Karşıyaka… Türk Bayrağıdır

Karşıyaka’nın uğradığı saldırıyı, sportif şiddet olarak algılayan, Allah’ın geri zekâlısıdır.
Karşıyaka, Türk bayrağıdır.

Mustafa Kemal tarafından armasında ay-yıldız taşıma onuru verilen ilk ve tek kulüptür.

(İkincisi Kasımpaşa… 1948 Londra Olimpiyatı’nda 6 güreşçimiz altın aldı, Gazanfer Bilge, Mehmet Oktav, Ahmet Kireççi, Kasımpaşa’nın sporcularıydı. Kasımpaşalı Başbakan’ın “faşist” dediği İsmet İnönü, Kasımpaşa’ya armasında ay-yıldız taşıma hakkı verdi.)

(Üçüncüsü Beşiktaş: 1952’de Yunanistan karşısına “milli takım” olarak sahaya çıktı. Dönemin başbakanı Adnan Menderes, armasında ay-yıldız taşıma onuru verdi Beşiktaş’a.)

(Resmi olarak bu üç kulüp, bayraktır… Diğer kulüplerimiz, ay-yıldızı anca göğsünde taşır, isterse 100 kere şampiyon olsun, armasına koyamaz.)

İşgal edildiği gün, bir ulusun kurtuluş savaşını başlatan, işgali sona erdiği gün, o ulusun kurtuluş savaşını sonlandıran bir başka şehir yoktur dünyada İzmir’den başka… Karşıyaka, İzmir’in Türkler tarafından kurulan ilk spor kulübüdür. Bütün sporcuları Kuvayı Milliye kahramanıdır. Galip Hoca lakaplı Celal Bayar’la birlikte, Ege dağlarında vuruştular. 9 Eylül’de İzmir’e ilk girenler arasındaydılar. Bu nedenle, armasında ay-yıldız taşıma onuru verildi. Bu onuru Mustafa Kemal’in elinden alan, ilk ve tek kulüptür. Başka yoktur.

Hani meşhur ibret öyküsü vardır ya… İşgal sırasında İzmir’e gelen Yunan Kralı, ayağına serilen Türk bayrağını ezip geçmiş, sonra aynı köşkte kalan Mustafa Kemal’in ayağına Yunan bayrağı serilince, “Bize yakışmaz” deyip, kaldırtmıştır… Karşıyaka’da yaşandı o hadise.

Atatürk’ün manevi kızı, tarih profesörü Afet İnan, bizzat anlatmıştır… “Ben sporcunun, zeki, çevik ve ahlaklısını severim” sözünü, Karşıyaka Spor Külübü’nü cumhurbaşkanı olarak ziyaret edip, pırıl pırıl kızlarımızın tenis idmanını seyrettikten sonra söylemiştir.

Kutsal emanet Karşıyaka’dadır.
Zübeyde Hanım orada yatar.

Başka?

Rum Kesimi’ne onlarca Türk takımı gitti bugüne kadar, futbol, basketbol, voleybol, hentbol… Çıt çıkmadı… Peki, Karşıyaka’dan başka bi tek hangi takım saldırıya uğradı? İzmir Tuborg!

Rumların İzmir alerjisidir bu.
9 Eylül’ün kuyruk acısıdır.

Başka?

İzmir işgal edildiğinde, İzmir Metropoliti etekleri uçuşa uçuşa gelmiş, diz çökerek, işgal komutanının çizmesini öpmüş, elindeki haçı havaya kaldırarak, “Evlatlarım, ne kadar Türk kanı içerseniz, o kadar sevaba girersiniz” diye haykırarak, kıyımı başlatmıştı.

Adı neydi o arkadaşın?
Hrisostomos.

Asıl adı, Kalafatis’ti…
Konstantinopolis başpiskoposu Hrisostomos’un adını lakap olarak almıştı. Onu yaşatıyordu.

Peki, Rum Kesimi’nin “Türkiye düşmanımızdır” diyen metropolitinin kullandığı lakap ne?
Hrisostomos!

Kinlerini yaşatıyorlar.

İzmir’deki Hrisostomos, komşularını katletmenin bedelini ödedi… Sonra ne oldu? Türk kıyımı için dua eden bu arkadaş, 1993’te, Yunan kilisesi tarafından “aziz” ilan edildi.

Başka?

İzmir’deki Hrisostomos, Aya Fotini Kilisesi’nin papazıydı. İbadethane filan değildi orası, cephanelikti, teşkilat merkeziydi. 9 Eylül’de yıkıldı. Sonra ne oldu? Atina’da Nea Smyrna, yani Yeni İzmir diye bi semt var. Aya Fotini’nin bire bir kopyası dikildi oraya… İsmi, Aya Fotini… Önüne de Hrisostomos’un heykelini dikip, altına şunu yazdılar: “İzmir şehidi!

Başka?

İzmir’de Hollandalıların Protestan kilisesi vardı, sivri, üçgen çatı mimarisiyle “Ben Protestan kilisesiyim” diye bağırır adeta…
Bu kilise Rum cemaatine verildi.
Adı ne kondu? Aya Fotini!

(Üç beş Rumumuz kaldı. Bu memleketi en az benim kadar severler. Pek çok Türk’ten daha hayırlı yurttaşlardır. Amacım, onları rencide etmek değil. Ama, bizi keriz yerine koymaya kalkanlara, arada bir nostaljiyapmak lazım… Özellikle, son dönemde, Hrisostomos hakkında kitaplar yayınlayan ve ne kadar iyi insan olduğunu anlatmaya çalışan İzmirli işadamları var mesela… Ne yapmaya çalıştıklarının farkında olduğumuzu bilmelerini isterim.)

Demem o ki…
Karşıyaka’nın uğradığı saldırıyı sportif şiddet olarak algılayan, ahmaktır.

Açılım’cılara hatırlatırım:
Karşıyaka, Türk bayrağıdır.

Başka?

AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, “burnu akmış çocuk“a benzetmiş İzmir’i…
E madem sümüklüyüz, mendilini hazırlasın, onu da yarın hınkırırız artık!

Leave a Comment