Globalizm Çağının Birinci Savaşı ve Türkiye

Ateşli silahların dünya çapındaki dehşet dengesini; diplomatik, siyasal ve ekonomik olarak kontrol altına alan Kapitalizm, Soğuk Savaş’a son verirken Rus Sovyet’ini de dağıtmıştı.

Kapitalizm ve arkasındaki güç ABD yeni bir çağı başlatıyordu; Global Çağ.

Dehşeti ve elbette sükunu da tüm tarihi süreç içinde en yüksek mertebede kontrol etmesini öğrenmiş ve o iddiada olan kapitalist “Akıl” ya da ABD; ülkelere diplomasi, siyaset ve ekonomik üstünlüğünü sanki Maestro’ nun bagetine hakimiyeti hünerine benzer bir şekilde kullandı.

Kimine dehşeti kimine sükunu vermek iddiasında oldu.

İran’ ı açık düşman ilan etti.

İslami Ruhun, aklın ve kültürel kazanımlarının iğdiş edilerek Siyonist-Hristiyan birlikteliğine ilişiklendirilmesinin siyaseti yapıldı.

İslam Ülkeleri içinde “Bağımsızlık, Özgür Akıl ve Vicdanın temsilcisi” Türkiye’de bu karakterin bizzat kendine yani Atatürk’e karşı yoketme siyaseti uygulanarak Türkiye’yi ilişiklendirilmiş İslamın başrol oyuncularından biri yaptılar.

Asya Ülkelerini, barışta dost, potansiyel savaşta rakip kıldılar.

ABD ile Asya Ülkeleri arasında sanki görünmez bir anlaşma vardı.

ABD yüksek cari açık verirken diğer taraftan başta Çin olmak üzere Asya Ülkeleri bol bol ABD tahvilleri satın alarak ABD’ye borç veriyorlardı.

ABD Cari İşlemlerini ve Cari Açığını finanse ediyor, Asya Ülkeleri de paralarını sabit kurda ve az değerli tutuyordu.

ABD, düşük maliyetli ve düşük vergi oranlı finansmanla yatırımlarına yol veriyor, Asya Ülkeleri de ihracaata dayalı büyüme ve yoğun istihdam sağlıyordu.

Bu süreçte en büyük risk şuydu;

Çin; mesela Avrupa, Japonya tahvilleri alamıyordu. Çünkü bu taktirde ABD Dolarının değeri düşer ve faizler yükselirdi. O zaman Çin, sermaye kaybeder ve yükselen faiz oranları Amerikan Gayrimenkul Piyasasında krize ve giderek ekonomik durgunluğa ve oradan Global durgunluğa neden olurdu.
Kapitalist Patron, rakibe işte bu silahı kaptırmıştı.

Ve ABD, dışarıdan tehdite yönelik hiçbir tepki yokken, aşırı kullanmaktan zedeli ve bir noktada kontrolü başkalarıyla müştereklenmiş Gayrimenkul Piyasasından yürüyerek Mali Finans Piyasasında kriz bombasını patlatıverdi.

ABD’de başlayan Mali Kriz, dalga dalga dünyaya yayılırken, Uluslararası Sistemin kurucusu ve kollayıcısı ABD, “mevcut sistemin dışında hiç bir yeni sistem kuramayan” ve krizin etkisinden cayır cayır yanmaya başlayan diğerlerine şunu söylüyor:

Para bulamazsam, kepenklerim iner.
Bankalara borcumu ödeyemem.
Kağıtlarımın değeri düşer, borsam çöker.
O taktirde siz de üretemezsiniz.

Ve diğerleri rezervlerini boşaltıyor, milyarlarca doları piyasalara akıtıyorlar.

Doların değerinin korunması için seferber oluyorlar.

ABD, diğerlerinin elinde bulunan kağıtlarının kendine silah olarak kullanılmasının önüne geçiyor.

ABD, kendine patentli Mali Kriziyle tüm dünya halklarını tehdit ediyor.

Mali Kriz yayıldıkça dünya daha da küçülüyor.

Amerika; kriz arkası ekonomik durgunluk, arkası “ekonomik depresyon” ile dünyaya namlusunu gösteriyor.

Mali Krizle petrol fiyatlarının düşmesi özellikle İran’ın ekonomik yalıtımına neden olurken, Gürcistan Meselesinin tarafı olan Rusya’ya da ekonomik ve siyasal bir ikaz verilmiş oluyor.

Eskinin egemeni Rusya, ekonomisinde ve siyasetinde sıkışıyor.

Amerika, kayıtsız şartsız dünyayı istiyor.

Bu aşamada Avrupa, Asya, İslam coğrafyası ve diğerleri öbeklerinin organizasyonları tepesinde olmanın savaşını yapıyor.

Gelişmiş ülkelerde alınan liberal tedbirlerle reel piyasalar korunurken şu iki husus dikkate şayandır.

Mali Krizle birlikte zor durumda kalan stratejik değerde işletmelerin yabancılara geçmemesi esas alınıyor.

Krizin faturasının çalışanlara, emeklilere, tasarruf sahiplerine çıkarılmaması için yoğun gayret gösteriliyor.

Bu iki husus için Kamu Fonları kuruluyor.

İnsan Hakları konusunda “içi onları dışı bizi yakar” örneği titizlik gösteriliyor.

Türkiye’de, Global Krize karşı uygulanacak kriz paketinin ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı.

Kriz yönetimi, koordinasyonu, proje çalışmaları Kamu Kesimi ve Özel sektör temsilcilerinden oluşan “Küresel Kriz Komitesi” tarafından sağlanması planlanırken, çalışanlar, emekliler ve tasarruf sahipleri komitede yoklar.

Yani bu kesim, Sosyal Yapıyı Kuvvetlendirme adına alınacak tedbirlerde karar noktasına katılamıyorlar.

Türkiye’ de insan sömürüsü devam ediyor.

İçi ve dışı da bizi yakıyor.

Küresel Krizi fırsata dönüştürme adına, Kapitalizmin buyruğuyla İstanbul’un Finans Merkezi yapılması, Körfez kökenli kaynakların Türkiye’ye getirilmesini teminen yatırım ve borçlanma mevzuatlarının çıkarılmasının acilen yolu açılıyor.

Ekonomik olarak Orta-Doğu’laştırılıyoruz.

Türkiye, İslamı ılımlılaştırarak ve Atatürk’ü yok ederek yaşamaya mahkum ediliyor.

Vatandaşlarına yöneteninin verdiği ile yetinme kalırken, Türkiye’ye “Sadaka Devleti” olmak sıfatını uygun görüyorlar.

Türkiye Yurtseverlerinin, Türkiye’ nin çalışanlarının, emeklilerinin ve tasarruf sahibi bireylerinin güçlü muhalefeti, Parlamentoda bulunan Muhalefet Partileri tarafından desteklenirse, Türkiye; İran gibi bir ülkenin komşusu olmayı ve yaşanan Küresel Krizin debdebesi ortamını avantajına çevirebilirse bu çirkin savaşta dışarıda kalabilir. Tıpkı İsmet İnönü’ nün II. Dünya Savaşı sürecindeki dirayeti gösterilebilinirse…

Siyonizm, 2. Savaşın “Deccal”e karşı olacağına inanıyor.

Ya sonra?

Şarkısı öyle diyor:

Bugünlerin yarınları var,
Gidiyorum ben, sen hoşça kal!
Ya sonra?
Senden sonra,
Ya sonra?
Ne yaparım senden sonra?
Heheyy, hey…

Leave a Comment