Yamukluk Diz Boyu Maşallah

Size cidden kızıyorum. Hala öğrenemediniz mi ülkemizdeki bu sistemi?

Adam diyor ki: “Bu tiyatro sahnesinde ışıkçıya kızmanın bi alemi yok”. Adam bordrolu ışıkçı… Hep aynı, değişmeyen senaristler senaryoyu yazıyor. Seyirci aynı seyirci şimdilik hep tepkisiz hep duyarsız nedense. Bu tiyatro sahnesinde gerçek anlamda değişen oyuncuların isimleri bir dönem başrolde Ali, Veli, Ayşe, Fatma; bir dönem Ahmet, Tuncay, Zehra vs. vs. Ne mi diyor kapıdaki palyaço, elindeki zili çalarken şov başlıyor ve oyun devam ediyor.

En basitinden yapabiliyor musun Tayland’ın yaptığını? Elin adamı cari açık vermiyor. Borç yükü, gayrisafi milli hasıla içindeki faiz yükü ve faiz oranı vb. tüm finansal göstergelerde bizden fersah fersah iyi durumda olmasına rağmen ne diyor adam; ben tobin vergisi koydum ey sıcak para, ben senin istediğin gibi at koşturacağın babanın çiftliği değilim, buraya ancak benim istediğim kurallarla girer ve çıkarsın, aksine davranışlar vergiye tabidir…

Sen ne diyorsun; ey sıcak para sen benim velinimetim benim özetle herşeyimsin, bana istediğin gibi gir çık seni vergilendirmek benim haddime mi, sen benim yerli vatandaşımdan bile öte değersin, sana bunu ispatlamak için bonoda senin faiz gelirini sırf sen sıcak para olduğun için sıfırladık, yerliye ise ne yaptık: %10 vergi!.. Nerede kaldı vergide anayasal eşitlik? Oldu mu sana nanik…

İşte iki örnek… Biri kendini yöneten geleceğini düşünen bi toplum, biri kendini yönetemeyen geleceğini düşünmeyen başkalarının yönettiği çalsın sazlar oynasın kızlar diyen toplum.

Bu toplum için rahmet ve şükranla andığımız Atatürk ne diyordu; “‘Oysa güç ve kuvvet, Türkiye’de ve Türkiye halkında olan gelişme cevherine, zehirli ve yakıcı bir sıvı katmıştır. Bunun etkisi altında kalarak, milletin en çok da yöneticilerin zihinleri tamamen bozulmuştur. Artık durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için, mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler ortaya çıktı. Oysa hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir. Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır. İşte Türkiye de, bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler yüzünden, her saat, her gün, her yüzyıl, biraz daha çok gerilemiş, daha çok düşmüştür.

Ne dersiniz? Çıkar mı bu asil milletin bağrından bir Atatürk daha!!!

Sen yasa yapmışsın. Yasa ne diyor yasan; zarar eden şirket karlı şirketle gerekli izinleri alarak birleştirilebilir. Senin benim ödediğim vergileri adam birleşmenin bedava finansman kaynağı olarak yasalarının verdiği bu hakkı sonuna kadar kullanarak cebinden bi kuruş para harcamadan bedava şirket sahibi olabilir. Buna vergiden kaçınma denir. Yani Türkçesi, yasaların verdiği haklardan yararlanarak en avantajlı bi şekilde en az vergiyi ödeme yöntemidir. Bu bilinenin aksine, sonuna kadar yasal bir uygulamadır. Toplum vicdanını kanatabilir, kabul, ama maalesef yapacak bir şey yok. Bunlar geçmişte birilerinin birilerine hediyesiydi. Adam ayrıca kapı gibi bakanlıktan müktezasını almış bu tür damlar kırk tilkiyi kırk ambarda kırkbin sefer aynı anda dolaştırarak birbirine değdirmeden gezdirirler. İster kabul edin, isterseniz etmeyin; bunlar işte bu ülkenin gerçeğidir.

Ülkemizde kendini yönetememe hastalığı vardır. Kendini yönetemeyenleri de birileri gelip güzelce yönetir. Başkalarının yönettiği adamlar da işleri idare ederken Ahmet’ler ve Mehmet’lerin çıkarına göre değil, Hans’ların ve Corç’ların çıkarına göre pozisyon alır.

Sonuca gelirsek, bu tiyatral oyunda ışıkçının suçu yoktur. Hastalığın ilacı mı nedir? Kendini adam gibi yönetmeye hazır hale getirip, felaket senaryolarına itibar etmeden kendi geleceğini kendi avuçlarında tutmakla olur.

Leave a Comment