Hani Yüksek Faiz Düşük Kur Vardı?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, 15 Ocak’ta Bankalar Arası Para Piyasası ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Repo-Ters Repo Pazarı’nda uygulanmakta olan kısa vadeli faiz oranlarının sürpriz oranda indirilmesine karar verdi. Faizler 200 baz puan düşürüldü.

Merkez Bankası gecelik borçlanma faiz oranı yüzde 15’ten yüzde 13’e, borç verme faiz oranı ise yüzde 17,50’den yüzde 15,50’ye indirildi. Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalar arası Para Piyasası’nda saat 16.00-17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 11’den yüzde 9’a, borç verme faiz oranı ise yüzde 20,50’den yüzde 18,50’ye indirildi. Açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla gecelik ve bir haftalık vadelerde tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 16,50’den yüzde 14,50’ye indirildi.

Bu iki puanlık faiz indirimleri, piyasa beklentilerinin oldukça üstünde düşüler demek! Merkez Bankası gerekçe olarak son dönemde açıklanan verilerin, iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın giderek derinleştiğine ve uluslararası kredi piyasalarındaki ve küresel ekonomideki sorunların önceki tahminlere göre daha uzun bir süre etkili olacağına ilişkin görüşlerin güçlendiğini gündeme getirmekte. Bu çerçevede iç ve dış talep ile enflasyon üzerindeki aşağı yönlü baskıların süreceğini de düşünmekte. Ayrıca, petrol ve diğer emtia fiyatlarındaki birikimli düşüşlerin enflasyonu olumlu etkilediğini ve enflasyonun 2009 yılının ortalarından itibaren yıl sonu hedefi ile uyumlu düzeylere ineceğini ve 2009 yıl sonunda ise hedefin altında kalma ihtimalinin arttığını vurgulamakta!

Bu nedenle Kurul, önümüzdeki aylarda yapılması öngörülen faiz indirimlerinin önemli bir kısmını erkene almanın, finansal koşullardaki ek sıkılaşmanın telafi edilmesine katkıda bulunacağını düşünerek, fiyat istikrarını sağlama temel amacı ile çelişmemek kaydıyla, uluslararası piyasalardaki sorunların ekonomimiz üzerindeki etkilerini sınırlamak için, üzerine düşen tedbirleri almaya devam edeceğini de deklare etmekte. Küresel finans piyasalarındaki sorunların reel ekonomi üzerindeki etkilerinin boyutuna ilişkin belirsizlikler halen yüksek seviyede olduğundan, bundan sonraki olası faiz indiriminin miktarı ve zamanlaması enflasyon görünümünü etkileyen unsurlardaki gelişmelere bağlı olacak vurgulamasını da yapmakta. Ayrıca enflasyon görünümüne ilişkin açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin, Kurul’un geleceğe yönelik duruşunu değiştirmesine neden olabileceği de, önemli bir ikaz olarak söylenmekte.

Şimdi Türk toplumu bu birkaç kez peş peşe gelen faiz indirimlerini nasıl yorumlayacak? Eğer Ayşe Teyze-Ali Rıza Bey ekolünden biri iseniz, Merkez Bankası’nın ‘yüksek faiz düşük kur‘ hastası olduğunu, gerçekler ne olursa olsun, söylemeye devam edersiniz.

Yok eğer biraz insaf ve mantık sahibi iseniz, 2006 yılında iç talep ve dış talep yüksek iken, enflasyon da yükselmekte iken, Merkez Bankası’nın enflasyon beklentilerini zaptedebilmek için faizi hızla yükselttiğini gözlemler ve gerçekleri kabul eder, bankanın faiz yükseltme kararını, o dönemdeki dışa sermaye kaçışı ve kurun etkilemediğini görürsünüz, faizi artırmayı gerektirenin, enflasyon ve enflasyon beklentilerindeki yükselme olduğunu anlarsınız.

Benzeri şekilde şimdi, 2008 yılı sonunda ve 2009 başında, iç ve dış talep zayıf iken ve dışa doğru sermaye çıkışı da var iken ve kur dalgalı ve hareketli iken, enflasyonun ve enflasyon beklentilerinin düşmesi karşısında, Merkez Bankası’nın faizleri peş peşe birkaç defa hızla düşürdüğünü de görürsünüz.

Merkez Bankası enflasyona reaksiyon verirken, kura reaksiyon veriyor diye düşünmenin doğru olmadığını, Merkez Bankası’nın sadece kur volatilitesini etkilemek için minimum müdahale yaptığını nihayet anlarsınız!

Ama bazılarımız, Merkez Bankası’nın ‘milattan beri non stop para politikası hatası‘ yaptığını düşünüyor! Ne yapalım, burası böyle bir ülke! Bu ülkede ekonomi bilim değil, bir inanç, bir batıl itikattır!

Leave a Comment