfettiÄŸi kıymeti belirten ifadeleriniz ve Türk milleti hakkındaki güzel sözleriniz için teÅŸekkürlerimi sunarım. Kıbrıs meselesi üzerinde sizinle görüÅŸmek üzere Amerika\’ya gitmekten bahtiyar olacağım. 17 Haziran\’da (1964) BirleÅŸmiÅŸ Milletler güvenlik konseyi toplanacaktır. Bu arada NATO genel sekreteri Mr. Dirk Stikker\’in memleketimize ziyareti vuku bulacaktır. Ayrıca, arabulucu Mr. Tuomioja da genel sekretere raporunu verecektir. Bu inkiÅŸaflarla yeni bir vaziyet hasıl olabilir. 20 Haziran\’ı takip eden günlerde sizce uygun görülecek bir tarihte size mülaki olmak üzere seyahate çıkmaklığım mümkün olacaktır.

Kıbrıs meselesi hakkında tebellür etmiÅŸ düÅŸünce ve tasavvurlarınız mevcut ise, bunları bana ÅŸimdiden bildirmeniz, Washington\’a bunlar üzerinde imali fikrederek hazırlıklı gitmem bakımından çok faydalı olacaktır.

Bu mesajımı size göndermek üzere iken, Mr. G. Ball\’un Ankara\’ya vaki ziyaretinde kendisiyle yaptığımız açık, faydalı ve ümit verici görüÅŸmelerden duyduÄŸum memnuniyeti bu vesileyle belirtmek isterim.

Saygılarımla.

İsmet İnönü

Birileri okuduklarından (tümünü okuyabildiyseniz ne mutlu size) birÅŸeyler alabildiyse, ne mutlu bana…

Leave a Comment

Scroll to Top